Liah Greenfeld – Kapitalizmin Ruhu (2024)

‘Kapitalizmin Ruhu’, ne iktisatçıların ne de iktisat tarihçilerinin cevaplayabildiği temel bir iktisat sorusuna cevap veriyor: Sürekli ekonomik büyümenin nedenleri (sadece koşulları değil) nelerdir?

Başlığını Max Weber’in aynı konudaki ünlü çalışmasından alan Greenfeld, 16. yüzyıldan itibaren ekonomik faaliyetin doğasını dönüştüren ve ekonomiyi kendini geçindirmeden kâra doğru yönlendiren çığır açıcı davranış değişikliğinin ardındaki motivasyon sorununa odaklanıyor.

İngiltere, Hollanda, Fransa, Almanya, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik bilincin gelişiminin ayrıntılı bir analizi, modern, büyüme odaklı ekonominin arkasındaki motivasyonun veya “ruhun,” “rasyonel ekonomik aktörün” özgürleşmesi değil, daha ziyade milliyetçilik olduğunu iddia etmesine olanak tanıyor.

Milliyetçilik, halk kitlelerini ulusal prestij için sonu gelmez bir yarışa sokmuş ve böylece ekonomik rekabet olgusunu ortaya çıkarmıştır.

‘Kapitalizmin Ruhu’, ekonomik büyüme anlayışında bir paradigma değişikliği yaratıyor.

  • Künye: Liah Greenfeld – Kapitalizmin Ruhu: Milliyetçilik ve Ekonomik Büyüme, çeviren: Ayda Rona Aylin Altınay, Alfa Yayınları, iktisat, 544 sayfa, 2024

 

Michael Hardt – Yıkıcı Yetmişler (2024)

Michael Hardt, yetmişlerdeki devrimci hareketleri alışılagelenden bambaşka bir bakış açısıyla yorumluyor.

Ona göre bu hareketler altmışlarda doruk noktasına ulaşan sol hareketin bitişini ve yenilgisini ifade etmez.

Aksine, bir yandan devrimci hareketlere yönelik şiddet ve baskının arttığı, öte yandan merkezcil ve hiyerarşik sol söylemin artık işe yaramadığı bir dönemde, yetmişlerdeki hareketler, ırkçı, sınıfsal, patriyarkal, cinsiyetçi ve doğa tahribatına dayalı çoklu tahakküm yapılarına karşı çıkmakla kalmayıp, alternatif toplumsal ve politik örgütlenmeler yaratma arayışına girmişlerdir.

Kimileri gibi başarı ve başarısızlık açısından bakıldığında bu hareketler yenilmiş olabilir.

Fakat mücadelenin içinde geliştirdikleri politik stratejiler ve icat ettikleri otonomi, çokluk, doğrudan demokrasi, özgürlük, özsavunma kavramları, günümüzün politik problematikleri üzerine düşünürken bize muazzam zenginlikte bir alan açar.

Yetmişler bu nedenle bir son değil başlangıçtır.

Ama başlangıç olduğunu görmek, günümüzde özgürlükçü hareketlerin otonom ve çoklu örgütlenme, eklemlenme ve alternatif politik toplumsallıklar inşa etme kudretinin soybilimini yapmayı gerektirir.

Bu kitapta tam da bunu yapan Hardt, bizi yetmişlerdeki hareketlerin icatçı ve özgürlükçü gücünü yeniden keşfetmeye davet ediyor.

Hem de bu hareketleri yüceltmeden ya da mahkûm etmeden, onların ruhunu hissederek, yıkıcılıklarındaki kuruculuğu çekip çıkararak ve attıkları özgürlük çığlıklarını birbirimizde yankılayarak…

  • Künye: Michael Hardt – Yıkıcı Yetmişler, çeviren: Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, siyaset, 352 sayfa, 2024

Todd May – Foucault’nun Felsefesi (2024)

Michel Foucault’nun tarihsel ve felsefi araştırmaları, arkeolojik, soybilimsel ve etik gibi birçok aşamaya sahiptir.

Ancak bu aşamalarda değişmeyen şey, tüm bu araştırmaları tetikleyen sorudur: Biz kimiz?

Foucault’nun erken dönemde kaleme aldığı ‘Deliliğin Tarihi’nden yakın geçmişte yayımlanan ‘Collège de France Dersleri’ne kadar olan yolculuğunun izini süren Todd May, kim olduğumuz sorusunun farklı bağlamlarda farklı görünümlere sahip olsa da Foucault’nun eserlerinin bir noktasında mutlaka var olduğunu gösteriyor.

May bunu yaparken, Foucault’nun eserlerini ayrıntılı bir şekilde inceliyor ve Freud, Nietzsche ve Sartre gibi diğer düşünürlerle yapılan karşılaştırmalardan da etkili bir şekilde yararlanarak tarihsel bir bağlama yerleştiriyor.

‘Foucault’nun Felsefesi’, Foucault’yu felsefenin yanı sıra siyaset, sosyoloji ve tarih açısından inceleyenler tarafından memnuniyetle karşılanacak, anlaşılması kolay ve ilham verici bir giriş niteliğinde.

Kitaptan bir alıntı:

“Foucault ile birlikte kim olduğumuzu, şu anda kim olduğumuzu sormalıyız. Bu sorunun seyrini onun metinlerinde ve hep kısmi olarak verdiği yanıtlarda takip etmeliyiz. Ne var ki kim olabileceğimize dair tutkulu bir merak olmadığı sürece bu yolun beyhude olduğu er ya da geç anlaşılır. Foucault o tutkuyu bize aşılamaz. Yalnızca bize söylenen kim olduğumuzun olasılıklara bağlı oluşunu açığa vurabilir ama başka biri olma arzusunu alevlendiremez. Bu arzu eğer alevlenecekse, kendi hayatları değişime açık olanlar tarafından alevlendirilecektir.”

  • Künye: Todd May – Foucault’nun Felsefesi: Kim Olduğumuz Üzerine Bir İnceleme, çeviren: Orhan Düz, İrene Kitap, felsefe, 280 sayfa, 2024

Franz Boas – Irk ve Demokratik Toplum (2024)

Modern antropolojinin kurucusu Franz Boas’ın ‘Irk ve Demokratik Toplum’ çalışması ırk, kültür ve demokrasi arasındaki çok yönlü bağların güçlü bir incelemesi.

İnsan davranışının ve toplumsal rollerin biyolojik bir belirleyicisi olarak ırkın hâkim kavramlarına meydan okuyan Boas, bir dizi deneme ve konferans aracılığıyla, tarihsel olarak ırkçılığı ve toplumsal hiyerarşileri meşru kılan sözde bilimsel iddiaları titizlikle ortadan kaldırırken kültürel farklılıkların doğuştan gelen ırksal özelliklerin bir sonucu olmadığını, bunun yerine tarihsel ve çevresel faktörler tarafından şekillendirildiğini savunur.

Bireylerin ırksal ya da etnik geçmişlerinden ziyade, katkılarından dolayı değer gördüğü gerçek anlamda demokratik bir toplumun inşa edilmesinde entelektüel özgürlüğün ve eğitimin önemine dikkat çeker.

‘Irk ve Demokratik Toplum’, ırkçılığa karşı süregelen mücadelelerin ve demokratik toplumlarda sosyal adalet arayışının kavranmasında önemli bir kaynak olmaya devam ediyor.

  • Künye: Franz Boas – Irk ve Demokratik Toplum, çeviren: Feride İlknur Makta, Akademim Yayıncılık, antropoloji, 248 sayfa, 2024

Salman Akhtar, Henri Parens – Yalan Söylemek ve Aldatmak (2024)

  • Yalan nedir?
  • İnsanlar neden yalan söyler?
  • Bir insanda gerçekleri tahrip etme refleksi nereden zuhur eder?

Pamuklara sarılası bu ciltte, bir grup psikanalistin bu çetrefilli insan sabitine farklı veçhelerden geliştirdiği incelemeler bulunuyor.

Çocukların yalan söyleme kapasitesinin nasıl oluştuğu, bir ailenin çocuğunun ahlaki gelişimine nasıl tesir ettiği gibi konuların yanı sıra; yetişkinlerin ilişkilerini istila etmiş envai çeşit aldatmacanın kökenine, yalanın patolojik ve kriminal bir hüviyet kazandığı arazilere kadar uzanan, zengin ve bol ufuklu bir çalışma bu.

Yalanla terapi odasında, evinin salonunda yahut kafasının içinde güreşenlere…

  • Künye: Salman Akhtar, Henri Parens – Yalan Söylemek ve Aldatmak: Sahtekârlık ve Aldatmanın Psikolojik ve Sosyokültürel Yönleri, çeviren: Sibel Eraltan, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 264 sayfa, 2024

Robert J. C. Young – Beyaz Mitolojiler (2024)

Robert Young’un ‘Beyaz Mitolojiler’i, tarih ve Batı’nın temel kavramlarını sorgulamak için çıkılan bir yolculuğa işaret ediyor.

Young, Avrupa merkezciliği tuzağından kaçınan bir tarih yazmanın mümkün olup olmadığını sorguluyor ve tarihin sadece bir Batı efsanesi mi olduğunu merak ediyor.

Bu düşünceler, sömürge sonrası çalışmalar alanında önemli bir yön çiziyor ve alana devasa bir etki yapıyor.

Sömürge sonrası teori, edebiyat ve tarih alanlarında çalışan herkes için zorunlu bir okuma olan bu kitap, Homi Bhabha’nın önsözde belirttiği gibi, orijinal ve paha biçilmez bir müdahalede bulunuyor ve en köklü figürleri bile kendi pozisyonlarını yeniden düşünmeye sevk ediyor.

  • Künye: Robert J. C. Young – Beyaz Mitolojiler: Tarih Yazımı ve Batı, çeviren: Bensu Altunsoy, Alfa Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2024

Kenneth L. Feder – Sahtekârlıklar, Mitler ve Gizemler (2024)

Tanınmış arkeolog ve kuşkucu Kenneth Feder, çoksatanlar arasına giren bu kitabında okuru en kötü şöhretli arkeolojik sahtekârlıklardan, sözdebilimsel teorilerden ve öteden beri anlatılan beylik mitlerden geçmişin gerçek bilimsel gizemlerine kadar uzanan heyecan verici, eğlenceli ve eğitici bir yolculuğa çıkarıyor.

Kayıp kıta Atlantis’in akıbetinden antik uzaylı astronotlar hipotezine; Amerika’yı ilk kimin keşfettiğinden Mısır piramitlerini kimin yaptığına; Cardiff Devi’nden Piltdown Adamı’na; Torino Kefeni’nin gerçek olup olmadığından psişik arkeolojiye ve Stonehenge’in amacına kadar uzanan birçok çarpıcı örnek üzerinden insanların hayal gücünü yıllardır tutsak alan, komplo teorilerine ilham veren ve milyonlarca insanın inandığı arkeolojik iddiaları tek tek ele alıyor.

Ama bu iddiaları çürütmekle kalmayıp geçmişe arkeolojik, antropolojik, eleştirel ve bilimsel bir gözle nasıl bakılması gerektiğine ilişkin bir ders de veriyor.

İster arkeoloji öğrencisi, ister tarih meraklısı olun veya sadece geçmişin gizemlerine ve çılgınca iddialara ilgi duyuyor olun, Kenneth Feder sizi geçmişe ilişkin bildiğinizi sandığınız şeyleri sorgulamaya ve mitlerin ardındaki gerçek hikâyelere daha derinlemesine nüfuz etmeye teşvik edecek ve size, geçmişe ve geçmişin kalıntılarına bakarken gerçekleri kurgulardan ayırmanıza izin verecek bilimsel bir bakış ve kavramsal araçlar kazandıracak.

  • Künye: Kenneth L. Feder – Sahtekârlıklar, Mitler ve Gizemler: Arkeolojide Bilim ve Sözdebilim, çeviren: Melih Pekdemir, Fol Kitap, arkeoloji, 552 sayfa, 2024

David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi (2024)

Modern Avrupa’yı şekillendiren önemli olayları, fikirleri ve bireyleri ön plana alan ‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’, Aydınlanma’dan günümüze kıtanın tarihini gözler önüne seriyor.

Kalıcı devrim temasından yararlanan David S. Mason bir yandan devrimlerin politik, ekonomik ve bilimsel nedenlerini ve sonuçlarını araştırırken bir yandan da insan hakları ve demokrasinin gelişimi, Avrupa kimliği ve entegrasyon sorunlarını inceliyor.

‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’ bir ülke tarihine ya da belirli bir zaman diliminin ayrıntılı kronolojisine odaklanmak yerine her bir bölümde Avrupa’yı şekillendiren en önemli olaylara değiniyor.

Aydınlanma, Fransız Devrimi, Marx ve Darwin’in teorileri, 1848 ve 1917 devrimleri, Almanya ve İtalya’nın birleşmesi, Avrupa emperyalizmi, dünya savaşları, soğuk savaş, Avrupa Birliği’nin gelişimi ve genişlemesi ve Avrupa’nın karşı karşıya olduğu güncel sorunlar gibi konular hakkında Avrupa tarihine geniş bir yelpazeden bakmak isteyen okuyucular bu kitabın haritalar, zaman çizelgeleri, fotoğraflar ve bir sözlükle desteklenen son derece ilgi çekici bir anlatımı olduğunu görecektir.

  • Künye: David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi, çeviren: Bekir Çelikcan, Say Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2024

David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi (2024)

Modern Avrupa’yı şekillendiren önemli olayları, fikirleri ve bireyleri ön plana alan ‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’, Aydınlanma’dan günümüze kıtanın tarihini gözler önüne seriyor.

Kalıcı devrim temasından yararlanan David S. Mason bir yandan devrimlerin politik, ekonomik ve bilimsel nedenlerini ve sonuçlarını araştırırken bir yandan da insan hakları ve demokrasinin gelişimi, Avrupa kimliği ve entegrasyon sorunlarını inceliyor.

‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’ bir ülke tarihine ya da belirli bir zaman diliminin ayrıntılı kronolojisine odaklanmak yerine her bir bölümde Avrupa’yı şekillendiren en önemli olaylara değiniyor.

Aydınlanma, Fransız Devrimi, Marx ve Darwin’in teorileri, 1848 ve 1917 devrimleri, Almanya ve İtalya’nın birleşmesi, Avrupa emperyalizmi, dünya savaşları, soğuk savaş, Avrupa Birliği’nin gelişimi ve genişlemesi ve Avrupa’nın karşı karşıya olduğu güncel sorunlar gibi konular hakkında Avrupa tarihine geniş bir yelpazeden bakmak isteyen okuyucular bu kitabın haritalar, zaman çizelgeleri, fotoğraflar ve bir sözlükle desteklenen son derece ilgi çekici bir anlatımı olduğunu görecektir.

  • Künye: David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi, çeviren: Bekir Çelikcan, Say Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2024

Eduardo Galeano – Kullan-At (2024)

Ekolojik yıkımın sorumluluğunu “muslukları fazla açık tutan”ların omuzlarına yükleyerek bireyleri daimi bir vicdan muhasebesine sürükleyen küresel kapitalizmin lokomotif şirketleri vergi indirimi ve çeşitli fonlardan faydalanmak için; karbon ayak izini, “sürdürülebilir” ama diğerlerinden daha pahalı o kıyafetleri, bambu pipetleri, endüstriyel vegan gıdaları ve dahi ineklerin “metan gazı salınım hacmini” lügatımıza sokmadan çok önce, Eduardo Galeano, insanları olduğu kadar tabiatı da yiyip bitiren ve bir kenara tüküren sistemin açgözlülüğü ve küstahlığı hakkında uyarıda bulunmuştu.

Hem daha önce çeşitli kitaplarında yayınlanan hem de bu antoloji için kaleme aldığı bütün “yeşil” metinleri bir araya getiren ‘Kullan-At’, çevre sorununu ekolojiyi dert ediyormuş görünen popülist sloganlardan uzak, tutarlı bir siyasi perspektiften ele alıyor ve çevresel yıkımın gerçek sorumlularını işaret ediyor.

Galeano, her zaman olduğu gibi, gezegenimizin fısıltılarına kulak verenlerin tanıklıkları ve yağmalanmasına karşı çıkanların haykırışlarıyla kol kola toprağın nabzını tutuyor.

  • Künye: Eduardo Galeano – Kullan-At: Gezegenimiz, Yegâne Evimiz, çeviren: Süleyman Doğru, Sel Yayıncılık, ekoloji, 160 sayfa, 2024