Kurt Vonnegut – Mezbaha No. 5 (2007)

  • MEZBAHA NO. 5, Kurt Vonnegut, çeviren: M. Barlas Çevikus, Dost Yayınevi, roman, 190 sayfa

2. Dünya Savaşı’nda Dresden kentinin bombalanması dehşetine tanık olmuş, hatta bir ara Almanlar tarafından esir alınmış Kurt Vonnegut, ‘Ülkesi Olmayan Adam’ isimli kara mizah anlatısında o günlere çok az da olsa değinmişti. Yazarın, aslında bir çok türe dahil edilebilecek bu romanı da, yine Dresden’in bombalanması gerçeği üzerinden, savaşın anlamsızlığını ve büyük dehşetini hikâye ediyor. Vonnegut, çoğu romanında olduğu gibi, burada da kendisiyle örtük benzerliklere sahip baş kahramanı Billy Pilgrim karakteriyle, savaşın anlamsızlığını ve yıkımının ölçüsüzlüğünü metaforik açılımlarla aktarırken, uygarlığın tüm kazanımlarının somutlandığı alegorik bir anlatıma başvuruyor.

Antonio Altarriba – Uçma Sanatı: Bir İspanya İç Savaşı Hikâyesi (2011)

  • UÇMA SANATI: BİR İSPANYA İÇ SAVAŞI HİKÂYESİ, yazan: Antonio Altarriba, desenler: Kim, Versus Kitap, çizgiroman, 205 sayfa

Antonio Altarriba’nın yazdığı, Kim’in çizimleriyle zenginleştirdiği elimizdeki çizgiroman, İspanya İç Savaşı’nı hikâye ediyor. Eser, babası intihar eden anlatıcının, onun çocukluğuna, gençliğine, yetişkinliğine ve nihayet yaşlılığına dair anlatımlarıyla ilerler. Kurgu böylece, karakterinin hayatı ekseninde, bir ülkeyi, trajik geçmişiyle İspanya’yı tasvir ediyor. İç savaşın yok ettiği bir toplumsal doku çizgiromanın merkezine yerleştirilirken, aynı zamanda acımasızlığıyla kitleleri kırıp geçiren bir yoksulluğun da izi sürülüyor. Beş büyük çizgiroman ödülünü de kazanan ‘Uçma Sanatı’, 1936-1939 yılları arasında yaşanan ve 700 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan, nihayetinde Franko’nun “Barış gelmedi, zafer geldi…” diyerek faşistlerin zaferini ilan ettiği İspanya İç Savaşı’nın görsel açıdan zengin bir hikâyesini sunuyor.

Levent Ali Çanaklı – Türk Romanında Bürokrasi ve Memurlar (2011)

  • TÜRK ROMANINDA BÜROKRASİ VE MEMURLAR, Levent Ali Çanaklı, Özgür Yayınları, inceleme, 581 sayfa

Levent Ali Çanaklı, ‘Türk Romanında Bürokrasi ve Memurlar’da, 1872-1950 yılları arasında Türk romanında dikkat çekecek derecede işlenmiş bürokrasi ve memuriyet konusunu inceliyor. Çanaklı’nın incelemesinde gördüğümüz kadarıyla, romanlarda bürokrasi ve memurluk, çoğu kez olumsuz bir cepheden ele alınmış. Kitap, tarihi bir çerçeve çizmek amacıyla, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk bürokrasisinin ana niteliklerine odaklanarak başlıyor. Birçok romanın incelendiği çalışmanın devamında, Türk romancılarının bürokrasiyi, devlet idaresini, devlet memurluğunu, halk ile bürokrasi ve devlet arasındaki ilişkileri nasıl yorumladıklarını gözler önüne seriyor.

Johannes Mario Simmel – Merhaba Umut (2011)

  • MERHABA UMUT, Johannes Mario Simmel, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları, roman, 520 sayfa

Gerilim edebiyatının ünlü kalemlerinden Johannes Mario Simmel ‘Merhaba Umut’ta, uyuşturucu kaçakçılarının kirli dünyasına iniyor. Romanın merkezinde, Nobel ödüllü Prof. Adrian Lindbout’un yaşadıkları yer alır. Şimdilerde saygın bir hayat sürmekte olan Lindbout, geçmişindeki kötülüklerin tümüyle üstünü örttüğünü zannetmektedir. Fakat günün birinde ortaya çıkan bir rahip, Lindbout’un karanlık geçmişini ortaya koyan bir mektup getirir. Bu mektup, Lindbout’un hafızasından ve yüreğinden tümüyle sildiğini düşündüğü günahlarının ortalığa saçılmasına vesile olacaktır. Fakat bunlarla yüzleşebilmek, profesör açısından pek kolay olmayacaktır.

Ayşe A. Güzelsoy – İstanbul’daki Gizli Mutfak (2011)

  • İSTANBUL’DAKİ GİZLİ MUTFAK, Ayşe A. Güzelsoy, Alfa Yayınları, yemek, 229 sayfa

Ayşe A. Güzelsoy imzalı ‘İstanbul’daki Gizli Mutfak’, Osmanlı İstanbul’unun kaybolmuş ya da kaybolmanın eşiğine gelmiş lezzetlerini yeniden yorumluyor. Bu yorumun neticelerini barındıran elimizdeki kitap, İstanbul’u güzel kılan değerlerden olan anberiye, armut turşusu, kış cacığı, beyaz çevirme tatlısı, Topkapı kebabı ve valide sultan böreği gibi ilginç tatlardan oluşan yüz adet tarifi okurlarına sunuyor. Güzelsoy’un da çok iyi ifade ettiği gibi, İstanbul mutfağında değişik kavimlerin, milletlerin, cemaatlerin payı var. Bu sofraya oturan herkes, var olan lezzetleri paylaştığı kadar, bu sofraya kendi katkısını sunup onu zenginleştirmiş.

Ahmet Rasim Küçükusta – Bir İki Üç Tıp (2011)

  • BİR İKİ ÜÇ TIP, Ahmet Rasim Küçükusta, Hayy Kitap, sağlık, 144 sayfa

Ahmet Rasim Küçukusta ‘Bir İki Üç Tıp’ta, hekimlik mesleğinde tanık olduğu yozlaşmaları anlatıyor. Bayi toplantısı haline gelen tıp kongreleri, doktorların ilaç tanıtımına soyunmaları, yanıltıcı ilaç reklamları, ilaç firmalarının desteklediği araştırmalarla hekimliği nasıl yozlaştırdığı, doktorların aldığı Amerikan usülü “bıçak parası”, ilaç tanıtımıyla ilaç pazarlamasının iç içe geçmesi ve hasta simsarlığı yapanlar, kitapta karşımıza çıkan korkutucu gerçeklerden. “Tıp komada, doktorlar depresyonda, hastalar teyakkuzda” diyen Küçükusta, bu kötü gidişe nasıl dur denilebileceği ve siyasetin yapabilecekleri konusunda öneriler sunuyor.

Mehmet Nuri Yardım – Safiye Erol (2011)

  • SAFİYE EROL, Mehmet Nuri Yardım, Anonim Yayıncılık, biyografi, 184 sayfa

Mehmet Nuri Yardım elimizdeki çalışmasında, Türkiye’nin belki de en çok ihmal edilen yazarlarından Safiye Erol’un kapsamlı bir biyografisini sunuyor. Erol’un doğup büyüdüğü çevrenin anlatımıyla başlayan kitap, yazarın ilk eğitimi, Almanya’daki tahsili ve doktorasını bitirerek yurda dönüşüyle devam ediyor. Erol’un, döndükten sonra eserlerini yazması, romanlarının yarattığı etkiler ve fikirlerinde dönüşüm yaşamasını sağlayan Sâmiha Ayverdi ile tanışması, kitapta ele alınan konulardan. Kitap bunun yanı sıra, uzun bir süre unutulmaya terk edilen Erol’un, 2001’de kitaplarının yayınlanmasıyla nasıl yeniden keşfedildiğini de ortaya koyuyor.

Jean-Jacques Rousseau – Toplum Sözleşmesi (2011)

  • TOPLUM SÖZLEŞMESİ, Jean-Jacques Rousseau, Ahmet Şensılay, Anahtar Kitaplar, felsefe, 214 sayfa

Jean-Jacques Rousseau’nun, Aydınlanma çağının en iyi ürünlerinden olan ‘Toplum Sözleşmesi’, ünlü “İnsanoğlu özgür doğmuştur, ama her yerde zincire vurulmuştur” sözleriyle başlar. Rousseau bu eserinde, insanlığın önceleri doğal durumda yaşarken daha sonra özel mülkiyetin ortaya çıkması, devletin zenginlerin çıkarını savunması ve uygarlığın gelişmesiyle beraber yozlaşmanın başladığını savunur. İnsanın doğal duruma dönmesinin mümkün olmadığını belirten düşünür, ideal devletin nasıl olması gerektiğini ele alır. Ona göre bu, yeni bir toplum sözleşmesiyle mümkündür. Bu yolla bireysel özgürlük ile insanlığın ortak yararını birleştirmeye çalışır.

Besim F. Dellaloğlu – Romantik Muamma (2011)

  • ROMANTİK MUAMMA, Besim F. Dellaloğlu, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 147 sayfa

Romantik hareketin modernliğe karşı ilk isyan olduğunu savunan Besim F. Dellaloğlu ‘Romantik Muamma’da, Kant sonrası Alman idealist düşüncesinde yer etmiş romantik düşünürlerin görüşlerini ve bunların modern hayata ne gibi eleştiriler sunduğunu ele alıyor. Dellaloğlu, August Wilhelm, Friedrich Schlegel, Friedrich von Hardenberg (Novalis), Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling, Friedrich Schleiermacher, Ludwig Tieck, Caroline Schlegel-Schelling, Dorothea Schlegel ve Friedrich Hölderlin gibi romantik düşünürleri incelerken, aynı zamanda bu isimlerle temsil edilen romantik hareketin, bugünün modern hayatının anlaşılmasına ne gibi katkılar sunduğunu irdeliyor.

Daryl Glaser ve David M. Walker (ed.) – 20. Yüzyılda Marksizm (2011)

  • 20. YÜZYILDA MARKSİZM, editör: Daryl Glaser ve David M. Walker, çeviren: Burak Gürel, Onur Koyunlu ve Sungur Savran, Versus Kitap, siyaset, 336 sayfa

Makale derlemelerinden oluşan ’20. Yüzyılda Marksizm’, 20. yüzyıl Marksizminin bugüne, yani 21. yüzyıl kuşağına bıraktığı mirası detaylı bir bakışla sunuyor. İlk bölümün Lenin’e ayrıldığı kitabın devamında, sosyal demokrasi, Stalinizm ve devrimci Marksizm gibi, 20. yüzyıl işçi hareketinin üç ana akımının öncüleri ele alınıyor. Lev Trotskiy, Rosa Luxemburg, Kautsky, Bernstein ve Menşevikler gibi önemli aktörlerin Marksizme katkılarının da irdelendiği kitabın asıl özgünlüğü ise, Avrupa, Asya, Latin Amerika ve Afrika’da Marksizmin gelişmesini incelemesi. Çalışmanın, Sungur Savran imzalı kapsamlı bir önsözle açıldığını da belirtelim.