Francesca Gould – Bir Yaşıma Daha Girdim (2010)

 

Anatomi konusunda dersler veren Francesca Gould ‘Bir Yaşıma Daha Girdim’de, vücudumuza dair dile getirmekten hoşlanmadığımız, utandığımız veya pek hevesli olmadığımız konuları kalemine konu ediniyor.

Gould, “Kellik, erkeklik göstergesi midir?”, “Kalp nakli karakter değişimine neden olur mu?”, “Neden eklemlerimiz çıtlar?”, “Kahkaha gerçekten en iyi ilaç mı?”, “Gözün kör noktası var mıdır?” gibi soruların yanıtlarını ararken, bir yandan da anatomiye dair mitleri de sorguluyor.

Dokuz bölümden oluşan kitabında yazar, deri, tüyler, kemikler, kan, zihin, göz, kulak ve nefes gibi, anatominin farklı bileşenlerine dair bilinmeyenleri ele alıyor.

  • Künye: Francesca Gould – Bir Yaşıma Daha Girdim, çeviren: D. İmra Gündoğdu, Derin Kitap, anatomi, 184 sayfa

Mahmut Hamsici – Dereler ve İsyanlar (2010)

 

Gazeteci Mahmut Hamsici ‘Dereler ve İsyanlar’da, AKP hükümeti ve şirketler ile halk ve onların örgütleri arasında büyük bir mücadeleye dönüşen hidroelektrik santrallerini (HES) ele alıyor.

Teorik-politik analizlerden çok, bir gazetecilik araştırmasının sonucu olarak ortaya çıkan kitabında Hamsici, şirketlerin ve devlet kurumlarının projeleri yaşama geçirmek için, neden oldukları büyük yıkımı teşhir ediyor.

Araştırması için Kastamonu’dan İkizdere’ye, Şavşat’tan Tunceli’ye, Erzurum’dan Finike’ye, Anadolu’yu karış karış gezen yazar,  iktidarların ve güçlülerin karşısına dikilen derelerin isyanının ve yaşamın sesinin belgeselini sunuyor.

  • Künye: Mahmut Hamsici – Dereler ve İsyanlar, Nota Bene Yayınları, siyaset, 304 sayfa

Mustafa Sönmez – Medya, Kültür, Para ve İstanbul İktidarı (2010)

  • MEDYA, KÜLTÜR, PARA VE İSTANBUL İKTİDARI, Mustafa Sönmez, Yordam Kitap, medya, 156 sayfa

Daha çok Türkiye ekonomisi üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Mustafa Sönmez, ‘Medya, Kültür, Para ve İstanbul İktidarı’nda, Türkiye’deki medya-kültür endüstrisini masaya yatırıyor. Sönmez’in çalışması, son otuz yılda büyük bir endüstri haline gelen ve ağırlıklı olarak İstanbul ile özdeşleşen medya-kültür alanının sağlam bir ideolojik ve politik çerçevesini çizmesiyle dikkat çekiyor. Kitabın ilk bölümünde kavramsal bir çerçeve çizen Sönmez, ardından, yazılı medya, elektronik medya, reklamcılık endüstrisi, kitap endüstrisi, basım yayın sanayii ve futbol endüstrisi gibi, medya-kültür sektörüne dahil olan farklı alanları inceliyor.

Randolph S. Charlton ve Irvin D. Yalom (ed.) – Cinsel Terapi (2007)

  • CİNSEL TERAPİ, Randolph S. Charlton ve Irvin D. Yalom, çeviren: Gökhan Kotiloğlu, Prestij Yayınları, psikoloji, 349 sayfa

‘Cinsel Terapi’nin editörlüğünü Randolph S. Charlton, genel editörlüğünü ise ünlü psikiyatrist Irvin D. Yalom üstlenmiş. Hem klinik uzmanlara, hem de tecrübeli terapistlere hitap etmeyi amaçlayan kitap, tavsiyeler ile çok sayıda vaka örnekleri barındırıyor. Kitap, bu alanda çalışmalarda bulunmuş ve uzman sıfatına haiz çok sayıda terapist-yazarın, cinsel bozuklukların tedavisiyle ilgili yazılarını okurlara sunuyor. Uzmanların yanı sıra, her kesimden okurlara da hitap eden kitap, cinsel bozukluklara sahip hastaların tedavi süreci boyunca rastlanılan özel sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik terapötik yöntemlerle ilgili aydınlatıcı bilgiler veriyor.

David Constantine – Başka Bir Ülkede (2007)

  • BAŞKA BİR ÜLKEDE, David Constantine, çeviren: İnci Ötügen, Metis Yayınları, öykü, 212 sayfa

David Constantine’in ‘Başka Bir Ülkede’si, yayımlandığı 2005 yılında, Independent ve Guardian gazeteleri tarafından yılın en iyi kitapları arasında gösterilmişti. İngiltere’de daha çok şiirleri ve Goethe, Hölderlin gibi klasik Alman şairlerinden yaptığı çevirilerle tanınan Constantine’in, roman, kuram gibi farklı alanlarda, hem de ödül kazanmış eserleri bulunuyor. Yazarın ilk öykü kitabı olan ‘Başka Bir Ülkede’, on dört öyküden oluşuyor. Bazı öyküler, biraz da Constantine’in şairliğinden kaynaklı olarak şiirsel özellikler gösteriyor. Bunun yanında, anlatıcıların çoğunlukla öykü kişilerinden olması, kitabı gerçekçi kılan başlıca unsurlardan. Önerilir.

Juan Ramón Jiménez – Platero ile Ben (2007)

  • PLATERO İLE BEN, Juan Ramón Jiménez, çeviren: Akşit Göktürk ve Ayşe Nihal Akbulut, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 189 sayfa

Çağdaş İspanyol şiirinin kurucularından, 1956 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Juan Ramón Jiménez’in bu kitabı, 2002 yılında K Kitaplığı’ndan çıkmıştı. Uzun zamandır baskısı tükenen kitabın yeni edisyonu, eserin tam metninin çevirisinden oluşuyor. Akşit Göktürk’ün büyük bir bölümünü çevirdiği fakat tamamlanamayan ‘Platero ile Ben’, Göktürk’ün öğrencisi Ayşe Nihal Akbulut tarafından tamamlandı. Bu, ‘Platero ile Ben’ için sevinç verici bir gelişme. Çünkü kitap, dile getirdiği insanca duyarlıkla büyük ilgi uyandıran klasikleşmiş bir eser. Kitap, “güzellik” uğruna yollara düşmüş üzgün bir ozanla, onun şen eşeğinin öyküsünü anlatıyor.

Attila Bartis – Sessizlik (2007)

  • SESSİZLİK, Attila Bartis, çeviren: Sevgi Can Yağcı, Destek Yayınevi, roman, 238 sayfa

‘Sessizlik’, Macar edebiyatının genç isimlerinden Attila Bartis’in son romanı. Bu roman, Alman televizyonu SWR tarafından, 2006 Ocak ayının en iyi romanı olarak seçilmişti. Eleştirmenlerce övgüyle bahsedilen Bartis’in romanı, kadınlar, öfke ve ironi gibi zengin ve ilgi çekici temalar barındırıyor. Özellikle düş, kâbus ve gerçeğin iç içe geçişi, karakterlerin iç dünyalarının yoğun bir şekilde tasvir edilişi, romanın kendine has yönleri. Bartis’in kurgusu, geçmiş üzerinden bir gelecek tasviri yapıyor. Yazar bunu yaparken de, insan varoluşunun kaotik, sıkıntılı bir durumu olarak sessizliği merkeze alıyor. ‘Sessizlik’, daha önce de bir roman ve öykü kitabı yayımlanmış yazardan dikkat çekici bir eser.

Paul Scott – Geride Kalanlar (2007)

  • GERİDE KALANLAR, Paul Scott, çeviren: Serpil Çağlayan, Kanat Kitap, roman, 278 sayfa

Paul Scott’ın ‘Geride Kalanlar’ı, yazarın ‘Raj Dörtlemesi’nin bitiş bölümünü oluşturuyor. Scott’ın 1964 yılındaki Hindistan ziyaretinin ardından başladığı ve ülkedeki Britanya egemenliğinin sona erişini farklı açılardan değerlendiren dörtlemesi, dokuz yılda tamamlanmış ve yazarına uluslararası ün getirmişti. Roman, Hindistan ordusunda görev yapmış İngiliz Albay Tusker Smalley ile eşi Lucy Smalley’in, Hindistan’ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra ülkelerine dönmeyip Pankot’ta kalmayı tercih etmelerini hikâye ediyor. Smalley’lerin bu yeni dünyada ayakta kalabilme çabaları, romanın başlıca temasını oluşturuyor. Romanın yayımlandığı yıl Booker ödülü kazandığını belirtelim.

Mehmet Rifat (haz.) – Honoré de Balzac: Romancının Evreninden Sahneler (2007)

  • HONORÉ DE BALZAC: ROMANCININ EVRENİNDEN SAHNELER, hazırlayan: Mehmet Rifat, İş Kültür Yayınları, inceleme, 339 sayfa

‘Romancının Evrazarın eeninden Sahneler’, Honore de Balzac’ı merak edenler için, ydebiyat dünyasını açıklayan önemli bir çalışma. Mehmet Rifat’ın hazırladığı kitapta, sadece Balzac’ın seçme metinlerine yer verilmesinin yanı sıra, bir ilk olarak, Balzac’ın yaşamından başlayarak, 51 yıllık hayatında kendisinin kaleme almış olduğu bütün eserleri analiz ediliyor. ‘Balzac Üstüne’ başlıklı ikinci bölüm, yazarın edebiyatına odaklanan, yerli ve yabancı isimlerin makalelerinden oluşuyor. Balzac albümü ve Balzac’tan seçmelerle devam eden kitap, Türkçe’deki Balzac kaynakçasıyla sona eriyor. Kitap, Balzac’ın ‘Anıtsal Yapıt’ına dair bir kaynak olma özelliğinde.

Allan Massie – Kral Arthur (2007)

  • KRAL ARTHUR, Allan Massie, çeviren: Çağnur Alyüz, Erko Yayıncılık, roman, 303 sayfa

‘Kral Arthur, Allan Massie’nin ‘Karanlık Çağlar’ üçlemesinin ikinci kitabı. Serinin birinci kitabı, ‘Dünyanın Akşamı’ ismini taşıyordu. Kral Arthur hikâyesi farklı yazarlar tarafından işlenmiş bir konu. Hikâye asıl olarak, Ortaçağ bilgini ve astroloğu Michael Scott’ın öğrencisine yazdığı bir öyküye dayanıyor. Massie’nin romanında, Britanya Romalılar tarafından istila edilmiş, krallar mevki, ünvan, toprak ve güç için rekabet halindedir. Genç bir çocuk değerli bir kılıcı bir kayadaki oyuktan çekip çıkarır ve Uther Pendragon’un ölümüyle boşalan tahtta hak iddia eder. Romanın asıl olay örgüsü böylece özetlenebilir. Fakat bu olay örgüsü devam ederken, Kral Arthur’un adım adım, ihanet ve entrikalarla kuşatılan yalnız bir kişilik haline gelmesi romanın ustalıklı yönlerinden biri. Romanın, ‘Frederick Niven Edebiyat Ödülü’ ve ‘İskoçya Sanat Konseyi Kitap Ödülü’nü aldığını da belirtelim.