Steve Brusatte – Memelilerin Yükselişi ve Saltanatı (2024)

  • Dış görünüşümüz neden böyle?
  • Neden bu şekilde büyüyoruz?
  • Neden sırt ağrısı çekiyoruz?
  • Dişçilere neden kucak dolusu para veriyoruz?
  • Neden Dünya hakkında kafa yorabiliyoruz ve bu düşünceler bizi neden duygulandırıyor?

Her şey 325 milyon yıl önce, ufak tefek, pullu yaratıkların bir fırtınada yaşam alanlarından öteye savrulmasıyla başladı.

Felaketlerin ve tehlikelerin şekil verdiği vücutları kimi zaman koşucular, kazıcılar, kimi zaman uçucular, yüzücüler çıkardı.

Fare boyutunda filler, yürüyen balinalar, dev armadillolar, Amerika savanasında koşturan develer, gergedanlar ve daha niceleri…

Dinozorların dev ayakları altında ezilmeden, küresel ısınma dalgalarında kavrulmadan, gerektiğinde sal üzerinde okyanusları aşan, buzullara, çöllere göğüs geren, tam üç kitlesel yokoluş atlatan, yok oldukça küllerinden doğan bu hayvanlarla ne kadar gurur duysak az.

Çünkü onların tarihi, bizim tarihimizdir.

Bizlerin, yani memelilerin.

Paleontolojinin dinamik ismi Steve Brusatte, kıtalar ayrılıp birleşirken iklimlerin cehennemî sıcaklardan buzul evrelere savrulduğu bu dünyada egemenliklerin geçici, yokoluşun kaçınılmaz, uyum gücününse tek çözüm olduğunu gösteriyor.

Tuhaf atalarımızın hikâyesi, evrimin kocaman beyinli kitap okurlarına dönüştürdüğü bizlere, bu dayanıklılık destanını sürdürmenin tek bir yolu olduğunu da fısıldıyor: Gezegenle işbirliği!

ABD’li paleontolog Steve Brusatte, dinozorların evrimi alanındaki çalışmalarına Edinburgh Üniversitesi’nde devam ediyor.

  • Künye: Steve Brusatte – Memelilerin Yükselişi ve Saltanatı, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 416 sayfa, 2024

Richard Holmes – Merak Çağı (2024)

‘Merak Çağı’, on sekizinci yüzyılın sonundaki keşifleri ve icatlarıyla romantik bilim çağını doğuran kadın ve erkeklerin sürükleyici tarihini anlatıyor.

Bu çağ, bilim insanlarının yanı sıra büyük yazar ve şairlere de uzanıyor; tüm yaratıcılar yüksek heyecan, sınırları zorlama ve keşif anlarının tadını çıkarıyor.

Holmes, büyük fikirlerin ve deneylerin –hem başarıların hem de başarısızlıkların– nasıl çoğu zaman yalnız bir adanmışlıktan doğduğunu ve dini inanç ile bilimsel gerçeğin nasıl çarpıştığını gösteriyor.

‘Merak Çağı’ özgünlüğü, hikâye anlatma enerjisi ve entelektüel önemiyle nefes kesici bir kitap.

  • Künye: Richard Holmes – Merak Çağı: Romantik Kuşak Bilimin Güzelliğini ve Dehşetini Nasıl Keşfetti?, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, bilim, 552 sayfa, 2024

Andrew P. Wickens – Beynin Tarihi (2024)

‘Beynin Tarihi’ konu üzerine yazılmış ilk anlatısal kitap.

İnsanlık tarihinde bugüne dek beyinle ilgili bilinen inançlar, düşünceler, keşifler, kafa karışıklıkları, yöntemler, kavramlar, deneyler, kuramlar ve tartışmalar kitapta akıcı bir dille anlatılıyor.

Bütün bunlar beynin tarihine ve beyin bilimlerine katkıda bulunmuş kişilerin hikâyeleriyle paralel bir şekilde sunuluyor.

Anlatıdaki hikâyeleri takip ederken sadece tarihini değil, beynin içinde ve beyin bilimleri alanında neler olup bittiğini de kavradığınızı fark edeceksiniz.

‘Beynin Tarihi’ beyinle ilgili tarihöncesi inançlardan tıbbın gelişmesiyle ortaya çıkan bilgi ve yöntemlere; anatomi, farmakoloji, fizyoloji, psikoloji, beyin cerrahisi, nörobilim gibi disiplinlerin doğuşuyla birlikte değişen beyin anlayışımıza ve bugünkü bilgilerimize kapsamlı ve tarihsel bir perspektif sağlıyor.

Andrew P. Wickens, amaçladığı gibi, “basit, anlamlı ve anlaşılır” bir biçimde “beynin tutarlı bir tarihini” anlatmayı başarmış.

Wickens’ın 10 yılını alan bu çalışma, beyin hakkında mevcut bilgimize nasıl ulaştığımızı anlamak isteyen herkesin ilgisini çekecek.

  • Künye: Andrew P. Wickens – Beynin Tarihi: Taş Devri Cerrahisinden Modern Nörobilime, çeviren: Levent Öztürk, Alfa Yayınları, bilim, 636 sayfa, 2024

Alessandro Iannace – Dünya’nın Tarihi (2024)

Yaşadığımız gezegen neye benziyor ve biz onunla nasıl tanıştık?

Elinizdeki kitap, kayaları, depremleri, onları inceleyen insanları, keşifleri, mitleri ve hayalleri anlatan bir Dünya tarihi kitabı ama aynı zamanda ve hepsinden önemlisi, insanların yaşadığımız gezegende meydana gelen harikulade olayları ve felaketleri gözlemlerken kendilerine sordukları büyük sorulara da yer veriyor.

Doğa ve insanı bir arada tutan kapsamlı bir yaklaşımla bu kitap bizi sadece gezegenimizin oluşumundan günümüze kadarki uzun yolculuğa çıkarmakla kalmıyor; Dünya’nın şekliyle ilgili ilk kavrayışımızdan bugün okyanus tabanına dair son keşiflere kadar onu nasıl anlamaya ve açıklamaya çalıştığımızı da gösteriyor.

‘Dünya’nın Tarihi’, jeolog olmayanlar için de jeoloji kitabı olarak herkese hitap ediyor.

  • Künye: Alessandro Iannace – Dünya’nın Tarihi, çeviren: Mina Çetin, Lejand Yayınları, tarih, 334 sayfa, 2024

Matt Brown – Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar (2024)

Uzay hakkındaki yaygın efsaneleri çürüten bu eğlenceli ve aydınlatıcı kitapla ilginç bilgiler edinin.

Yazar Matt Brown, Doğru Bildiğiniz Yanlışlar serisinin bu kitabında; gezegenimiz, evren ve “aradaki her şey” hakkında şaşırtıcı gerçekleri bir araya getiriyor!

Popüler bilim kurgu filmlerinin ve TV şovlarının etkisiyle yayılan ve solucan deliklerinden geçme hayaliyle başlayıp, asteroitleri patlatma fikrine kadar uzanan bu yanlış anlamaları inceliyor.

‘Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar’da evrenimizle ilgili kavrayışımızı şekillendiren efsaneler, dedikodular ve yanlış alıntılarla karşılaşacaksınız.

Örneğin, uzay boşluğunda kalmanın kanınızı kaynatacağını ve vücudunuzun patlayacağınız mı düşünüyorsunuz?

Gerçekte, vücudunuz patlamaz ve uzay giysileri olmadan hayatta kalmak mümkündür.

Astronotların sıfır yer çekimi nedeniyle serbestçe süzüldüğünü mü düşünüyorsunuz?

Aslında, Dünya’ya doğru sürekli bir düşüş hâlinde olurlar.

Ya da uzayın tamamen karanlık olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Doğrusu büyük ölçüde yeşildir.

Evrenin nasıl işlediğine dair bu bilgilendirici kitap, size yanlış bilgiler labirentinde yol gösterecek bir rehber niteliğinde.

Uzaylılarla karşılaşıp karşılaşmayacağımızı (SETI, 2040 yılına kadar dünya dışı yaşamın kanıtlarını elde edeceğimizi ileri sürüyor!), bir kara deliğin merkezinde ne olduğunu veya neden Merkür’ün Güneş Sistemi’ndeki en sıcak gezegen olmadığını merak ediyorsanız, bu kitapta doyurucu cevaplar bulacaksınız.

Popüler bilimdeki yanlışları açığa çıkaran ‘Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar’, evrenimiz hakkında keyifli ve eğlenceli bir bakış sunuyor.

  • Künye: Matt Brown – Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar, çeviren: Sinan Akbaytürk, Orenda Kitap, bilim, 160 sayfa, 2024

Luciano Rezzolla – Kütleçekimin Dayanılmaz Çekiciliği (2024)

Seçkin astrofizikçi Profesör Luciano Rezzolla bize Einstein’ın kütleçekim dünyasının kapılarını açıyor.

Uzay-zaman eğriliği ve genel görelilik gibi kavramları kapsamlı olarak açıklayan yazar, kütleçekim fiziğinin kara delikler, nötron yıldızları ve kütleçekim dalgaları gibi en ilginç sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Ayrıca yazar, son zamanların en etkileyici bilimsel başarılarından birisini aktarıyor: süper kütleli bir kara deliğin ilk görüntüsü.

Bu sonuçların elde edilmesinde rol oynayan önemli bilim insanlarından biri tarafından kaleme alınan kitapta, görüntünün nasıl elde edildiğinin perde arkasını görecek ve bir kara deliğin yakınında madde ve ışığa neler olduğunu keşfedeceksiniz.

Kara delikler nedir ve evrenimizde var mıdır?

Rezzolla, son birkaç yılda radyo dalgalarıyla çok yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve kütleçekim dalgalarının tespiti yoluyla bu tuhaf ama büyüleyici nesneleri gerçekten nasıl tanımlayabildiğimizi ortaya koyuyor.

Einstein’ın görelilik teorisi, kütleçekimlerinin o kadar güçlü olduğunu öngörür ki hiçbir şey, ışık bile kaçamaz.

Yazar, alanın temellerini ustalıkla açıklarken, aynı zamanda bu son derece karmaşık konular üzerinde pratikte nasıl bilimsel çalışmalar yapıldığına dair bir fikir de veriyor.

Kitap, kara delikler ve evrendeki rolleri ile gelecekteki araştırma beklentilerini net bir şekilde açıklıyor.

  • Künye: Luciano Rezzolla – Kütleçekimin Dayanılmaz Çekiciliği: Kara Delikler Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey, çeviren: Yavuz Ekşi, Alfa Yayınları, bilim, 288 sayfa, 2024

Cody Cassidy – Tarihten Nasıl Sağ Çıkılır? (2024)

Tarihin en büyük felaketlerinde insanların hayatta kalma ihtimali zayıftır ama sıfır değildir; en azından nereye gideceğinizi ve ne yapacağınızı biliyorsanız.

Cody Cassidy, ‘Tarihten Nasıl Sağ Çıkılır?’ın her bölümünde modern bilimi kullanarak tarihin en büyük tehditlerinden nasıl kurtulacağınızı gösteriyor.

Bir T-rex’ten kaçmak için ne kadar hızlı koşmanız gerektiğinden, Kara Veba’ya yakalanmamak için şehrin hangi bölgesine gitmeniz gerektiğine kadar, bu kitap size hayatta kalmak için ayrıntılı bir savaş planı sunuyor ve dönem hakkında bilgi edinmenize yardımcı oluyor.

Tarih yeryüzündeki en tehlikeli yer olabilir, ama bu orayı ziyaret edemeyeceğiniz anlamına gelmez.

Ve yanınızda taşıyacağınız bu kitap sayesinde tarihten sağ çıkmayı başarabilirsiniz.

  • Künye: Cody Cassidy – Tarihten Nasıl Sağ Çıkılır?, çeviren: Ülkü Parlak, Say Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2024

Dean Burnett – Duygusal Cehalet (2024)

Duygular…

Tam bir baş belası, değil mi?

Keşke hepimiz daha az duygusal ve çok daha mantıklı olsaydık, belki başımıza gelenlerin yarısına bile katlanmak zorunda kalmazdık.

  • Ama duyguları baş belası olarak tanımlamak gerçekten adil mi?
  • Duygular gerçekten de onsuz daha iyi olacağımız bir tür bilişsel ek mi?
  • Yoksa daha derin bir amaca mı hizmet ediyorlar?
  • Beynimizin değerli kaynaklarını bu kadar fazla kullandıklarına göre, duyguların evrimleşmesinin bir nedeni olmalı.
  • Peki nedir bu sebep?
  • Ve beyinde nasıl işliyorlar?
  • Bir bebeğin anne karnından çıktıktan sadece birkaç saniye sonra büyük bir sıkıntıyla ağlamasını düşünürsek eğer, doğuştan mı geliyorlar?
  • Yoksa zaman içinde ve çevremizle edindiğimiz deneyimlerle mi öğreniliyorlar?

‘Psiko-Lojik’ ve ‘Mutlu Beyin’ kitaplarının yazarı Dean Burnett, ‘Duygusal Cehalet’te tüm bu soruları ve daha fazlasını araştırıyor.

Burnett, kapsamlı araştırmaları uzman analizleriyle birleştirerek, duygusal yaşamlarımızın altında yatan bilimin büyüleyici, samimi ve eğlenceli bir anlatımını ortaya koyuyor.

  • Künye: Dean Burnett – Duygusal Cehalet: Duygu Biliminde Kaybolarak Kendini Bulmak, çeviren: Emine Coşar, Nova Kitap, bilim, 408 sayfa, 2024

Paul Stamets – Mantarlar (2024)

Bu kitap, mantarlarla iş birliği yaparak dünyayı kurtarmaya nasıl yardımcı olabileceğinizi gösterecek.

‘
Mantarlar’ kitabı, okurlara bahçelerde, avlularda ve ormanlık alanlarda nasıl mantar yetiştirileceğini göstermek için tasarlandı çünkü mantarlar doğayla yeniden bağlantı kurmamıza yardım edebilir.

Gizemli bir tür olmasından dolayı korktuğumuz mantarlar, gezegeni insanlığın sebep olduğu ekolojik hasardan korumak için güçlü bir müttefik olabilir.

Bu kitap, ipliksi hücrelerin fungal ağını yani miselyum olarak da bilinen miselyal zarları kullanarak gezegeni iyileştirme üzerine odaklanan ve ekosistemleri kurtarmaya mikolojik açıdan yaklaşan bir el kitabı niteliğinde.

Habitatları iyileştirmek için miselyumu kullanmak “miko-restorasyon” olarak adlandırılıyor.

Geri dönüşüme, organik yetiştirmeye, habitatı iyileştirmeye veya uygulamalı mikolojiye düşkün olanlara bu kitabın yenilikçi bir bakış açısı kazandıracaktır.

Çevre düzenleyici, biyolojik onarımcı, ekolojik ormancı, sürdürülebilir köy plancısı, doktor, bilim insani, fütürist veya mantarlarla tutkulu bir şekilde ilgilenen biriyseniz bu kitabın yaşamınıza ve gelecek nesillere aktaracağınız mantar sevginize değer katmasını umuyoruz.

El değmemiş bir ormanda gezmemiş, petri kabında kültürlenmiş fungus görmemiş, açık ateşte kızartılan taze toplanmış matsutakenin tadına varmamış veya mantara dayanan bir ilaç almamış bile olsanız bu kitabı ve burada tanımlanan pragmatik çevre felsefesini, aydınlatıcı ve teşvik edici bulacaksınız.

Gerçekten de gezegenin sağlığı, funguslara olan saygımıza ve onlarla yapacağımız iş birliğine büyük oranda bağlı.

  • Künye: Paul Stamets – Mantarlar, çeviren: Hatice Pehlevan Berber, Yeni İnsan Yayınevi, bilim, 416 sayfa, 2024

Guido Barbujani – Lucy (2024)

Biz insanlar gezegenin efendileriyiz, ancak içimizde her zaman, yaklaşık 2 milyon yıl önce anormal bir beyin geliştirmeye başlayan ve ardından yaklaşık 200 bin yıl önce Homo sapiens haline gelen ve her yere yayılan o şaşırtıcı iki ayaklı var.

Kendimizi ve insanın doğadaki yerini daha iyi anlamamıza yardımcı olmak için bu kitapta, Lucy’den Neandertallere, esrarengiz Homo naledi’den Ötzi’ye soyu tükenmiş akrabalarımızı ve zamanın derinliklerinde sahip olduğumuz birçok atayı tanıyacağız.

Bizim hikâyemiz ile şempanzelerin hikâyesi, atalarımızdan bazıları iki ayak üzerinde yürümeye başladığında ve onlarınki yürümediğinde birbirinden ayrıldı.

Bunun ne zaman gerçekleştiğini kesin olarak bilmiyoruz.

Ancak yaklaşık 6 milyon yıl önce, insan ve şempanzenin ortak atalarının yaşadığı Afrika’da iklimin değiştiğini biliyoruz.

Bu değişimin sonuçları bitki örtüsünde görülebilir; orman yerini yavaş yavaş uzun ağaçlar açısından fakir yeni bir ortam olan savanaya bırakır.

Çevresel değişim gibi, atalarımızın bu değişime verdiği tepki de yüz binlerce yıl sürdü.

Ancak yavaş yavaş, insanların ve şempanzelerin ortak atalarının bir kısmı savanaya daha sık girmeye başladı ve yeni çevreye uyum sağlamak zorunda kaldı; bir kısmı ise ağaçlarda kaldı.

Biz ilkinin soyundan geliyoruz.

Önde gelen İtalyan genetikçi Guido Barbujani, milyonlarca yıl önce nasıl olduğumuzun ve günlük yaşamın nasıl olduğunun öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Guido Barbujani – Lucy: Neandertal İnsanı ve Biz (İnsanlığın Müthiş Tarihinden Hikâyeler), çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, bilim, 208 sayfa, 2024