Yılmaz Tekin – Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları (2015)

Bu kitap, dört cilt olarak tasarlanmış, bir MİT üyesinin anılarından oluşan serinin ilk cildi.

Burada, meslekteki ilk yıllarını anlatan Yılmaz Tekin, o dönemde tanık olduğu olaylara mizahi bir çerçeveden bakmasıyla da özgün bir çalışmaya imza atmış diyebiliriz.

İstihbarata, James Bondvari maceralardan ziyade, gülümseten öyküler eşliğinde bakmak isteyenlere.

  • Künye: Yılmaz Tekin – Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları, Elma Yayınevi

Ayşe Seyla Ertem – R’leri Söyleyemeyen Çocuk (2015)

Uzun yıllar Almanca ve Türkçe öğretmenliği yapmış, şimdi emeklilik günlerini yaşayan Ertem’in anıları.

Ayşe Selya Ertem, Kadırga’da geçen çocukluğuna, Erenköy’ün görkemli zamanlarına, eğitim yıllarına, öğretmenlik zamanlarında tanık olduğu kimi ilginç olaylara dair anıları ile kaleme aldığı bazı şiir ve denemelerini bizimle paylaşmakta.

  • Künye: Ayşe Seyla Ertem – R’leri Söyleyemeyen Çocuk, Bizim Kitaplar

Solomon Northup – 12 Yıllık Esaret (2015)

On dokuzuncu yüzyılda köle tacirlerinin eline düşmüş Solomon Northup’ın, Oscar ödüllü bir filme de konu olmuş sıra dışı hayatı, bu kitapta bizzat Northup’ın ağzından sunuluyor.

New York’ta doğmuş Northup, eşi ve çocuklarıyla mutlu bir hayat sürerken köle tacirleri tarafından kaçırılır.

Northup tam 12 yıl sonra, büyük acılar ve zorlukların ardından özgürlüğüne kavuşur.

  • Künye: Solomon Northup – 12 Yıllık Esaret, çeviren: Aykut Sığın, Maya Kitap

Aysu Erinç – Çocukluğumun Öyküsü (2009)

Aysu Erinç ‘Çocukluğumun Öyküsü’ isimli elimizdeki eserinde, Rusya, Almanya ve Türkiye üçgeninde savrulan bir aileyi anlatıyor.

Berlin’de doğan Erinç, 1946’da ailesiyle birlikte Türkiye’ye döndü.

Anneyle babanın Rusya’sı, Nazi Almanya’sında, Berlin’de geçen çocukluk, okul hayatı, 2. Dünya Savaşı cehenneminde yaşananlar ve dünyanın farklı ülkelerinin farklı şehirlerinde tanık olunan değişik kültürler, Erinç’in derinlikli anlatımında okurun karşısına çıkan konulardan birkaçı.

Kazan asıllı bir ailenin önce Almanya’ya sonra Türkiye’ye uzanan yolculuğunu anlatan Erinç, savaş yıllarının trajedisini, sığınaklarda geçmesine rağmen her zaman özlenen çocukluğunu, gidilen her ülkede hissedilen yabancı olma burukluğunu ve ailesiyle beraber ayakta kalabilmek için gösterdikleri olağanüstü çabayı akıcı bir dille anlatıyor.

Erinç’in anıları, acılı bir dönemin tanıklığı olarak da okunabilir.

  • Künye: Aysu Erinç – Çocukluğumun Öyküsü: Rusya, Almanya, Türkiye Üçgeninde Savrulan Bir Aile, Everest Yayınları, anı, 248 sayfa

Feriha Büyükünal – Manastır – İstanbul (2009)

Feriha Büyükünal’ın ‘Manastır-İstanbul’u, aile büyüklerinin Manastır’daki hayatlarına ve kendisinin doğduğu, büyüdüğü İstanbul’a dair anılarından oluşuyor.

Büyükünal, bir dönem Osmanlı’nın önemli uç şehirlerinden biri olan Manastır’da yaşayan aile büyüklerinin hikâyelerini okurla paylaşırken, Balkanlar’daki bu küçük kentin fiziksel, sosyal özelliklerini, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi ekseninde veriyor.

Yazar, kitabının İstanbul başlıklı ikinci bölümünde ise, doğduğu ve büyüdüğü bu kenti, kaybolan değerlerini merkeze alarak anlatıyor; 1940 ve 1950’lerden başlayarak, İstanbul’un yok edilen dokusunu, önemli siyasî olayları ve İstanbul’da gündelik hayatı sunuyor.

  • Künye: Feriha Büyükünal – Manastır – İstanbul, Molla Bayırı No: 2, Avcıol Yayınları, anı, 320 sayfa

Hakan Tartan – Dostlar Meclisi (2015)

Gazeteliğin yanı sıra milletvekilliği de yapmış Hakan Tartan’dan, Türkiye’nin yakın tarihinden önemli simaları bir araya getiren anılar.

Kitapta Metin Oktay’dan Ahmet Kaya’ya, Mehmet Ağar’dan Alparslan Türkeş’e, Kemal Derviş’ten Ahmet Priştina’ya, Yaşar Kemal’den Metin Toker’e, Türkiye’nin siyaset, sanat ve spor dünyasından pek çok isim bizi karşılamakta.

  • Künye: Hakan Tartan – Dostlar Meclisi, Alfa Yayınları

Gülnur Görgün – Kahramanlar Ölmez (2015)

İlik kanserine yakalanan ve hastalıktan kurtulmak için verdiği mücadeleyi kaybeden milli voleybolcumuz Yücel Aslan’ın 325 günlük mücadelesinin belgeseli.

Kitap, hastalığının teşhis edilmesinden hastane günlerine, Aslan’ın yaşam mücadelesine destek verenlerden çığ gibi büyüyen kan bağışçılarına bu süreci gün gün, saat saat kayıt altına alıyor.

  • Künye: Gülnur Görgün – Kahramanlar Ölmez, Ceren Yayınları

Halit Çelenk – İdam Gecesi Anıları (2009)

Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildikleri 6 Mayıs 1972 tarihi üzerinden kırk yılı aşkın süre geçmiş.

Birinci elden tanıklığa dayanan ‘İdam Gecesi Anıları’, bir avukat olarak bütün dava sürecinin içinde yer alan Halit Çelenk’in o utanç verici sürece dair anılarından oluşuyor.

Söz konusu döneme dair belgesel nitelikte bir eser olması, Çelenk’in kitabını asıl ilgi çekici kılan yön.

Zira mahkemelerin, sadece siyasal değil, hukuksal yönden de oldukça tartışmalı olan “karar” metinleri de elimizdeki kitapta yer alıyor.

Çelenk’in birebir tanıklığı ve yorumlarını okura sunan kitap, Türkiye yakın tarihinin en trajik olaylarından birini, ayrıntılı ve derinlikli bir biçimde tasvir ediyor.

  • Künye: Halit Çelenk – İdam Gecesi Anıları, İmge Kitabevi, anı, 331 sayfa

Kolektif – Kırmızı Günler (2009)

Bozkurt Nuhoğlu, 1968 olaylarının hazırlayıcısı niteliğinde olan 28 Nisan 1960 olaylarının içinde aktif olarak bulunmuş, 27 Mayıs Darbesi’ni hazırlayan öğrenci olaylarında ön saflarda bulunmuş, 27 Mayıs’ın ardından, etkili bir ihtilâl savunucusu olmuş, 1961 Anayasası’nın halka anlatılması için çaba sarf etmiş isimlerden.

Deniz Gezmiş’le de arkadaş olan Nuhoğlu, 12 Mart sonrasında cezaevine düştü, 1970’li yıllarda avukatlık yaparken devrimci mahkûmları savundu, 1980’li ve 1990’lı yıllarda da aktif siyasetin içinde bulundu.

Emre Demir’in, Nuhoğlu’yla yaptığı söyleşilerden oluşan elimizdeki kitap, o döneme dair canlı anlatımıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Kolektif – Kırmızı Günler: 68’in Liderlerinden Bozkurt Nuhoğlu Anlatıyor, söyleşi: Emre Demir, Destek Yayınları, söyleşi, 160 sayfa

Rita Ender – Aile Yadigârları (2018)

Daha önce ‘Kolay Gelsin’ ve ‘İsmiyle Yaşamak’ gibi birbirinden güzel iki kitaba imza atmış Rita Ender’den yine harika bir çalışma.

Ender burada, Türkiyeli otuz genç Yahudi ile “aile yadigârları” üzerine söyleşiyor.

Söyleşiye katılanlar, kutu, örtü, saat, elbise, bardak ve semaver gibi ailelerinden kendilerine miras kalmış yadigârlardan yola çıkarak “Ailemden bana ne kaldı ve ben çocuğuma ne aktaracağım?” sorusunun yanıtını arıyor.

Bu söyleşiler, okuru, kişiden kişiye, kuşaktan kuşağa anılar kadar, kimi duyguların da aktarılabildiğini göstermesiyle dikkat çekiyor.

Yine bu söyleşiler, aynı zamanda Türkiyeli Yahudi toplumu hakkında bir belgesel niteliğinde.

Zira söyleşiler, bir zamanlar Türkiye’nin her yerinde; Van’da, Adana’da, Edirne’de, Bursa’da, Ankara’da, Diyarbakır’da, Tekirdağ’da, Bodrum’da ve başka pek çok yerde yaşamış Yahudi nüfusun, bugün daha çok antisemitizm nedeniyle Adana, Antakya, Ankara, Bursa’da kalan son aileler haricinde çoğunlukla İzmir ve İstanbul’da yaşadıklarını da bir kez daha bize hatırlatıyor.

  • Künye: Rita Ender – Aile Yadigârları, İletişim Yayınları, kültür, 230 sayfa, 2018