Ergi Deniz Özsoy – Evrim, Bilim ve Tarih (2022)

Evrimsel biyolojinin tarihsel serüveni ve entelektüel birikimi üzerine rehber kitap isteyenleri bu tarafa alalım.

Ergi Deniz Özsoy’un evrimsel biyolojinin kaydettiği ilerlemeleri tarihsel perspektifle ele alması, kitabın diğer bir artısı.

‘Evrim, Bilim ve Tarih’ itici gücünü yaşamın büyüleyici çeşitliliğinden alan entelektüel maceranın motoru evrimsel biyolojinin bulgularını küçük ama yoğun bölümler halinde sunuyor.

Bu bölümler yazarının evrimsel genetikçi olmasının ağırlığını taşısalar da –fosil bilim bulguları üzerinden okunan son derece bilgilendirici ve bir o kadar da heyecanlı yaşam tarihine, bir başka deyişle biyolojik evrimin tarihsel manzarasına, pek değinilmedi– evrimsel biyolojinin tarihsel serüvenini ve modem bilimsel içeriğini önemli ölçüde yansıtıyorlar.

Yazılanın tamamı, bilimsel aktivitenin tarih dışılığı iddiasına olan temelden itirazın da bir yansıması.

Yazar, evrimsel biyolojinin kaydettiği ilerlemeleri tarihsel yüzlerinin diyalektiği çerçevesine ele almış.

Kitabın adını temelde bu kavrayışa ve bu kavrayışın getirdiği kolektif üretime bir gönderme olarak da görmek mümkün.

  • Künye: Ergi Deniz Özsoy – Evrim, Bilim ve Tarih: Bu Yaşam Görüşünde İhtişam Var, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 112 sayfa, 2022

Carlos Martinez – Başlangıcın Sonu (2022)

Dünyanın ilk sosyalist devleti Sovyetler, yetmiş yıllık macerasının ardından çöktü.

Carlos Martinez, sosyalistler için bu yenilginin ne anlama geldiğini ve bundan ne gibi dersler çıkarılabileceğini tartışıyor.

“Sonun başlangıcı” sık işittiğimiz bir söz. Bu kez “başlangıcın sonu” var karşımızda.

Yetmiş yıllık sosyalizm deneyimi insanlık tarihinde yeni bir başlangıçtı ve çöktü.

  • Peki bu başlangıcın sonu nasıl geldi?
  • Sovyetler’in çöküşünde ne gibi etmenler, hangi ağırlıklarla rol oynadı?
  • Ve belki de en önemlisi; bu etmenleri iyi çözümleyebilir, onlardan gerekli dersleri çıkarabilirsek “başlangıcın sonu” yeni başlangıçlara gebe olabilir mi?

Carlos Martinez, yirmi beş yılı aşkın süredir solun tartışma gündeminden düşmeyen bu konuyu, soru ve sorunları, bu kitabında özlü bir biçimde yanıtlıyor.

Başka sorular ve yanıt arayışlarıyla birlikte: Ekonomide, siyasette, kültür ve ideoloji alanlarında; dış politikada, “barış içinde bir arada yaşama” çabalarında ve silahlanma yarışında; içeride, halkın devrimin ilk yıllarındaki coşkusunu koruma ve geliştirme anlamında neler yaşandı, nerelerde eksik kalındı? 1970’lerden itibaren ekonomideki büyüme eğilimi neden yavaşladı, bilim ve teknolojide Batı’yla girilen rekabette ne gibi hatalar yapıldı?

Çin ile ilişkiler, Macaristan ve Çekoslovakya’daki müdahaleler neleri değiştirdi?

Hruşçov’un “destalinizasyon politikası”ndan Gorbaçov’a nasıl bir yol uzanıyor?

Glasnost ve perestroyka gerekli miydi; bunlar ilk başta nasıl göründü, sonradan nasıl değişti?

Afganistan Savaşı çöküşte ne gibi bir rol oynadı?

Peki ya, Gorbaçov ve ekibinin ihaneti?

1991 darbe girişimi başarılı olsaydı, Sovyetler Birliği şimdi tıpkı Çin gibi yaşar mıydı?

  • Künye: Carlos Martinez – Başlangıcın Sonu: Sovyetler’in Çöküşünden Dersler, çeviren: Ali Haluk İmeryüz, Yordam Kitap, siyaset, 160 sayfa, 2022

Hikmet Çağrı Yardımcı – Cumhuriyet ve Hissiyat (2022)

Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde duygu siyaseti nasıl tasavvur edildi?

Hikmet Çağrı Yardımcı, Erken Cumhuriyet döneminin düşünce dünyasına ve ruh haline güçlü bir ışık tutuyor.

Ulus-devletlerin inşasının, milliyetçi ideolojilerin oluşumunun ve modernleşme sürecinin uzun süre ihmal edilen bir cephesi, duygu rejimidir.

Bu kapsamlı toplumsal inşa ve dönüşüm projeleri, hangi duygulara hitap eder, hangilerini “coşturur” ve bunu nasıl yaparlar?

Yardımcı, ‘Cumhuriyet ve Hisssiyat’ta, Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluş döneminde duygu siyasetinin nasıl tasavvur edildiğine bakıyor.

Bunun için, yeni duygu rejiminin etkili ve gözde bir taşıyıcısı olarak Falih Rıfkı Atay’a odaklanıyor.

  • Osmanlı-Türk Batılılaşmasında duygu rejimi, kibirden aşağılık duygusuna ve o duygudan kurtulma gayretine doğru, nasıl bir seyir izledi?
  • Yeni bir şeref anlayışının (“milli şerefin”) ve yeni bir duygular cemaatinin inşası, nasıl tahayyül edildi?
  • Garp medeniyetinin mutluluğunun “sırrını” arayan Falih Rıfkı ve diğer Cumhuriyetçi öncüler, o mutluluğun peşinde nasıl bir “saadet terbiyesi”ne giriştiler?

Erken Cumhuriyet döneminin düşünce dünyasına ve ruh haline tutulan bu mercek, Cumhuriyet tarihi boyunca duygu siyasetlerini analiz edebilmenin de anahtarıdır.

  • Künye: Hikmet Çağrı Yardımcı – Cumhuriyet ve Hissiyat: Falih Rıfkı Atay’da Modernlik, Ulus ve Duygular, İletişim Yayınları, inceleme, 262 sayfa, 2022

Russell Blackford – Görüş Zorbalığı ve Linç Kültürü (2022)

Linç kültürü, zorbalık, utandırma, dışlama ve tacizle nasıl mücadele edebiliriz?

Russell Blackford, düşünce ve konuşma özgürlüğü üzerine derinlemesine bir tartışma yürütüyor ve linçe karşı okura kimi direniş stratejileri öneriyor.

İdeoloji, propaganda ve kabilecilik çağındayız.

Politik uyumluluk ve John Stuart Mill’in “hâkim kanaat ve duygunun zorbalığı” dediği sosyal kontrol her geçen gün daha fazla dayatılmakta.

Liberal veya sol görüşlü insanlar genellikle birbirlerinden, muhafazakâr veya sağcı rakiplerinin birbirlerinden korktuğundan daha çok korkuyorlar.

Sosyal medya ve linç kültürü uyumsuzları adlandırmayı, utandırmayı, dışlamayı, dahası taciz etmeyi kolaylaştırarak kariyerleri ve yaşamları mahvediyor.

  • Peki bununla mücadele edebilir miyiz?
  • Birey olarak kendimize dair algımızı ve özgürlüğümüzü yeniden kazanabilir miyiz?

‘Görüş Zorbalığı ve Linç Kültürü’, sorunu ortaya koyarken okura direniş stratejileri öneriyor.

Düşünce ve konuşma özgürlüğü, aklımızdan geçeni söylemenin sınırları, kimlik politikası ve kimlik kurbanları gibi başlıklarda derinlemesine bir inceleme sunan Blackford bu kitabıyla bireysel özgürlük, özgür araştırma, dürüst tartışma gibi temel liberal değerlere yeniden bağlılık çağrısında bulunuyor.

  • Künye: Russell Blackford – Görüş Zorbalığı ve Linç Kültürü, çeviren: Birol Akmeriç, The Kitap Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2022

Loïc Bollache – Hayvanlar Nasıl Düşünür, İnsan Ne Görür? (2022)

Bu enfes kitap, insanlar ve hayvanlar arasındaki hiyerarşiyi yıkma girişimi olarak okunabilir.

Ekoloji profesörü Loïc Bollache ödüllü kitabında, hayvan zekâsının hiç alışık olmadığımız muazzam boyutlarını gözler önüne seriyor.

  • Eşlerini kaybeden balıklar aşk acısı çeker mi?
  • Kambur balinalar toplanmak, alanlarını sınırlamak ve yavrularıyla iletişim kurmak için çıkardıkları seslerin yayılma düzeyini ayarlayabilir mi?
  • Yunusların sosyal hafızası, yıllar sonra oyun arkadaşının ıslığını tanımaya yeter mi?
  • Ölüm farkındalığı olan filler stres altındaki türdeşlerine şefkat gösterecek duygusal zekâya sahip mi?

Uzun yıllar zeki olmadıkları kabul edilen hayvanları gözlemlediğimizde aslında bu beceriye sahip tek tür olmadığımızı ve zekânın pek çok formu olabileceğini anlarız.

Bollache, bu kitapta zekâ kavramının karmaşıklığından yola çıkıyor ve IQ gibi kriterlerle bu beceriyi sayılara indirgeyerek elde edilen sonuçların kapsayıcı olmadığının altını çiziyor.

Hayvanların dünyasının, deneyim ve becerilerinin bizim ölçümlerimizle sınıflanamayacak kadar karmaşık ve çok boyutlu olduğunu vurguluyor.

Güncel araştırmalardan hareketle zekânın çeşitliliğine değiniyor ve hayvan zekâsını iletişim, kültür, sosyal hayat ve duygusal zekâ üzerinden tanımlamaya çalışıyor.

Kurtların birbirini teselli edebilmesinden, karıncaların en kestirme yolu bulabilmesini sağlayan kolektif zekâsına, somonların çiftleşmek için doğdukları yere dönebilmelerini sağlayacak kadar kuvvetli hafızalarından, arıların dans ederek iletişim kurabilmesine kadar hayvan zekâsını tüm yönleriyle ele alıyor.

Bollache, bildiğimizi sandığımız bir dünyaya, hayvanlara ve hayvan-insan ilişkisine dair zihinlerimizde yepyeni bir pencere açıyor, sorguluyor ve düşündürüyor.

‘Hayvanlar Nasıl Düşünür, İnsan Ne Görür?’, hayvanlar âlemine bakışımızı değiştirecek, doğadaki konumumuza dair kavrayışımızı derinleştirecek ve empati gücümüzü artıracak ufuk açıcı bir kitap.

Kitabın, 2021’de Fransa’nın en prestijli ödüllerinden biri olan Fransız Akademisi Jacques Lacroix Ödülü’ne layık görüldüğünü de belirtelim.

  • Künye: Loïc Bollache – Hayvanlar Nasıl Düşünür, İnsan Ne Görür?, çeviren: Seda Sevinç, Timaş Yayınları, hayvanlar, 160 sayfa, 2022

C. Cengiz Çevik – Seneca’nın Doğa Felsefesi (2022)

Seneca’ya göre insan doğanın kalbine inerse Tanrı’yı bilmeye başlar ve bu sayede ruhu da yücelir.

Cengiz Çevik, hem Seneca’nın doğa felsefesi hem Stoacı felsefe hem de Roma felsefesi üzerine önemli bir çalışmayla karşımızda.

Seneca felsefe konulu eserlerinde bir ahlak filozofu olarak karşımıza çıkar, insanın ve toplumun açmazlarını gözler önüne serip çözüm önerileri sunduğu için, onun aynı zamanda bir yaşam rehberi olduğunu da söyleyebiliriz.

Öz ifadeyle mutlu yaşamın nasıl gerçekleşebileceğini gösteren Seneca ‘Doğa Araştırmaları’ (Naturales Quaestiones) adlı eserinde de, doğa olaylarını mutlu, huzurlu ve erdemli yaşamı hedefleyen ahlak duyuşuyla irdeler.

Seneca ‘Naturales Quaestiones’te insanları doğayı bilmeye çağırır, ona göre, doğa ilk bakışta görülmeyecek olan kutsallığını, sadece araştırmayla ve tefekkürle varılabilecek olan bağrına saklamıştır, o hâlde insan zihnen doğanın kalbine vardığında Tanrı’yı bilmeye başlar, bu, insanı insanlığının da üzerine çıkararak değerli kılan, yani ruhunu yücelten bir çabadır.

Daha önce Cicero’dan ‘Devlet Üzerine’ çevirisini ve ‘Roma’da Siyaset ve Felsefe (Cumhuriyet Dönemi)’ isimli kitapları da yayımlanmış C. Cengiz Çevik’in bu yeni çalışması, felsefe, Roma felsefesi, ahlak felsefesi ve doğa bilimleri konularını takip eden okurların ilgisini ziyadesiyle çekecek nitelikte.

  • Künye: C. Cengiz Çevik – Seneca’nın Doğa Felsefesi: Stoacı Doğa Araştırmaları Üzerine Bir İnceleme, İthaki Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2022

Maureen Murdock – Kadın Kahramanın Yolculuğu (2022)

Erkek egemen kültürde kadın ya başarılıdır, ya bağımlıdır, ya da kontrol altındaki bir dişidir.

Terapist Maureen Murdock bu enfes çalışmasında, ataerkil hegemonyaya alternatif olabilecek dişil bir dünyanın imkânları üzerine düşünüyor.

Günümüzün kadın kahramanı sezgi kılıcını kullanarak kendisini geçmişine hapseden ego bağlarını kesmeli ve ruhunun hakiki amacını bulmalıdır.

Kadın yaşamı erkeğinkinden farklı bir mitolojiye sahiptir.

Erkek egemen kültürde bir kadın ya başarılıdır, ya bağımlıdır, ya da kontrol altındaki bir dişidir.

Bir kadın, başarıyı, tatmini ya da mutluluğu erkek kahramanın yolculuğu üzerinden ölçtüğünde kim olduğunu inkâr eder.

Kadınların erkek kahramanın yolculuğunu benimsemelerinin sebebiyse Tanrıça imajlarının üstünün örtülü olmasıdır.

Bugünse toplumu ve dünyayı değiştirmek için yeni mitler ve kadın kahramanlar yaratmalı, kadim anaerkil dünyayı yeniden anımsamalıyız.

Murdock, ‘Kadın Kahramanın Yolculuğu’ kitabıyla dişil iyileşme sürecinin on adımlı haritasını çiziyor.

Murdock, kendi deneyimlerinden ve Tanrıça’nın yolunu izleyen kadın topluluğunun kolektif bilgeliğinden ilham alarak, berrak ve tutkulu bir dille kültürel mitler, masallar, kadim semboller ve kadınların rüyaları üzerinden dişil değerlere duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor.

Onlarca dile çevrilmiş ataerkil hegemonyaya alternatif bir yolculuk modeli sunan bu kitap, yirminci yüzyılda sadece kadının değil, dişil tarafıyla bütünleşmeyi bekleyen erkeklerin de sesidir.

  • Künye: Maureen Murdock – Kadın Kahramanın Yolculuğu: Kadının Bütünlük, İyileşme ve Denge Arayışı, çeviren: Ayşe Deniz Yurdakul, Beyaz Baykuş Yayınları, psikoloji, 272 sayfa, 2022

Hilary Wilson – Hiyeroglifleri Anlamak (2022)

 

Eski Mısır hiyeroglifleri tam 1500 yıl boyunca tercüme edilemedi.

Hilary Wilson’ın hiyerogliflerin gizemini çözmek için sağlam bir rehber olarak okunabilecek bu özgün çalışması, en sık kullanılan hiyerogliflerin içeriklerini açıklıyor.

Eski Mısır hiyeroglifleri, 1500 yılı aşkın bir süre boyunca tercüme edilemedi ve bu yazının kadim bilgeliği ve dini gizemleri sakladığı düşünüldü.

Hiyeroglifler nihayet çözüldüğünde, dini mitler ve ritüellerden sıradan halkın günlük meselelerine kadar hayatın bütün alanlarına dair şaşırtıcı biçimde canlı bir manzara sundu.

Wilson, ‘Hiyeroglifleri Anlamak’ta anıtlardan, belgelerden ve müze teşhirlerinden örneklerle birlikte en sık kullanılan yüzlerce hiyeroglifin tercümelerini sunuyor.

El çizimleri, tablolar ve haritalarla ayrıntılı bir şekilde resimlendirilen kitap, okurunu, yüzlerce Mısır anıtını ve eserini süsleyen hiyerogliflerden bazılarını gerçekten okuyabilmenin keyfini yaşatacak türden.

  • Künye: Hilary Wilson – Hiyeroglifleri Anlamak: Antik Mısır İçin Bir Anahtar, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Maya Kitap, tarih, 224 sayfa, 2022

Jordan Shapiro – Baba Figürü (2022)

Modern erkeklik imajıyla yüzleşmekte geç bile kaldık.

Jordan Shapiro, babalık ve genel olarak erkeklik konusundaki kolektif anlayışımızla hesaplaşıyor.

Babalarla ilgili ortak anlayışımızın doğasında var olan paradokslar ve çelişkiler nelerdir?

Babalığın bazı yönlerini yeniden düşünmenin zamanı gelmiş olabilir mi?

Ebeveynlik üzerine yüzlerce kitap var ve aslında ebeveyn olmak korkutucu, zor ve yaşamı değiştiriyor.

Ancak konu çocuk yetiştirmenin püf noktalarından ziyade ebeveyn kimliğiyle ilgili kitaplara gelince, neredeyse hepsi anne olmanın nasıl bir şey olduğuyla ilgili.

Sosyoloji, ekonomi, felsefe, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve yazarın kendi deneyimlerindeki araştırmalardan yararlanan ‘Baba Figürü’, bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.

‘Baba Figürü’, genel olarak babalık ve erkeklik konusundaki kolektif anlayışımız için çok ihtiyaç duyulan bir güncelleme sunuyor.

Babalara baba olmanın zevklerini nasıl kucaklayacaklarını öğretirken, onları modern dünya erkeklik imajına doğru yönlendiriyor.

  • Künye: Jordan Shapiro – Baba Figürü, çeviren: Burcu Oğuz, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 200 sayfa, 2022

Kolektif – Dünya Senin Ellerinde (2022)

Ekolojiik yaşamın bir parçası olmak bizim ellerimizde.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu bu nitelikli derleme, dünyaya verdiğimiz zararı azaltarak daha adil bir geleceği nasıl mümkün kılabileceğimizi gösteriyor.

Öyle bir dönemdeyiz ki sürdürülebilir yaşama her zamankinden çok ihtiyacımız var.

Nüfusu gün geçtikçe artan dünyamız yeni felaketlere gebe. Salgın, savaşlar, göçler, yoksulluk, biyoçeşitliliğin yok olması ve iklim krizi bize gelecekte neler yaşayabileceğimizin haberini veriyor.

‘Dünya Senin Ellerinde’ yazarları, ekolojik farkındalığı artırıp insanları harekete geçirmek için bir araya geldiler.

Mevcut durumu değerlendirip geleceği tasarlamayı da görev bildiler.

Müberra Mızıkacı’nın editörlüğünde yaşam savunucuları, sürdürülebilirliğin çeşitli konularına dair fikir ve öngörülerini paylaşıyor.

Küresel salgının hayatımızdaki yeri, gıda hakkı, toplumsal beslenme sistemleri ve mikroplastik gibi başlıklar “sürdürülebilirlik” odağında ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mücahit Erakyol, Duygu Ağagündüz, Nejla Anul, Kübra Damla Ekenci, Z. Begüm Kalyoncu, Gizem Köse, Tuğba Küçükkasap Cömert, Meltem Şahinler Soylu, İrem Yakışıklı, Nihal Tunçer, Dilek Türközü, Damla İkbâl Ceyhan, Nihan Çakır Biçer, Merve Çapaş, Fatma Çevik, Derya Dikmen, Sedat Gündoğdu, Müberra Mızıkacı, Haluk Şener, Erkut Tutkun, Yiğit Ulukent, Ersin Yaman ve Bahar Korçan.

  • Künye: Kolektif – Dünya Senin Ellerinde, editör: Müberra Mızıkacı, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 272 sayfa, 2022