Mark Rowlands – Filozof ve Kurt (2015)

Bir kurt ile bir felsefe profesörünün arkadaşlığı, bize varoluş konusunda neler söyler?

Mark Rowlands, henüz yavruyken aldığı ve 11 yıl boyunca ahbaplık ettiği Brenin adlı kurdun hayatına kattıklarını bizimle paylaşıyor.

Kitap, hem dokunaklı bir arkadaşlık hikâyesi, hem de sevgi, mutluluk, varoluş ve ölüm gibi felsefi konulara dair bir sorgulama olmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Mark Rowlands – Filozof ve Kurt, çeviren: Esra Özkaya, Maya Kitap

Gertrude Stein – Alice B. Toklas’ın Özyaşamöyküsü (2018)

Yirminci yüzyıl modernist edebiyatın öncülerinden Gertrude Stein, uzun yıllarını birlikte geçirdiği Alice B. Toklas’ın gözünden Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasının zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Yirminci yüzyılın başındaki Paris’te bir araya gelen ve o zaman adları pek bilinmeyen bir dizi genç sanatçı ve edebiyatçının yaşadıkları çevre hakkında aydınlatıcı ve keyifli bir metin olarak okunabilecek kitap, Picasso, Matisse, Gris, Braque, Apollinaire, Ernest Hemingway ve Sherwood Anderson gibi isimleri karşımıza çıkarıyor.

Kitap, büyük bir yıkımının Avrupa’yı kasıp kavurduğu bu dönemde, kendi edebi ve sanatsal eserlerinin ilk nüvelerini yaratmaya koyulan, her şeye rağmen ümidini kaybetmeyen yenilikçi bir kuşağın dünyasından ayrıntılar sunmasıyla önemli.

Bu yönüyle döneme dair bilgilendirici bir kültür tarihi kitabı okunabilecek kitap, ustaca betimlenen bir yaratıcılık atmosferi içinde, 20. yüzyıl başlarının pek çok ünlü adayı canlı portre çizimleri ve eğlendirici anekdotlarla arzı endam ediyor.

Dönemin kültür olayları, sanatçıların bir Bohem yaşantısı içinde sürdürdükleri yaratma savaşımları, I. Dünya Savaşı’nın getirdiği değişimler, yazarın kendi yaşamı ve yaratıcılık süreciyle iç içe anlatılıyor.

Gertrude Stein, kendine has edebiyat denemeleriyle bilinir.

Bu kitabı da, yazarın bu sıra dışı tarzından tam olarak bağımsız düşünmek mümkün değil.

Stein, ayrıksı birtakım dil kullanımlarıyla, incelikli ve soyut anlatım biçimini burada da görüyoruz.

Bizdeki ilk baskısı 1992’de yapılan kitap, uzun zamandır temin edilemiyordu.

Bu yeni baskının Stein hayranlarını sevindireceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Gertrude Stein – Alice B. Toklas’ın Özyaşamöyküsü, çeviren: Nesrin Kasap, Metis Yayınları, anlatı, 280 sayfa, 2018

 

Antonin Artaud – Tarahumaralar Ülkesine Yolculuk (2015)

Istırap ile düşünceyi harmanlayan, acı çekmeyi destana dönüştüren Antonin Artuad’dan, bir Kızılderili kabilesi olan Tarahumaraların arasında geçirdiği günlerin görkemli dökümü.

Başta medeniyet olmak üzere, Batı düşüncesi ve kültürü, değerler, ahlak, eril ve dişil güçler, zaman ve mekân üzerine yeniden düşünmek için.

  • Künye: Antonin Artaud – Tarahumaralar Ülkesine Yolculuk, çeviren: Bahadır Gülmez, Everest Yayınları

Julia Kristeva ve Philippe Sollers – Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik (2018)

Julia Kristeva ile Philippe Sollers’in yolları 1966 yılında Paris’te kesişti.

İkili bir yıl sonra, 1967’de evlendi ve bu evlilik, bugün de devam ediyor.

İşte bu kitap da, hayatlarını sanat, edebiyat ve felsefeye adamış bu iki ismin bir anlamda sanat gibi icra ettikleri evliliklerinin hikâyesini anlatıyor.

İkili ile yapılan birebir görüşmelere dayanan kitap, evlilik konusunda düşünmek isteyen ve bu konuda kendinden emin olanlar kadar kafası karışık olanların da aydınlanacağı bir çalışma olarak önerilir.

Kristeva ve Sollers’in, “Aşkı nasıl tarif edersiniz?” sorusuna verdikleri yanıtlar şöyle:

Philippe Sollers: Bu kelimenin her türlü modern duygusal meta sosuna bulanmış öyle kafa karıştırıcı bir kullanımı var ki, insan utanarak ya da reddederek tepki verebiliyor, Céline’in şu tepkisi mesela: “Aşk dediğin şey, sonsuzluğun kanişlerin ulaşabileceği bir düzeye çekilmesidir.” Ama öte yandan bu ciddi bir soru ve cevabı hak ediyor. Sevmediğim bir kelime var, “çift” kelimesi: Hiçbir zaman dayanamamışımdır. Nefret ettiğim bir edebiyatı hatırlatıyor. Julia ile ben, biz evliyiz, tamam ama her birimizin kendi kişiliği, adı, etkinlikleri, özgürlüğü var. Aşk, ötekini bir öteki olarak tam anlamıyla kabul etmek demektir. Eğer bu öteki size çok yakınsa, ki durum budur, bana göre esas olan farklılıkta uyuma dayanmaktadır. Kadın ile erkek arasındaki fark yok edilemez, bir karışım mümkün değildir. O halde söz konusu olan, bir çelişkiyi sevmektir ve güzel olan da budur. Hölderlin’in şu sözlerini düşünüyorum: “Dünyadaki uyumsuzluklar sevgililerin kavgalarına benzer. Barışma çatışmanın ortasındadır ve ayrı olan her şey birbirine kavuşur. Kalpte damarlar birbirinden ayrılır ve yeniden buluşur ve her şey hayattır, tek, sonsuz, ateşli bir hayat.”

Julia Kristeva: Aşkta birbirinden ayrılmaz iki bileşen vardır: Kafa denkliği ve istikrar ihtiyacı ile arzunun insanı sadakatsizliğe götürebilen dramatik gerekliliği. Aşk ilişkisi sadakat ve sadakatsizliğin bu incelikli karışımıdır. Edebiyattaki aşk ilişkileri çok çeşitlilik gösterir: Kibar saray aşkları ve romantik bakış açısından modern dönemin fazla açık ve yoğun keşiflerine kadar. Cinsel ve duygusal düşünceleri bakımından uygarlığımızı tanımlayan her şeyin temelinde sadakat-sadakatsizlik ikilisi yatar.

Künye: Julia Kristeva ve Philippe Sollers – Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik, çeviren: Aysel Bora, Yapı Kredi Yayınları, anlatı, 104 sayfa, 2018

China Miéville – Ekim: Rus Devrimi’nin Hikâyesi (2017)

Fantastik edebiyat alanında tanınmış bir isim olan China Miéville, devrimin ritmi içinde kaybolmaya istekli olanlar ve baş döndürücü bir hikâyeyi merak edenler için Ekim Devrimi’ni anlatıyor.

Ekim Devrimi ve öncesinde yaşananları tamı tamına bir hikâye olarak anlatmaya koyulan Miéville, bir rahibin ateist oğlunun anlatımlarıyla okurunu maceraların, ümitlerin, ihanetlerin, tesadüflerin ve cesaretin iç içe geçtiği 1917 yılına götürüyor.

Kitap, 1917’nin Şubat ayından başlayarak büyük devrime doğru hızla yol alan zamanı gün gün, ay ay takip ediyor.

Ekim Devrimi hakkında akıcı ve zengin bir kitap okumak isteyenler bu kitabı sevecektir.

  • Künye: China Miéville – Ekim: Rus Devrimi’nin Hikâyesi, çeviren: Saim Özen, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 400 sayfa

Nurşen Şenol Güllüoğlu – Mutfağın Hatıra Defteri (2017)

Nurşen Şenol Güllüoğlu bu nitelikli anlatısında, Ankara’nın güzel günlerinde geçen çocukluğuna dair hatıralarını, ailesinin ve akrabalarının birbirinden ilginç ve lezzetli yemek tarifleriyle harmanlayarak anlatıyor.

Güllüoğlu’nun çocukluğu, o zamanlar küçük bir memur semti olan Ankara’nın Yenimahalle semtinde geçti.

Kuşkusuz, pek çok yer gibi, Yenimahalle’nin de eski halinden eser yok şimdi.

Çocukluğun o büyülü dünyasını yeniden anımsamaya koyulan Güllüoğlu ise, kitabında her bir çocukluk anısı için bir yemek tarifi veriyor.

Kitap, tas kebabından kuru kayısı tatlısına, büzeydenden kâğıt helva pastasına, yaprak kereviz tatlısından mahlepli çöreğe ve yenge usulü spagettiye, tam on sekiz yemek tarifi barındırıyor.

Birbirinden lezzetli yemek tarifleri barındırması bir yana, bu toprakların özgün yemek kültürü ve okurken ziyadesiyle keyif verecek ayrıntılar eşliğinde Ankara’nın bir döneminden enstantaneler vermesiyle de ilgi çekebilecek bir kitap.

  • Künye: Nurşen Şenol Güllüoğlu – Mutfağın Hatıra Defteri, Ayizi Kitap, yemek, 144 sayfa, 2017

M. Latif Yıldız – Hawar: Hasankeyf’in Çığlığı (2008)

“Hawar” kelimesi, Kürtçe’de yakarış, çığlık anlamına geliyor.

Ve bu kelime, Türkiye’nin en önemli kültürel hazinelerinden biri olan ve şimdi yok olmakla karşı karşıya kalan Hasankeyf’in durumunu da çok iyi ifade ediyor.

1973 yılından bu yana gazetecilik ve yazarlık yapan M. Latif Yıldız’ın kendi imkânlarıyla yayımladığı bu kitap, Hasankeyf’in çığlığını insanlara ulaştırmayı amaçlıyor.

Kendini “Batmanlı bir Hasankeyf sevdalısı” olarak tanımlayan Yıldız’ın, bölgede yaptığı kırk yıllık gazetecilik deneyimiyle kaleme aldığı kitap, Hasankeyf’in tarihini, önemini ve Hasankeyf’e dair muhtelif yazıları bir araya getiriyor.

Kitap, 0332. 353 27 30-32 numaralı telefonlardan edinilebilir.

  • Künye: M. Latif Yıldız – Hawar: Hasankeyf’in Çığlığı, kendi yayını, anlatı, 221 sayfa

Kazimir Maleviç – İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik (2014)

Kazimir Maleviç, cennet hakkındaki efsaneleri hatırlatıyor ve sırf bu sebeple de olsa, çalışmanın lanetlenmesi gerektiğini söylüyor.

Selametin çalışmada, üretmede olmadığına inanan yazar, bugün yalnızca sermaye sahiplerinin sahip olduğu tembellik hakkından bütün insanların yararlanması gerektiğini düşünüyor.

  • Künye: Kazimir Maleviç – İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik, çeviren: Ender Keskin, Sel Yayınları

Kolektif – Korkma Kimse Yok (2014)

Yıllardır tek kişilik hücrelerde tutulan müebbet siyasi hükümlülerden metinler. Ağır tecrit şartlarına maruz kalan insanın görkemli direnişi.

Günün 23 saatini kapalı yaşayan, günde yalnızca bir saatinde ‘havalandırma’ denilen yüksek duvarlar arasındaki beton aralığa çıkarılanların ne hissettiğini ve nasıl yaşadığını daha iyi kavramak için.

  • Künye: Kolektif – Korkma Kimse Yok, editör: Sibel Öz ve Ayşegül Tözeren, Nota Bene Yayınları

Jorge Semprun – Federico Sánchez’in Özyaşamöyküsü (2017)

İspanyol edebiyatının güçlü kalemlerinden Jorge Semprun’un sosyalizmin idealleriyle gerçek hayattaki uygulamaları arasındaki çelişkilerle harmanladığı bir gayrı resmi İspanya Komünist Partisi tarihi.

Jorge Semprun, Naziler tarafından Buchenwald Çalışma Kampı’na gönderilmişti.

Oradan dönüşünde İspanyol Komünist Partisi’nin faaliyetlerine katılan Semprun, merkez komite üyesi olmuş, fakat 1964’te partiden ihraç edilmişti.

Jorge Semprun’un, yasa dışı Federico Sánchez olduğu söz konusu dönemine dair tanıklıklardan oluşan kitap, tek doğru kabul edilen parti anlayışının beraberinde getirdiği baskıyı, totaliter bir anlayışa kayan sosyalizm idealinin bireyi ve toplumu nasıl yozlaştırdığını ve hakiki bir sosyalizmin nasıl olması gerektiğini tartışıyor.

Yirminci yüzyıl sosyalizm deneyimine ışık tutan, gerçekçi bir tanıklık.

  • Künye: Jorge Semprun – Federico Sánchez’in Özyaşamöyküsü, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, anlatı, 372 sayfa