Mustafa K. Erdemol – Veliahtın Gölgesinde Suudi Arabistan (2024)

Kurulduğundan beri yıkılması beklenen bir krallık Suudi Arabistan.

Oysa Arapçılık, milliyetçilik, sosyalizm gibi
 büyük hareketlenmelerin hepsinden sağ salim çıkabildi.

Tüm Arap coğrafyasını saran Arap Ayaklanmaları’ndan da
 zarar görmedi.

Petrole dayalı ekonominin gelirlerini, eşit olmasa da, halkla paylaşması, yani sürekli rıza üretmesi yıkılmamasında etkili.

Siyasi kurumların dinle ortaklık yaptığı Suudi Arabistan aslında her yönüyle şaşırtıcı bir ülke.

Parçalanmasına yol açacak bölgesel farklıklara sahip olmasına rağmen birliğini korumayı bugüne kadar başardı.

Bu kitapta tarihsel arka planıyla Suudi Arabistan Krallığı’nın iç-dış politikası, bulunduğu bölge ile dünyadaki ağırlığı etraflıca ele alınıyor.

Son derece şaşırtıcı bir Suudi toplumunun anlatıldığı kitapta, hatırı sayılır bir komünist hareketin varlığına da değiniliyor, LGBT bireylerinin mücadelesine de.

Kitap, son dönemin en merak edilen ülkelerinden birini anlamak için bir başlangıç kılavuzu kabul edilmeli.

  • Künye: Mustafa K. Erdemol – Veliahtın Gölgesinde Suudi Arabistan: Dördüncü Krallığa Doğru, Yazılama Yayınları, inceleme, 444 sayfa, 2024

Roland Barthes – Albüm (2024)

Roland Barthes’ın yüzüncü doğum yılını kutlama vesilesiyle hazırlanan ‘Albüm’, genel hatlarıyla kronolojik sıraya göre düzenlenmiş mektuplaşmalardan bir seçkiyle birlikte, Barthes’ın daha önce yayınlanmamış bir dizi metnini barındırıyor.

‘Albüm’de Raymond Queneau, Maurice Blanchot, Jean Genet, Michel Foucault, Claude Lévi-Strauss, Georges Perec, Michel Butor, Julia Kristeva ve Jean Starobinski gibi isimlerden oluşan bir dayanışma ve mektup  arkadaşlığı ağının yarım yüzyıllık düşün tarihine, Barthes’ın dünyayla temasına ışık tuttuğu da görülebilir.

  • Künye: Roland Barthes – Albüm: Yayınlanmamış Yazışmalar ve Metinler, çeviren: Yunus Çetin, İş Kültür Yayınları, mektup, 468 sayfa, 2024

Lewis Hyde – Unutmanın El Kitabı (2024)

‘Unutmanın Elkitabı’, akademisyen ve edebiyatçı Lewis Hyde’ın unutmanın yaratıcı ve siyasi bir güç olarak şimdiki zamana ne gibi olanaklar sağlayabileceğini ele alan, çarpıcı güzellikteki kitabı.

Hyde, mitler ve efsanelerden çeşitli siyasi meselelere, tarihsel travmalardan kişisel anılarına kadar uzanan geniş bir alanı benzersiz bir incelik ve duyarlılıkla işliyor.

Yazar, başkalarıyla uyumlu şekilde bir arada yaşamak için neler yapılabileceği, özellikle de siyasi farklar arasındaki uçurumun dostane yoldan nasıl aşılabileceği üzerine düşünüyor.

  • Künye: Lewis Hyde – Unutmanın El Kitabı, çeviren: Emine Ayhan, Alfa Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2024

Debbie Mirza – Gizli Pasif-Agresif Narsist (2024)

Eşinizi, arkadaşınızı, anne babanızı ya da patronunuzu seviyorsunuz ve onların da sizi sevdiğini düşünüyorsunuz.

İlişkinizde her şey yolundaymış gibi görünse de hayatınızdaki insanın size yaklaşımı onunla ilgili inançlarınızı sorgulamanıza yol açıyor.

Kafanız karışık, tedirginsiniz ama nedenini anlamıyorsunuz.

Tükenmiş hissediyor, kendinizi asla yeterince iyi bulmuyor, sorunun sizde olup olmadığını düşünüyorsunuz.

Peki gizli bir narsist tarafından duygusal olarak istismar ediliyor olabilir misiniz?

‘Gizli Pasif-Agresif Narsist’ narsisizmin en sinsi ­biçimi olan gizli narsisizm üstüne ufuk açıcı bir kılavuz.

Gizli narsistlerin kontrol ve manipülasyon taktiklerini, hedef olanların maruz kaldıkları sevgi bombardımanı, değersizleştirme ve bir kenara bırakma evrelerini incelerken gizli narsistlerle ilişki atlatanların deneyimlerine kulak veriyor.

Ve toksik ilişkilerden arınmış güzel bir gelecek adına iyileşmeye ve kendini onarmaya giden yol için incelikli öneriler sunuyor.

  • Künye: Debbie Mirza – Gizli Pasif-Agresif Narsist: Örtük Duygusal ve Psikolojik İstismarı Tanımak ve İyileşmek, çeviren: Ebru Kılıç, Aganta Kitap, psikoloji, 208 sayfa, 2024

Howard L. Kaye – Toplumsal ve Kültürel Kuramcı Olarak Freud (2024)

Bu kitap Freud’u bir tıp insanı olarak değil, her zaman olmayı arzuladığı bir toplumsal kuramcı ve filozof olarak ele alıyor ve onun çalışmalarını bu gözle okumaya dayanan yeni bir bakış açısı öneriyor.

Howard L. Kaye Freud’un nevrozlar üzerine yazdığı ilk denemelerden başlayıp rüyalar ve cinsellik üzerine yazılarından geçerek sanat, din ve kültürün dinamikleri hakkındaki geniş kapsamlı düşüncelerine varan çalışmalarını birbirine bağlayan ortak noktaları ortaya koyuyor.

Freud’un çalışmalarını harekete geçiren en temel konulara (kötülüğün doğası; dinin, ahlakın ve geleneğin kökenleri ve tetikte bekleyen barbarlığın yeniden dirilmesi tehdidi) geri dönen bu kitap, Freud’un toplumsal ve kültürel düşüncelerinin sistematik bir yeniden incelemesini sunuyor.

Bu niteliğiyle de toplumsal ve kültürel kuramcıların, felsefecilerin, entelektüel ve kültürel tarihçilerin, ayrıca psikanalizle ve kökenleriyle ilgilenen herkesin ilgisini çekecek bir çalışma.

Kitap, Freud’u bir toplumsal kuramcı olarak ayrıntılı ve bilimsel bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Howard L. Kaye – Toplumsal ve Kültürel Kuramcı Olarak Freud: İnsan Doğası ve Uygarlaşma Süreci Üzerine, çeviren: Hasan Can Utku, Minotor Kitap, psikanaliz, 448 sayfa, 2024

Richard A. Bauman – Antik Roma’da Kadınlar ve Politika (2024)

Antik çağ toplumlarında kadınların rollerine dair araştırmalar son yıllarda tekrar dikkatleri çeker hale geldi.

Bu kitap, Romalı kadınların yalnızca hükümet, hukuk ve genel olarak kamu işlerinde etkili ve manipülatif rollerini değil, aynı zamanda kadınların etkili olduğu siyasi ve özgürlükçü hareketlerin ortaya çıkışını da inceliyor.

Profesör Bauman’ın araştırması MÖ 350’den MS 68’e kadar olan dönemi; dolayısıyla Orta ve Geç Cumhuriyet ile Erken Principate dönemlerini kapsıyor.

Romalı kadınların bu dönemdeki hikâyesinin bir uyum ve süreklilik hikâyesi olduğu, kadınların kamu işlerindeki rollerinin istikrarlı bir şekilde arttığı gösteriliyor.

Bu artış ile birlikte hukuk bilgisinin edinilmesi ve kullanılması ile kadın hareketlerinin etkisi gibi, bu genişlemenin hangi araçlarla sağlandığı kitabın ana temasını oluşturuyor.

Bauman’ın ele aldığı konular esas olarak kronolojiktir ve sıralı gelişimi vurgulayarak İmparatorun Sarayının büyük hanımları ile son bulur.

  • Künye: Richard A. Bauman – Antik Roma’da Kadınlar ve Politika, çeviren: Burcu Okay, Liberus Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2024

Uğur Öztürk – Osmanlı Dünyasında Himaye İlişkileri ve Yazılı Kültür (2024)

III. Murâd devri, on altıncı yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı İmparatorluğu’nun en geniş sınırlara ulaştığı “Altın Çağ”ın etkilerinin hissedildiği bir dönem olarak hem siyasi olaylar hem de bunların etrafında gelişen yazılı kültür öğeleri ile yüzyıl içinde ayrı bir yere sahip.

Sultan III. Murâd dönemi himaye/patronaj ilişkilerini inceleyen bu kitap dört bölümden oluşuyor: Dönemin siyasi hayatına III. Murâd odaklı değinilen ilk bölümde, kendisi de şair olan sultanın (Murâdî) edebî hayatı, telif ettiği eserler ve hususî mektupları incelenmiş.

İkinci bölümde bir hâmi olarak sultanın saray çevresi, devrin uleması ve paşaları ele alınmış ve söz konusu kişilerin dönem yazarlarıyla olan ilişkilerine değinilmiş.

Çalışmanın ana kısmını oluşturan üçüncü bölümde, öncelikle III. Murâd’a ithaf edilmiş telif, tercüme ve şerh eserler mercek altına alınmış ve söz konusu eserler konularına göre tasnif edilmiş.

Ayrıca bu bölümde III. Murâd döneminde tasvirlenmiş yazmaların da bir dökümü verilmiş.

Dördüncü bölümdeyse, sultan için manzume kaleme alan şairler incelenmiş ve bu şairlerin yazdıkları şiirler üzerinden III. Murâd’ın bir portresi çizilmiş.

Ayrıca bu bölümde, Osmanlı’nın en ihtişamlı düğünü olan 1582 sünnet şenliğinin detayları, bu şenlik hakkında kaleme alınmış eser ve manzumeler de incelenmiş.

Kitabın sonunda da, III. Murâd dönemi eserlerinin (telif, tercüme, şerh) bir listesi verilmiş.

  • Künye: Uğur Öztürk – Osmanlı Dünyasında Himaye İlişkileri ve Yazılı Kültür, Dergah Yayınları, tarih, 560 sayfa, 2024

Peter J. Burke – Cehalet (2024)

Peter Burke imzalı bu kitap, Antik çağlardan günümüze her türlü cehaletin zengin ve kapsamlı tarihi.

‘Cehalet: Küresel Bir Tarih’, ‘bilmemenin’ hayatlarımızı bazen iyi bazen kötü yönde etkilediği sayısız yolu araştırıyor.

Tarih boyunca her çağ kendisini bir öncekinden daha bilgili olarak gördü.

Rönesans hümanistleri Orta Çağ’ı karanlık bir çağ olarak gördü, Aydınlanma düşünürleri batıl inançları akılla ortadan kaldırmaya çalıştı, modern refah devleti cehaletin “devini” öldürmeye çalışmış ve günümüzün aşırı bağlantılı dünyasında görünüşte sınırsız bilgi talep üzerine mevcuttur.

Peki ya yüzyıllar boyunca kaybolan bilgi ne olacak?

Gerçekten atalarımızdan daha az cahil miyiz?

Peter Burke, bu son derece orijinal anlatıda, insanlığın cehaletinin din ve bilim, savaş ve politika, iş dünyası ve felaketler genelindeki uzun tarihini inceliyor.

Burke, 1919’da Avrupa’nın sınırlarını yeniden çizen inatçı politikacılardan ihbarcılık ve iklim değişikliğini inkâr etme politikalarına kadar birçok cehalet biçiminin -gerçek veya sahte, bilinçli ve bilinçsiz- dikkat çekici hikayelerini ortaya koyuyor.

Sonuç, çağlar boyunca insan bilgisinin canlı bir keşfi ve sınırlarını tanımanın önemi.

Kitaptan bir alıntı:

“(…) Bu kitabı iki tip insan için yazdım. İlk başta genel okur için. Her bir birey bilgi ve cehaletin eşsiz bir karışımı olduğu için konunun genele hitap ettiği su götürmez. İkinci olarak benim gibi başka araştırmacılar için yazdım. Umuyorum ki bu kitapta, genç araştırmacıları henüz bir ‘alan’ olamamış bu sahaya girmeye ve elbette geçici sonuçlarımı eleştirmeye, düzeltmeye ve geliştirmeye teşvik etmek için bugüne dek ne yapıldığı, bugünden sonra ise ne yapılabileceği hakkında ‘büyük resmi’ sunabilirim.

“İleride yazılacak bir cehalet tarihi, yüzyıllara bölünmüş bir anlatı biçiminde geleneksel tarzda sunulabilir. Böyle bir anlatı, farklı alanların paylaştığı genel eğilimlerin belirlenmesine bağlı kalacaktır. Elinizdeki kitap bu türden gelecek incelemeleri teşvik ederse, bundan çok mutlu olurum. Şimdilik cehaletin tarihi hakkındaki mevcut cehaletimize bakılırsa belli konulara ayrılmış bir dizi denemeye dayanan genel bir inceleme yapmak daha gerçekçi bir yaklaşım olur…”

  • Künye: Peter J. Burke – Cehalet: Küresel Bir Tarih, çeviren: Turgay Sivrikaya, Islık Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2024

Erman Ertuğrul – Arkeofili (2024)

  • Siz de bir “arkeofil” misiniz?
  • Göbeklitepe’deki insanlar dev taşları oyup bunları belirli bir düzende yerleştirirken ne amaçlıyorlardı?
  • Bir Homo sapiens ve bir Neandertal ilk defa karşılaştığında ne hissetti?
  • Piramitler nasıl yapıldı?
  • Kolezyum gibi Antik Roma yapıları nasıl hâlâ ayakta durabiliyor?
  • Geçmişte yaşamış insanları ve onların günlük yaşamlarını merak etmekten ve üzerine kafa yormaktan daha eğlenceli ne olabilir?

Üstelik bunun için arkeolog olmanıza da gerek yok!

Belki antik kentte gördüğünüz yıpranmış bir sütuna, belki dedenizden kalan bir cep saatine, belki de sahafta bulduğunuz, içi notlarla dolu eski bir kitaba bakarken bunlara kimlerin elinin değdiğini, nelere tanıklık etmiş olabileceklerini düşünerek uzaklara dalıyorsanız, hayal dünyanızda o dönemlere yolculuk yapıyorsanız, yani kısacası eski olan her şeye ilgi duyan biriyseniz, siz de bir arkeofilsiniz!

Arkeolog Erman Ertuğrul’un yazdığı ‘Arkeofili: Arkeoloji Meraklısının Elkitabı’, uzak geçmişle ilgili en merak edilen sorular üzerine, karmaşık terimler kullanmadan, kolay anlaşılır üslupla verilmiş cevaplar okumak isteyen tüm “geçmiş meraklısı” zihinler için…

  • Künye: Erman Ertuğrul – Arkeofili: Arkeoloji Meraklısının Elkitabı, Mundi Kitap, arkeoloji, 216 sayfa, 2024

Belinda Jack – Okumak (2024)

  • Okumak eylemi var olmasaydı uygarlık mümkün olur muydu?
  • Yaygın okuma becerisinin yokluğunda toplumsal kurumlar hayal edilebilir miydi?
  • Okumanın ilham verici, harekete geçirici, aydınlatıcı, bilgi verici gücünün toplumlara ve bireylere etkileri nelerdir?
  • Okumak farklı zamanlarda ve farklı mekânlarda hangi anlamlara geldi?
  • Giderek dijitalleşen bir çağda okumanın rolü nedir?

Okumanın ne olduğunu bildiğimizi düşünsek de aslında bu eylem, birçok yönden epey gizemli bir süreçler dizisi olmaya devam ediyor.

Okumanın sunduğu fırsatlar, bir taraftan siyasi amaçlar için desteklenmesine yol açarken, diğer taraftansa bazı iktidar odakları tarafından yıkıcı fikirlerle ilişkilendirilmiş; bu da tarih boyunca birçok yönden sansüre ve şiddete olanak tanıdı.

Okumanın önüne engeller getirmek isteyen odaklar insanların eğitimsiz bırakılması, yayıncılığın baskı altına alınması, kütüphanelerin ve eserlerin yok edilmesi, hatta yazarların ve yayıncıların öldürülmesi gibi yollara başvurdular.

Yazar Belinda Jack, tüm bu bastırma girişimlerine karşın okumanın, yazar ile okur arasında işbirliğine dayalı bir eylem olduğunu ve asla tamamen kontrol edilemeyeceğini son derece sürükleyici bir dille göstermektedir.

  • Künye: Belinda Jack – Okumak, çeviren: Azade Aslan, İş Kültür Yayınları, inceleme, 156 sayfa, 2024