Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi – Kapitalizm (2023)

Çağdaş kapitalizmin temel sıkıntılarını ortaya koyan, iki seçkin akademisyen arasında ilgi çekici ve derinlemesine bir söyleşi.

Dünya, toplumsal, ekolojik, siyasal, uygarlıkla ilgili pek çok sayıda krizin kasırgasına kapılmış durumdayken Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi, bizi acil olarak elimizi taşın altına koymaya davet ediyor.

Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde kapitalizm, hayatta kalma şansımızı zorlayan, giderek derinleşen, üst üste binen -ekolojik, politik, sosyal- bir krizler çağı getirdi.

Siyaset felsefecileri Fraser ve Jaeggi, bu muhteşem ve geniş kapsamlı söyleşide, kapitalizmi yıkımın kaynağı olarak tanımlıyor ve onun içsel kriz eğilimini inceliyorlar.

Tarih, eleştirel kuram, ekoloji, feminizm ve siyaset kuramını bir araya getiren Fraser ve Jaeggi, kapitalizmin bağımlı olanları ayırma eğiliminin -insanı insan olmayan doğadan, meta üretiminden ve toplumsal yeniden üretimden-, kapitalizmin kriz eğiliminin merkezinde yer aldığını keşfediyorlar.

Fraser ve Jaeggi, bu ‘sınır mücadelelerinin’ kapitalizmin en yıkıcı gücünü oluşturduklarını, fakat aynı zamanda da mücadele eden bir sol hareketin yıkımı durdurabileceği ve çok ihtiyaç duyduğumuz kapitalist olmayan bir geleceği inşa edebileceği alanlar olduklarını söylüyorlar.

  • Künye: Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi – Kapitalizm: Eleştirel Kuram Çerçevesinde Bir Söyleşi, çeviren: Eren Karaca, Nika Yayınevi, siyaset, 318 sayfa, 2023

Harry Brighouse – Adalet Teorileri (2022)

‘Adalet Teorisi’, siyaset felsefesinin en temel konuları hakkında ufuk açıcı bir tartışma.

Harry Brighouse burada, adaletin doğası, insanca yaşamanın anlamı ve adil bir dünyanın olanaklarını derinlemesine irdeliyor.

John Rawls’un ‘Bir Adalet Teorisi’ başlıklı ünlü eseri 1971 yılında yayımlandığında, adalet hakkında yapılagelen çağdaş felsefe, siyaset ve hukuk tartışmalarının çehresini değiştirdi.

Aldığı övgüler ve eleştirilerle daha sonraki girişimler için bir esin kaynağı hâline geldi ve alanda bir sıçrama tahtası teşkil etti.

Bugün Batı dünyasının birlikte yaşama kültürünü, çatışmaları yönetme stratejilerini, kurumlarını üzerine inşa ettiği ilkeleri ve hayata geçirdiği temel siyasaları, bu tartışmayı ana hatlarıyla kavramadan anlamak epey güç.

Bu kitap bu esaslı tartışmanın ‘çözünürlüğü yüksek ve kolay okunabilen bir haritasını’ sunuyor.

Okuru John Rawls, Amartya Sen, Martha Nussbaum, Milton Friedman, Robert Nozick, Will Kymlicka, Nancy Fraser, G. A. Cohen, Susan Moller Okin gibi isimlerle aynı masada oturmaya, adaletin doğası, insanca ve hakça yaşamanın anlamı, adil bir dünyanın olanağı hakkında yapılagelen bu uzun soluklu söyleşiye bizzat katılmaya çağırıyor.

Siyaset felsefesinin en temel konularını kolay yoldan öğrenmek isteyenler için bulunmaz bir kılavuz olan bu kitap, adalet teorilerinin temel kavramlarını ortaya koyuyor; istendik sonuçlarını ve uygulamada yol açtığı beklenmedik sorunları parlak ama yalın bir anlatımla gözler önüne seriyor.

  • Künye: Harry Brighouse – Adalet Teorileri: Çağdaş Bir Tartışma, çeviren: İsmail Yılmaz, Fol Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2022

Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser – % 99 İçin Feminizm: Bir Manifesto (2019)

Neoliberalizm karşısında alternatif kıtlığı yaşıyoruz: Kapitalizmin son derece yıkıcı, finansallaşmış bu biçimi, son kırk yıldır dünyanın dört bir yanına egemen oldu.

Atmosferi zehirleyen, demokrasiyi gülünç bir paçavraya dönüştüren, toplumsal becerilerimizi sakatlayan kapitalizmin bu yinelenişi, her türden toplumsal mücadelenin önem kazanmasına, en mütevazı reformlar için sergilenen ılımlı çabaların bile hayatta kalma savaşına dönüşmesine yol açtı.

İşte Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser’ın kaleme aldıkları bu etkileyici feminist manifesto, dünyanın yangın yerine döndüğü bu süreçte feministlerin de safını belli etmesi gerektiğini ve bu amaçla neler yapmaları gerektiğini tutkulu ve çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Yazarlar, bütün feministlerin bugün önemli bir yol ayrımında bulunduklarını ve şimdi asıl yanıt verilmesi gereken sorunun şu olduğunu belirtiyor:

“Fırsat eşitliği vaazı”nın peşinde koşmaya devam mı edeceğiz?

Yoksa bizi mevcut krizin ötesine geçirip yeni bir topluma kapı aralayacak olan toplumsal cinsiyet eşitliğini antikapitalist bir tarzda yeniden tasavvur edecek miyiz?

Yazarlar buradan yola çıkarak, refahın ve doğal kaynakların herkes tarafından eşit şekilde paylaşıldığı, eşitlik ile özgürlüğün birer istek olmaktan çıkıp kök saldığı adil bir dünya kurmak için feministlerin ne yapmaları gerektiğini 11 tez halinde sıralıyor.

  • Künye: Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser – % 99 İçin Feminizm: Bir Manifesto, çeviren: Utku Özmakas, Sel Yayıncılık, feminizm, 120 sayfa, 2019

David Edmonds ve Nigel Warburton – Felsefe Muhabbetlerine Dönüş (2018)

‘Felsefe Muhabbetlerine Dönüş’, bu seriden yayınlanan üçüncü kitap ve felsefenin çeşitli temalarını, bugün bu alanda fikir üreten 27 isimle konuşmaya, kaldığı yerden devam ediyor.

Kitapta felsefeciler; zevk, acı, mizah, ahlaki statü, işkence, hayvan köleliği, bilinç, materyalizm, benlik algısı, hayal gücü, özgür irade, cezai sorumluluk, hoşgörü, istismar, itibar, siyasette kirli eller, metafizik, aklın enigması, anlam ve yorum, hayatın anlamı ve ölümden sonraki yaşam gibi pek çok güncel konu ve sorunu tartışıyor.

‘Felsefe Muhabbetleri’ni ilgiyle takip etmiş okurların bu kitabı da severek okuyacağını düşünüyoruz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Thomas Hurka, Michael Tye, Noël Carroll, Jeff McMahan, John Mikhail, Raimond Gaita, Gary L. Francione, Ned Block, Patricia Churchland, Frank Jackson, Galen Stawson, Alison Gopnik, Daniel Dennett, Fiery Cushman, Nicola Lacey, Victor Tadros, Philip Pettit, Susan Mendus, Hillel Steiner, Rae Langton, Nancy Fraser, C. A. J. Coady, Kit Fine, Dan Sperber, Stephen Neale, Susan Wolf ve Samuel Scheffler.

  • Künye: David Edmonds ve Nigel Warburton – Felsefe Muhabbetlerine Dönüş, çeviren: Esra Nur (Sözbilici) Acar, Maya Kitap, felsefe, 307 sayfa, 2018

Heinrich Geiselberger (haz.) – Büyük Gerileme (2017)

Farklı ülkelerden, alanında uzman 15 yazarın katkıda bulunduğu, dünyanın değişik yerlerinde sağ popülist siyasetlerin yükselişe geçmelerinin altındaki saikleri açıklığa kavuşturan ufuk açıcı bir çalışma.

Bugün yaşadığımız darboğaza, 1990’lı yıllarda küreselleşme hakkında yürütülen tartışmalara uzanarak bakan kitap, hem bu durumu yaratan etkenleri analiz ediyor hem de gelecek yıllarda olabileceklere dair öngörülerde bulunuyor.

  • Sağ popülizmin yükselişe geçişinin ardındaki sosyolojik ve ekonomik nedenler neler?
  • Bu süreçte alt sınıflar ile orta sınıflar arasında bir ittifaktan bahsedilebilir mi?
  • Alınmaya çalışılan önlemler gerçekte kimleri ve neleri korumaya yönelik?
  • Ekonomik ve sosyal politikaların yabancı ve göçmen düşmanlığıyla nasıl bir ilişkisi var?
  • Ve her şey bir yana, bütün bu olup bitenler aslında neoliberal kapitalizmin büyük ve ertelenemez krizi anlamına mı geliyor?

Bu ve benzeri birçok soruyu yanıtlayan kitap, yaşadığımız dönemin nitelikli ve derli toplu bir analizini yapmasıyla her kitaplıkta bulunmayı fazlasıyla hak ediyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Zygmunt Bauman, Nancy Fraser, Slavoj Žižek, Bruno Latour, Arjun Appadurai, Donatella della Porta, Eva Illouz, Ivan Krastev, Paul Mason, Pankaj Mishra, Robert Misik, Oliver Nachtwey, César Rendueles, Wolfgang Streeck ve David Van Reybrouck.

  • Künye: Kolektif – Büyük Gerileme, hazırlayan: Heinrich Geiselberger, çeviren: Merisa Şahin, Aslı Biçen, Ahmet Nüvit Bingöl ve Orhan Kılıç, Metis Yayınları, siyaset, 232 sayfa

Kolektif – Çatışan Feminizmler (2008)

  • ÇATIŞAN FEMİNİZMLER, kolektif, çeviren: Feride Evren Sezer, Metis Yayınları, feminizm, 190 sayfa

Feminizm ve postmodernizm üzerine sorular soran ‘Çatışan Feminizmler’in en dikat çeken yanı, bu iki “izm”in kesiştiği ve ayrıldığı noktaları irdelemesi. Kitap temelde, Seyla Benhabib, Judith Butler, Nancy Fraser ve Drucilla Cornell gibi, günümüzün tanınan feministlerinin bir sempozyumda bir araya gelerek yaptıkları tartışmalardan oluşuyor. Bu tartışmaların asıl zenginliği ise feminizmin sabit, içeriği ve sınırları belli bir alan olmadığını, aksine pek çok feminist perspektifin bulunduğunu ve asıl yapılması gerekenin de bunları sentezlemek olduğunu göstermeleri.