Dana Spiotta – Stone Arabia (2013)

  • STONE ARABIA, Dana Spiotta, çeviren: Yeşim Seber, Everest Yayınları, roman, 263 sayfa

STONE

Dana Spiotta ilgi çekici romanı ‘Stone Arabia’da, iki kardeşin geçmişlerine dair tuttukları kayıtlar üzerinden, sanata adanmış sıra dışı bir hayatın izini sürüyor. Denise ve Nik Worth, birbirine aşırı bağlı iki kardeştir. Nik Worth sanata, geniş kitlelere hitap etmekten ziyade, sadece kendisi için üretmek ve kendi alternatif tarihini yazmak için başvurmaktadır. Onun en büyük hayranı da, kız kardeşi Denise’tir. Kırklı yaşlarını sürmekte olan Nik ile kardeşi Denise’in sanatla yoğrulmuş hikâyesi, arkadaşlarının ölümü, annelerinin hastalığı ve dünyayı gittikçe daha çok sarmaya başlayan karamsarlıkla farklı boyutlara evrilecektir.

John Cheever – Boşanma Mevsimi (2013)

  • BOŞANMA MEVSİMİ, John Cheever, çeviren: Roza Hakmen, Everest Yayınları, öykü, 311 sayfa

 BOSANMA

‘Boşanma Mevsimi’, usta yazar John Cheever’ın toplu öykülerinin üçüncü cildi. Cheever burada, Amerikan orta sınıfından bireylerin hayatından kesitler sunuyor. Yazar kitaba adını veren öyküsünde ise, rutinin hızla bunalıma sürüklediği bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Kocanın gözünden anlatılan öykü, kendini ailesine adamış bir annenin yaşadığı bunalım üzerine inşa edilmiş. Her günü, bir önceki günün birebir tekrarı olan kadının hayatı, sıra dışı bir olayla dönüşecektir.

Erendiz Atasü – Taş Üstünde Gül Oyması (2013)

  • TAŞ ÜSTÜNDE GÜL OYMASI, Erendiz Atasü, Everest Yayınları, öykü, 125 sayfa

 TAS

Erendiz Atasü, ilk baskısı 1997’de yapılan ‘Taş Üstünde Gül Oyması’nda, temel izlekler üzerinden ilerleyen altı öyküsünü okurlarına sunuyor. Atasü öykülerinde, varlık, sanat, yaratıcılık, zaman ve insan gibi, felsefeye içkin konulara odaklanıyor. Yazar bunu yaparken de, “tarihin yüzünü örten peçe” olarak tanımladığı, geçmişten bugüne kalmış insan üretimlerine başvuruyor. Geçmişin izlerini, kimi zaman eski bir mezar taşı, kimi zaman terk edilmiş bir taş konak, bir ağıt, arya ve kimi zaman da Mısır piramitlerinde süren yazar, bunları insanın hayatla macerasını derin bir sorgulamaya tabi tuttuğu öyküler şeklinde tasarlıyor.

Orhan Miroğlu – Musa Anter Cinayeti (2012)

  • MUSA ANTER CİNAYETİ, Orhan Miroğlu, Everest Yayınları, siyaset, 323 sayfa

 

Orhan Miroğlu elimizdeki kitabında, JİTEM tarafından öldürüldüğü kesinleşen Kürt yazar, şair ve gazeteci Musa Anter’in katledilme sürecini ayrıntılı bir bakışla anlatıyor. Öldürüldüğü zaman Anter’in yanında bulunan Miroğlu, Anter’le yaşadığı o korkutucu geceyi, cinayeti işleyen grubun kimlerden oluştuğunu, Musa Anter’in neden seçildiğini, Anter’e İstanbul’dan Diyarbakır’a kadar kurulan tuzağı, MİT’in Anter cinayetindeki rolünü, katliamla neyin amaçlandığını ve yıllar sonra JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’la Stokholm’deki buluşmasını anlatıyor. Kitabın ekler bölümünde, Anter’in kendi arşivinden belgeler de yer alıyor.

Torsten Krol – Yunus İnsanlar (2012)

  • YUNUS İNSANLAR, Torsten Krol, çeviren: Pınar Kür, Everest Yayınları, roman, 355 sayfa

 

Torsten Krol’un ikinci romanı ‘Yunus İnsanlar’, ilgi çekici bir postmodern anlatı olmasıyla öne çıkıyor. Roman, 2. Dünya Savaşı’nın bitiminde, ıssız bir ormanda yolları kesişen karakterler arasında yaşanan trajikomik olayları hikâye ediyor. Savaşta kocasını kaybeden Helga, kocasının kardeşi Klaus’tan bir mektup alır. Savaş suçlusu Klaus, Helga ile iki oğlunu, beraber yaşamak için Venezuella’ya davet eder. Fakat bu dört kişinin içinde bulunduğu uçak, ıssız bir ormanda düşer. Ormanın ilginç yerlileri Yayomiler açısından bu insanlar, uzun zamandır bekledikleri, mucizevi niteliklere haiz “Yunus İnsanlar”dan başkası değildir.

Erich Maria Remarque – Dönüş Yolu (2012)

  • DÖNÜŞ YOLU, Erich Maria Remarque, çeviren: Burhan Arpad, Everest Yayınları, roman, 296 sayfa

 

Erich Maria Remarque, ünlü romanı ‘Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’ ile savaşın yıkıp yok ettiği bireyi anlatarak güçlü savaş karşıtı metinlerden birine imza koymuştu. Remarque, bu romanın devamı olan elimizdeki eserinde ise, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkelerine dönen askerlerin, doğup büyüdükleri topraklara duydukları yabancılaşmayı, toplumla yaşadıkları uyuşmazlıkları anlatıyor. Savaşın yıkıcılığının izlerini taşıyan, onca ölüme tanıklık ettiklerinden yaşamın anlamını sorgular hale gelmiş askerler, toplumdan büyük bir kopuş yaşamakta, askerlikteki hiyerarşik düzenin sona erdiğini bir türlü kabul edememektedirler.

Tamer Erdoğan – Türk Romanında Mütareke İstanbul’u (2012)

  • TÜRK ROMANINDA MÜTAREKE İSTANBUL’U, Tamer Erdoğan, Everest Yayınları, inceleme, 212 sayfa

 

Tamer Erdoğan, yeni bir baskıyla yayımlanan elimizdeki çalışmasında, bir yandan İstanbul’un işgal edildiği, öte yandan Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nın başladığı Mütareke döneminde, Türk romanında İstanbul’un nasıl işlendiğini inceliyor. Beş yıl boyunca sürmüş bu işgalin, o dönemi deneyimlemiş yazarların eserlerine nasıl yansıdığı, çalışmanın odak noktasını oluşturuyor. Ercüment Ekrem Talu, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Âgah Sırrı Levend, Mehmet Rauf, Peyami Safa, Şükûfe Nihal, Hilmi Ziya Ülken, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cevdet Kudret Solok ve Kemal Tahir, bu bağlamda ele alınan yazarlardan birkaçı.

Siegfried Lenz – Almanca Dersi (2012)

  • ALMANCA DERSİ, Siegfried Lenz, çeviren: Ayşe Sarısayın, Everest Yayınları, roman, 479 sayfa

 

Çağdaş Alman edebiyatının önemli temsilcilerinden Siegfried Lenz ‘Almanca Dersi’nde, ölçüsüz itaat etmenin, görev duygusunu abartmanın varabileceği tehlikeli durakları anlatıyor. Hikâye, romanın başkahramanı Siggi Jepsen’e, Almanca dersinde verilen “görev tutkusu” konulu bir kompozisyon ödevi ve Jepsen’in bu kompozisyonu yazmadığı için cezalandırılmasıyla başlar. Kahramanımızın yazmama gerekçesi, babasının kişiğilinde gözlemlediği gibi, “görev tutkusu”nun bir kompozisyona sığamayacak denli geniş, karmaşık olduğu gerçeğidir. Zira, Naziler için çalışmış babası, aldığı talimatları hiç sorgulamadan, itaatkar bir biçimde yerine getirmiştir.

Hasan Cemal – Kimze Kızmasın Kendimi Yazdım (2012)

  • KİMSE KIZMASIN KENDİMİ YAZDIM, Hasan Cemal, Everest Yayınları, anı, 280 sayfa

 

Hasan Cemal, şu ana kadar kendisini en çok zorlayan kitap olarak tanımladığı ‘Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım’da, kendi siyasal geçmişiyle hesaplaşıyor. Ağırlıklı olarak Türkiye’nin 12 Mart günlerini anlatan kitap, bizde pek görülmeyen şekilde itiraflarda bulunması ve bu anlamda bir arınmaya girişmesiyle dikkat çekiyor. Hasan Cemal, ilkin 1999’da yayımlanan ve hemen ertesinde büyük tartışmalar yaratan kitabında, Yön Dergisi günlerine, Doğan Avcıoğlu’na, yazı işleri müdürlüğünü yürüttüğü Devrim gazetesine, Deniz Gezmiş’e ve dönemin sol atmosferine dair anılarını, bir yüzleşme çabası ekseninde okurlarıyla paylaşıyor.

Kolektif – Nidâ Odağında Ahmet Telli Şiiri (2012)

  • NİDÂ ODAĞINDA AHMET TELLİ ŞİİRİ, Everest Yayınları, sempozyum, 528 sayfa

 

‘Nidâ Odağında Ahmet Telli Şiiri’, 15. Altın Portakal Şiir Ödülü Sempozyumu’na sunulan ve Türkiye’nin önemli şairlerinden Ahmet Telli’nin sanatına farklı açılardan yaklaşan bildirilerden oluşuyor. Doğan Hızlan, Cevat Çapan, Ahmet Say, Aydın Çubukçu, Necmiye Alpay, Sezai Sarıoğlu, Şükrü Erbaş, Haydar Ergülen ve Hayri K. Yetik gibi önemli isimler tarafından sunulan bu bildirilerde, Telli’nin şiirleri, farklılaşma, devrimci nitelik, masal unsurları, poetik olgular ve çokkültürlülük gibi bağlamlarda irdeleniyor. Kitapla birlikte verilen CD’de ise Ahmet Telli’nin ‘Nidâ’ şiiri, şairin fotoğrafları eşliğinde izlenebiliyor.