Todd May – Varolma(ma)nın Felsefesi (2025)

Todd May, bu kışkırtıcı kitabında insanlığın varoluşunu ahlaki bir sorgulamayla ele alıyor: İnsan türü, dünyadaki varlığıyla gerçekten olumlu bir etki mi yaratıyor, yoksa gezegenin ve diğer canlıların geleceği için bir tehdit mi oluşturuyor? Kitap, bu soruyu yanıtlamak için hem felsefi hem de etik temelli bir düşünce yürütmesi sunuyor. ‘Varolma(ma)nın Felsefesi: Dayanılması Zor Zamanlar İçin Felsefi Bir İkilem’ (‘Should We Go Extinct?’), türümüzün doğrudan ve dolaylı etkilerini tartışırken, insanmerkezci yaklaşımları da sorguluyor.

İnsanlık, sanayi devriminden bu yana doğal yaşam üzerinde büyük bir yıkım yaratmış durumda. Ekolojik çöküş, türlerin kitlesel yok oluşu, iklim değişikliği ve hayvanlara uygulanan sistematik zulüm, insan faaliyetlerinin karanlık yüzünü ortaya koyuyor. May, bu gerçekler ışığında “insan türü yeryüzünden silinse daha mı iyi olurdu?” sorusunun yalnızca spekülatif değil, etik açıdan da düşünülmesi gerektiğini savunuyor.

Ancak kitap salt karamsar bir tablo çizmez. May, insanın aynı zamanda yaratıcı, dayanışmacı ve ahlaki bir varlık olduğuna da dikkat çeker. Sanat, bilim, sevgi ve adalet gibi değerler insan türünün yıkıcılıkla sınırlı olmadığını gösterir. Dolayısıyla, türümüzün yok olması gerektiği fikri ne kadar radikal olsa da, bu düşünce bizi sorumluluklarımızla yüzleşmeye zorlar.

Kitap, insanlığın doğa içindeki rolünü yeniden düşünmeye, yıkıcı alışkanlıklarımızı sorgulamaya ve ahlaki pusulamızı gözden geçirmeye çağıran bir felsefi provokasyon. May, insan olmanın yalnızca haklara değil, ağır sorumluluklara da işaret ettiğini hatırlatır. Kitap, çarpıcı bir soru etrafında, umutla karışık derin bir sorgulama sunar.

  • Künye: Todd May – Varolma(ma)nın Felsefesi: Dayanılması Zor Zamanlar İçin Felsefi Bir İkilem, çeviren: Bekir Aşçı, İrene Kitap, felsefe, 152 sayfa, 2025

Todd May – Özen (2025)

Todd May’in “Özen: Olduğumuz Kişi Üzerine Düşünceler’ adlı eseri, felsefe ve etik alanında önemli bir yere sahip. May, bu çalışmasında, genellikle ihmal edilen bir kavram olan “özen”i merkeze alarak, insanın kimliğini, ilişkilerini ve ahlaki değerlerini sorguluyor.

Yazar, özenin sadece biyolojik bir ihtiyaç değil, aynı zamanda insan olmanın temel bir yönü olduğunu savunuyor. Özen eylemi, başkalarına karşı duyulan ilgi, şefkat ve sorumluluk duygusunu ifade ediyor. May, bakımın, bireylerin kendi kimliklerini inşa etmelerinde ve toplumsal bağlarını güçlendirmelerinde kilit bir rol oynadığını vurguluyor.

Kitapta, özenin farklı boyutları inceleniyor. May, özenin sadece aile içi ilişkilerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve siyasi alanda da büyük önem taşıdığını belirtiyor. Yazar, özenin, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi temel değerlerle nasıl ilişkili olduğunu tartışıyor.

May, özen kavramını, geleneksel felsefe ve etik teorileriyle ilişkilendirirken, aynı zamanda bu teorilere yeni bir bakış açısı sunuyor. Yazar, özenin, bireycilik ve toplumsal sorumluluk arasındaki dengeyi kurmada önemli bir anahtar olduğunu savunuyor.

  • Künye: Todd May – Özen: Olduğumuz Kişi Üzerine Düşünceler, çeviren: Bekir Aşçı, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2025

Todd May – Foucault’nun Felsefesi (2024)

Michel Foucault’nun tarihsel ve felsefi araştırmaları, arkeolojik, soybilimsel ve etik gibi birçok aşamaya sahiptir.

Ancak bu aşamalarda değişmeyen şey, tüm bu araştırmaları tetikleyen sorudur: Biz kimiz?

Foucault’nun erken dönemde kaleme aldığı ‘Deliliğin Tarihi’nden yakın geçmişte yayımlanan ‘Collège de France Dersleri’ne kadar olan yolculuğunun izini süren Todd May, kim olduğumuz sorusunun farklı bağlamlarda farklı görünümlere sahip olsa da Foucault’nun eserlerinin bir noktasında mutlaka var olduğunu gösteriyor.

May bunu yaparken, Foucault’nun eserlerini ayrıntılı bir şekilde inceliyor ve Freud, Nietzsche ve Sartre gibi diğer düşünürlerle yapılan karşılaştırmalardan da etkili bir şekilde yararlanarak tarihsel bir bağlama yerleştiriyor.

‘Foucault’nun Felsefesi’, Foucault’yu felsefenin yanı sıra siyaset, sosyoloji ve tarih açısından inceleyenler tarafından memnuniyetle karşılanacak, anlaşılması kolay ve ilham verici bir giriş niteliğinde.

Kitaptan bir alıntı:

“Foucault ile birlikte kim olduğumuzu, şu anda kim olduğumuzu sormalıyız. Bu sorunun seyrini onun metinlerinde ve hep kısmi olarak verdiği yanıtlarda takip etmeliyiz. Ne var ki kim olabileceğimize dair tutkulu bir merak olmadığı sürece bu yolun beyhude olduğu er ya da geç anlaşılır. Foucault o tutkuyu bize aşılamaz. Yalnızca bize söylenen kim olduğumuzun olasılıklara bağlı oluşunu açığa vurabilir ama başka biri olma arzusunu alevlendiremez. Bu arzu eğer alevlenecekse, kendi hayatları değişime açık olanlar tarafından alevlendirilecektir.”

  • Künye: Todd May – Foucault’nun Felsefesi: Kim Olduğumuz Üzerine Bir İnceleme, çeviren: Orhan Düz, İrene Kitap, felsefe, 280 sayfa, 2024

Kolektif – Adaletin Hayaletleri (2024)

İnsanlığın üzerinde öteden beri bir hayalet dolaşıyor.

Hakkın hak sahibine verilmesinde ısrar eden, haksızlıkları haykıran, insanlığa musallat olmuş, yakasını asla bırakmayan bir hayalet bu: adalet.

Gerçek dünyanın acımasızlığında uğranan somut adaletsizliklerin soğuk gerçekliği karşısında bize “doğrusunu” buyuruyor.

Kulaklarımızı sözlerine tıkasak da kalbimize ve zihnimize sızmayı, bize yön vermeyi biliyor.

Toplama kamplarında gaz odalarına gönderilenlerden, haydut devletlerce kuşatılıp aç bırakılan, evleri bombalanan insanlara kadar, her yerde, her şartta, düşman kardeşler olarak bile onun çağrısına ortak bir tavırla cevap vermeden edemiyoruz.

Adaleti seviyoruz, arzu ediyoruz, hayal ediyoruz, onun için dua ediyoruz, onu takip ediyoruz, uğrunda savaşıp ölüyoruz ama adaletin kendisi ortada “yok”.

Gelecek diye bekliyoruz, umut ve kaygıyla.

Bu kitap Sema Cevirici Atilla’nın çağımızın en önemli düşünürlerinden ve felsefecilerinden bazılarıyla adalet üzerine yaptığı felsefi söyleşilerden oluşuyor.

Tanrı, etik, hukuk, demokrasi, insan hakları, insan doğası, yapısöküm, hermenötik, göç ve göçmenlik sorunu, anarşizm, postanarşizm gibi temalar ekseninde adaletin varlığı, neliği, geleceği ve insanlığın hâlleri gibi güncel meselelerin söyleşinin rahat ve anlaşılır diliyle tartışıldığı bu masada kimler yok ki: Noam Chomsky, Richard Kearney, Simon Critchley, Seyla Benhabib, John D. Caputo, Samir Haddad, Cristopher Norris, Todd May, Saul Newman, Michel Rosenfeld, Richard J. Bernstein ve Lewis Call.

Adaletin çehrelerini, adil bir dünyanın anlamını, olanağını, çıkmazlarını ve adaletsizliğin aldığı biçimleri günümüzün önemli düşünürlerinin prizmasından, yepyeni renkleriyle görmek isteyen herkes bu söyleşiye davetlidir.

  • Künye: Kolektif – Adaletin Hayaletleri: Çağdaş Düşünürlerle Söyleşiler, derleyen: Sema Cevirici Atilla, çeviren: Emrah Denizhan, Fol Kitap, felsefe, 256 sayfa, 2024

Todd May – Kırılgan Bir Yaşam (2022)

Bu koca dünyanın eziyetleri karşısında dinginlik ve metanetle duran, bize de bunu nasıl yapacağımızı öğreten Buddha’yı, Chuang Tzu’yu, Marcus Aurelius’u ya da Epikuros’u düşünün.

Ne de olsa ideal olan, ıstıraptan arınmış bir yaşam değil midir?

Hepimiz böyle bir yaşamı arzulamaz mıyız?

Çağımızın en ünlü post-yapısalcı düşünürlerinden Todd May buna karşı çıkarak basit ama sert bir gerçeği ortaya koyuyor: Fiziksel ya da ruhsal olsun, acı çekmek kaçınılmazdır.

‘Kırılgan Bir Yaşam’, kırılganlığımızın ve acı çekme yeteneğimizin aslında insanlığımızın en önemli yönlerinden biri olduğunu ve ıstıraplarımızla nasıl kucaklaşmamız gerektiğini anlatırken, dünya üzerindeki varoluş tarzımıza yönelik yeni bir bakış açısı ortaya koyuyor.

Rasyonel bir evren fikri çoğumuza yabancıdır.

Rasyonel olmaktan ziyade, en iyi ihtimalle kayıtsız veya keyfidir.

Hem doğal hem de insan kaynaklı kötülükler var.

Trajedi, kaza, adaletsizlik ve anlamsız zulüm var.

Doğanın kendisi, canlıların kendilerine direnemeyenleri avlayarak yaşamlarını sürdürdükleri bir duyarsızlığın hükümdarlığı sanki.

Rasyonel bir evren fikrini benimsemek, felsefi bir bilgelik alıştırmasından çok iradi bir cehalet edimine benzer.

  • Künye: Todd May – Kırılgan Bir Yaşam: İncinebilirliğimizi Kabullenmek, çeviren: Bekir Aşçı, İrene Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2022

Todd May – Şiddetsiz Direniş (2016)

Şiddetsiz direnişin pasif direnişten farkı nedir?

Kendisi de şiddetsiz kampanyalara katılmış olan siyaset felsefecisi Todd May, bu soruya sağlam yanıtlar veriyor ve daha da önemlisi, felsefi bir bakışla şiddetsizlik, şiddetsizliğin hedefleri ve dinamikleri konularında ufuk açıcı bir tartışma sunuyor.

Önemli eseri ‘Postyapısalcı Anarşizmin Siyaset Felsefesi’yle de bildiğimiz May, ABD’nin Güney Amerika’ya yaptığı müdahaleler, Filistin topraklarındaki İsrail işgali, iş sendikalarına karşı sergilenen negatif tutum, ırkçılık, gey, lezbiyen ve transseksüellerin maruz kaldığı baskı gibi çeşitli konularda duyarlılık gösteren şiddetsiz mücadelelerin bir parçası oldu.

May’in şiddetsizlik üzerine bu felsefi tefekkürü, şiddetsizliğin ve şiddetsiz direniş mücadelelerinin nitelikleri üzerine geniş kapsamlı bir inceleme.

Kitabı, siyasal dönüşüm yaratmanın en etkili yollarından birinin tarihsel gelişimini daha yakından görmek isteyenlere özellikle tavsiye ederiz.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Eylemi şiddet içerir hale getiren şey eylemin kendisi değil, neye sebep olduğudur.”

“Kişi, sonunda olmak istediği insan olmalıdır. Daha klişe bir şekilde söyleyecek olursak, olmasını istediğin değişimin kendisi olmalısın.”

“Şiddetsiz protestonun sahip olduğu haysiyetin bir özelliği de, politik eylemi yıkıcı değil, yapıcı bir eylem haline getirmesidir.”

  • Künye: Todd May – Şiddetsiz Direniş, çeviren: Can Kayaş, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2016

Todd May – Deleuze: Bir Birey Nasıl Yaşayabilir? (2017)

Son dönem düşünürleri arasında en olağandışı, hatta anlaşılması en güç düşünce biçimlerinden birine sahip olmasına rağmen, Gilles Deleuze’un felsefesi, aslında “Bir birey nasıl yaşayabilir?” sorusuna yanıt arayan uğraştan başka bir şey değildir.

İşte Todd May’in Deleuze felsefesine giriş niteliğindeki bu çalışması, düşünürün sistemini ayrıntılı bir biçimde serimlemesiyle önemli.

May’in burada öne çıkan tezlerinden biri, Foucault ve Derrida’nın “Bir birey nasıl yaşayabilir?” sorusunun yanıtını ararken ontolojiyi yadsıdıklarını, Deleuze felsefesinin ise hem bu sorunun yanıtını ararken hem de genel nitelikleriyle ontolojiyi her anlamda kucaklayan bir felsefe olduğu şeklinde özetlenebilir.

May kitabında, Spinoza, Bergson ve Nietzsche’den oluşan “Kutsal Üçlü”nün, Deleuze felsefesini içkinlik, süre ve olumlama bağlamında irdeliyor, ayrıca Deleuze’un düşüncelerinin günümüzün gerçeklik krizine nasıl çözümler sunduğunu tartışıyor.

  • Künye: Todd May – Deleuze: Bir Birey Nasıl Yaşayabilir?, çeviren: Sercan Çalcı, Kolektif Kitap, felsefe, 246 sayfa, 2017