Albert Einstein – İzafiyet Teorisi: 100 Yıldönümü Basımı (2022)

Einstein’ın bilim tarihinde dönüm noktası olan ‘İzafiyet Teorisi’nin 100. yıldönümü özel baskısı…

Kitap, İzafiyet Teorisi’ni ilk elden okumak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği çok değerli bir tarihsel belge.

Einstein genel görelilik kuramı üzerindeki çalışmasını 1915 yılında tamamladıktan sonra ‘İzafiyet Teorisi’ adlı kitabını kaleme aldı.

Sıradan okura hitap eden ‘İzafiyet Teorisi’ özel ve genel görelilik kuramları üzerine şimdiye dek yazılmış en açıklayıcı kitap olma unvanını koruyor.

Ünlü kitabın elinizdeki basımı ise Einstein’ın düşüncesinin ve eserinin evrimini günümüz bağlamında değerlendiren yorumlar içeriyor.

Yüzüncü yıldönümü basımı, Einstein’ın eserine en son bilimsel gelişmelerin ışığı altında göz atmak isteyen okur için ideal bir tercih.

  • Künye: Albert Einstein – İzafiyet Teorisi: 100 Yıldönümü Basımı, çeviren: Gülen Aktaş, Say Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2022

James Watson, Kevin Davies ve Andrew Berry – DNA: Genetik Devriminin Öyküsü (2022)

DNA’nın keşfedilmesinde muazzam katkısı bulunan James Watson, bilim tarihine yön veren devrimci isimlerden.

Her şeyden önce harika bir bilim yazını olarak okunabilecek eldeki kapsamlı çalışma ise, DNA’nın yapısının keşfine uzanan olağanüstü yolculuğu adım adım izliyor.

Bundan neredeyse yetmiş yıl önce, o zamanlar sadece yirmi dört yaşında olan Watson, tarihin en büyük bilimsel araştırmalarından birinin gerçekleştirilmesine öncülük ederek, sonradan ekip arkadaşlarıyla “yaşamın sırrı” olarak nitelendirecekleri DNA’nın keşfine büyük katkı sağladı.

Bu keşifleri 1962 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne layık görüldü.

DNA, yaşama ve canlılığa dair tüm dogmaları bir kenara iterek, yaşamın sırrının kimyasal olduğunu gösteren modern genetiğin şekillenmesine önayak oldu ve insanlığı, on yıl kadar kısa bir sürede hayal dahi edilemeyecek bir yolculuğa çıkardı.

“Yaşamın sırrı” artık bir laboratuvarda, bir bilgisayar ekranında ya da elle tutulur, gözle görülür bir yerdeydi.

Bir bilim insanının doğanın harikalarına duyduğu hayranlık ve bir hümanistin derin sempatisiyle harmanlanan ‘DNA: Genetik Devriminin Öyküsü’, “benzerin benzerini doğurduğuna” ilişkin spekülatif söylemlerden Mendel’in kalıtımın temel yasalarını ortaya çıkarmasıyla başlayan ve DNA’nın yapısının çığır açan keşfiyle sonuçlanan moleküler araştırmaların ayrıntılarıyla aktarıldığı, genel okura hitap eden bir bilim tarihi anlatısı.

  • Künye: James D. Watson, Kevin Davies ve Andrew Berry – DNA: Genetik Devrimin Öyküsü, çeviren: Samet Öksüz, Say Yayınları, bilim, 504 sayfa, 2022

Mickaël Launay – Şemsiye Teoremi (2022)

Bu satırları okurken saniyede 300.000 kilometre hızla hareket ettiğinizi biliyor musunuz?

‘Şemsiye Teoremi’, özellikle matematikten ödü kopanlar ülkesinde yaşayanların kaçırmaması gereken bir kitap.

Mickaël Launay, matematiğin zorlu konularını anlaşılabilir ve eğlenceli bir üslupla aydınlatıyor.

34 Nisan’ın çok faydalı bir gün olduğunu, bazı akarsuların aşağıdan yukarıya doğru aktığını, Ay’ın doğrusal bir çizgide ilerlediğini, bu kitabın kapak renginin belki de kırmızı olabileceğini ve tüm bu satırları okurken saniyede 300.000 kilometre hızla hareket ettiğinizi biliyor musunuz?

Söylenenler size saçma gelebilir; ama hepsi doğru!

Dünya’yı algılama yöntemimiz bazen yanıltıcıdır.

Fakat basit bir bakış açısı değişikliği çoğu zaman yanılgıları aşmaya yeter.

Özellikle matematik, yanılgıları aşıp evrenin işleyişini anlamak için bize güçlü bir araç sunar.

Daha ötesini anlamak için bize daha geniş düşünmeyi öğretir.

Launay, Chloé Bouchaour’nun çizimleriyle de zenginleşen bu kitabında, süpermarket raflarında başlayan ve kara deliklerin akıl almaz derinliğinde son bulan sürükleyici bir anlatım eşliğinde bize bunun mümkün olduğunu ispatlıyor.

  • Künye: Mickaël Launay – Şemsiye Teoremi: Evreni Doğru Gözlemleme Sanatı, çeviren: Hazal Çelik, Say Yayınları, matematik, 288 sayfa, 2022

Bernhard Kegel – Epigenetik (2022)

Epigenetik programlar, çevre ile genom arasında halka görevi gören muhteşem yapılardır.

Bernhard Kegel, insanların sonradan kazandığı deneyimlerin sonraki kuşaklara epigenetikle nasıl aktarıldığını her okurun rahatça anlayabileceği şekilde gözler önüne seriyor.

Doğuştan gelen özelliklerin “gen” denen aktif DNA dizilimleriyle kuşaktan kuşağa aktarıldığını biliyoruz.

Fakat bilim insanları yakın zaman içerisinde, sonradan kazanılan özelliklerin de kuşaktan kuşağa aktarılabildiğini keşfettiler.

Gelgelelim, tuhaf bir şey vardı: Sonradan kazanılan bu özellikler DNA dizilimlerinde bir değişikliğe yol açmıyor ama yine de sonraki kuşaklara aktarılabiliyordu.

Çok geçmeden DNA dizilimleriyle bağlantılı ikincil enformasyon yapıları keşfedildi.

Epigenetik sözcüğü işte bu yapıları ifade ediyor.

Bu epigenetik “programlar”, genleri, hatta bir kromozomun tamamını “açıp kapatabiliyor”, çevre ile genom arasında ara halka görevi yapıyor.

Kegel. epigenetiğin sonuçlarını etraflıca ve ustaca betimliyor.

Biyolojide etkileyici bir paradigma değişimine tanık olacaksınız.

  • Künye: Bernhard Kegel – Epigenetik: Deneyimler Kalıtımla Nasıl Aktarılır?, çeviren: Sema Özgün, Say Yayınları, bilim, 384 sayfa, 2022

John Renard – A’dan Z’ye Dinler Tarihi (2021)

Dört dörtlük bir dinler tarihi çalışması arayanları bu tarafa alalım.

John Renard’ın 40 yılı aşan çalışmalarının ürünü olan bu kapsamlı kitap, dünyadaki sekiz büyük dini geleneği ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

  • Davut Yıldızı nedir?
  • Bu kadar çok farklı Hıristiyan kilisesi nasıl ortaya çıktı?
  • Ahiretle ilgili İslami kavramlar nelerdir?
  • Taoculukta cennet ve cehennem inançları var mıdır?
  • Dalay Lama kimdir ve neden Budistlerin gözünde büyük önem taşır?

Renard kitabında Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık, Budizm, Hinduizm, Taoculuk, Konfüçyüsçülük ve Şinto gibi dünyadaki sekiz büyük dini geleneğin tarihi, inançları, sembolleri, ritüelleri, liderleri ve gelenekleri hakkında 1000’i aşkın soruya yanıt veriyor.

‘A’dan Z’ye Dinler Tarihi’, yanlış bilgileri ve yanlış anlamaları ortadan kaldırması, ayrıca kültürel ve tarihsel farklılıkları açıklamaya yardımcı olarak okuyucuya dünyanın büyük dinleri hakkında kapsamlı bir kavrayış sağlamasıyla çok önemli.

  • Künye: John Renard – A’dan Z’ye Dinler Tarihi, çeviren: Funda Sezer, Say Yayınları, tarih, 568 sayfa, 2021

Paul Redding – Kıta İdealizmi (2021)

Genel eğilim, Alman felsefesinin klasik anlatımlarının Kant’la başladığı yönünde.

Paul Redding ise, Alman idealizminin öyküsünün ilk olarak Leibniz’le başladığını savunarak Kıta ve Avrupa felsefesinin kökenleri üzerine özgün bir tartışma sunuyor.

On dokuzuncu yüzyıl Alman felsefesinin klasik anlatımları genellikle Kant’la başlar ve ondan sonraki filozofları Kant idealizmine verdikleri cevaplar ışığında değerlendirir.

‘Kıta İdealizmi’nde’ Redding, Alman İdealizminin öyküsünün Leibniz’le başladığını savunuyor.

Redding, Leibniz’in Newton’la uzay, zaman ve Tanrı’nın doğası üzerine tartışmasını irdeleyerek başlıyor ve devamında Leibniz’in kendine özgü idealizm karakterine Platoncu ve Aristotelesçi unsurları dâhil etme biçimini vurgular.

Redding, Leibniz’in uzay ve zaman görüşlerine ilişkin düşüncelerinin nihayetinde Kant’ın “transendental” idealizm düşüncesini nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.

Üstelik Redding, bir yanda Fichte, Schelling ve Hegel gibi Post-Kantçı idealistlerin, öte yandaysa Schopenhauer ve Nietzsche gibi metafiziksel kuşkucuları kapsayan her iki kanadın nihai olarak Leibniz’den türetilmiş bir idealizm biçimiyle boğuşmaya devam ettiklerini ileri sürüyor.

‘Kıta İdealizmi’, felsefe tarihinin en önemli felsefi hareketlerinden birinin yeni bir anlatımını sunmanın yanında, Kıta ve Avrupa felsefesinin kökenlerine duru ve kıymetli bir giriş imkânı yaratıyor.

  • Künye: Paul Redding – Kıta İdealizmi: Leibniz’den Nietzsche’ye, çeviren: Kenan Mutluer, Say Yayınları, felsefe, 376 sayfa, 2021

Brian Fagan – Küçük Buzul Çağı (2021)

‘Küçük Buzul Çağı’, tarih içinde iklim değişikliklerinin insanlığı nasıl etkilediği konusunda çok önemli bir çalışma.

Arkeolog Brian Fagan, Vikinglerin ilk kolonilerinin kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkarak iklim değişikliğinin tarihe nasıl yön verdiğini gözler önüne seriyor.

İklimbilimciler bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yardımıyla son on yıl içinde, iklim koşullarının yaklaşık son bin yılda geçirdiği değişime dair net bir görüntü elde etmeyi başardılar.

Bu keşif, uzun süredir duyulan birtakım kuşkuları doğrular nitelikteydi: Son Buzul Çağı yaklaşık 13.000 yıl önce sona ermesine karşın, MS 1300-1850 yılları arasında dünya bir soğuma döneminden geçmişti.

Uzmanlar bu periyoda “Küçük Buzul Çağı” adını verdi.

Fakat bu tespit bu kez daha büyük başka kuşkular doğurdu: Bu periyodun sonu neden Sanayi Devrimiyle, yani küresel ısınmaya giden yolun başlangıcıyla çakışıyordu?

Fagan bu eserinde, Vikinglerin İzlanda, Grönland ve Kuzey Amerika’da kurdukları ilk kolonilerin kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkıp özellikle Avrupa tarihindeki büyük olaylara mercek tutarak iklim değişiminin tarihin akışı üzerindeki etkisini inceliyor.

Bilim, ekoloji, arkeoloji ve tarih okurlarına özellikle hitap edecek çalışma, insan toplumunun iklim zikzakları karşısında ne kadar savunmasız olduğunu göstermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Brian Fagan – Küçük Buzul Çağı, çeviren: Zerin Dirihan, Say Yayınları, bilim, 376 sayfa, 2021

Sam Kean – Casuslar Tugayı (2021)

Hitler’in atom bombasını yapmasına ramak kalmıştı.

Zira Almanlar reaktör mimarisi ve uranyum zenginleştirmede epey yol kat etmişti.

Sam Kean, polisiye roman tadında okunacak ‘Casuslar Tugayı’nda, ABD ve Almanya arasındaki atom bombası yarışını aydınlatıyor.

İkinci Dünya Savaşının hemen arifesinde Avrupalı fizikçiler uranyum çekirdeğinin parçalanmasının mümkün olduğunu keşfederler.

Fakat bu çok tehlikeli bilgiyi sır olarak saklamayı beceremezler.

Sırrı öğrenen Amerikalılar, İkinci Dünya Savaşı patlak verince, Nazileri durdurmak için bir atom bombası yapmaya koyulurlar.

Ancak Müttefik istihbaratçılar Almanların reaktör mimarisi ve uranyum zenginleştirme konusunda epey yol kat ettikleri kanısındadır.

Hitler’in bir-iki kilo uranyumla savaşın seyrini değiştirme gücüne kavuşacağı düşüncesi Amerikalıları telaşlandırır.

Hemen bilim adamları, komandolar ve ajanlardan oluşan özel bir birlik kurup Nazi atom bombası programını durdurmak üzere bir dizi operasyon başlatırlar.

Bu elit birlik Nazilerin kontrolü altındaki bölgelere sızacak, casusluk, sabotaj yapacak ve mecbur kalırsa cinayet işleyecektir.

‘Casuslar Tugayı’, sadece ABD ve Alman atom bombası programlarının yarışını esprili bir dille anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda radyoaktivitenin keşfi ile başlayıp Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasıyla sonuçlanan bilimsel gelişmeleri, bilim insanlarının merak ile ahlak daireleri arasında bocalayışlarını çarpıcı biçimde ele alıyor.

Kitap, bilim ve tarihin güzel bir bireşimi olarak okunabilir.

  • Künye: Sam Kean – Casuslar Tugayı: Nazi Atom Bombası Programının Durduruluşunun Nefes Kesici Öyküsü, çeviren: Sema Özgün, Say Yayınları, tarih, 488 sayfa, 2021

Archibald H. Sayce ve Arthur Gilman – Hititler (2021)

Hititler, 14. yüzyılda Yakın Doğu’da büyük bir siyasi ve askeri güç haline gelmişlerdi.

Peki, üstünlüklerini sağlayan koşullar neydi?

Archibald Sayce ve Arthur Gilman, Hititlerin dünya tarihinde oynadığı rolü aydınlatıyor.

Çalışma bunun yanı sıra, Hititlerin çöküşlerinin ve ortadan kaybolmalarının ardındaki gizemleri de aydınlatıyor.

Hititlerin yaşadığı önemli bölgenin keşfi, “kadim tarihin öyküsü” olarak tanımlanır.

Hiçbir şey Eski Ahit’le yakın ilişkisi bulunan, seçkin bir ırktan gelen bu unutulmuş halkın yeniden canlandırılması kadar ilginç olamaz.

Bu kitabın sayfalarında, bu canlandırmanın Mısır ve Asur yazıtlarının, Küçük Asya’daki garip görünümlü anıtların ve hâlâ tam çözümlenememiş hiyerogliflerin değerlendirilmesiyle nasıl başarıldığı sergileniyor.

On yıl öncesine kadar bu “öykü” dile getirilemiyor ve Hititlerin dünya tarihinde oynadığı rol bilinmiyordu.

Ama artık bizler İbrahim’in dostları ve Uriya’nın mensup olduğu ırk konusunda daha fazla bilgi sahibiyiz.

  • Künye: Archibald H. Sayce ve Arthur Gilman – Hititler, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, tarih, 112 sayfa, 2021

Thomas Nagel – Yarasa Olmak Neye Benzer? (2021)

‘Yarasa Olmak Neye Benzer?’, insan yaşamının anlamı ve doğası üzerine derinlemesine bir felsefi sorgulama.

Thomas Nagel, ölüme, toplumsal cinsiyete, sosyal eşitsizliğe, savaşa ve siyasi güce karşı tutumumuzla ilgili soruların, kişisel kimlik, bilinç, özgürlük ve değer hakkında daha açık felsefi sorunlara yol açtığını ortaya koyuyor.

Çalışma, yaşam ve ölüm meseleleri üzerine teorik olduğu kadar kişisel anlayış geliştirmesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Thomas Nagel – Yarasa Olmak Neye Benzer?: Ve Benzeri Ölümcül Sorular, çeviren: Selin Aktuyun,  Say Yayınları, felsefe, 288 sayfa, 2021