Eduardo Viveiros de Castro – Yamyam Metafizikler (2022)

Amerika yerlileri ile Avrupalı sömürgeciler ilk kez karşılaştıklarında, birincisi ötekini Tanrı, ikincisi ise ötekini hayvan olarak görmüştü, zira “Öteki’nin ötekisi Aynı’nın ötekisiyle aynı değildi.

Ama insan bilimi olarak antropoloji, ötekiyi hayvan olarak görenin bakış açısından kuruldu.

Şimdi usulca beyaz adamların antropolojisini bir kenara bırakıp bakış açımızı tersine çevirmeye çalışıyoruz: Amerikan yerli düşüncesinin çizgilerinde alter bir antropoloji nasıl kurulur?

Düşünceyi başka bir şekilde düşünmeye davet eden ‘Yamyam Metafizikler’, Batı felsefesinin ve antropolojisinin de mümkün dünyaların içinden yalnızca biri olduğunu keyifli bir yolculukla bize tekrar hatırlatıyor.

  • Künye: Eduardo Viveiros de Castro – Yamyam Metafizikler: Postyapısalcı Antropoloji Çizgileri, çeviren: Arda Varan ve Deniz Dirican, Otonom Yayıncılık, antropoloji, 256 sayfa, 2022

Darrel Bricker ve John Ibbitson – Boş Gezegen (2022)

Yarım yüzyıl boyunca istatistikçiler, âlimler ve siyasetçiler her gün biraz daha artan küresel nüfusun, sonunda dünya kaynaklarını tüketeceği uyarısında bulunmuşlardı.

Uzmanların iddialarına göre küresel nüfus, artmak şöyle dursun ani bir düşüşe doğru dört nala koşuyor.

Bu düşüş, birçok ülkede daha şimdiden başlamış durumda.

John Ibbitson ile Darrel Bricker ‘Boş Gezegen’ isimli eserlerinde azalmış küresel nüfusun birçok faydayı da beraberinde getireceğini söylüyorlar: Daha az sayıda çalışan daha yüksek maaş talebinde bulunabilecek, çevre sorunları düzelecek, açlık riski bile ortadan kalkacak, ayrıca gelişmekte olan ülkelerdeki düşen doğum oranları kadınlar için daha fazla güç ve otonomi manasına gelecek.

Ama ufukta muazzam karışıklıklar da görünmüyor değil.

Bunun etkilerini Avrupa’da ve Asya’nın bir kısmında -yaşlanan nüfus yapıları ve iş gücü azalışları ekonomiyi zayıf düşürür ve kamu sağlığı ile sosyal güvenlik üzerinde yıkıcı talepler doğurur- hâlen görmekte olduğumuzu da söyleyebiliriz.

Özenle araştırılarak ortaya konmuş ve saygı uyandıran bir eser diyeceğimiz ‘Boş Gezegen’, önleyemeyeceğimiz ama istediğimiz takdirde şekil verebileceğimiz bir gelecek vizyonu ortaya koyuyor.

  • Künye: Darrel Bricker ve John Ibbitson – Boş Gezegen: Küresel Nüfus Çöküşü Şoku, çeviren: Kadri Mustafa Orağlı, Orenda Kitap, inceleme, 312 sayfa, 2022

Heinz Heimsoeth – Ahlak Denen Bilmece (2022)

Alman filozof Heinz Heimsoeth’ün Türkiyeli okurları için özel olarak kaleme aldığı ‘Ahlak Denen Bilmece’, felsefenin vazgeçilmez bir dalı olan ahlak felsefesi alanına kısa bir giriş yapıyor.

Yazarın ustaca derlediği eski ve yeni öğretiler üzerinden ahlak alanında tartışılan başlıca sorunları irdelediği ve şaşırtıcı açmazlara parmak bastığı bu değerli çalışma, ahlak felsefesine ilgi duyan her düzeyde okur için temel bir kaynak teşkil ediyor.

Ahlaka ilişkin başlıca akımların, ahlaktanımazlık, görecilik, yararcılık ve törebilimciliği oluşturan düşüncelerin irdelenip ahlak felsefesinin otorite, norm, yasak, buyruk, bireysellik, birlikte yaşama gibi temel kavramların sergilendiği kitap, ahlak tartışmalarına yön veren Platon, Aristoteles, Kant, Schopenhauer, Nietzsche, Stirner, Mandeville, Rousseau, Piaget gibi düşünürlerin ahlak açısından önemli bazı görüşlerine de değiniyor.

  • Künye: Heinz Heimsoeth – Ahlak Denen Bilmece, çeviren: Nermi Uygur, Fol Kitap, felsefe, 2022

Anthony Storr – İnsan Yıkıcılığı (2022)

Anthony Storr’un en son bulguları ve psikoterapist olarak kendi birikimlerini dikkate alarak tamamen yeniden kaleme aldığı ‘İnsan Yıkıcılığı’, insanlığın kötülük kapasitesini inceliyor.

Kitap saldırganlık, nefret ve zalimlik kapasitemizle alakalı psikolojik ve psikiyatrik bulgular sunuyor.

Storr soykırım, ırksal çatışma ve şiddetin büyük ölçekli diğer dışavurumlarına ışık tutma çabasıyla, bizleri bireysel davranışlardan grup ve ulusların davranışlarına dair kolay çıkarımlar yapmamamız için uyarıyor ve agresif kişilik bozuklukları, sadomazoşizm ve paranoyak hezeyan mekanizmaları üzerine aydınlatıcı tartışmalar açıyor.

İlk kez 1972’de yayımlanan ‘İnsan Yıkıcılığı’, insan ruhunun bazı en karanlık köşelerini aydınlatan bilimsel, kapsamlı bir çalışma.

  • Künye: Anthony Storr – İnsan Yıkıcılığı: Soykırım ve İnsan Zulmünün Kökenleri, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, inceleme, 180 sayfa, 2022

Ahmet Tarık Çelenk – Türk Sağı (2022)

Türk sağı bu ülkenin başına gelmiş en büyük beladır.

Ahmet Tarık Çelenk bu kitabında, Türk sağının üç ana bileşeni olan muhafazakâr, milliyetçi ve İslamcı dünya görüşlerinin ve yaşam tarzlarının sosyo-kültürel ve politik bir analizini sunuyor.

Çelenk, bugünün Türkiye’sine dair zamanın ruhunu yansıtan birçok kritik konuda Türk sağının kriz(ler)ine dikkat çekerken, bir yandan da krizlere yol açan nedenleri sorguluyor ve onların kritiğini yapıyor.

Türkiye’nin 1960’lı yıllardan bu yana geçirdiği büyük değişime şahitlik eden yazar, eleştirel akla muhtaç olduğunu söylediği Türk sağının “mahalle” kompleksini aşamayışından bugünün gençlerinin inanç krizine, İttihatçılığın mirasından Kürt ve Ermeni meselesine, muhafazakâr burjuvazinin vizyon sorunundan tarikat ve cemaatlerin dünyevi dönüşümlerine dek birçok konuda cesur ve özgün değerlendirmelerde bulunuyor.

‘Türk Sağı: Mahalle, Kriz ve Kritik’, Osmanlı’dan günümüze Türk modernleşmesinin sosyal ve kültürel boyutlarına ilişkin pek çok ince detayı dile getiren, kapsamlı ve samimi bir eser.

  • Künye: Ahmet Tarık Çelenk – Türk Sağı: Mahalle, Kriz ve Kritik, Beyoğlu Kitabevi, siyaset, 312 sayfa, 2022

Pierre Bayard – Tolstoyevski Muamması (2022)

Büyük Rus yazar Leon Fyodor Tolstoyevski’nin adını herkes biliyor, değil mi?

Ama aynı kişi nasıl ‘Anna Karenina’ ve ‘Karamazov Kardeşler’ kadar farklı eserler yazmış olabilir?

‘Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?’, ‘Önceden İntihal’ ve ‘Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi?’ kitaplarının yazarı psikanalist, akademisyen ve denemeci Pierre Bayard’ın yaklaşık yirmi yıllık çalışmasının ürünü olan ‘Tolstoyevski Muamması’, iki büyük Rus yazarı tek isimde bütünleştirip eserleri arasında özgün bir bağ kuruyor.

Edebi tarzını “teorik kurmaca” olarak tanımlayan Bayard, Freud’un çabasını devam ettirerek büyük Rus edebiyatının psikanalizini yapıyor.

Çoklu kişilikler teorisinden yola çıkan Bayard, okuyucuya “Ben neden birçok kişiyim?” sorusunu yöneltiyor.

‘Tolstoyevski Muamması’, hem ciddi bir şaka hem de zekice yazılmış grotesk bir deneme.

Edebiyata, özellikle de 19. yüzyıl Rus yazınına özgün bir perspektifle, bir kez daha bakmak isteyenler için!

  • Künye: Pierre Bayard – Tolstoyevski Muamması, çeviren: Ani Haddeler, Everest Yayınları, deneme, 168 sayfa, 2022

Robin George Collingwood – Din ve Felsefe (2022)

Collingwood bu kitabıyla din kavramına, yaygın olarak ele alındığı biçimiyle bir dogma olarak değil, felsefi bir problemin eleştirel bir çözümü olarak yaklaşıyor.

Başka bir deyişle düşünür, dini bir felsefe olarak ele alıyor ve çeşitli öğretileri metafizik, etik veya teoloji olarak adlandırılabilecek tek bir fikrin farklı yönleri olarak görüyor.

Yöntem ise açıkça diyalektiktir.

O, bir yandan dini, bilimsel analize elverişsiz kılan nitelikleri ortaya koyarken, diğer yandan bunu; felsefe ile en sıkı yakınlığı bizzat dinin kurduğunu ileri sürerek gerçekleştirir.

Din ve felsefeyi, deneysel psikolojinin müdahalelerinden korumayı deneyen Collingwood; psikoloji ve felsefenin karşılıklı bağımlılığını sürdürmeye de çalışıyor.

Tartışmalar; onda kişisel bir tona bürünmez, belirli düşünürlerce temsil edilme hâllerinden çok düşünme biçimlerine odaklanır.

Dinin genel mahiyeti, felsefe ve tarihle ilişkisi, madde-zihin düalizmi, kötülük problemi, kişilik, enkarnasyon, kefaret ve mucize konuları, bu sıkı metinde bütüncül bir kavrayış zeminine oturuyor.

  • Künye: Robin George Collingwood – Din ve Felsefe, çeviren: Fulya Kılınçarslan, Akademim Yayıncılık, felsefe, 232 sayfa, 2022

Gavin Jackson – Tek Derste Para (2022)

Günümüz dünyasında neler olup bittiğini anlayabilmek için finansal sistemi kavramak büyük önem taşıyor.

Son yıllarda Bitcoin gibi ödeme araçları parayı kullanma şeklimizi ve aynı zamanda hükümetler ile şirketlerin harcamalarımızı takip etmek için uyguladıkları yöntemleri değiştiriyor.

Kendinize “Bu sistem nasıl işliyor sahiden biliyor muyum?” diye sorsanız yanıtınız “Evet” olabilir mi?

Financial Times’ın ekonomi ve işletme alanlarında uzmanlaşmış başyazarı Gavin Jackson ‘Tek Derste Para’da, İrlanda’daki bankacılık grevinden Batı Afrika’daki deniz kabuğu enflasyonuna kadar çeşitli tarihsel olaylardan yola çıkarak okuyuculara paranın ne olduğunu ve toplumlarımızı nasıl şekillendirdiğini açıklıyor.

“Para önemlidir. Ve neden önemli olduğunu anlamak için cevap vermemiz gereken ilk soru, paranın tam olarak ne olduğudur.”

  • Künye: Gavin Jackson – Tek Derste Para: Banka, Faiz, Yatırım, Kredi, Enflasyon, Kripto Para, çeviren: Samet Öksüz, Say Yayınları, iktisat, 392 sayfa, 2022

George Lakoff ve Mark Johnson – Metaforlar (2022)

Şimdiden bir klasik olan ‘Metaforlar: Hayat, Anlam ve Dil’, dil ve anlam üzerine düşünmeyi sevenleri kendine çağırıyor.

İnsanlar her konuştuklarında metaforlar kullanırlar.

Bu metaforların bazıları edebi nitelik taşır, yani düşüncelerimizi daha canlı ya da eğlenceli kılan araçlar olarak işlev görür.

Ama çoğu metafor çok daha basittir, yaşamımızla öyle bütünleşmişlerdir ki onları farkında olmadan kullanırız.

Bu kitapta George Lakoff ve Mark Johnson, işte bu basit metaforların yalnızca fikir alışverişlerimizi etkilemekle kalmadığını, en başından beri tüm algı ve anlayışımızı yapılandırdığını ileri sürüyor.

Dilbilim ve felsefenin farklı bakış açılarını bir araya getiren Lakoff ve Johnson, en yaygın metaforlara ve bunların insan zihni hakkında neler söylüyor olabileceğine dair ilginç ve şaşırtıcı bir kılavuz sunuyor bizlere.

Ayrıca 2003 yılında ekledikleri yeni sonsözle de hem argümanlarını geliştiriyor hem de metafor konusuna son yıllarda ne gibi yeni düşüncelerin eşlik ettiğine dair etkileyici bir panorama sunuyorlar.

Çok tartışılan metafor konusunda bugüne kadar yazılmış en orijinal ve değerli kitap olarak öneriyoruz.

  • Künye: George Lakoff ve Mark Johnson – Metaforlar: Hayat, Anlam ve Dil, çeviren: Gökhan Yavuz Demir, Minotor Kitap, dilbilim, 384 sayfa, 2022

Alvin Plantinga – Tanrı, Özgürlük ve Kötülük (2022)

Son yıllarda din felsefesi, özgürlük ve kötülük sorunu üzerine yazılmış en etkileyici metin.

Çağımızın en önemli analitik din felsefecilerinden Alvin Plantinga’nın başyapıtları arasında sayılan metin, birçok teistik ve ateistik argümanı ve de kötülük problemini ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Ateistler, kötülük probleminin Tanrı’nın varlığı aleyhine en güçlü argüman olduğu konusunda hâlâ ısrarcılar.

Felsefe tarihine baktığımızda da Epikuros’tan Hume’a ve yakın dönemde Mackie’ye kadar uzanan bir yelpazede çeşitli düşünürler tarafından bu konuda birçok eleştirinin dile getirildiğini görmek mümkün.

Plantinga bu çalışmasında felsefe tarihinin en köklü sorunlarından biri olan ‘Tanrı’nın varlığı sorusu’nu cevaplamaya çalışmakla kalmayıp felsefi bir yöntem ve soruşturmanın nasıl olması gerektiği konusunda muhteşem bir örnek de sunuyor.

Plantinga, bu kitabıyla bizi, felsefe tarihinin en temel ilkelerinden birini hatırlamaya çağırıyor: var olanın ardındakini anlamaya çalışmak.

  • Künye: Alvin Plantinga – Tanrı, Özgürlük ve Kötülük, çeviren: Musa Yanık, Fol Kitap, felsefe, 152 sayfa, 2022