Kolektif – Kavramsal Ritimler (2021)

Edebiyat ile felsefe arasında sıkı bir ilişki vardır.

Bu nitelikli derleme de, filozofların kullandıkları kavramları merkeze alarak, filozofların edebiyata yönelik tutumlarını ve kendi düşünceleriyle edebiyat arasında nasıl bağ kurduklarını aydınlatıyor.

Felsefe edebiyatın yerini alamaz; edebiyat da felsefenin yerini tutamaz.

Edebiyat bir şey yapar, etkileri vardır; bazı sonuçlar doğurur, felsefe bu sonuçların ne olduğunu, böylelikle edebiyatın ne olduğunu anlamak ve açıklamak ister.

Fakat aslında bu, felsefenin daima önünde duran zor bir meseledir.

Zira edebiyatın sonsuz evreninde hep keşfedilecek başka yollar, anlaşılmayı bekleyen başka sonuçlar var olacaktır.

İnsana dair kavranabilir ve hissedilebilir olanı arayan bu iki faaliyet arasındaki bağlar, her zaman kavramların gücüyle eleştirel bir biçimde tartışılmayı bekleyecektir.

Elinizdeki derlemede, edebiyat ile felsefe arasındaki ilişkiler filozofların edebiyata yaklaşırken kullandıkları kavramlar merkeze alınarak tartışmaya açılmaktadır.

Derlemede bir araya getirilen metinler, filozofların edebiyata yönelik tutumlarının ne olduğunu, kendi düşünceleriyle edebiyat arasında nasıl bir bağ kurduklarını ve bu bağın genel olarak felsefe ile edebiyata yönelik kavrayışları ya da kabulleri ne şekilde değiştirdiğini göstermektedir.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Ömer Küçük, Sercan Çalcı, Burcu Canar, Hakan Yücefer, P. Burcu Yalım, Emre Koyuncu, Mustafa Demirtaş, Uğur Ermez, Özgür Taburoğlu, Zeliha Dişçi ve Yüce Aydoğan.

  • Künye: Kolektif – Kavramsal Ritimler, editör: Mustafa Demirtaş, Nika Yayınevi, inceleme, 316 sayfa, 2021

Gilles Deleuze – Bergsonculuk (2021)

Gilles Deleuze’ün felsefi gelişiminde Bergson okuması çok temel bir yer teşkil eder.

Deleuze, varlığın etkinliğine, ifadesine ve salt olumluluğuna dayanan radikal ontolojisini Spinoza üzerinden kurarken önce Bergson’a uğrar ve burada Hegelci olumsuzlamaya karşı güçlü bir temel bulur.

Deleuze’ün Bergsonculuğunun, her şeyden önce, dünyayı unutmaya dayalı umutsuz felsefelere karşı yaşamla kavramı birleştirmeye yönelen sevinçli felsefeler yaratmaya çağrı olduğunu belirten kitabın çevirmeni Hakan Yücefer’e kulak veriyoruz:

“Deleuze’ün felsefe tarihçiliği, olumlayıcı felsefeye bir övgü, bu yönde felsefe yapmaya bir çağrıdır. Deleuze’ün yorumlarının gösterdiği gibi, aynı bileşenler, Bergson’da kesin felsefeyi, Spinoza’da bilgeliği, Nietzsche’de ‘şen bilgi’yi ortaya çıkarmak için farklı düzenlemelerle yeniden bir araya gelirler. Ama Deleuze’ün felsefe tarihçiliği, aynı zamanda felsefe tarihinin keskin bir eleştirisidir de. […] İktidarını insanların hınçları üzerine inşa eden ikiyüzlü politikacı, dünyayı olumlamaktan aciz din adamı, ölü kavramlarla iş gören sıkıcı akademisyen… […] Dünyayı ve karşısındakini hiçe sayan, olumsuzlamaya dayalı tüm bu figürlerden uzakta, Deleuze’ün felsefesi, dünyaya evet deme yönünde bize yapılmış bir çağrıdır. Deleuze’ü okudukça, filozof olabileceğimizin farkına varırız.”

  • Künye: Gilles Deleuze – Bergsonculuk: Yaşamsal Hareketi Anlamanın Araçları, çeviren: Hakan Yücefer, Alfa Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2021

Kolektif – Ulus Baker’i Okumak (2021)

Ulus Baker’in yazılarını estetikten tarihe, felsefeden sosyolojiye, farklı ilgi ve bilgi alanlarıyla etkileşime açan usta işi bir derleme.

Ulus Baker’in yazdıkları, kalıcı izler bıraktı.

2015’ten beri “Ulus Baker Okumaları” adıyla onun metinlerinden biri etrafında hazırlanan sunuşlar ve yürütülen tartışmalar, bu kitapta bir araya getirilmiş.

Çalışma bu yönüyle, Baker’in “derinlere daldıran, uzaklara götüren” yazılarının hakkını veren bir seçki niteliğinde.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Şükrü Argın, Ali Artun, Mustafa Çağlar Atmaca, Eylem Canaslan, Özge Çelikaslan ve Alper Şen, Gülsüm Depeli, Toros Güşen Eşgün, Beliz Güçbilmez, Can Gündüz, Ahmet Gürata, Fulden İbrahimhakkıoğlu, Emre Koyuncu, Barış Mücen, Oktay Özel, Mehmet Şiray, Özgür Taburoğlu, Latif Yılmaz ve Hakan Yücefer.

  • Künye: Kolektif – Ulus Baker’i Okumak (2015-2019), derleyen: Onur Eylül Kara, İletişim Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2021

Gilles Deleuze – Anlamın Mantığı (2020)

‘Anlamın Mantığı’, bundan tam 51 yıl önce yayımlandığında büyük etki yaratmış, psikanaliz tartışmalarına çok özgün boyutlar getirmişti.

Gilles Deleuze, bizde yeni baskısı yapılan bu klasikleşmiş yapıtında, ağırlık merkezini yüzey mi derinlik mi tartışmasından yana koyuyor ve bunu da Lewis Carrol ve Antonin Artaud bağlamında yapıyor.

Düşünür burada,

  • Ölçülü şeylerle deli-oluş arasındaki Platoncu ayrım,
  • Cisimler ya da şey durumlarıyla cisimsiz sonuçlar ya da olaylar arasındaki Stoacı ayrım,
  • Nedensel ilişkinin ikiye bölünmesi,
  • Yalıtık olarak tekrar ortaya çıkma,
  • Dizisel biçim ve heterojen diziler,
  • Tekillikler ve olaylar,
  • Sıradan oyunların kuralları,
  • Paradoksal öğenin özellikleri,
  • Sağduyunun doğası ve paradoks,
  • Yemek-konuşmak ve şizofrenik dil,
  • Şizofreni ve yüzeyin çöküşü,
  • Dilin ilksel düzeni ve ikincil örgütlenmesi arasındaki ayrım,
  • Hakiki bir oluşumun koşulları,
  • Ben’in ve bireyleşme merkezinin olmadığı bir aşkınsal alan,
  • Anlam ve önerme,
  • Stoacılık ve Zen,
  • Dilin örgütlenmesi,
  • Yüzeyin kuruluşuyla ilişkisi içinde Oidipusçu girişim,
  • Fantazm ve olay,
  • Cinsellik ve dil,
  • Nevrotik aile romanı bağlamında psikanaliz ve edebiyat,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

O zamanlar Lacan’ın öğrencisi olan Félix Guattari’yi de derinden etkilemiş bu yapıt, Deleuze’un özgün düşünce dünyasına yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Gilles Deleuze – Anlamın Mantığı, çeviren: Hakan Yücefer, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 371 sayfa, 2020