İrfan Çağatay Aleksiva – Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar (2024)

İrfan Çağatay Aleksiva, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar (1877-1923)’ başlıklı çalışmasıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nu konu edinen tarihyazımında oldukça eksik bırakılmış bir alan olan Lazlar ve Lazistan üzerine detaylı bir inceleme sunuyor.

Dönemin gazete ve arşivlerinden yararlanan Çağatay Aleksiva, Lazistan’ın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda bölünmesinin canlandırdığı Laz hareketinin evrimini, Laz aydınlarının ortaya çıkışı, cemiyet ve derneklerinin kuruluşu üzerinden takip ediyor.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında başlayıp Cumhuriyet’in kuruluşuyla kesintiye uğrayan Laz hareketiyle 1990’lı yıllarla birlikte uyanışa geçen Laz kültür hareketi arasındaki birbirinden kopuk ama paralellikler taşıyan ilişkiyi de tartışan Çağatay Aleksiva, yalnızca Laz çalışmalarına değil, Osmanlı modernleşmesi ve Osmanlı coğrafyasında kimliklerin oluşum/dönüşüm süreçleri hakkındaki literatüre de önemli bir katkı sağlıyor.

  • Künye: İrfan Çağatay Aleksiva – Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar (1877-1923), İletişim Yayınları, tarih, 280 sayfa, 2024

Bernard Lewis – Babil’den Dragomanlara (2024)

Bu kitap, hayatını İslam ve Ortadoğu tarihine vakfedip pek çoklarınca bu hususta otoritelerden biri addedilmiş bir yazarın kırk yıllık emeğini ortaya koyuyor.

Dile getirdikleri ve inşa ettikleri büyük bir ilgiyle karşılanan Bernard Lewis, burada bir kez daha Ortadoğu’nun çalkantılı tarihine odaklanıp okurunu dış ilişkiler mevzuu, İran devrimi, İsrail devleti, tarih yazımı ve çok daha fazlasına dair uç düşünceleriyle baş başa bırakıyor.

‘Babil’den Dragomanlara’ kitabında “Saddam’ın ektiklerine” tanıklık ediyor, “bugünün hasta adamına” rastlıyor, “Lübnan’ın sağ-sol çatışmasına” kulak kesiliyor ve daha nice konuya farklı pencerelerden yaklaşmaya çalışıyoruz.

Elliden fazla makale ve denemeden oluşan bu derlemede Lewis, Ortadoğu’ya ilişkin belagatini, malumatını ve içgörüsünü tüm yönleriyle sergiliyor.

  • Künye: Bernard Lewis – Babil’den Dragomanlara Ortadoğu’yu Yorumlamak, çeviren: Ebru Kılıç, Alfa Yayınları, tarih, 592 sayfa, 2024

H. D. F. Kitto – Yunan Tragedyası (2024)

Kitto, Yunan Tragedyası’nda, Yunan oyun yazarının, büyük ahlaki ve entelektüel sorunlarla uğraşmasına rağmen, her şeyden önce bir sanatçı olduğunu ve klasik Yunan tiyatrosunu anlamanın anahtarının her oyunun trajedi anlayışını yakalamaya çalışmak olduğunu savunuyor.

Bu nedenle, “Oyun yazarının aslında şu ya da bu konuda ne söylediğini değil ne söylemeye çalıştığını soracağız,” diyerek Aiskhylos, Sophokles ve Euripides’in oyunlarının parlak bir analizi aracılığıyla bu yazarların kalıcı sanatsal ve edebi ustalığını aktarıyor.

‘Yunan Tragedyası’, Yunan tiyatrosunun biçim ve üslubundaki gelişmeleri kaydetmekle kalmıyor, bu değişikliklerin nedenlerini analiz ediyor, kuşaklar boyu Yunan tiyatrosuyla ilgili tartışılan konularda tüm edebiyatseverler için yeni ve aydınlatıcı bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: H. D. F. Kitto – Yunan Tragedyası: Bir Edebiyat İncelemesi, çeviren: Deniz Türker, Alfa Yayınları, inceleme, 440 sayfa, 2024

Sean McMeekin – Rus Devrimi (2024)

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Rus ekonomisi yılda yaklaşık yüzde 10 büyümekteydi ve nüfusu 150 milyona ulaşmıştı.

1920’li yıllarda ülke vahim mali darboğazlar içindeydi ve 20 milyonu aşkın Rus yaşamını yitirmişti.

1950’lilere doğruysa, yerkürenin üçte biri komünizmi benimsemişti.

Ünlü tarihçi Sean McMeekin, Rus Devrimi’nde Romanov Hanedanlığı’nı sona erdiren, Bolşevikleri iktidara getiren ve komünizm pratiğini dünyaya tanıtan olayların izini sürüyor.

Çarlık Ordusu arşivlerinde çalışan McMeekin, geleneksel tarih kitaplarının sıklıkla Marksizm temelli sınıf mücadelesi üzerinden yorumladığı Rus Devrimi’ne heyecan verici, sıra dışı bir bakış sunuyor.

‘Rus Devrimi’, yirminci yüzyılın en önemli dönüm noktalarından birine yönelik farklı bir tarih okuması.

  • Künye: Sean McMeekin – Rus Devrimi: Yeni Bir Tarih, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2024

Lauren Berlant – Zalim İyimserlik (2024)

Tüm bağlılıklar iyimserdir ancak arzu ettiğiniz şey aslında gelişmenizin önünde engel oluşturduğunda zalim bir iyimserlik ilişkisi ortaya çıkar.

Bugünü kavramanın cesur yeni yollarını sunan Lauren Berlant ‘Zalim İyimserlik’ kitabında tutkuyla bağlı olduğumuz, arzuladığımız şeyleri sorgulamamızı sağlıyor: aşk, politika, aile, erdemli yeni yıl kararları…

Liberal-kapitalist sistemlerin bireylere hayatlarını “bir şeye dönüştürmek” için fırsatlar sağlayamayacağına dair kanıtlar ortadayken “iyi bir yaşam sürme” fantezisine bağlı kalmanın beyhudeliğini gözler önüne seriyor.

Bu kitabı okurken, sizi harekete geçiren her ne ise onun aynı zamanda sizi hayal kırıklığına doğru hızla sürüklediğini de hissedeceksiniz.

‘Zalim İyimserlik’ sert bir analiz olmasının yanı sıra, modern toplum fantezilerimizin ve bu fantezilere doğru Don Kişotça atılımlarımızın karanlık bir natürmortu.

Tarihsel şimdinin başka herhangi bir şekilde anlaşılmadan önce duygusal olarak algılandığını savunan Berlant günümüzün dikkate değer duygusal tarihini anlatıyor bizlere.

Modern çağ insanının umut krizini tanımlamak için okunması gereken bir kitap.

  • Künye: Lauren Berlant – Zalim İyimserlik: Bugünün Duygusal Tarihi, çeviren: M. Çağlar Atmaca, Minotor Kitap, felsefe, 456 sayfa, 2024

Nancy J. Chodorow – Kadınlıklar, Erkeklikler, Cinsellikler (2024)

Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un insan ruhunun derinliklerine indiği çalışmaları ve ulaştığı sonuçlar, bir yüzyıl sonra bile düşünürleri büyülemeye, tahrik etmeye ve harekete geçirmeye devam ediyor.

Kimileri onu bilinçdışının gizli dinamiklerini gün ışığına çıkardığı için övüp yaptığı keşiflerin, çağdaşlarının fizik alanında geliştirdiği atom kuramı veya görelilik kuramı kadar önemli olduğunu düşünüyor.

Kimileriyse onu bir fırsatçı olarak görüp kuramlarını muğlak, klinik tekniklerini ise zararlı olmakla itham ediyor.

Özellikle de çalışmalarının toplumsal cinsiyet hakkındaki önyargılarla malul olduğundan yakınılıyor.

O hâlde Freud’un fikirleri ve psikanaliz neden tarihin tozlu sayfalarında yerini almaya direnip hâlâ bu denli ilgi çekmeye devam ediyor?

Psikanalitik feminizmin en etkili isimlerinden biri olan Nancy J. Chodorow, ‘Kadınlıklar, Erkeklikler, Cinsellikler’de işte bu soruya bir yanıt arıyor.

Toplumsal cinsiyet, cinsellik ve psikanalizin iç içe geçtiği noktalarda psikanalitik teorinin cinsellik ve bireysel farklılıkları nasıl ele aldığını sorgularken, heteroseksüelliğin, kadınlığın ve erkekliğin normatif statüsüne dair cesur ve kışkırtıcı sorular soruyor.

  • Künye: Nancy J. Chodorow – Kadınlıklar, Erkeklikler, Cinsellikler: Freud ve Ötesi, çeviren: Asena Pala, Fol Kitap, psikoloji, 144 sayfa, 2024

Ayhan Yalçınkaya – Alevilikte Toplumsal Kurumlar ve İktidar (2024)

Elinizdeki kitap, imam-hatip liseleriyle, yüksek İslam enstitüleriyle, ilahiyat fakülteleriyle kuşatılmışken, üniversitelerde Alevilik çalışmalarının laikliğe aykırı kabul edildiği, Aleviliğin –o da adı anılmaksızın- “halk inançları, gelenekleri, görenekleri, adetleri”yle ancak folklorun konusu olabildiği bir dönemde, bu alanların dışında, Alevilik üstüne adlı adınca bir üniversitede yazılmış ilk tez olmasa da, ilklerden biridir.

Ama sosyal bilimler alanında Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ve genel olarak siyaset bilimi alanından Aleviliğe yönelen ilk çalışmadır.

Bu kitap, Aleviliği ilk kez bir siyaset bilimi konusu haline getirirken aynı zamanda, yine ilk kez, Alevilerin toplumsal kurumlarına yönelerek bu kurumların inşa ettiği devlet-dışı bir siyasallığın ya da siyasal bünyenin varlığına ilişkin iddialar ileri süren bir çalışmadır.

Kitap, göbek bağı “devletlu siyasetle” kesilenlerin karşısına devlet-dışı bir siyasallığın mümkün olduğu ve bu imkânın da Alevi topluluklar içinde hala yaşadığı, Aleviliğin tarih boyunca karşılaştığımız muhalif niteliğinin de tam burada aranması gerektiği savıyla çıkmaktadır.

Ancak bu sav doğrultusunda, elinizdeki kitap bir Alevilik övgüsü değildir.

Bu çalışma ele aldığı nesnenin yanında saf tutmakla birlikte nesnesine teslim olmayan bir tutumu benimsiyor, Aleviliğin kaybettiklerinin ve bu kayıpların ne gibi sonuçlara yol açtığının bir çetelesini tutuyor ve “Arkaik Aleviliğe” ilişkin teorik bir soyutlamadan hareketle günümüz Aleviliğine ve Alevilerine eleştiriler yöneltiyor.

Yazar, bu baskı için kaleme aldığı “Otuz Yıl Önce, Otuz Yıl Sonra” başlıklı bölümde Alevi hareketinin kat ettiği otuz yılı da gözeterek “aksilanet” bir yüksek lisans tez jürisi üyesi gibi, otuz yıl önce yazdıklarının bir öz değerlendirmesini ve eleştirisini yapıyor.

  • Künye: Ayhan Yalçınkaya – Alevilikte Toplumsal Kurumlar ve İktidar, Dipnot Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2024

Johann Hari – Sihirli Hap (2024)

Son yıllarda fazla kilo ve obeziteye bağlı hastalıklarda büyük bir artış olduğunu görüyoruz.

Bir yandan her yerde çeşit çeşit diyet ve egzersizler önerilirken, diğer yandan araştırmalar bu yöntemlerle kilo veren kişilerin ezici bir çoğunluğunun bir süre sonra bu kiloları fazlasıyla geri aldığını gösteriyor.

Toplumun önemsizleştirilip bireyin öne çıkarıldığı çağımızda, şişmanlık da kişisel bir başarısızlık olarak tanımlanıyor.

Gazeteci-yazar Johann Hari bu kitapta, obezite salgınına son vermeyi vaat eden yeni nesil zayıflama ilaçlarını masaya yatırıyor.

Bunlardan biri olan Ozempic’i kullanan ve zahmetsizce kilo verme sürecini bizzat tecrübe eden Hari, bu ilaçların bizim için ne anlama geldiğini irdeliyor.

Yeni zayıflama ilaçlarının geliştirilmesinde rol alan bilim insanlarının yanı sıra onlara eleştirel bakanlarla, beslenme uzmanlarıyla, beden olumlama hareketini destekleyen kişilerle, İzlanda’dan Japonya’ya dünyanın farklı yerlerinde sağlıklı yaşamı teşvik etmek için ilginç yöntemler uygulayan eğitimciler ve hatta iş insanlarıyla konuşan Hari, bu uzun yolculuk sırasında öğrendiklerini tarafsız bir gözle aktarıyor.

  • Künye: Johann Hari – Sihirli Hap: Yeni Zayıflama İlaçlarının Olağanüstü Faydaları ve Tedirgin Edici Riskleri, çeviren: Duygu Özge Gürkan, Metis Yayınları, sağlık, 336 sayfa, 2024

Luise von Flotow – Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet (2024)

Uzun yıllardır Ottawa Üniversitesi’nde görev yapan çeviri araştırmacısı ve çevirmen Luise von Flotow, 1990’larda çeviriyi sömürgecilik sonrası yaklaşımlarla buluşturan Kanada ekolünün önemli bir temsilcisidir.

Bu ekolün öncülü, Fransız feminizminin etkisiyle Kanada’da özellikle 1980’lerde görülen feminist çeviri etkinliğidir.

Feminist çeviri dinamiklerini kavramsal ve tarihsel boyutlarıyla örnekleyen ‘Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet: “Feminizm Çağı”nda Çeviri’, antik dönemin lirik şairi Sappho’dan feminist aktivist Simone de Beauvoir’a kadar kadın yazınının tarihsel yolculuğuna çeviri penceresinden bakan değerli bir başvuru kaynağıdır.

Bunda kitabın derlediği örneklerin çeşitliliği kadar von Flotow’un feminist eleştirel bakışının ve yorumlarının da etkisi büyüktür.

Önsözdeki ifadesiyle bu kitap, yazarın “kültürel bir yapılanma olarak toplumsal cinsiyetin feminist açılımlarına ve kültürel bir aktarım olarak çeviriye olan ilgisinin” bir sonucudur.

Von Flotow,

  • Çevirmen, üçüncü dünya ülkelerindeki kadınların sesinin Batı’da duyulmasında tam olarak nasıl bir rol oynar?
  • Nasıl bir çeviri yapmalıdır?
  • Çeviriyi kimin için yapar?
  • Çevirisi yalnızca o kadınların sömürülmesine hizmet etmekle mi kalır, yoksa uluslararası feminist amaçlara anlamlı bir katkı mı sağlar?

gibi soruları toplumsal cinsiyet ve çeviriye ilgi duyan okur ve araştırmacıların dikkatine sunuyor.

  • Künye: Luise von Flotow – Çeviri ve Toplumsal Cinsiyet: “Feminizm Çağı”nda Çeviri, çeviri: Alev Bulut Kerimoğlu, Everest Yayınları, feminizm, 192 sayfa, 2024

 

Tim Marshall – Coğrafyanın Gücü (2024)

Tim Marshall’ın dünya çapında çoksatan kitabı ‘Coğrafya Mahkûmları’ dağlar, nehirler ve denizlerin bir ülkenin kaderini nasıl şekillendirdiğini gösterdi.

O zamandan beri coğrafya değişmedi ama dünyamız değişti.

Marshall yeni kitabı ‘Coğrafyanın Gücü: Dünyamızın Geleceğini Gösteren On Harita’ ile bizi küresel siyaseti ve gücü elinde tutan ülkelere doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Neden dünya atmosferi bir sonraki savaş alanı olacak?
  • Pasifik için mücadele daha yeni mi başladı?
  • Avrupa bir sonraki mülteci krizine neden düşünülenden daha yakın?

Avustralya, Sahel, Yunanistan, Türkiye, Birleşik Krallık, İran, Etiyopya, Suudi Arabistan, İspanya ve Uzay’ı kapsayan bu on bölümlük kitap, küresel dünyamızı anlamada yol gösterici bir rehber olma özelliği taşıyor.

Marshall’ın kendine özgü zekâsı ve içgörüsüyle kaleme aldığı bu eser, coğrafyanın insanlığın geçmişini, bugününü ve geleceğini şekillendirme gücüne dair anlaşılır ve sürükleyici bir keşif.

  • Künye: Tim Marshall – Coğrafyanın Gücü: Dünyanın Geleceğini Gösteren On Harita, çeviren: Gökçen Keçici, Epsilon Yayıncılık, coğrafya, 370 sayfa, 2024