Güneş Ayas — Müziğin Doğusu Batısı (2025)

Bu kitap, müziği yalnızca seslerin ve zevklerin alanı olarak değil, modern Türkiye’de kimliğin, iktidarın ve hiyerarşinin kurulduğu bir mücadele zemini olarak ele alıyor. Güneş Ayas, Batı ile Doğu arasında kurulmuş müzikal karşıtlıkların masum estetik tercihler olmadığını; aksine, tarihsel tahakküm ilişkileriyle, modernleşme projeleriyle ve kültürel üstünlük iddialarıyla iç içe geçtiğini gösteriyor. Müziğin “geri”, “ilkel”, “duygusal” ya da tersinden “otantik” ve “saf” olarak kodlanmasının, aynı oryantalist ontolojinin farklı yüzleri olduğunu ısrarla hatırlatıyor.

Kitap boyunca Türk müziği etrafında dolaşan alaturka–alafranga gerilimi, yalnızca geçmişe ait bir tartışma olarak değil, bugüne taşınan bir düşünme alışkanlığı olarak okunuyor. Ayas, Cumhuriyet döneminden itibaren “hakiki müzik” arayışlarının, arabeskin dışlanıp sonra sahiplenilmesinin, Batı’ya öykünme ile yerlicilik arasında gidip gelen reflekslerin, hep aynı hiyerarşik bakışı yeniden ürettiğini savunuyor. Bu nedenle eleştirisini sadece Batı merkezli yargılara değil, kendini kutsayan yerli söylemlere de yöneltiyor.

Kitabın önsözünde temel olgu, müzik üzerinden kurulan bu kültür savaşlarının düşünmeyi nasıl daralttığı. Ayas, akademik kalıpların dışına çıkarak müziği, toplumsal hafızayı ve modernleşmenin kırılmalarını birlikte düşünmeye çağırıyor. Ama bunu bir mahkeme kurarak değil; yargılamak yerine görünmez varsayımları açığa çıkararak yapıyor. Sonuçta ortaya çıkan metin, Doğu ile Batı arasında sıkışmadan, ne taklitçi evrenselciliğe ne de savunmacı yerliciliğe yaslanmadan, müziği daha sahici, daha eşitlikçi bir düşünme imkânı olarak yeniden kurma denemesi.

Güneş Ayas — Müziğin Doğusu Batısı: Oryantalizm, Alla Turca
• Dergah Yayınları
Müzik • 352 sayfa • 2025

Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam (2025)

Miguel Asín Palacios’un ‘Dante ve İslam’ (‘Dante y el Islam’) adlı kitabı, Dante Alighieri’nin başyapıtı ‘İlahi Komedya’ ile İslami eskatoloji (ahiret inancı) arasındaki olası bağlantıları inceleyen çığır açıcı bir eser. Palacios, ‘İlahi Komedya’daki cehennem, araf ve cennet tasvirlerinin, İslam’ın Miraç (Hz. Muhammed’in göğe yükselişi) geleneği ve diğer İslami metinlerden etkilendiğini öne sürer.

Palacios, Dante’nin eserindeki bazı önemli temaların ve yapıların İslami kaynaklarda paralellikler gösterdiğini savunur. Örneğin, cehennemin katmanları, arafın varlığı ve cennetin çeşitli mertebeleri gibi unsurların, İbn Arabi ve diğer Müslüman düşünürlerin eserlerinde benzer şekillerde tasvir edildiğini belirtir. Ayrıca, Dante’nin eserindeki bazı karakterlerin ve olayların, İslami hikayeler ve efsanelerle benzerlikler taşıdığını öne sürer.

Kitap, ‘İlahi Komedya’nın yazıldığı dönemde İslam dünyasıyla Hristiyan dünyası arasındaki kültürel etkileşimin yoğun olduğunu ve Dante’nin bu etkileşimden haberdar olduğunu varsayar. Palacios, Dante’nin İslami kaynaklara doğrudan erişimi olabileceğini veya bu kaynakların Latince çevirileri aracılığıyla bilgi sahibi olabileceğini belirtir.

‘Dante ve İslam’, yayımlandığı dönemde büyük tartışmalara yol açmış ve Dante araştırmacıları arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bazı araştırmacılar Palacios’un tezlerini desteklerken, bazıları ise eleştirmiştir. Ancak, kitap, Dante’nin eserinin İslami kaynaklarla olası bağlantıları hakkında önemli bir tartışma başlatmış ve ‘İlahi Komedya’nın yorumlanmasında yeni bir bakış açısı sunmuştur.

Sonuç olarak, ‘Dante ve İslam’, Dante’nin ‘İlahi Komedya’sının İslami eskatoloji ile olası bağlantılarını inceleyen ve bu konuda önemli bir tartışma başlatan bir eserdir. Kitap, farklı kültürler arasındaki etkileşimin edebiyat eserleri üzerindeki etkisini göstermesi açısından da önemlidir.

  • Künye: Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam, çeviren: Güneş Ayas, Dergah Yayınları, inceleme, 408 sayfa, 2025

Aimé Césaire – Sömürgecilik Üzerine Söylev (2024)

Martinikli düşünür ve şair Aimé Césaire’nın yayınlandığı 1950’den itibaren kült statüsü kazanmış ‘Sömürgecilik Üzerine Söylev’i sömürgeciliğin ilerlemeye, kapitalizme ve Batı’nın medeniyet kavramına içkinliğini ifşa eden bir manifesto.

Afrika ve Asya’daki sömürgeci idareler halen iktidardayken, milyonlar esaret altındayken yazılan bu metin iki yüzlü Avrupa hümanizminin cilasını kazırken gerçek bir evrensel hümanizmden hiç vazgeçmez.

Şiddetin tarihine ve yarattığı sömürgeci-sömürgeleştirilen diyalektiğine getirdiği eleştiri Fanon’dan Said’e sayısız düşünürü etkilemiş, post-kolonyal kuramın temellerini atmıştır.

Güneş Ayas’ın güncellediği sunuşu ve ek metinlerle genişlettiğimiz ‘Sömürgecilik Üzerine Söylev’ yeniden alenileşen Batı küstahlığı ve emperyalist şiddetin bu karanlık günleri için zorunlu bir okuma teşkil ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Fırtınayı duyuyorum. Bana ilerlemeden, ‘başarılanlardan’, tedavi edilen hastalıklardan, iyileştirilen yaşam standartlarından bahsediyorlar. Bense tüketilmiş, kültürleri ayaklar altında çiğnenmiş, kurumları yıkılmış, toprakları zapt edilmiş, dinleri darmadağın edilmiş, muhteşem sanat eserleri yok edilmiş, olağanüstü imkânları ortadan kaldırılmış toplumları duyuyorum… bu politika Avrupa’nın kendi yıkımından başka bir şeye sebep olmaz ve Avrupa eğer dikkat etmezse kendi etrafında yarattığı boşlukta telef olup gidecek.”

  • Künye: Aimé Césaire – Sömürgecilik Üzerine Söylev, çeviren: Güneş Ayas, Dergah Yayınları, siyaset, 152 sayfa, 2024

Kolektif – Ruhi Su ve Türkiye’de Müzik Kültürleri (2024)

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan müzik serüveninin önemli bir öznesi olan Ruhi Su (1912-1985), Türkiye’de müzik olgusunun her boyutuyla yeniden incelenmesine vesile olacak bir miras bıraktı.

Ruhi Su’dan yola çıkarak Türkiye’de modernleşme, Musiki İnkılabı, protest müzik, popüler müzik, halk müziği, halk oyunları ve müzikolojiye dair pek çok tartışmayı gündeme getiren bu kitap, Ruhi Su anısına yazılmış yazılardan oluşan bir derlemenin ötesine geçerek hem Ruhi Su’nun çalışmalarını hem de bu çalışmaların etkilerini eleştirel açıdan ele alıyor, müzik araştırmalarına yönelik yeni yaklaşımlar sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Onur Güneş Ayas, Begüm Fulya Adızel, Gökmen Özmenteş, Seyit Yöre, Diler Özer, Kazım Demirer, Boran Mert, Ulaş Özdemir, Faruk Çalışkan, Zeynel Günbek, Mehmet Ali Özdemir, Ferda Ereren.

  • Künye: Kolektif – Ruhi Su ve Türkiye’de Müzik Kültürleri, hazırlayan: Ulaş Özdemir, Belma Oğul, Evrim Hikmet Öğüt, Aras Yayıncılık, müzik, 240 sayfa, 2024

Werner Jaeger – İlk Yunan Filozoflarında Tanrı Düşüncesi (2024)

Werner Jaeger, Parmenides, Herakleitos, Empedokles gibi karanlık ve zor düşünürlerin metinlerini ayrıntılı bir şekilde yorumlarken, Tanrı düşüncesinin Yunan felsefesinde en başından itibaren oynadığı belirleyici rolün altını çiziyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Burada, Yunan felsefi düşüncesinde teolojinin başlangıcının izini sürmek istiyorum…Tanrı ve tanrısallık meselesinin, erken dönem doğa filozoflarının düşüncesinde, genellikle kabul etmeye hazır olduğumuzdan çok daha geniş bir yer işgal ettiğini göreceğiz… Pozitivizm çağı ve onu temsil eden felsefe tarihçileri, bu ilk dönem düşünürlerinin sırasıyla ampirik ve bilimsel karakterlerini vurguladılar. Sokrates öncesi filozofların modernliğini kanıtlama hevesiyle, bu kitapta doğal teolojinin kökeni perspektifi içinde ilgilendiğimiz yönlerini çoğu zaman önemsizleştirdiler. Halbuki bu, bizzat Antik Çağ düşünürlerinin bu filozofları görme biçimidir.”

  • Künye: Werner Jaeger – İlk Yunan Filozoflarında Tanrı Düşüncesi, çeviren: Güneş Ayas, Minotor Kitap, felsefe, 344 sayfa, 2024

Arend Lijphart – Demokrasi Modelleri (2024)

Arend Lijphart karşılaştırmalı siyaset, anayasa hukuku ve seçim sistemleri konusunda bir başvuru eseri olan ‘Demokrasi Modelleri’nde, dünya çapındaki demokratik kurumların geniş ve derin bir analizini sunuyor.

1945’ten 2010’a uzanan dönemdeki otuz altı demokrasiyi titizlikle inceleyen Lijphart, hangi tür demokrasinin nasıl işlediğine dair önemli sonuçları ortaya koyuyor.

  • Künye: Arend Lijphart – Demokrasi Modelleri: Otuz Altı Ülkede Yönetim Biçimleri ve Performansları, çeviren: Güneş Ayas, Utku Umut Bulsun, Minotor Kitap, siyaset, 408 sayfa, 2024

Isaiah Berlin – Rus Düşünürleri (2023)

“Tilki pek çok şey bilir, kirpi ise tek bir büyük şey.”

İngilizce yazan eleştirmenlerin çok azı Rus düşüncesi ve kültürü hakkında Isaiah Berlin kadar ferasetli yazılar yazabilmiştir.

İşte elinizdeki kitap, Berlin’in otuz küsur yıllık bir süreçte yazdığı, Rusya’nın olağanüstü yazar ve filozoflarının Rus kültürü üzerindeki benzersiz etkilerini çeşitli temalar etrafında irdeleyen bu tarihî yazılarının derli toplu bir derlemesi niteliğini taşıyor.

‘Rus Düşünürleri’nde Berlin, ünlü “Kirpi ile Tilki” makalesinde ele aldığı Tolstoy’un tarih felsefesine ek olarak, “Rusların dünyadaki sosyal değişime en büyük katkısı” diye betimlediği Rus entelijansiyasını oluşturan Herzen, Bakunin, Turgenyev ve Belinski gibi on dokuzuncu yüzyılın büyük yazar ve düşünürlerini ortaya çıkarmış toplumsal ve siyasal koşulları da inceliyor.

Berlin, Rus düşünürleri hakkındaki bir dizi canlı portre yazısında, entelijansiyanın en dikkat çekici mensuplarını, mutlak değerlerden duydukları şüphe ile ahlaki eylemlere ilişkin bütün meseleleri bir anda çözüme kavuşturacak tek bir hakikati keşfetme arzuları arasında sürekli olarak bölünmüş figürler şeklinde resmediyor.

  • Künye: Isaiah Berlin – Rus Düşünürleri, çeviren: Güneş Ayas, Minotor Kitap, felsefe, 560 sayfa, 2023

Kolektif – Edward Said’le Yeniden Başlamak (2021)

Edward Said’i yeni ve özgün bir bakışla yorumlayan usta işi makaleler bu derlemede.

Kitap, Said’i şarkiyatçılık, sürgün, entelektüel, müzik, hegemonya, ideoloji, Madun Çalışmaları ve postkolonyalizm gibi perspektiflerden tartışıyor.

Türkiye’de Said imajları Said gerçekliğini çoktan geride bırakmış ve kendi alanında bağımsız bir krallık kurmuştur.

Manipülatif geleneksel otoriteler eliyle konunun kültür savaşının içine çekilmesi vaziyeti daha da kötüleştirmiştir.

Uzun sözün kısası, Said’i yorumlamak hiçbir zaman saf yorum/kuram meselesi olmamıştır.

İşte bu kitap da, Said’le yeniden başlamak amacıyla; şarkiyatçılığa ek olarak, sürgün, entelektüel, müzik ve coğrafyadan eleştirel dünyevilik, söylem, hegemonya ve ideoloji sorunlarına, Madun Çalışmaları ve postkolonyalizm gibi ekollerle ilişkisine, Said düşüncesinin imkânlarını farklı veçheleriyle hatırlatıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mete Akbaba, Güneş Ayas, Tuncay Birkan, Yücel Bulut, Esra Can, Tuğba Ekinci, Yusuf Ekinci, Umut Kaya, Rumeysa Köktaş, Fırat Mollaer, Özge Özkoç, R. Radhakrishnan ve Pınar Yurdadön.

  • Künye: Kolektif – Edward Said’le Yeniden Başlamak: Entelektüel-Sürgün ve Şarkiyatçılık, editör: Fırat Mollaer, İthaki Yayınları, inceleme, 528 sayfa, 2021

Güneş Ayas – Musiki İnkılabı’nın Sosyolojisi (2020)

Klasik Türk müziği, özellikle Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren Osmanlı-şark kimliğiyle özdeşleştirilerek dışlandı.

Örneğin 1926’da eğitimi, 1934-36’da ise radyolarda icra edilmesi yasaklanmıştı.

Tüm bu aşağılamalara rağmen klasik Türk müziği varlığını sürdürmeyi başardı, daha da önemlisi toplumsal tabanını da genişletti.

İşte, Güneş Ayas’ın yeni bir baskıyla yayımlanan eldeki çalışması, klasik Türk müziğinin, tüm bu baskılara karşı ayakta kalmayı nasıl başardığının izini sürüyor.

Türün, ülkenin çağdaşlaşma programına nasıl direnç geliştirdiğini ve en önemlisi de bu çağdaşlaşma sürecine nasıl uyum sağlayarak muazzam bir dönüşüm geliştirdiğini ortaya koyan çalışmanın, 2015 yılında “Yılın Türk Müziği Yazarı ve Kitabı” dalında Itri Ödülü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Güneş Ayas – Musiki İnkılabı’nın Sosyolojisi: Klasik Türk Müziği Geleneğinde Süreklilik ve Değişim, İthaki Yayınları, müzik, 408 sayfa, 2020

Güneş Ayas – Müzik Sosyolojisi (2020)

Bir toplumu anlamanın en iyi yollarından biri de, o toplumun müziğine bakmaktır.

Başka bir deyişle müzik, diğer pek çok işaretten daha fazla toplumla, o toplumun sosyolojisiyle iç içedir.

Güneş Ayas’ın bu özenli çalışması da, müziğin toplumsal bağlamının nasıl işlediğini, müzik sosyolojisi alanına giren temel kavramları ve yönelimleri kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Konuya iyi bir giriş yapmak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken çalışma, aynı zamanda müzik sosyolojisi alanındaki Türkçe literatürü eleştirel bir gözle değerlendirmesiyle de dikkat çekiyor.

Burada tartışılan kimi konular şöyle:

  • Sanatı kutsal olarak gören yaklaşımlar ile sanatı incelenebilir olgulardan biri olarak gören müzik sosyolojisi arasındaki gerilimler,
  • Müzikte anlamın oluşumundaki toplumsal faktörler,
  • Etnosentrizm ve oryantalist söylemlerin müziğe etkisi,
  • Max Weber’in çalışmalarında müzik sosyolojisinin yeri,
  • Adorno’nun müziğe getirdiği yorumların müzik sosyolojisine yaptığı katkılar,
  • Müzikte beğeninin oluşumu,
  • Müzik geleneklerindeki süreklilik ve değişimler,
  • Türkiye’de müzik sosyolojisi çalışmalarındaki temel sorunlar…

Konu hakkında aydınlatıcı bilgi ve tartışmalar barındıran kitabın, hem konunun uzmanlarına hem de müziksevere fazlasıyla hitap ettiğini söyleyebiliriz.

  • Künye: Güneş Ayas – Müzik Sosyolojisi, İthaki Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2020