Cengiz Erdinç – Overdose Türkiye (2024)

‘Overdose Türkiye’, organize suç ve uyuşturucunun demokrasiye karşı bir tehdide dönüşen istilasını konu ediniyor.

Kıyıda köşede unutulmuş resmi belgelerin, hiç konuşulmamış güncel raporların ve mahkeme kayıtlarının ayrıntılarında kalan karanlığa ışık tutuyor.

Kitaptan 1930’larda İstanbul’da üç eroin fabrikasının bulunduğu ve bunlardan birinin yönetim kurulu başkanının sonradan başbakanlık yaptığı gibi şaşkınlıkla okuyacağımız pek çok bilgi mevcut.

Bir zehrin, bir ulusun damarlarında nasıl dolaştırıldığını anlatan belgesel niteliğindeki kitap, mafya ve uyuşturucunun yalnızca suç olarak değil, toplumsal ve politik bir sorun olduğunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Cengiz Erdinç – Overdose Türkiye: Narkoelitlerden Mafyaya Uyuşturucunun Yüzyıllık İstilası, Doğan Kitap, siyaset, 512 sayfa, 2024

Febe Armanios, Boğaç Ergene – Helal Gıda (2024)

 

İslâmiyet’teki “helal” gıda kavramını tarihsel bir perspektifle, derinlemesine ele alan Febe Armanios ve Boğaç Ergene, Müslümanların beslenme anlayışlarına ve gıda tercihlerine kapsamlı bir bakış sunuyorlar.

Kuran’dan, hadislerden ve dinî pratiklerden yola çıkıp beslenme kuralları ve İslâm arasındaki ilişkiye odaklanarak helal gıdanın temel ilkelerini, tarihî seyrini, başka dinlerle olan ilişkisini inceleyen ‘Helal Gıda’, geçmişten günümüze Müslümanların beslenme kurallarını nasıl yorumladıklarını, bu yorumların coğrafi, kültürel, mezhepsel farklılıklar dolayısıyla nasıl değişebildiğini sergiliyor.

Yazarlar helal gıdanın modern dünyadaki yerini ortaya koymayı, küresel ticaret ağında ciddi yer kaplamaya başlayan “helal gıda pazarı”nın çeşitli yönlerine bakmayı da ihmal etmiyorlar: Endüstriyel hayvancılık ve et üretimiyle helal ilişkisi, helal ürün sertifikaları, küresel helal ticaret, katkı maddeleri ve paketlenmiş gıdalarda helale uygunluk, alternatif yiyecek-içecekler, helal gıdanın etik, sağlık ve çevre bilinciyle ilgili boyutları, mutfak kültürü, fast food zincirleri, kamusal alanlarda sunulan yemekler…

‘Helal Gıda’, hayatın çok içindeki, dinamik bir dinî kavramın yapısını daha yakından incelemek isteyenler için olduğu kadar yemek/mutfak kültürünün farklı ve önemli bir boyutuna, beslenme geleneklerine ilgi duyanlar için de önemli bir kaynak.

  • Künye: Febe Armanios, Boğaç Ergene – Helal Gıda (Bir Tarihçe), çeviren: İrem Argat, İletişim Yayınları, yemek, 376 sayfa, 2024

Kolektif – Kant Sonrası Kant (2024)

Kant felsefesi bugün yalnızca felsefeyle sınırlı olmayan geniş bir etki alanına sahip ve güncelliğini fazlasıyla koruyor.

Böylesi önemli bir felsefi canlılığa katkı verme amacı güden bu kitabın temel sorusu ise Kant’tan sonraki filozofların Kant’ı nasıl ele aldıkları.

Kant’a henüz hayattayken yöneltilen eleştirilerle başlayan ‘Kant Sonrası Kant’ yirmi birinci yüzyıl filozoflarının yorumlarına dek uzanıyor.

Yöneltilen olumlu ya da olumsuz eleştirileri, geçen yaklaşık iki yüz elli yıllık süreci takip ederek yine birbirinden önemli filozofların düşünce dünyaları içinde gözden geçiriyor. Böylelikle bugün bir tekrar yaratmaktan çok yaratıcı eleştirilerin ve katkıların önünü açmayı umut ediyor.

Her biri Türkiye’de alanının önemli isimleri arasında anılan yazarlar tarafından kaleme alınan Kant Sonrası Kant epistemolojiden estetiğe, ahlaktan politikaya pek çok disiplinin içinden geçerek okura muazzam bir düşünce zenginliği sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Kant Sonrası Kant, editör: Selda Salman, Alfa Yayınları, felsefe, 832 sayfa, 2024

David Lundberg-Kenrick, Douglas Kenrick – Taş Çağı Beyni (2024)

Evrimsel psikolojiden hikâyeler ve tavsiyeler paylaşan baba-oğul yazarlar Doug Kenrick ve David Lundberg-Kenrick, taş devrinden kalma problem çözme yöntemlerinin bugünkü hayatlarımız için tehlikelerini ortaya koyuyor ve modern dünyada hayatta kalmak ve mutlu olmak için yeni, sistematik bir yol sunuyor.

Binlerce yıl boyunca biz insanlar, varoluşun yedi temel sorununu çözmemize yardımcı olacak bir dizi motivasyon sistemi geliştirdik: hayatta kalmak, kendimizi tehlikeden korumak, arkadaşlıklar kurmak, saygı kazanmak, eşleri cezbetmek, bağ kurmak ve ailelerimize bakmak. 21. yüzyılda da aynı hedeflerin peşindeyiz.

Ancak, bir zamanlar bizi tehdit eden kılıç dişli kaplanlar ve rakip kabilelerin yerini şekerli yiyecek-içecek satan pazarlamacılar, kültür savaşı alevlerini körükleyen uzmanlar ve kredi şirketleri aldı.

‘Taş Çağı Beyni: İnsanın Evrimi ve Yedi Temel Güdü’, pek çok ilgi çekici anlatı ve bilime dayalı yaşam ipuçlarıyla, elektronik eşyalarımızın ve latte’lerimizin ötesini görmemize, daha mutlu ve başarılı bir hayata ulaşmak için yararlı bilgiler edinmemize yardımcı oluyor.

  • Künye: David E. Lundberg-Kenrick, Douglas T. Kenrick – Taş Çağı Beyni, çeviren: Oya Özaltın, Say Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2024

Frederick W. Frey – Türk Siyasal Eliti (2024)

Türkiye 1920’den sonra geçen on dört yılda hemen hemen tekdüze bir siyasi gidişat sergiledi.

Büyük Güçlerin müdahalesine karşı milliyetçi bir devrim yaşadı.

İstiklâlini eline aldıktan sonra, büyük bir karizmatik liderin yönettiği vesayetçi bir tek parti rejimi altında müşfik bir dikta idaresine geçti.

Kısa sürede pek çok önemli reform gerçekleştirdi ve diğer ülkelerin de sık sık yapmaya çalıştığı bir model oluşturdu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye benzersiz bir şekilde, barışçıl yöntemlerle ve gönüllü olarak tek partili sistemden çok partili sisteme geçti.

Bunu, çok kısa bir süre içinde keskin partizanlık çatışmalarına, tek parti kontrolüne dönüşe ve nihayet kararlı bir askeri darbeye yol açan birkaç yıl süren etkili çok partili faaliyetler izledi.

Böylece, Birinci Türk Cumhuriyeti’nin bu kritik yıllarında Türkiye, gelişen ülkelerin karşı karşıya kaldığı hayati siyasi meselelerin birçoğuyla karşılaştı. Türkiye, siyasi gelişim yolunda diğer birçok gelişmekte olan ülkeden daha fazla yol kat etti.

Dolayısıyla, izlediği yol özellikle önemlidir.

Frederick Frey bu kitapta, Türk millî iradesinin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1920’deki kuruluşundan 1957’ye kadar görev yapan 2210 milletvekilinin hepsinin mensup olduğu toplumsal kökenleri, belirli ölçülerde genişletilmiş olarak Birinci Cumhuriyet’in sona erdiği 1960 yılına kadarki dönemi kapsayacak şekilde ele alıyor.

Bu araştırma, bu tarihi olaylar ile üst düzey siyasi kadrolara yapılan alımlar arasındaki ilişkilerin de peşinden gidiyor.

“Modernleşmenin” siyasi elitin yapısını nasıl etkilediği, sistemin resmen demokratikleşmesiyle birlikte hukukçunun yaşadığı ani yükseliş, artan oy rekabetine eşlik eden “yerelciliğin” yaygınlaşması, grupların iktidarın zirvesine giden yollardaki modeller, milletvekillerinin Türk toplumunu nasıl temsil ettiği, bu ve benzeri konular araştırmanın ana hatlarını oluşturuyor.

Frey’in Türk eliti incelemesi, gerek Türkiye’de gerekse uluslararası siyasetin başat aktörleri arasında iktidarın pay edilişi ve şekillenişini etkileyen siyasal değişimlerin paha biçilmez bir özetidir.

  • Künye: Frederick W. Frey – Türk Siyasal Eliti, çeviren: Fatih Santur, Selenge Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2024

Cemil Aydın – Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti (2024)

Cemil Aydın, olağanüstü detaylarla dolu bu mukayeseli modern dünya tarihi çalışmasında, Avrupa’nın evrenselleşmesini mümkün kılan değerleri bizzat değersizleştirdiği emperyalizm siyasetine tepki olarak doğan iki önemli fikri ve siyasi akımı; Osmanlı pan-İslamcılığı ve Japon pan-Asyacılığını bir arada değerlendiriyor.

Gerçekleştirdikleri reformlara rağmen 19. yüzyıl boyunca Osmanlı’nın ve Japonya’nın Batılı güçler tarafından Oryantalist imgelerle nitelenip dışlanması bu iki ülkenin kimliğini ve imajını hiç olmadığı kadar Doğululaştırırken, Müslüman ve Japon entelektüeller sömürgeleştirilmiş halklarla Asya’nın ve İslam dünyasının aşağılanma yüzyılından çıkışı için bir dizi işbirliği arayışına girişti.

Reformcu Asyalılar arasında hızla ilgi gören Batı-karşıtlığı, Aydınlanmacı “evrensel Batı”ya değil, ırkçı “sömürgeci Batı”ya esaslı bir eleştiri getirirken bir yandan da pan-Afrikacı, Bolşevik ve Batının içinden Batıyı eleştiren müttefikler kazanmış; mazlum halklar hak ve özgürlük talepleriyle sömürgeci “Batının çöküşü”nü zorladı.

Ancak “Doğu’nun uyanışı” beklenenden çok başka bir seyir izledi; pan-Asyacı ve pan-İslamcı hareketler zamanla farklı milliyetçi projelerin hizmetine girdi.

Tanzimattan Tokyo Savaş Suçları Mahkemesine uzanan “uzun yüzyıl”ı zihin açıcı bir berraklıkta anlatan ‘Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti’, Hindistan’ın, Mısır’ın, kısmen Çin’in sömürgeleştirilmesinden Japonların 1905’te emperyal Rusya’yı mağlup etmesinin yarattığı küresel heyecana, Türk Kurtuluş Savaşından Asya halklarının özgürleşmesine uzanan büyük bir dönüşüm çağının Avrupa-merkezcilikten azade bir anlatımını sunuyor.

İngilizcede yayınlandığı 2007’den bu yana modern dünya tarihi sahasında çokça tartışılıp uluslararası ilişkiler literatüründe büyük etki uyandıran bu görkemli eser, Türkiye’deki tartışmalara da yeni perspektifler kazandıracaktır.

  • Künye: Cemil Aydın – Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti: Pan-İslamcı ve Pan-Asyacı Düşüncede Dünya Düzeni Vizyonları, çeviren: Karsu İlksen Fırat, Beyoğlu Kitabevi, tarih, 456 sayfa, 2024

Loïc Wacquant – Bourdieu Şehirde (2024)

Sanayi sonrası metropolde marjinallik, etnisite ve ceza sistemi üzerine otuz yıllık karşılaştırmalı araştırmalarına dayanan Loïc Wacquant, Pierre Bourdieu’nün kent kuramcısı olarak yeni bir yorumunu sunuyor.

Simgesel uzam (dünyayı algıladığımız ve düzenlediğimiz zihinsel kategoriler), toplumsal uzam (sermayenin farklı biçimlerdeki dağılımı) ve fiziksel uzam (yapılı çevre) arasında kurduğu triyalektik yoluyla bizi kenti keşfetmeye davet ediyor.

Bu okumaya göre, Bourdieu’nün topolojik sosyolojisi bize sadece enerji vermek için değil, aynı zamanda kent çalışmaları kanonuna meydan okumak ve teorik ufkunu yeniden çizmek için araçlar sunuyor.

Wacquant, “kenti” sermayelerin (çoğul olarak) birikim, çeşitlenme ve çekişme sahası ve tarihsel mücadelelerin merkezi ve paydası haline getiren alacalı habitusların bir araya gelme ve çarpışma zemini olarak yeniden düşünmeyi öneriyor.

Kentin Bourdieu’nün sosyolojisinin kalbinde paradoksal bir eksiklik olduğunu ve düşüncesini “kentleştirmenin” onun alanlar teorisini güçlendirdiğini ancak eylem açıklamasını sarstığını da gösteriyor.

Wacquant, simgesel iktidar ve devletin rolünü ön plana çıkaran metropolün toplumsal incelemesine yönelik yeni-Bourdieucü programının formülasyonundaki her adımda, argümanlarının disipliner ve ulusal sınırların ötesinde uyandırdığı itirazlarla yüzleşir ve eleştirilere yanıt verir.

Bu da, okuyucularının Bourdieu’yü anlama ve metropolü görme biçimlerini değiştirmeyi amaçlayan kitaba alışılmadık bir güç ve özel bir netlik kazandırmaktadır.

Özlü ve keskin bir dille yazılmış olan ‘Bourdieu Şehirde’, sosyoloji, antropoloji, coğrafya, kent çalışmaları, kent planlaması ve toplumsal teori sahalarındaki öğrenci ve akademisyenlerin yanı sıra Bourdieu’nün çalışmalarına ve kendi çalışmalarıyla olan bağlantısına ilgi duyan, toplumsal ve beşeri bilimler alanlarında çalışan herkesin ilgisini çekecektir.

  • Künye: Loïc Wacquant – Bourdieu Şehirde: Kentsel Teoriye Meydan Okumak, çeviren: Tuğba Zeynep Şen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 272 sayfa, 2024

Jacqueline B. Toner – Haberler Seni Korkuttuğunda Ne Yapabilirsin? (2024)

Teknolojinin hızla geliştiği ve dijital medya kullanımının giderek daha küçük yaş gruplarındaki çocuklar arasında yaygınlaştığı günümüzde anne ve babaların, çocuklarının medya kullanımını sürekli denetlemeye çalışmaları oldukça yorucu hatta belki de imkânsız bir çaba olabilir.

Tam da bu sebeple günümüzün en önemli ihtiyaçlarından biri olan medya okuryazarlığı konusunda çocukları bilgilendirmek, yetişkinler için yeni ve önemli bir sorumluluk olarak ön plana çıkmaktadır.

Medya okuryazarlığı ihtiyaç duyulan bilgiye radyo, televizyon, gazete, sosyal medya gibi kaynaklardan nasıl erişilebileceğini bilme, erişilen bilginin niteliğini değerlendirebilme ve son olarak bu bilgileri sentezleyebilme becerisine sahip olabilmektir.

Doktor Jacqueline B. Toner tarafından yazılmış ve Amerikan Psikoloji Derneği onaylı ‘Haberler Seni Korkuttuğunda Ne Yapabilirsin?’ medya okuryazarlığı konusunda yetişkinlere oldukça değerli bilgiler sunarken çocuklar için başucu kitabı niteliğinde bir rehber olma özelliği taşıyor.

Tüm çocuk ve gençlere kavrayabilmesi güç olan diğer bir taraftan da yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan korkutucu, üzücü hatta şok edici haberler karşısında nasıl bir tutum benimseyebilecekleri üzerine yol gösterirken onları haberleri objektif yorumlayabilme ve zor durumlarda bile soğukkanlı kalabilme konusunda da cesaretlendiriyor.

Her şeyden önemlisi yaşanan tüm zorlayıcı gelişmelere rağmen dünyayı sakin ve güvenli bir yer olarak algılayabilmelerine yardımcı oluyor.

Tüm bu bilgileri etkileşimli sayfalarının içinde yer alan egzersizler aracılığıyla çocuklara sunuyor; böylelikle önemli bir konuyu deneyimleyerek öğrenmeleri için onlara alan açıyor.

Ebeveyn ve Bakımverenler İçin Sunuş bölümünde ise, çocukları medya kullanımı konusunda nasıl bilinçlendirebileceğimiz ve olumsuz haberlerden onları nasıl koruyabileceğimiz hakkında oldukça değerli ve bilimsel bilgiler paylaşıyor.

‘Haberler Seni Korkuttuğunda Ne Yapabilirsin?’, medya kullanımı üzerine sunduğu kısa ve etkileşimli dersler sayesinde korkutucu haberler karşısında hissedilmesi olası duygular hakkında bilgiler sunuyor ve içeriğinde yer alan egzersizler aracılığıyla bu zor duygularla baş etmenin yollarını deneyimletiyor.

Kitap çocuklara gözlemlerini not edebilecekleri alanlar açarak onları araştırmacı olmaya teşvik ediyor.

Kamera açısından haberlerin sunuluş biçimine kadar tüm detayların izleyicileri nasıl etkileyebileceğiyle ilgili önemli bir farkındalık oluşturarak, bilginin duygular üzerindeki rahatlatıcı gücünü ön plana çıkarıyor.

  • Künye: Jacqueline B. Toner – Haberler Seni Korkuttuğunda Ne Yapabilirsin?: Medya Okuryazarlığı ve Haberleri Yorumlamak Üzerine, çeviren: Duygu Bolut, Okuyanus Yayınları, medya, 88 sayfa, 2024

Terry Breverton – İcatlar Ansiklopedisi (2024)

  • Wright Kardeşler’den önce kim uçtu?
  • Plastik cerrahi nasıl icat edildi?
  • Leonardo da Vinci ilk robotu tasarladı mı?
  • İlk e-posta ne zaman gönderildi?
  • Bira ilk nerede üretildi?
  • Sıfırı kim icat etti?

Balık kancasından fiber optiğe, piramitlerden posta pullarına ve baruttan GPS’e kadar, bu eklektik derleme, bugün hayatımızı şekillendiren deha anları hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen herkesi bilgilendirecek, ilham verecek ve büyüleyecek.

Yaratıcılık ve inovasyonun en büyük başarıları için olağanüstü bir rehber olan bu kitap, bilim ve teknolojideki atılımlar yoluyla bilgiye ve ilerlemeye katkıda bulunan olağanüstü keşifler ve buluşları anlatıyor.

En eski ve en temel keşiflerden günümüzün en ileri buluşlarına kadar insanoğlunun göstermiş olduğu çabalar ve yaratıcılık modern dünyayı şekillendirdi ve insan ırkının en yüksek potansiyeline ulaşması için evrimini sürdürmesine olanak tanıyor.

Dünyanın dört bir yanında, zamanlarının hâkim fikirlerine ve ileri teknolojisine karşı savaşan parlak kadın ve erkeklerin azminin izini süren Breverton’un ‘İcatlar Ansiklopedisi’, hayatlarımızı değiştiren ve gezegenimizin geleceğini şekillendiren tarih ve gelişmelerle ilgilenen herkese ilham verecek.

  • Künye: Terry Breverton – İcatlar Ansiklopedisi: Teknolojik Sıçramaların, Çığır Açan Keşiflerin ve Bilimsel Buluşların Özeti, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 568 sayfa, 2024

Abdullah Kaygı – Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı (2024)

Sanat bilgi kaynağı olabilir mi?

‘Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı’nda bu soruya cevap aranırken iki temel perspektif inceleniyor: malzemede mahirlik gerektiren ve estetik nitelikleri vurgulayan zanaatkârlık olarak sanat ile insanlık durumuna dair derin içgörüler sunan evrensel hakikatlerin aktarıcısı olarak sanat.

Her iki görüşü titizlikle ele alan yazar, çağdaş sanat kuramlarının yarattığı kavram kargaşasında sanatın sonunun geldiği iddialarını da çözümlüyor.

Buna göre çağımız sanat kuramlarının bizleri getirdiği yer, sanatın inkârıdır.

Bundan kurtulmanın yolu ise Aristoteles’in insanın doğasındaki olanakları sunan bir disiplin olarak sanat görüşüne ve Kant’ın tekil olanda evrensel olanı gören ve gösteren bir etkinlik olarak sanat görüşüne geri dönmektir.

  • Künye: Abdullah Kaygı – Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı, Akademim Yayıncılık, sanat, 208 sayfa, 2024