Ernst Kris, Otto Kurz – Sanatçı İmgesinin Oluşumu (2024)

Estetiğin psikolojisi ve sanatsal yaratımla ilgilenen herkes bu kitabı okumalı.

Ernst Kris ile Otto Kurz, dünya çapındaki kültürlerdeki sanatçı efsanesi ile Gombrich’in bir giriş makalesinde sanatçı için “belirli değişmez özellikler” olarak adlandırdığı şeyler arasındaki bağlantıları inceliyor.

Kitap eski ve modern, Doğu ve Batı sanatçılar hakkındaki çeşitli efsaneleri ve tutumları bir araya getiriyor ve sanatsal yaratıma yönelik tutumlara dair sağlam bilgiler veriyor.

‘Sanatçı İmgesinin Oluşumu’ psikolojiye, sanat tarihi ve tarihine, estetiğe, biyografiye, mit ve büyüye etki edecek ve pek çok alanda geniş bir kitlenin ilgisini çekecek bir çalışma.

  • Künye: Ernst Kris, Otto Kurz – Sanatçı İmgesinin Oluşumu: Efsane, Mit ve Büyü, çeviren: Sabri Gürses, Minotor Kitap, sanat, 160 sayfa, 2024

Aleksandr R. Luriya – Hiçbir Şeyi Unutmayan Adam (2023)

Solomon Şereşevski (Kısa adıyla Ş.), eski Sovyetler Birliği’nde bir gazete muhabiriydi.

Ona söylenilen hiçbir şeyi unutmuyor, not almaya gereksinim duymuyor ve her şeyi aklında tutabiliyordu.

Hafızasının onu diğer insanlardan ayıran bazı özelliklere sahip olduğunun farkında değildi.

Fakat yolu modern nöro psikolojinin kurucusu Aleksandr Luriya ile kesiştiğinde ortaya psikoloji tarihinin en ilginç vaka öykülerinden biri çıktı: Neredeyse sonsuz bir hatırlama gücüne sahip, hafızasının belirgin sınırları olmayan bir adam.

Aleksandr Luriya 30 yıl boyunca yaptığı görüşmeler, deneyler ve testlerden yola çıkarak Ş.’nin hafızasının sadece olağanüstü güçlü yönlerini değil, aynı zamanda şaşırtıcı zayıflığını da zengin ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.

Luriya’nın “romantik bilim” olarak adlandırdığı türün klasik bir örneği.

‘Hiçbir Şeyi Unutmayan Adam’, sadece hafızanın iç düzenine değil aynı zamanda hafızanın bir yaşam örüntüsüne nasıl yerleştiğine dair kapsamlı bir inceleme.

  • Künye: Aleksandr R. Luriya – Hiçbir Şeyi Unutmayan Adam: Büyük Bir Hafızaya Dair Küçük Bir Kitap, çeviren: Sabri Gürses, Say Yayınları, inceleme, 128 sayfa, 2023

Aleksandr R. Luriya – Kayıp Aklın Peşinde (2023)

Modern nöropsikolojinin kurucusu olarak bilinen Aleksandr Luriya’nın neredeyse 30 yıllık araştırmasının ürünü olan bu kitap, hafızasını kaybeden bir adamın zihinsel becerilerini yeniden kazanmak için verdiği kahramanca mücadelenin portresidir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında başına şarapnel isabet etmesi sonucu beyninin sol tarafı ağır hasar alan Rus asker Zasetski kendisini birdenbire korkutucu bir dünyanın içinde bulmuştur: Çocukluğunu hatırlayabilse de yakın geçmişini hatırlayamaz; görüş alanının yarısı yok olur; konuşmakta, okumakta ve yazmakta büyük güçlük çeker.

Fakat geçmişini ve benliğini kurtarmak için inanılmaz bir çaba göstererek, okumakta zorlandığı 3000 sayfalık bir günlük yazar.

İşte Aleksandr Luriya’nın Zasetski’nin günlüğünden yola çıkıp beynin yapısı ve işlevlerine dair bir vaka analizi olarak yazdığı ‘Kayıp Aklın Peşinde’ bu genç askerin zorlu tedavisinin olağanüstü hikâyesi.

  • Künye: Aleksandr R. Luriya – Kayıp Aklın Peşinde: Bir Yaranın Öyküsü, çeviren: Sabri Gürses, Say Yayınları, bilim, 176 sayfa, 2023

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Sanat Nedir ve Edebiyat Üzerine Yazılar (2022)

Tolstoy’un sanat ve edebiyatı irdelediği harikulade metinleri bu kitapta.

Kitap, bu büyük yazarın çağının sanatını yakından izleyen ve toplumcu sanatın ilk örneklerini saptayan bir düşünür olduğunu ortaya koyuyor.

Tolstoy estetik ve sanat tarihi üzerine düşüncelerini ‘Sanat Nedir?’ adlı çalışmasında bir senteze ulaştırmıştı.

Bu çalışmada sanatın halk kökenlerinden kopması, zengin sınıfın ve onun emrine giren kilisenin eğlencesi haline gelmesi, anlaşılmaz bir dekadanlığa doğru sürüklenmesi anlatılır.

Tolstoy’a göre çağdaş sanat illüzyon ve efekt sanatı haline gelmiştir ve bundan uzak durabilen, kendisi dahil, çok az sanatçı vardır.

Dostoyevski, Dickens gibi sanatçılar bunun ender örneklerini verebilmiştir.

Bu çalışma dini içeriğinden dolayı çarlık döneminde yasaklanmış, Sovyet döneminde de göz ardı edilmiş olmasına rağmen uluslararası etki yarattı.

Tolstoy’un ‘Sanat Nedir?’ dışındaki sanat ve edebiyat yazıları, Shakespeare mitinin çürütülmesinden, Maupassant eleştirisinden, halk için sanatın ve yayıncılığın nasıl yapılacağına dair çözümlerin önerilmesine kadar uzanır.

Bu yazılarda Tolstoy’u çağının sanatını yakından izleyen ve toplumcu sanatın ilk örneklerini saptayan bir düşünür olarak görürüz.

  • Künye: Lev Nikolayeviç Tolstoy – Sanat Nedir ve Edebiyat Üzerine Yazılar, çeviren: Sabri Gürses, Alfa Yayınları, sanat, 480 sayfa, 2022

Solomon Volkov – Romanov Hanedanı (2020)

On yedinci yüzyıldan itibaren Rusya’yı derinden etkilemiş Romanov hanedanı üzerine çok önemli bir çalışma.

Solomon Volkov bu eşsiz incelemesinde, Romanovların üç yüz yıllık hanedanı ile Avvakum, Lomonosov, Glinka, Lermontov, Gogol ve Dostoyevski gibi birçok sanatçının iç içe geçtiği tarihini anlatıyor.

Volkov, Rus İmparatorluğunu en büyük sınırlarına ulaştıran Romanov hanedanının, aynı zamanda klasik Rus kültürünün yaratılmasında nasıl temel bir rol oynadığını da gözler önüne seriyor.

Çok iyi bir kültür tarihi olarak okunabilecek kitap, hükümdarların ve “onların” yazarlarının, şairlerinin, bestecilerinin, ressamlarının canlı, parlak portrelerini çiziyor.

  • Künye: Solomon Volkov – Romanov Hanedanı: 1613’ten Devrime Rus Kültür Tarihi, çeviren: Sabri Gürses, Alfa Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2020

İvan Aleksandroviç Gonçarov – Oblomov (2010)

“‘Ben niye böyleyim?’ diye sordu Oblomov ağlamamak için kendini zor tutarak ve başını yeniden yorganın altına gömdü, ‘Hak mı bu?'”

Rus edebiyatının önde gelen kalemlerinden İvan Aleksandroviç Gonçarov’un ‘Oblomov’u, yüzyıllardır edebiyatseverleri etkileyen nadide eserlerdendir, bir klasiktir.

Elimizdeki baskıyı nitelikli kılan hususlardan biri, ilk defa Rusçadan çevirilerek okurlara sunuluyor olması.

Romanın merkezinde, otuzlu yaşlarının başında, orta boylu ve hoş görünümlü olmasının yanı sıra, yüzünde neredeyse hiçbir ifadenin bulunmadığı, silik ve görüp görebileceğiniz en tembel karakter Oblomov yer alır.

Oblomov’un uyuşukluğunun, hayata dair bezginliğinin neden olduğu lanetin, lezzetli bir tarzla tasvir edildiği roman, edebiyat dünyasına en sıra dışı karakterlerden birini kazandırıyor.

  • Künye: İvan Aleksandroviç Gonçarov – Oblomov, çeviren: Sabri Gürses, Everest Yayınları, roman, 598 sayfa

Nikolay Vasilyeviç Gogol – Ölü Canlar (2009)

Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün 200. yaşının anısına yayımlanan ‘Ölü Canlar’da, romanın 1901 Rusça baskısındaki çizimler de yer alıyor.

Elimizdeki baskıda ayrıca, Melih Cevdet Anday, Andrey Belıy, Mihail M. Bahtin ve Sabri Gürses’in, romana dair kaleme aldıkları yazılar da bulunuyor.

Bilindiği gibi, Puşkin’in verdiği fikirle, romanının ilk bölümünü 1841’de bitiren Gogol, 1852’de bir sinir buhranının ertesinde ‘Ölü Canlar’ın ikinci bölümünün elyazmalarını yakmıştı.

Yazar burada, başkahramanı Çiçikov’un dolandırıcılık faaliyetleri üzerinden, 19. yüzyıl Rus toplumunun kanunlarını ve sınıfsal ilişkilerini kıyasıya eleştiriyor.

Roman temelde, Çiçikov’un, toprak sahiplerinden ölmüş olan serflerinin belgelerini satın alarak, kendisini çok sayıda “can”a sahip bir soylu olarak gösterme çabalarını hikâye ediyor.

  • Künye: Nikolay Vasilyeviç Gogol – Ölü Canlar, çeviren: Erol Güney ve Melih Cevdet Anday, yayına hazırlayan: Sabri Gürses, Everest Yayınları, roman, 392 sayfa

Solomon Volkov – 20. Yüzyıl Rus Kültür Tarihi (2018)

Yirminci yüzyılda Rus kültürü bir mücevher gibi ışıldar, fakat aynı zamanda inanılmaz karmaşıklıklar da barındırır.

Bu karmaşıklığın en önemli nedenlerinden biri de, Sovyetleri yönetenler ile Rus sanatçılar arasındaki ilişkilerin niteliğiydi.

Solomon Volkov da elimizdeki bu önemli kitabında, bu görkemli dönemin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Kitapta, Sovyetlerle yaşanan dönüşümlerin ve bu süreçte deneyimlenen iktidar ilişkilerinin Tolstoy, Gorki, Chagall, Kandinski, Soljenitsin ve Tarkovski, gibi isimlerin yaratımlarını nasıl etkilediği, hatta bu yaratımlara nasıl yön verdiği anlatılıyor.

Özellikle içeriden öyküler anlatmasıyla dikkat çeken kitap, yirminci yüzyıl boyunca Rus kültür hayatına yön veren dinamikleri ve aktörleri daha iyi tanımak için çok önemli bir fırsat.

  • Künye: Solomon Volkov – 20. Yüzyıl Rus Kültür Tarihi: Tolstoy’dan Soljenitsin’e Büyülü Koro, çeviren: Sabri Gürses, Alfa Yayınları, tarih, 415 sayfa, 2018

Slavoj Žižek – Kieślowski ya da Maddeci Teoloji (2009)

‘Kieślowski ya da Maddeci Teoloji’, Slavoj Žižek’in, ünlü Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieślowski’ye odaklanan metinlerinden oluşuyor.

Kieslowski, ‘Kırmızı’ isimli filmini bitirdikten sonra, sinemayı bırakarak sakin bir hayat yaşamaya karar vermiş, fakat kısa bir süre sonra ölmüştü.

Žižek kitabında, Kieslowski sinemasını farklı açılardan yorumlarken, onun ani ölümünü de tartışıyor.

Žižek, ölümünün, Kieslowski’nin “meslek ya da sakin hayat” arasında yaptığı seçimi boşa çıkardığını belirterek, “Acaba ani ölümü sakin kır yaşamındaki emekliliğin sahte bir konu olduğunu, aslında ölümün metaforu işlevini gören bir fantazi perdesi olduğunu mu işaret eder?” diye soruyor.

  • Künye: Slavoj Žižek – Kieślowski ya da Maddeci Teoloji, çeviren: Sabri Gürses, Encore Yayınları, felsefe, 111 sayfa

Aleksandr Puşkin – Dubrovski (2014)

Çarlık Rusya’sında bir Robin Hood: Zengin bir aileden gelip, yoksulların yanında saf tutan ve bunun bedelini trajik bir biçimde ödeyen Dubrovski.

Roman, doymak bilmez iştahları, köylülerden muazzam korkmalarıyla Rus çiftlik sahiplerine ve yoksulluktan takati kesilmiş Rus köylüsüne dair harikulade tasvirleriyle göz dolduruyor.

  • Künye: Aleksandr Puşkin – Dubrovski, çeviren: Sabri Gürses, Kırmızı Kedi Yayınevi