Geraldine Pinch – Meraklısına Mısır Mitolojisi (2023)

‘Meraklısına Mısır Mitolojisi’, tarihteki en uzun ömürlü medeniyetlerden birinin temel değerlerini ifade eden, çağdaş kültürleri etkileyerek Batı kültür mirasının bir parçası haline gelen Mısır mitlerinin büyüleyici ve karmaşık dünyasını ele alıyor.

Mitoloji, tarihin büyük bir kısmında Mısır kültürünün ayrılmaz bir parçasıydı.

Pinch de bu kitapta, Kleopatra’nın İğnesi ve Tutankhamun’un altın heykelinden tanrıların anlatıldığı papirüslere kadar Mısır mitolojisiyle ilgili çok çeşitli kaynak ve nesnelerin arkasındaki kültürel ve tarihsel arka planı inceliyor.

Bunun yanı sıra “Horus ve Seth’in Çekişmeleri” mitini ayrıntılı olarak açıklayıp yol açtığı pek çok yorumu gözler önüne seriyor.

Ayrıca Mısır tarihine ait bir zaman çizelgesi ve teknik terimler sözlüğü de sunuyor.

Mitlerin ne anlama geldiğini, İsis ve Osiris gibi tanrıların mitlerinin çağdaş kültürü etkileyerek kültürel mirasımızın bir parçası haline nasıl geldiğini merak edenler için keyifli bir rehber.

  • Künye: Geraldine Pinch – Meraklısına Mısır Mitolojisi: Mısır Mitlerinin Kültürel ve Tarihsel Arka Planı, çeviren: Ilgın Yıldız, Nova Kitap, mitoloji, 160 sayfa, 2023

Bülent Özçelik – Yürü Bir Gerçeğe (2023)

Bu çalışma, hakikat algımızdaki parçalanmanın yarattığı siyasi ve kültürel sonuçları, “kamusal alan”, “kamusallık” ve “kamusal tartışma” gibi kavramları merkezine alarak tartışıyor.

Arendt’in, görünür olduğumuz ve birbirimizin gerçekliğine dokunduğumuz bir iletişim biçimi olarak betimlediği kamusallığın koşulları uzun zamandır yavaş yavaş ortadan kalkıyordu.

Özçelik’in vurucu bir biçimde ifade ettiği gibi, şeylerin sahtesine ya da sanal olanına, kendisinden daha fazla değer atfedildiği günümüzde, kamusal bir iletişimin koşulları iyice sarsılmış ve hatta neredeyse yok olmuş durumda.

Özçelik, böyle bir kamusal iletişimin olanaklarını zedeleyen yeni koşulları ince bir biçimde analiz ediyor.

Artık neredeyse sıradan, gündelik bir gerçeklik haline dönüşen “alternatif hakikatler”, “sahte haberler”, “yalan bildirimler”, “uydurulmuş veriler” gibi unsurların siyasetin dönüşümü ile bağlantısını gösteriyor.

Bir yandan siyasette gittikçe yükselen popülist liderler, öte yandan hakikat sonrası unsurların bombardımanına uğrayan zihinler…

Özçelik, kitabında, bu ikisinin birbirini nasıl beslediğini örneklerle etkileyici bir biçimde ortaya koyuyor.

İletişim ve internet teknolojisindeki yeni gelişmelerin, yarattığı yeni fırsatlar yanında, siyasette karşılıklı “körleşme” ve birbirine duyarsızlaşmayı nasıl körüklediğini; yalan haberin yayılmasını nasıl kolaylaştırdığını çarpıcı bir biçimde irdeliyor.

Ortak meselelerimiz konusunda tartışmamızın olanağı olan kamusal mecraların, retoriği baş tacı eden demagoglar ile düzensiz veri yığını ve sahte bilgilerle dumura uğrayan kitlelerin “ilişkisi” içinde elimizden nasıl kayıp gittiğinin hikâyesini sunuyor.

Modern zihnin temel parametrelerinin kaybolduğu, parçalı ve kaotik bir gerçeklik kavrayışına adım attığımız, “herkesin kendine ait bir hakikati” olduğu zannına kapıldığı zamanımızda, Özçelik’in yapıtı, zihinlerimizi durulaştırmak, nedenler ve sonuçlar arasındaki bağlantıları kurabilmek, kavrayışımızı zenginleştirmek ve en önemlisi kötümser olmamak için ufuk açıcı bir katkı ortaya koyuyor.

  • Künye: Bülent Özçelik – Yürü Bir Gerçeğe: Hakikat Sonrası’nı Anlamak, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 240 sayfa, 2023

Zehra Zeynep Sadıkoğlu – Yeni Anneliğin Sosyolojisi (2023)

Orta sınıftan anneler ne kadar özverili olursa olsunlar, her daim kendilerini yetersiz, bir şekilde suçlu hissediyorlar.

Zehra Zeynep Sadıkoğlu, yeni anneliğin sosyokültürel bağlamını irdeliyor.

Sadıkoğlu bunu yaparken de hem kendi kuşağını hem de kendi annesinin de içinde yer aldığı bir önceki kuşağın annelik tecrübelerini kıyaslıyor.

Annelerin uzmanlık bilgisiyle nasıl bir ilişki kurdukları, bu ilişkiyi nasıl anlamlandırdıkları kitabın asıl yanıtını aradığı soru.

  • Künye: Zehra Zeynep Sadıkoğlu – Yeni Anneliğin Sosyolojisi: Postmodern Zamanda Anne Olmak, Alfa Yayınları, sosyoloji, 256 sayfa, 2023

Anna Lowenhaupt Tsing – Dünyanın Sonundaki Mantar (2023)

‘Dünyanın Sonundaki Mantar’da çağımızın en tuhaf meta zincirlerinden biri olan matsutake mantarı üzerinden kapitalizmin bıraktığı enkaza karşı doğanın direnme biçimlerini, ormanın ve ağaçların hikâyelerini anlatıyor Anna Lowenhaupt Tsing.

Biyoloji, ekoloji ve genetik biliminden de beslenen Tsing, “kapitalist yıkım” ile “işbirliğine dayalı hayatta kalma” ilişkisi üzerine özgün bir incelemeye imza atıyor.

Bunu da Japonya’da çok değer verilen aromatik bir yabani mantar grubu olan, matsutakenin mantarını merkeze alarak yapıyor.

‘Dünyanın Sonundaki Mantar’, 21. yüzyılın antropoloji klasiklerinden.

Tsing gözü pek bir hikâye örüyor…

Kesişen kültürlere ve doğanın dirençliliğine dair sürükleyici anlatısı modernite ve ilerleme hakkında yeni bir perspektif sunuyor.

  • Künye: Anna Lowenhaupt Tsing – Dünyanın Sonundaki Mantar: Kapitalizmin Enkazlarında Yaşam İmkânı Üzerine, çeviren: Erdem Gökyaran, Yapı Kredi Yayınları, antropoloji, 376 sayfa, 2023

Sigmund Freud – Sanat ve Sanatçılar Üzerine (2023)

Kopernik dünyamızın altından halıyı çekmişti, Freud ise gözlerimizin ardını kapatan perdeyi çekti.

Yirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden Sigmund Freud, “bilinçdışına giden kraliyet yolu”nu bir arkeolog gibi kazmış, el yordamıyla yepyeni bir yöntembilim vücuda getirmiştir.

Freud keşfini basit bir tedaviden çok daha fazlası olması için en başından kurgulamaya başlamıştı.

Bu derleme bir edebiyat eserine ilişkin yayımlanmış ilk analizi olan 1907 tarihli “Jensen’in Gradiva’sında Hezeyan ve Düşler” ile başlayıp, 1930 Goethe Ödülü Konuşması’yla biten on makaleyi hâvi.

  • Sanatsal yaratıcılığı nasıl anlamlandırabiliriz?
  • Sanatçının, yapıtı aracılığıyla estetik bir haz duyumsamamızı sağlamasının sırrı ne olabilir?
  • Sanatsal yaratıcılık, oyun ve düşlem arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?
  • Roman kahramanı ve romandaki diğer karakterler arasında nasıl bir ilişki ağı yatmaktadır ve bütün bunlar neyi temsil etmektedir?
  • Sanat yapıtıyla sanatçının yaşamı ve kişilik yapısı arasında bağlantılar kurulabilir mi?

Freud’un sanata dair yazılarından oluşan ‘Sanat ve Sanatçılar Üzerine’, yaratıcılık, psikanalitik estetik, sanat yapıtıyla sanatçının kişiliği arasındaki ilişki gibi konuları merak eden okuyucular için temel bir eser niteliğinde.

  • Künye: Sigmund Freud – Sanat ve Sanatçılar Üzerine, çeviren: Kâmuran Şipal, Telemak Kitap, psikanaliz, 384 sayfa, 2023

Çetin Balanuye – Spinoza (2023)

Spinoza adı son yıllarda hem akademik çevrelerde hem de felsefeye merak duyan genel okurlar arasında giderek daha sık duyuluyor.

Üstelik bu ilgi belli bir coğrafyaya özgü değil; Avrupa’da olduğu kadar okyanusun öte yakasında, Latin Amerika’da olduğu ölçüde Uzakdoğu’da da Spinoza üzerine yazılanların sayısındaki artış dikkat çekiyor.

Bir anlamda, bu eşsiz filozofa karşı hem yaşarken hem de ölümünden sonra uzunca bir süre devam eden peşin hükümlü ilgisizlikten dolayı bağışlanma diliyor gibiyiz.

Spinoza felsefesi ilk karşılaşmada pek çok okuru tedirgin edebilen bazı özelliklere sahiptir; orjinal eserlerin dili ya geometri soyutluğu ya da metafizik bir uzaklık içerdiği için çoğu zaman ilk denemede okunup anlaşılacak türde akıcı yapıtların filozofu değildir Spinoza.

Bununla birlikte, küçük bir yardım alarak ve makul bir dikkat göstererek okunduğunda bu büyük sistem kendini serbestçe açacak, okurla güçlü bir bağ kurmayı başaracaktır.

‘Spinoza: Bir Hakikat İfadesi’nin temel amacı bu küçük yardımı sağlamak.

Ahmet İnam, bu kitap hakkında şöyle diyor:

“Spinoza gibi felsefe tarihinin çetin ceviz bir filozofunu oldukça temiz bir Türkçeyle, çok geniş bir ufuk içinde dile getiren, üzerinde oldukça yoğun çalışılmış bir kitapla karşı karşıyayız. Spinoza’yı bu denli kapsamlı anlatan bu çalışma, ülkemizin felsefe sevdalılarının çıkabilecekleri felsefe yolculuklarında önemli bir yol arkadaşı olacaktır.”

  • Künye: Çetin Balanuye – Spinoza: Bir Hakikat İfadesi, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 240 sayfa, 2023

Alfred W. Crosby – Gerçeği Ölçmek (2023)

Batı Avrupalılar mekanik saatleri, geometrik olarak hassas haritaları, çift girişli defter tutmayı, hassas cebirsel ve müzikal notasyonları ve perspektif resmi ilk icat edenler arasında yer aldı.

Batı Avrupa’da on altıncı yüzyılda dünyanın diğer bölgelerine kıyasla daha fazla insan niceliksel düşünmüş ve bu da onların dünyanın liderleri olmalarını sağlamıştır.

Alfred Crosby, eğlenceli ayrıntılar ve tarihi anekdotlarla, Orta Çağ’ın sonları ve Rönesans sırasında meydana gelen niteliksel algıdan niceliksel algıya geçişi tartışıyor.

Crosby, aralarında ödüllü ‘The Biological Expansion of Europe’ kitabı dahil beş kitabın yazarıdır.

  • Künye: Alfred W. Crosby – Gerçeği Ölçmek: Batı Avrupa’da Nicelleştirme, çeviren: Görkem Bir, The Kitap Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2023

Paul Slack – Veba (2023)

Oxford Üniversitesi’nin cep kitapları serisinden yayımlanan bu kitapta Paul Slack bizleri ne yazık ki hâlâ sonlanmamış bir küresel yolculuğa çıkarıyor.

Bu yolculukta 1347’de başlayıp Avrupa’yı büyük bir kırıma uğratarak Çin ve Hindistan’a dek uzanan Büyük Veba Salgını “Kara Ölüm”den 1665’teki Büyük Londra Salgını’na, bahsi geçen tarihlerin öncesinde karşımıza çıkmaya başlayıp günümüze dek uzanan büyük ölümcül felaketlere tanık oluyoruz.

Vebanın, pençesine düşen insanlar açısından ne anlama geldiğini araştıran yazar, büyük salgınların doğurduğu krizlerde insanların ölümle ve hastalıkla nasıl baş ettiklerini odağına alıyor.

Devletlerin onunla savaşa nasıl başladığını araştırıyor, bu illetin modern halk sağlığı yaklaşımını nasıl etkileyip tarihimizi nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor.

Vebanın tarihte yüzyıllar boyunca yarattığı etkinin izini sürerek onun yorumlanma biçimlerine, sanatta ve edebiyatta doğurduğu güçlü imgelere özellikle dikkat çekiyor.

Ortaya çıkan salgın tablosu, yakın zamanda yaşanan COVID-19 pandemisine bakış açısından okurlara derin bir tarihsel perspektif sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Veba tarihi kitapları bize salgınların ortaya çıkmasında ve onlara verilen tepkilerde kültürlerin ve kurumların, bağlamların ve etkenlerin önemini anlatır. İnsanların düşünce ve yaşam tarzlarının, ulaşabildikleri bilgi türlerinin ve benimsedikleri davranış biçimlerinin (kaçmak, mücadele etmek ya da düpedüz kaderci davranmak) fark yarattığını gösterir. Fakat bir salgının başlamasından sonra acısız zafer ihtimalini vaat etmezler.”

  • Künye: Paul Slack – Veba: Kısa Bir Giriş, çeviren: Nurettin Elhüseyni, İş Kültür Yayınları, tarih, 160 sayfa, 2023

Karl Ludwig von Haller – Siyaset Bilimlerinin Restorasyonu (2023)

Karl Ludwig von Haller, Wartburg Festivali sırasında yakılan bu eserinde hem monarşinin hem de İsviçre şehir devletleri gibi modern öncesi cumhuriyetlerin son derece sistematik bir savunusuna ve toplumsal sözleşme, kamu hukuku ve devlet egemenliği gibi modern siyasi fikirlerin tutarlı bir reddine girişiyor.

Grotius, Locke, Montesquieu, Rousseau, Kant’ı teker teker ele alarak klasik siyaset teorisine ciddi darbeler indiriyor.

Haller’in temel tezi, insanlar arasındaki doğa durumunun bir kanun ya da toplum sözleşmesiyle belirlenmediği, her zaman belli olduğu ve tüm siyasi ilişkileri doğrudan belirlediğidir.

Ona göre “egemen”in yönetiminin kuralları Tanrı tarafından tayin edilmiştir, her hükümdar Tanrı’nın temsilcisidir ve Tanrı’nın lütfuyla yönetir.

Ancak hükümdarın hakkı mutlak değildir; bir ölümlü olarak, tebaasını desteklemek ve korumak için Tanrı’nın yasasına bağlıdır ve ilahî ahlakı ve hukukun üstünlüğünü ihlal etme hakkına sahip değildir.

Ayrıca Haller’e göre, Tanrı’nın yasalarını ihlal eden her yöneticiye karşı insanların direnme hakkı da vardır.

İlk cildin yayınlanmasıyla birlikte siyaset bilimiyle ilgilenenleri tam anlamıyla iki hizbe ayırmıştır Haller.

Bir taraf, insan haklarına ve onuruna ihanet eden bir hain olarak ondan nefret ediyor ve onu aşağılıyorken diğer taraf ise umutsuz bir hayalin kurtarıcısı olarak kendisini yüceltiyor.

Yayınlandıktan tam 206 yıl sonra Türkçeye ilk defa çevrilen, Aydınlanma karşıtı zihniyetin temel metinlerinden biri olarak gösterilen Siyaset Bilimlerinin Restorasyonu’nda Haller fikirlerinin bağımsızlığı ile gücünü ve zengin bilgi birikimini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Karl Ludwig von Haller – Siyaset Bilimlerinin Restorasyonu: Yapay Sivil Devlet Varsayımına Karşı Doğal Sosyal Devlet Teorisi, çeviren: Levent P. Edener, Liberus Yayınları, siyaset, 2023

Gerd Schwerhoff – Engizisyon (2023)

Engizisyon, Avrupa toplumunda, siyasetinde, kültüründe ve hukuk tarihinde oldukça önemli bir rol oynadı, pek çok kitaba ve filme konu oldu.

Ancak bu eserlerde engizisyon hakkında genellikle doğru bilinen yanlışlar işlenmiş ve bir engizisyon efsanesi ortaya çıkmıştır.

Dresden Teknik Üniversitesi’nde tarih profesörü olarak erken modern dönem üzerine araştırmalar yapan Gerd Schwerhoff, bu çalışmasıyla bir müessese ve bir olgu olarak Engizisyonun Avrupa tarihindeki yerini sorguluyor ve gerçek ile efsaneyi birbirinden ayırıyor.

Hıristiyanlık tarihinin en karanlık çağında, zındıklık, cadılık, büyücülükle itham edilen insanların yanı sıra Yahudi ve Müslümanlar da zulme uğradı.

Bu araştırma, Yüksek Ortaçağ’da Katharlara ve Waldensianlara yapılan zulümlere, erken modern dönem İspanyol engizisyonuna, Kutsal Ofis’e ve 18. yüzyılda engizisyonun çöküşüne dair genel bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Gerd Schwerhoff – Engizisyon: Orta ve Modern Çağ’da Heretizm Sorunu, çeviren: Ömer İpek, Runik Kitap, tarih, 144 sayfa, 2023