Mark Bittman – Hayvan, Sebze ve Abur Cubur (2025)

Mark Bittman bu kitabında, insanlığın gıda ile olan ilişkisinin evrimini, avcı-toplayıcı dönemden günümüzün endüstriyel tarımına kadar uzanan geniş bir zaman diliminde inceliyor. Bittman, ‘Hayvan, Sebze Abur Cubur: Sürdürülebilir Olandan Bizi İntihara Sürükleyene Uzanan Bir Gıda Tarihi’ (‘Animal, Vegetable, Junk: A History of Food, from Sustainable to Suicidal’) kitabında, gıdanın sadece beslenme ihtiyacımızı karşılamakla kalmadığını, aynı zamanda kültürümüzü, ekonomimizi ve çevremizi de derinden etkilediğini savunuyor.

Kitap, üç ana bölüme ayrılıyor: “Hayvan”, “Sebze” ve “Abur Cubur”. “Hayvan” bölümünde, avcı-toplayıcı atalarımızın etle olan ilişkisi ve hayvancılığın evrimi ele alınıyor. Bittman, etin insanlık tarihindeki önemini ve günümüzdeki endüstriyel hayvancılığın çevresel ve etik sorunlarını tartışıyor. “Sebze” bölümünde, tarımın ortaya çıkışı, bitki temelli beslenmenin önemi ve endüstriyel tarımın sebze üretimi üzerindeki etkileri inceleniyor. Bittman, geleneksel tarım yöntemlerinin sürdürülebilirliğini ve endüstriyel tarımın zararlarını vurguluyor. “Abur Cubur” bölümünde ise, işlenmiş gıdaların yükselişi, fast food kültürü ve obezite salgını gibi konular ele alınıyor. Bittman, endüstriyel gıda sisteminin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne seriyor.

Bittman, kitabında, gıdanın sadece bir tüketim maddesi olmadığını, aynı zamanda politik bir mesele olduğunu da vurguluyor. Gıda endüstrisinin büyük şirketler tarafından kontrol edildiğini ve bu şirketlerin kâr odaklı politikalarının insan sağlığı ve çevre üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Kitap, okuyucuları bilinçli tüketim yapmaya, yerel ve sürdürülebilir gıda sistemlerini desteklemeye ve gıda politikalarının şekillenmesinde aktif rol almaya teşvik ediyor.

  • Künye: Mark Bittman – Hayvan, Sebze ve Abur Cubur: Sürdürülebilir Olandan Bizi İntihara Sürükleyene Uzanan Bir Gıda Tarihi, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Beyaz Baykuş Yayınları, ekoloji, 392 sayfa, 2025

Christina Riggs – Antik Mısır Sanatı ve Mimarisi (2025)

Christina Riggs, Antik Mısır’ın binlerce yıllık tarihini kapsayan zengin sanatsal ve mimari mirasını kısa ve öz bir şekilde sunuyor. ‘Antik Mısır Sanatı ve Mimarisi’ (‘Ancient Egyptian Art and Architecture: A Very Short Introduction’), okuyucuları Antik Mısır’ın tapınaklarından mezarlarına, heykellerinden resimlerine kadar çeşitli mimari eserleriyle tanıştırırken, bu eserlerin kültürel ve dini bağlamlarını da açıklıyor.

Kitapta, Antik Mısır sanatının ve mimarisinin zaman içinde nasıl değiştiği, farklı dönemlerde hangi stillerin öne çıktığı ve bu değişimlerin nedenleri ele alınıyor. Riggs, Antik Mısır sanatının sadece estetik bir ifade biçimi olmadığını, aynı zamanda firavunların gücünü ve tanrılarla olan ilişkilerini simgelediğini vurguluyor. Tapınaklar ve mezarlar gibi mimari yapılar, sadece dini törenler için değil, aynı zamanda firavunların ve rahiplerin otoritesini göstermek için de kullanılıyordu.

Riggs, Antik Mısır sanatının ve mimarisinin sadece Mısır’da değil, aynı zamanda diğer kültürlerde de büyük bir etki yarattığını belirtiyor. Antik Mısır eserleri, günümüzde dünyanın dört bir yanındaki müzelerde sergileniyor ve milyonlarca insan tarafından hayranlıkla izleniyor. Kitap, Antik Mısır sanatının ve mimarisinin günümüzdeki önemini ve etkisini de ele alıyor.

  • Künye: Christina Riggs – Antik Mısır Sanatı ve Mimarisi, çeviren: Özlem Özlen Şimşek, Say Yayınları, sanat, 160 sayfa, 2025

Charles Darwin – İnsanın Türeyişi (2025)

Charles Darwin’in ‘İnsanın Türeyişi’ (‘The Descent Of Man’) adlı kitabı, insanın evrimsel kökenini ve doğal seçilim yoluyla nasıl geliştiğini ele alan kapsamlı bir eserdir. Darwin, bu kitabında, ‘Türlerin Kökeni’ adlı eserinde ortaya koyduğu evrim teorisini insan türüne uygular ve insanın diğer hayvanlarla ortak bir atadan geldiğini savunur.

Darwin, insanın fiziksel ve zihinsel özelliklerinin diğer hayvanlarla benzerlikler gösterdiğini ve bu benzerliklerin ortak bir kökene işaret ettiğini belirtir. İnsanın embriyonik gelişimi, vücut yapısı ve davranışları gibi özelliklerin, diğer memelilerle ve özellikle de primatlarla benzerlikler taşıdığını vurgular. Ayrıca, insanın zihinsel yeteneklerinin ve ahlaki duygularının da evrimsel bir süreçle geliştiğini öne sürer.

Darwin, insanın evriminde cinsel seçilimin de önemli bir rol oynadığını savunur. Cinsel seçilim, hayvanların üreme başarısını artıran özelliklerin evrimleşmesini sağlayan bir süreçtir. Darwin, insanın bazı fiziksel ve zihinsel özelliklerinin, karşı cinsin ilgisini çekmek ve üreme başarısını artırmak için evrimleştiğini öne sürer.

Kitapta, insanın farklı ırkları arasındaki farklılıklar da ele alınır. Darwin, bu farklılıkların evrimsel bir süreçle ortaya çıktığını ve ırkların birbirine üstün olmadığını savunur. İnsanın evrimsel kökeni ve ırklar arasındaki ilişkiler, o dönemde büyük tartışmalara yol açmıştır ve hala günümüzde de tartışılmaktadır.

‘İnsanın Türeyişi’, insanın evrimsel kökeni ve doğal seçilim yoluyla nasıl geliştiği hakkında önemli bilgiler sunan bir eserdir. Darwin’in bu kitabı, evrim teorisinin insan türüne uygulanması ve insanın doğadaki yeri hakkında önemli bir kilometre taşıdır.

  • Künye: Charles Darwin – İnsanın Türeyişi, çeviren: Çağatay Tarhan, Cihan Demirci Tansel, Ayrıntı Yayınları, bilim, 480 sayfa, 2025

Jessamy Hibberd – Sahtekârlık Sendromundan Kurtulmak (2025)

Yeni bir işe başlarken, bir eğitim programına kabul edilince veya işyerinde terfi alınca, sevinçten önce derin bir rahatsızlık ya da endişe duyduğunuz oldu mu? İşte bu hile yapıyor olma duygusuna, sahtekârlık sendromu deniyor.

‘Sahtekârlık Sendromundan Kurtulmak’ (‘The Imposter Cure’), sahtekârlık sendromu olarak bilinen yaygın psikolojik durumu ele alıyor. Jessamy Hibberd, bu sendromun ne olduğunu, neden ortaya çıktığını ve nasıl üstesinden gelinebileceğini açıklıyor. Kitap, sahtekârlık sendromunun sadece yetersizlikle ilgili olmadığını, aynı zamanda mükemmeliyetçilik, korku ve güvensizlik gibi derin köklü inançlarla da bağlantılı olduğunu vurguluyor.

Hibberd, sahtekârlık sendromunun üstesinden gelmek için pratik ve etkili stratejiler sunuyor. Kitapta, okuyucuların kendilerini daha iyi tanımalarına, olumsuz düşünce kalıplarını kırmalarına ve özgüvenlerini geliştirmelerine yardımcı olacak egzersizler ve teknikler yer alıyor. Hibberd, sahtekârlık sendromunun üstesinden gelmenin bir süreç olduğunu ve zaman alabileceğini belirtiyor. Ancak, doğru araçlar ve yaklaşımlarla herkesin bu durumdan kurtulabileceğini vurguluyor.

Kitapta, sahtekârlık sendromunun farklı türleri ve belirtileri de ele alınıyor. Hibberd, her bireyin bu sendromu farklı şekillerde deneyimleyebileceğini ve bu nedenle kişiselleştirilmiş bir yaklaşımın önemini vurguluyor. Kitap, okuyucuların kendi deneyimlerini anlamalarına ve onlara uygun stratejileri belirlemelerine yardımcı olacak rehberlik sunuyor.

‘Sahtekârlık Sendromundan Kurtulmak’, sahtekârlık sendromuyla mücadele eden herkes için değerli bir kaynak. Hibberd’in samimi ve destekleyici yaklaşımı, okuyucuların kendilerini daha iyi anlamalarına ve daha özgün bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyor. Kitap, sadece sahtekârlık sendromuyla mücadele edenler için değil, aynı zamanda özgüvenini geliştirmek ve potansiyelini keşfetmek isteyen herkes için de ilham verici bir okuma sunuyor.

  • Künye: Jessamy Hibberd – Sahtekârlık Sendromundan Kurtulmak: Kendine İnanma ve Başarıyı İçselleştirme Rehberi, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2025

Ulises A. Mejias, Nick Couldry – Veri Gaspı (2025)

Ulises A. Mejias ve Nick Couldry’nin ‘Veri Gaspı: Büyük Teknolojinin Yeni Sömürgeciliği ve Onunla Nasıl Mücadele Edilmeli?’ (‘Data Grab: The New Colonialism of Big Tech and How to Fight Back’) adlı kitabı, büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama uygulamalarını modern bir sömürgecilik biçimi olarak ele alıyor. Kitap, bu şirketlerin kişisel verileri nasıl topladığını, işlediğini ve kullandığını, bunun bireylerin ve toplumların üzerindeki etkilerini ve bu duruma karşı nasıl mücadele edilebileceğini inceliyor.

Mejias ve Couldry, büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama uygulamalarının, sömürgeciliğin tarihsel pratikleriyle benzerlikler taşıdığını savunuyorlar. Sömürgecilikte olduğu gibi, bu şirketler de kaynakları (bu durumda kişisel verileri) ele geçiriyor, işliyor ve kâr elde etmek için kullanıyorlar. Ancak, bu yeni sömürgecilik biçimi, daha karmaşık ve görünmez bir şekilde işliyor. Bireylerin çoğu zaman verilerinin nasıl toplandığının ve kullanıldığının farkında olmadıkları gibi, bu şirketlerin gücüne karşı koymakta da zorlanıyorlar.

Kitapta, büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama uygulamalarının bireylerin mahremiyetini, özerkliğini ve eşitliğini nasıl tehdit ettiği detaylı bir şekilde anlatılıyor. Bu şirketlerin algoritmaları ve yapay zekâ sistemleri, bireylerin davranışlarını tahmin etmek, tercihlerini etkilemek ve hatta kararlarını yönlendirmek için kullanılıyor. Bu durum, bireylerin özgür iradelerini kısıtlayarak demokratik süreçleri de olumsuz etkiliyor.

Mejias ve Couldry, bu yeni sömürgecilik biçimine karşı koymak için bireylerin, sivil toplumun ve devletlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguluyorlar. Bireylerin veri mahremiyetine daha fazla önem vermesi, sivil toplumun farkındalık yaratması ve devletlerin daha sıkı düzenlemeler getirmesi gerekiyor. Kitapta, veri kooperatifleri, açık kaynaklı yazılımlar ve dijital okuryazarlık gibi alternatif yaklaşımlar da ele alınıyor.

Sonuç olarak, ‘Veri Gaspı’, büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama uygulamalarının tehlikelerine dikkat çeken ve bu duruma karşı nasıl mücadele edilebileceğine dair önemli öneriler sunan bir eserdir. Kitap, dijital çağda bireylerin ve toplumların karşı karşıya olduğu zorlukları anlamak ve bu zorluklara karşı koymak için değerli bir kaynak niteliğindedir.

  • Künye: Ulises A. Mejias, Nick Couldry – Veri Gaspı: Büyük Teknolojinin Yeni Sömürgeciliği ve Onunla Nasıl Mücadele Edilmeli?, çeviren: Demir Barlas, Nota Bene Yayınları, siyaset, 293 sayfa, 2025

Terry Eagleton – Eleştirel Devrimciler (2025)

Terry Eagleton’ın ‘Eleştirel Devrimciler: Okuma Biçimimizi Değiştiren Beş Eleştirmen’ (‘Critical Revolutionaries: Five Critics Who Changed the Way We Read’) adlı kitabı, yirminci yüzyılın edebiyat eleştirisi alanında devrim yaratmış beş önemli ismi, T. S. Eliot, I. A. Richards, William Empson, F. R. Leavis ve Raymond Williams’ı inceliyor. Eagleton, bu eleştirmenlerin edebiyatı sadece estetik bir nesne olarak değil, aynı zamanda kültürel, politik ve sosyal bir olgu olarak ele alarak okuma biçimimizi nasıl değiştirdiklerini ele alıyor.

Kitapta, her bir eleştirmenin hayatı, düşünceleri ve eserleri detaylı bir şekilde inceleniyor. Eagleton, bu eleştirmenlerin edebiyat eleştirisine getirdikleri yenilikleri ve birbirleriyle olan etkileşimlerini ortaya koyuyor. Örneğin, T. S. Eliot’ın şiir üzerine yazdığı eleştiriler, yirminci yüzyıl şiirinin anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. I. A. Richards’ın ‘Pratik Eleştiri’ adlı eseri, okuyucuların metinleri nasıl yorumladıklarını inceleyerek edebiyat eğitimine yeni bir yaklaşım getirmiştir. Raymond Williams’ın kültürel materyalizm yaklaşımı ise edebiyatı toplumsal ve politik bağlamda ele alarak eleştiriye yeni bir boyut kazandırmıştır.

Eagleton, bu eleştirmenlerin sadece edebiyat eleştirisi alanında değil, aynı zamanda genel olarak kültür ve düşünce dünyasında da önemli bir etki yarattıklarını vurguluyor. Onların eserleri, edebiyatın sadece metinsel bir inceleme konusu olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve politik bir güç olduğunu da gösteriyor.

Kitap, edebiyat eleştirisine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliğinde. Eagleton’ın akıcı ve anlaşılır dili, karmaşık eleştirel kavramları bile kolayca anlaşılır hale getiriyor. ‘Eleştirel Devrimciler’, edebiyatın nasıl okunması gerektiği konusunda yeni bir bakış açısı sunarken, aynı zamanda yirminci yüzyılın entelektüel tarihine de ışık tutuyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Eleştirel Devrimciler: Okuma Biçimimizi Değiştiren Beş Eleştirmen, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2025

Spencer J. Pack – Bitcoin’in Geleceği (2025)

Spencer J. Pack’ın ‘Bitcoin’in Geleceği: İktisat Tarihi Perspektifinden Kripto Para Birimleri’ (‘The Political Economy and Feasibility of Bitcoin and Cryptocurrencies: Insights from the History of Economic Thought’) adlı kitabı, Bitcoin ve kripto paraları iktisat düşüncesi tarihi perspektifinden inceliyor.

Kitap, Aristoteles, Smith, Law, Marx, Keynes, Rothbard ve Hayek gibi önemli iktisatçıların fikirlerini analiz ederek, kripto paraların para, değer ve piyasalar hakkındaki mevcut anlayışımızı nasıl etkilediğini araştırıyor.

Pack, kripto paraların ortaya çıkardığı zorlukları ve fırsatları ele alırken, paranın kontrolü, kapitalist ekonominin istikrarsızlığının nedenleri ve özel servetin mi yoksa devletin mi daha tehlikeli olduğu gibi temel soruları gündeme getiriyor. Kitap, ayrıca mikroekonomik kategorilerin (kira, satış ve finansal varlık fiyatları) yeniden kavramsallaştırılmasını ve Keynes’in genel teorisinin özel teorisine ve Rothbard’ın Rousseau ile ilişkisine yeniden bakılmasını savunuyor.

Sonuç olarak, ‘Bitcoin’in Geleceği’, kripto paraların ekonomik ve politik etkilerini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak. Kitap, iktisat düşüncesi tarihine ilgi duyanlar ve kripto paraların geleceği hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için de değerli bir okuma sunuyor.

  • Künye: Spencer J. Pack – Bitcoin’in Geleceği: İktisat Tarihi Perspektifinden Kripto Para Birimleri, çeviren: Hatice Çavdar, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 416 sayfa, 2025

Susan Bassnett – Çeviribilim (2025)

Susan Bassnett’in ‘Çeviribilim’ (‘Translation Studies’) adlı kitabı, çeviri çalışmalarının evrimini ve çeviriye dair farklı yaklaşımları inceleyen bir eserdir. Bassnett, çevirinin sadece dilsel bir aktarım olmadığını, aynı zamanda kültürel, politik ve sosyal bir süreç olduğunu savunur.

Kitapta, çeviriye dair geleneksel yaklaşımlardan postmodern yaklaşımlara kadar geniş bir yelpazede farklı kuramlar ele alınır. Bassnett, çevirinin metinler arası bir ilişki olduğunu ve çevirmenin metne kendi yorumunu kattığını vurgular.

Kitapta, çevirinin tarihsel gelişimi, çeviri kuramlarının evrimi, çevirinin kültürel ve politik boyutları, çeviride eşdeğerlik sorunu, çeviride sadakat sorunu gibi konular detaylı bir şekilde incelenir.

Bassnett, çevirinin sadece dilsel bir aktarım olmadığını, aynı zamanda kültürel, politik ve sosyal bir süreç olduğunu savunuyor.

Kitapta, çeviriye dair farklı yaklaşımların birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduğu ve çeviri çalışmalarının nasıl geliştiği ele alınır.

Kitap, çeviri çalışmalarına ilgi duyan herkes için kapsamlı bir kaynak niteliğindedir.

  • Künye: Susan Bassnett – Çeviribilim, çeviren: Melda Dinçel Enginsu, Minotor Kitap, dilbilim, 248 sayfa, 2025

Gloria Mark – Dikkatin Anatomisi (2025)

Gloria Mark’ın ‘Dikkatin Anatomisi: Odaklanmayı ve Verimliliği Yeniden Keşfetmek’ (‘Attention Span: A Groundbreaking Way to Restore Balance, Happiness and Productivity’) adlı kitabı, günümüzün dijital çağında dikkatimizin nasıl dağıldığını ve bunun bireysel, toplumsal ve ekonomik sonuçlarını inceliyor. Mark, dikkat dağınıklığının sadece kişisel bir sorun olmadığını, aynı zamanda daha büyük bir problem olduğunu vurguluyor.

Kitapta, dikkat dağınıklığının nedenleri ve sonuçları hakkında yapılan araştırmalar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Mark, dikkatimizi nasıl yönetebileceğimize dair pratik öneriler sunuyor ve daha dengeli, mutlu ve üretken bir yaşam için ipuçları veriyor.

Kitapta, dijital cihazlar, sosyal medya ve çoklu görev yapma gibi faktörlerin dikkatimizi nasıl olumsuz etkilediği anlatılıyor. Dikkat dağınıklığının stres, tükenmişlik, verimsizlik ve mutsuzluk gibi sorunlara yol açtığına değiniliyor.

Mark, dikkatimizi nasıl odaklayabileceğimizi, dikkat dağıtıcı unsurları nasıl azaltabileceğimizi ve daha verimli çalışabileceğimizi gösteren pratik yöntemler sunuyor. İş ve özel hayat arasında denge kurmanın, uyku düzenine dikkat etmenin, egzersiz yapmanın ve mindfulness gibi teknikleri kullanmanın önemini vurguluyor.

‘Dikkatin Anatomisi’, dikkat dağınıklığı sorunuyla mücadele etmek ve daha odaklı bir yaşam sürmek isteyen herkes için değerli bir kaynak. Kitapta yer alan bilgiler ve öneriler hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşmamıza yardımcı olacaktır.

  • Künye: Gloria Mark – Dikkatin Anatomisi: Odaklanmayı ve Verimliliği Yeniden Keşfetmek, çeviren: Tuna Sena Kara, Nova Kitap, psikoloji, 360 sayfa, 2025

Sibel Kiraz – Şiddetsiz Bir Tarihin Olanağı (2025)

Tarih ve şiddet, insanlık tarihi boyunca iç içe geçmiş kavramlar olarak karşımıza çıkar. Savaşların tarihi, aynı zamanda şiddetin de tarihidir. Bu durum, şiddetin ve tarihin özdeş olduğu, hatta tarihin şiddetin tarihi olduğu yanılgısını beraberinde getirmiştir. Ancak bu bakış açısı, Hannah Arendt ve Walter Benjamin gibi düşünürler tarafından sorgulanmıştır.

Arendt ve Benjamin, şiddetin tarihi tahrif ettiğini ve tarihin ancak şiddetsizliğin koşuluyla ortaya çıkabileceğini savunmuşlardır. Onlara göre, şiddet, düzenin içine nüfuz ederek kendini görünmez kılar ve bu nedenle de ancak çözümleyici bir yöntemle açığa çıkarılabilir. Bu iki düşünür, düzenin şiddetten arındırılmasının, tarih, siyaset ve hukukun da şiddetten arındırılmasıyla mümkün olacağını ileri sürmüşlerdir.

Sibel Kiraz, bu kitabında Arendt ve Benjamin’in şiddet eleştirilerini ve şiddetsiz tarih anlayışlarını karşılaştırmalı bir biçimde ele alarak tartışmaktadır. Yazar, bu tartışma ile şiddet olgusunun çözümlenmesine katkıda bulunmayı ve şiddetsizliğin olanağına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Kiraz’a göre, şiddetten arındırılmış bir siyasetin, özgürlüğün, demokrasinin ve hukukun adalete yaklaşmasının olanağı, bu tartışmada yatmaktadır.

  • Künye: Sibel Kiraz – Şiddetsiz Bir Tarihin Olanağı: Arendt ve Benjamin, Nika Yayınevi, siyaset, 196 sayfa, 2025