Peter Osborne – Kavramdan Sonra (2021)

Küresel kapitalizme yanıt verecek eleştirel bir çağdaş sanat nasıl olmalıdır?

Peter Osborne, hem çağdaş sanat tarihini hem de sanat eleştirisi felsefesini yeniden düşünmek için sağlam kavramsal araçlar sunuyor.

Çağdaş sanat, abartılı ve birbirinden çok farklı iddiaların nesnesidir.

Peki, ne tür bir söylem ona eleştirel bir anlam vermemiz konusunda bize yardımcı olabilir?

Osborne gerek felsefi, tarihsel ve sosyal açıdan, gerekse sanat eleştirisi açısından yeni bir yaklaşımla yerleşik fikirlere meydan okuyor.

“Çağdaş sanat post-kavramsal sanattır” iddiasını ortaya koyan Osborne; Navjot Altaf, The Atlas Group, Amar Kanwar, Sol LeWitt, Gordon Matta-Clark, Gerhard Richter ve Robert Smithson’ın eserlerinin bir dizi kavramsal inşasını ve yorumunu detaylandırıyor; ayrıca “sanat uzamı” ve “sanat zamanı”nın kurumsal ve varoluşsal karmaşıklıklarına dair yeni açıklamalarda bulunuyor.

Küresel kapitalizm çağında hem eleştirel hem de çağdaş olan bir sanat için kavramsal alanın haritasını çıkaran ‘Kavramdan Sonra: Çağdaş Sanatın Felsefesi’, sanat teorisine sıkı bir felsefi müdahale olarak okunabilir.

  • Künye: Peter Osborne – Kavramdan Sonra: Çağdaş Sanatın Felsefesi, çeviren: Nüvit Bingöl, Tellekt Kitap, felsefe, 352 sayfa, 2021

Bruno Latour – Toplumsalı Yeniden Toplama (2021)

Toplum tam olarak nedir?

Bruno Latour’un toplumsal nosyonunu yeniden tanımladığı bu kitabı, “aktör-ağ teorisi”ni daha iyi kavramak isteyenler için de iyi bir kaynak.

“Toplumsal” kelimesi ne anlama gelir?

Neden bazı faaliyetlerin “toplumsal bir boyut”u olduğu söylenir?

Toplumsal olanı özel bir alan, belirli bir âlem ya da tikel bir tür şey olarak değil; yalnızca hayli kendine özgü bir yeniden ortaklık kurma ve yeniden bir araya toplama hareketi olarak tanımlayan Latour, ‘Toplumsalı Yeniden Toplama’da “toplumsal”ın başlangıçtaki anlamına dönerek ve tekrar bağlantıları izleyebilmesini sağlayarak toplumsal nosyonunu yeniden tanımlamaya girişiyor.

‘Toplumsalı Yeniden Toplama’, “aktör-ağ teorisi”ni ve onun en etkili taraftarlarından Latour’un fikirlerini merak edenler için önemli bir kaynak.

  • Künye: Bruno Latour – Toplumsalı Yeniden Toplama: Aktör-Ağ Teorisine Bir Giriş, çeviren: Nüvit Bingöl, Tellekt Kitap, sosyoloji, 392 sayfa, 2021

Charles Coustille – Antitezler (2021)

‘Antitezler’, yazarlarla akademisyenlerin karşılaşmalarının tarihi üzerine çok enteresan değerlendirmeler barındırıyor.

Charles Coustille, Mallarmé, Péguy, Paulhan, Céline ve Barthes gibi yazarların kaleminden çıkma “yazar tezleri”ni sunuyor ve bunlardan yola çıkarak akademinin edebiyattan veya edebiyatın akademiden nasıl etkilenebileceği üzerine düşünüyor.

Coustille’in burada bir araya getirdiği tezler oldukça ilginç.

Örneğin Mallarmé varoluşsal krizinden kurtulmak amacıyla dilbilimle ilgili bir teze başlamıştı.

Péguy’nin tezi Sorbonne’a karşı uzun bir hakaretten ibaretti.

Paulhan’ınki otuz beş yılı aşan bir süreye yayılmış sayısız müsvedde içinde kaybolmuştu.

Céline, Macar bir doktora düzdüğü methiye arkasına belli belirsiz gizlenmiş otoportresini sunmuştu doktora jürisine.

Barthes ise, tezin “erotik bir beden” olması gerektiğini ileri sürmüştü.

Böylece, üniversite ile edebiyat arasında, yazılmayı bekleyen bir tarihe -yazarların üniversiteyle ilişkilerinin tarihine- Fransa deneyimini merkeze alarak katkı yapan çalışma, edebi ve akademik dünyaların karşılaştığı ve birbirine meydan okuduğu tarihsel bir soruşturma sunuyor.

Kitap aynı zamanda tez yazımına dair, yazarların akademik normları ve biçimleri sorguladığı ve yazma hakkındaki tavsiyelerini damıttıkları bir anti-kılavuz.

  • Künye: Charles Coustille – Antitezler: Mallarmé, Péguy, Paulhan, Céline, Barthes, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2021

Noam Chomsky – Biz Ne Tür Yaratıklarız? (2020)

‘Biz Ne Tür Yaratıklarız?’, düşünür Noam Chomsky’yi bu sefer dilbilimci kişiliğiyle de tamamlayarak karşımıza çıkaran bir eser.

Chomsky’nin insan türü üzerine uzun yıllara yayılan kariyerinin neticelerini sunan çalışma, insan dilinin tam olarak ne olduğunu tartışarak açılıyor.

Buradan insanın anlama kapasitesine ve potansiyellerine uzanan Chomsky, tartışmayı daha üst boyuta taşıyarak insanın yaratacağı bir toplum düzeninin ana hatlarının neler olacağı üzerine düşünüyor.

İnsan ve doğa ilişkisi, doğanın gizemleri gibi konuların da irdelendiği kitap, Chomsky’nin düşüncelerinin dayandığı arka plan hakkında önemli ipuçları sunuyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Biz Ne Tür Yaratıklarız?, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Taylan Doğan, Öznur Karakaş, Bgst Yayınları, dilbilim, 184 sayfa, 2020

Tiffany Watt Smith – Schadenfreude (2020)

Bir başkasının, hele hele o başkası sevmediğimiz biriyse, başına talihsiz olaylar geldiğinde seviniriz.

Hatta bazen, havalara uçarız.

Almanlar, bu durumda hissettiğimiz beklenmedik heyecanı, o lezzetli ve gizlenen insani zevki tanımlamak için “Schadenfreude” kelimesini kullanır.

Daha önce Türkçeye ‘Duygular Sözlüğü’ de çevrilmiş Tiffany Watt Smith, tümüyle “Schadenfreude” üzerine elimizdeki çalışmasıyla karşımızda.

“Başka insanların talihsizliklerinden keyiflenmek kulağa basitlik gibi gelebilir. Ama yakından bakacak olursanız hayatınızın en gizli kalmış fakat önem taşıyan yönlerini bir anlığına bu duyguda yakalayabilirsiniz.” diyen Smith, bu çelişkili duyguyu yapıcı ve yıkıcı yönleriyle mercek altına alıyor.

Schadenfreude duygusunun gündelik yaşam, siyaset, felsefe, sanat ve kültür gibi alanlardaki izdüşümlerini çok yönlü bir şekilde ortaya koyan yazar, bu duygunun barındırdığı bütün risklere ve aşırılıklarına rağmen bizi başarısızlıklarımızla barıştırmak, yetersizlik duygumuza rağmen yaşama sarılmamıza yardımcı olmak ve yaşamın absürdlüğünü görmemizi sağlamak gibi hayati önemde olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Tiffany Watt Smith – Schadenfreude: Başkasının Talihsizliğinden Duyulan Keyif, çeviren: Nüvit Bingöl, Kolektif Kitap, 160 sayfa, 2020

David Harvey – Yeni Emperyalizm (2019)

David Harvey’nin bu önemli çalışması, global kapitalizmin mevcut durumuna ve bu kapitalizmde ‘yeni’ bir emperyalizmin oynadığı role odaklanıyor.

Konuya tarihsel-coğrafi materyalizm olarak adlandırdığı bir mercek üzerinden bakan Harvey, Amerika’nın tutum ve politikasında meydana gelen tarihsel değişimlerin arkasında yatan belirleyici faktörleri bir bir ele alıyor.

Harvey burada, Amerikan bütün politik faaliyetlerine yön veren asıl etkenin petrol olup olmadığı, çatırdayan ekonomisinin Amerika’nın uluslararası maceracılığa sürüklenmesindeki rolünün ne olduğu, neoliberallerin değil de yeni-muhafazakârların iktidarda olmasının Amerikan politikasında ne gibi farklılıklara sebep olduğu ve Amerikan militarizmi ile iç politikası arasındaki ilişkinin mahiyeti gibi çok önemli konuları tartışıyor.

Kitap, özellikle, Amerika’nın “yeni emperyalizm” biçiminde tezahür eden dünya üzerindeki güç gösterisinin arkasında yatan dürtüleri çok açık bir tarzda ortaya koymasıyla dikkat çeken çalışma, hem “Yeni emperyalizm” ve mevcut iktidar kurumlarıyla ilgili çarpıcı iddialarda bulunuyor hem de bu kurumların nasıl değiştirilebileceği hakkında somut öneriler, umut verici öngörüler sunuyor.

  • Künye: David Harvey – Yeni Emperyalizm, çeviri: Ahmet Nüvit Bingöl, Sel Yayıncılık, siyaset, 191 sayfa, 2019

Tzvetan Todorov – Aydınlanma Zihniyeti (2019)

❝Sorumluluk sahibi varlıklar olarak davranmak için yalnızca söylemimizi değil eylemlerimizi de temellendirecek kavramsal bir çerçeveye ihtiyacımız var. Böyle bir çerçeve arayışıyla yola koyulduğumda bir düşünce ve duyarlılık akımına, Aydınlanma’nın hümanist tarafına vardım.❞

Tzvedan Todorov bu kısa ama etkileyici kitabında, Aydınlanma’yı müşterek yaşamımızı üzerine inşa edeceğimiz entelektüel ve ahlaki bir temel olarak inceliyor.

Aydınlanma ile birlikte, tarihte ilk kez insanlar, yazgılarını kendi ellerine almaya ve eylemlerinin nihai amacını insanlığın esenliği olarak belirlemeye karar verdiler.

Todorov da, Aydınlanma projesinin temelinde özerklik, eylemlerimizin insani amacı ve evrensellik olduğunu belirterek kitabının ilk bölümünde bu kavramları ortaya çıkaran tarihsel sürecin analizini yapıyor.

Aydınlanma düşüncesine yönelik eleştirilerle çalışmasına devam eden Todorov, ardından da Aydınlanma düşüncesinin laik veya seküler bir toplumun ortaya çıkışına nasıl katkıda bulunduğunu tartışıyor.

Kitabın bir diğer önemli yönü ise, Aydınlanma düşünürlerinin bugünün sorunlarının daha iyi kavranmasına ne gibi katkılarının olabileceğini incelemesi.

Böylece Todorov, bakışını içinde yaşadığımız çağdan ayırmadan, geçmiş ile şimdi arasında sürekli bir ileri-geri hareket içinde Aydınlanma düşüncesinin ana hatlarını ortaya çıkarıyor.

  • Künye: Tzvetan Todorov – Aydınlanma Zihniyeti, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Bgst Yayınları, inceleme, 112 sayfa, 2019

Étienne Klein – Kuantum Dünyasında Küçük Bir Gezinti (2018)

Daha önce burada, Étienne Klein’ın ‘Evrenin Kökeni Üzerine’ adlı kitabına da yer vermiştik.

Yazar şimdi de, kuantum fiziğini popüler bir yaklaşımla enine boyuna açıkladığı bu rehber kitabıyla karşımızda.

Klein kitabında,

  • Kuantum fiziğinin temel ilkelerinin neler olduğunu,
  • Gündelik hayatımızda kuantum fiziğinin izini nasıl sürebileceğimizi,
  • Belirlenemezlik ilkesini,
  • Einstein’ın temel itirazlarını,
  • Einstein-Bohr tartışması sonrasında fizikçilerin nasıl farklı kamplara bölündüğünü,
  • Çokça tartışılan kuantum teorisinin gerçeklikle ilişkisini,
  • Ve bu gerçeklik ilişkisiyle ilgili ortaya konan farklı yaklaşımları akıcı bir üslupla ortaya koyuyor.

Künye: Étienne Klein – Kuantum Dünyasında Küçük Bir Gezinti, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Bgst Yayınları, bilim, 133 sayfa, 2018

Kojin Karatani – İzonomi ve Felsefenin Kökenleri (2018)

Felsefenin ve modern demokrasinin beşiğinin genellikle Antik Yunan, ya da daha doğru bir ifadeyle Atina olduğu söylenir.

Kojin Karatani de bu harika incelemesinde, Atina’nın felsefe ve demokrasideki bu rolünü teslim etse de, bu sistemin daha gelişmiş, yani daha eşitlikçi halinin İyonya’da yaşandığını söylüyor.

Atina’daki sistemin İyonya’daki sistemin yozlaşmış biçimi olduğunu savunan Karatani, İyonya’daki daha eşitlikçi sistemi “izonomi” kavramıyla tanımlıyor.

Düşünüre göre Atina’daki demokrasi sınıf eşitsizlikleri ve kölelik barındırırken İyonya’daki izonomi gerçek anlamda bir ekonomik ve siyasi eşitlik ile hareket özgürlüğü sunmaktaydı.

Karatani bu karşılaştırmayı yaparken, Yunan filozoflarının İyonya doğa felsefesi ve etiğiyle olan bağlarını açıklıyor.

Karatani bu bağlamda, Hippokrates, Hesiodos, Homeros, Heredotos, Herakleitos, Sokrates, Platon ve Pythagoras gibi filozofların düşüncelerinden hareketle İyonya toplumu ve düşüncesini, İyonya doğa felsefesinin arka planını ve İyonya doğa felsefesinin temel noktalarını açıklıyor.

Karatani öte yandan, Antik Yunan’daki demokrasi deneyimini, günümüzde demokrasinin karşı karşıya olduğu ciddi kriz bağlamında yeniden yorumluyor ve bugün reel demokrasinin potansiyel tehlikelerine karşı bizi daha uyanık olmaya davet ediyor.

Düşünüre göre, “Tiranlık ile demokrasi birbirinden göründüğü kadar farklı değildir.”

  • Künye: Kojin Karatani – İzonomi ve Felsefenin Kökenleri, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Metis Yayınları, felsefe, 200 sayfa, 2018

Étienne Klein – Evrenin Kökeni Üzerine (2018)

Evren nereden geliyor?

Daha da önemlisi, bir evren olduğu fikri nereden geliyor?

Fizikçi ve bilim felsefecisi Étienne Klein, hakkında çokça tartışma yürütülegelen evrenin kökeni konusunu zengin bir bağlamda yorumluyor.

Modern fiziğin evrenin kökenine getirdiği yorumu oldukça anlaşılabilir bir üslupla açıklayan Klein, konuyu bilimsel olduğu kadar felsefi bir perspektifle de tartışıyor ki, kitabı zengin kılan hususların başında da bu geliyor.

Kitapta,

  • Büyük patlama teorileri,
  • Modern fiziğin, Albert Einstein’ın genel görelilik teorisi ile kuantum teorisini birleştirme çabaları,
  • Büyük patlamanın popüler algıdaki yeri,
  • Evrenin nasıl var olduğu,
  • Ve evrenin başlangıcında ne olduğu gibi önemli konular açıklanıyor.

Künye: Étienne Klein – Evrenin Kökeni Üzerine, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Bgst Yayınları, bilim, 149 sayfa, 2018