Adolphe Slade – Müşavir Paşa’nın Kırım Harbi Anıları (2012)

  • MÜŞAVİR PAŞA’NIN KIRIM HARBİ ANILARI, Sir Adolphe Slade, çeviren: Candan Badem, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa

 

1853 yılı Ekim ayında önce Osmanlı Devleti ile Rusya arasında başlayan, devamında da İngiltere, Fransa ve Sardunya Krallığı’nın savaşa katılımıyla bir Avrupa savaşına dönüşen Kırım Harbi, birçok tarihçiye göre ilk modern savaş. İşte elimizdeki kitap, Kırım Harbi’nde Osmanlı’ya hizmet eden Sir Adolphe Slade’in ya da Osmanlı donanmasındaki adıyla Müşavir Paşa’nın bu önemli savaşa dair anılarından oluşuyor. Savaş boyunca hem hizmet ettiği Osmanlı donanmasında hem de karada birinci elden gördüklerini ve işittiklerini anlatan Müşavir Paşa’nın anıları, güçlü gözlemleriyle olduğu kadar edebi üslubuyla da dikkat çekiyor.

Steven Runciman – Bir Gezginin Alfabesi (2012)

  • BİR GEZGİNİN ALFABESİ, Steven Runciman, çeviren: Bahar Tırnakçı, Yapı Kredi Yayınları, anı, 285 sayfa

 

Bizans İmparatorluğu ve Haçlı Seferleri alanlarının önde gelen isimlerinden Steven Runciman, üç ciltlik ‘Haçlı Seferleri’ ile ‘Konstantinopolis Düştü’ isimli kitaplarıyla övgü toplamıştı. Yazarın eldeki kitabı da, hayatının farklı dönemlerinde, çalışmaları ya da merakı vesilesiyle gördüğü mekânlara dair anılarından oluşuyor. Aynaroz, Bulgaristan, Kamboçya, Mısır, Basra Körfezi, Los Angeles, Mora, Filipinler, Romanya, Xanadu ve Batı Hint Adaları, Runciman’ın gezilerinden birkaç durak. Runciman’ın kitabını ilgi çekici kılan bir husus da, mekânlara dair izlenimlerin yanı sıra, ilginç insan hikâyeleri barındırması.

Hasan Cemal – Kimze Kızmasın Kendimi Yazdım (2012)

  • KİMSE KIZMASIN KENDİMİ YAZDIM, Hasan Cemal, Everest Yayınları, anı, 280 sayfa

 

Hasan Cemal, şu ana kadar kendisini en çok zorlayan kitap olarak tanımladığı ‘Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım’da, kendi siyasal geçmişiyle hesaplaşıyor. Ağırlıklı olarak Türkiye’nin 12 Mart günlerini anlatan kitap, bizde pek görülmeyen şekilde itiraflarda bulunması ve bu anlamda bir arınmaya girişmesiyle dikkat çekiyor. Hasan Cemal, ilkin 1999’da yayımlanan ve hemen ertesinde büyük tartışmalar yaratan kitabında, Yön Dergisi günlerine, Doğan Avcıoğlu’na, yazı işleri müdürlüğünü yürüttüğü Devrim gazetesine, Deniz Gezmiş’e ve dönemin sol atmosferine dair anılarını, bir yüzleşme çabası ekseninde okurlarıyla paylaşıyor.

Alain Vircondelet (haz.) – Balthus’ün Anıları (2012)

  • BALTHUS’ÜN ANILARI, hazırlayan: Alain Vircondelet, çeviren: Orhan Suda, Yapı Kredi Yayınları, anı, 182 sayfa

 

‘Balthus’ün Anıları’, 20. yüzyılın en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen ve asıl adı Balthazar Klossowski de Rola olan Balthus’ün kendi ağzından derlenmiş anılarına yer veriyor. Genelde suskun biri olan Balthus, içini, bu kitabı hazırlayan Alain Vircondelet’ye dökmüş. Bu anılar, Balthus’ün sanat, resim, yaşam ve ölüm üzerine düşüncelerini, gözlemlerini, aykırı ve öfkeli yargılarını okurlara sunmasıyla dikkat çekiyor. Kitapta, Balthus’ün Paris, Roma ve İsviçre’de sürüp giden heyecanlı yaşamı; Artraud’yla, Giacometti’yle ve Picasso’yla dostlukları; resimleri, aşkları ve kızgınlıklarına dair anıları bulunuyor.

Halil Değertekin – Bir Ev… Bir Sokak… Bir Şehir… (2012)

Bu kitapta yer alan anıların çerçevesini ağırlıklı olarak, Halil Değertekin’in hayatının büyük bölümünü geçirdiği Diyarbakır’daki çocukluk ve gençlik yılları oluşturuyor.

Kitapta, Değertekin’in 1950’li yılların başından 1960’lı yılların ortalarına kadar Ulu Cami Mahallesi’ndeki çocukluğundan farklı okullarda sürdürdüğü öğrencilik dönemlerine uzanan tanıklığı yer alıyor.

Yazar, şehrin kendine has mimarisini, gündelik hayattan detayları, şehrin sinemalarını, kaplıcalarını ve pazar yerlerini anlatıyor.

Diyarbakır’da tanık olunan toplumsal ve kültürel değişimlerin de kayda geçirildiği kitap, bu yönüyle bir “yerel tarih” çalışması olarak da okunabilir.

  • Künye: Halil Değertekin – Bir Ev… Bir Sokak… Bir Şehir… (Diyarbakır Anıları), Kanguru Yayınları, anı, 222 sayfa, 2012

Pamuk Yıldız – O Hep Aklımda (2012)

  • O HEP AKLIMDA, Pamuk Yıldız, Ayizi Kitap, anı, 421 sayfa

 

Pamuk Yıldız, Ankara’da, henüz lise son sınıf öğrencisiyken gözaltına alınıp yaklaşık yedi yıl Mamak Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Pamuk ilk baskısı 2001’de yapılan bu kitabında, cezaevindeyken tanık olduğu 12 Eylül cuntasının işkencelerini, yargılamalarını kayda geçiriyor. Kitapta, Yıldız’ın ve arkadaşlarının gördüğü işkenceler, sayfalar boyunca devam ediyor. Zira sistematik olarak artan işkence, cezaevinde yaşadığı yaklaşık yedi yıllık sürenin ayrılmaz parçası haline gelmiş. Yaşadıklarını kaleme dökerek bir anlamda kendi acılarını sağaltmaya çalışan Yıldız’ın kitabı, okurla bir dertleşme çabası olarak düşünülebilir.

Oral Çalışlar – Portreler (2012)

 

  • PORTRELER, Oral Çalışlar, Everest Yayınları, anı, 306 sayfa

Oral Çalışlar ‘Portreler’de, Türkiye’nin önemli isimleriyle yaptığı söyleşileri okurlarına sunuyor. Çoğunluğu portre olarak kabul edilebilecek bu söyleşilerde Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Adalet Ağaoğlu, Yılmaz Güney, efsane oyuncu Lefter, Fikret Otyam, Halil Ergün, Ümit Yaşar Oğuzcan, Mina Urgan, İshak Alaton, Malik Yolaç ve Panayot Abacı gibi, kimi hayata veda etmiş kimi yaşamakta olan birçok kişi yer alıyor. Kitapta ayrıca, 1915’te öldürülüp yol kenarına gömülen Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi’nin ilginç öyküsü ile Çalışlar’ın, Hrant Dink’in katledilmesinin ardından kaleme aldığı yazılar da bulunuyor.

Pakize Türkoğlu – Kızlar da Yanmaz (2011)

  • KIZLAR DA YANMAZ, Pakize Türkoğlu, İş Kültür Yayınları, anı, 547 sayfa

 

Eğitimci Pakize Türkoğlu ‘Kızlar da Yanmaz’da, Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair tanıklığını okurlarıyla paylaşıyor. Kitap adını, Türkoğlu’nun babasına ait “Kızlar da yanmaz, okuyabilirsin” cümlesinden alıyor. Yazar, Cumhuriyet’in ilk dönemlerine dair gözlemlerini sunarken, henüz ayaklarının üstünde durmaya başlayan yeni Türkiye’nin eğitim konusunda ne gibi çalışmalar yaptığını da, kişisel eğitim serüveni üzerinden izliyor. Türkoğlu, ilk kez köyünden çıkıp bucaktaki ilkokula başlayışını; Aksu Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ndeki eğitim yıllarını, dönemin Türkiye’sinin siyasal ve toplumsal durumunuyla çerçeveleyerek anlatıyor.

Güney Gönenç – Karanlık Zamanların Şarkısı (2011)

  • KARANLIK ZAMANLARIN ŞARKISI, Güney Gönenç, Yeni Umut Yayınları, anı, 127 sayfa

 

Üniversite yılları boyunca muhalif tavrından taviz vermeyen Güney Gönenç ‘Karanlık Zamanların Şarkısı’nda, Türkiye üniversitelerinin 1940’lı 50’li yıllarına dair anılarını kaleme getiriyor. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, o dönemde bilim dünyasının içine hapsedilmek istendiği karanlık çukur, Gönenç’in anlatımının merkezini oluşturuyor. Gönenç, bir yandan Almanya’daki faşizmin karanlığından kaçıp Türkiye’ye sığınan, ama bir süre sonra sığındıkları ülkenin karanlık güçlerince geri püskürtülen Alman bilim adamlarını, öte yandan onlarla aynı dönemde üniversiteden uzaklaştırılan Türkiye’den bilim insanlarının hikâyesini anlatıyor.

Ayhan Aktar (haz.) – Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale-Erzurum Günlüğü (2011)

  •  YORGO HACIDİMİTRİADİS’İN AŞKALE-ERZURUM GÜNLÜĞÜ, yayına hazırlayan: Ayhan Aktar, İletişim Yayınları, anı, 325 sayfa

 

Türkiye’de 2. Dünya Savaşı yıllarında uygulanmış Varlık Vergisi, yakın tarihin “azınlık karşıtı” politikalarının en bariz örneklerinden. Uygulamanın mağdurlarından biri de, Yorgo Hacıdimitris’ti. Niğde’de doğan Hacıdimitris, daha sonra İstanbul’a gelerek burada ticarete atılmıştı. Hacıdimitris, 1942’de üstesinden gelemeyeceği bir vergi ödemesiyle karşı karşıya gelir. Kendisine tahakkuk edilen verginin çok az bir kısmını ödeyebilen Hacıdimitris, 5. Kafile ile Erzurum’a yollanmıştı. İşte elimizdeki kitap, evinden binlerce kilometre uzakta, son derece kötü şartlarda yaşamaya mecbur edilen Hacıdimitris’in sürece dair tanıklığından oluşuyor.