Arsel Berkat Acar ve Çağrı Mert Bakırcı – Şüphecinin El Kitabı (2019)

Şüphecilik olmasaydı bilim asla olmazdı.

İşte ‘Şüphecinin El Kitabı’ da, bilimin kalbinde yer alan şüpheciliğin tam olarak ne anlama geldiği ve neden vazgeçilmez olduğu konusunda harika bir çalışma.

Arsel Berkat Acar ile Çağrı Mert Bakırcı, “Aksi kanıtlanana kadar, inandığımız veya doğru varsaydığımız her şey yanlıştır.” gerçeğinden yola çıkarak bilimsel şüpheciliğin gerçek olan ile olmayanı, doğru olan ile sahte olanı ayırt etmede bize nasıl yardımcı olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Çalışmanın en güzel yanlarından biri ise, şüpheciliğin yalnızca bilimsel çalışma sürecinde değil, gündelik yaşamımızda bile bize ne denli muazzam bir perspektif sunabileceğimizi gözler önüne sermesi.

Hayata daha bilimsel bir pencereden bakmak, bilimin baş döndürücü dünyasına daha yakından bakmak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir kitap.

  • Künye: Arsel Berkat Acar ve Çağrı Mert Bakırcı – Şüphecinin El Kitabı: Bilgi Çağında Gerçeği Bulmak, Ginko Bilim Yayınları, bilim felsefesi, 424 sayfa, 2019

Sean Carroll – Higgs: Evrenin Sonundaki Parçacık (2019)

Tanrı parçacığı gibi havalı bir adı da olan Higgs bozonu hem bulunması güç hem de anlaşılması oldukça zordur.

Sean Carroll’ın açık ve anlaşılabilir elimizdeki kitabını ise, konu hakkında harika bir rehber olarak öneriyoruz.

Higgs ne olduğuyla değil ne yaptığıyla önem kazanır.

Higgs parçacığı uzayı kaplayan, adına “Higgs alanı” denen bir alandan doğar.

Bilinen evrendeki her şey, uzayda ilerlerken, Higgs alanı içinde hareket eder; hep oradadır, ardalanda görünmez bir şekilde dolanır ve önem taşır: Higgs olmadan, elektronlarla kuarklar, tıpkı ışık parçacığı olan foton gibi kütlesiz olurdu.

Onlar da ışık hızında hareket eder ve bırakın bildiğimiz anlamıyla yaşamı, atomlarla moleküllerin oluşması bile mümkün olmazdı.

Özetle Higgs alanı, sıradan maddenin dinamikleri açısından etken bir oyuncu değildir ama ardalandaki mevcudiyeti yaşamsaldır.

Carroll kitabında, 1962’de ortaya atılan Higgs parçacığının 50 yıl sonra 2012’de CERN’de saptanmasına uzanan süreci başından sonuna izliyor.

Günümüz parçacık fiziğinin geldiği son nokta olan Standart Modelin son parçasını oluşturan bu parçacığın neden bu kadar önemli olduğu ve Higgs parçacığının keşfinden sonraki adımın ne olacağı, kitapta ayrıntılı şekilde açıklanan diğer önemli konular.

  • Künye: Sean Carroll – Higgs: Evrenin Sonundaki Parçacık, çeviren: Mehmet Moralı, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 332 sayfa, 2019

Edward Ashford Lee – Dijital Ruh (2019)

Kimilerine göre teknoloji, insanın bu dünyadaki zorluklarla dolu yolculuğunun en büyük yardımcısıdır, kimilerine göreyse gelecekte insana üstün gelebilecek, hatta onu yok edebilecek büyük bir tehlikedir.

Bu kitabın yazarı Edward Ashford Lee ise, gelecekte bizi bekleyen teknoloji kaynaklı tehlikelerin aksine insan ve teknoloji arasındaki yaratıcı ortaklığın sunabileceği imkânlar üzerine düşünüyor.

Lee bunu yaparken, ilk olarak Platon’un idealler felsefesine kadar gidiyor.

Yazar, teknolojinin insanlar tarafından keşfedilen Platonik ideallerden oluştuğu düşüncesi ile yaratıcı bir süreç olduğu düşüncesini karşı karşıya getiriyor.

Ardından, insanlar ve makineler arasındaki rekabete odaklanarak aslında böyle bir rekabet olmadığını, makine ve insanın evrim sürecinden birlikte geçtiklerini savunuyor.

Lee bununla da yetinmeyerek insan ve makine (teknoloji) ilişkisinin, aslında birbirini tamamlayan bir yin ve yang dengesi olduğunu iddia ediyor.

  • Künye: Edward Ashford Lee – Dijital Ruh: İnsan ve Teknoloji Arasındaki Yaratıcı Ortaklık, çeviren: Avni Uysal, Koç Üniversitesi Yayınları, teknoloji, 392 sayfa, 2019

Peter Watson – Yakınsama (2019)

Ardımızda bıraktığımız yüzyılı, bilimin altın çağını yaşadığı dönem olarak tanımlamak abartı değildir.

Peter Watson’un elimizdeki çalışması da, bilimsel fikirlerin tarihi ve gelişimi üzerine harika bir inceleme.

Yazar bunu da, son dönemde yaygınlık kazanan “yakınsama” yaklaşımını merkeze alarak yapıyor.

Bugün iş, ekonomi, eğitim ve teknoloji gibi çeşitli alanlara egemen olan “yakınsama”nın bilimsel yönden anlamı şu:

Farklı bilimler, farklı başlangıç noktaları ve hiç benzemeyen ilgi alanlarına rağmen bir araya geliyor, böylece egemen anlatıyı, evrenin tarihini anlatmak üzere yakınsıyor ve birleşiyor.

Bu kitapta sunulan fizikle kimya arasındaki yakın ilişkinin gelişimi ve botanikle arkeoloji ilişkisi buna örnek olarak verilebilir.

Özetle Watson, sağlam bir bilimler tarihi sunarken bilimsel disiplinleri birleştirmeye yardımcı olacak bağlantıları inceleyerek özgün bir çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Peter Watson – Yakınsama: Evreni Açıklayan En Derin Fikir, çeviren: Eylem Yenisoy Şahin, Kolektif Kitap, bilim tarihi, 552 sayfa, 2019

Dorothy H. Crawford – Ölümcül Yakınlıklar (2019)

Mikroplar yaklaşık 4 milyar yıl önce yeryüzünde görülmeye başladı ve maymunsu atalarımızdan evrimleştiğimizden beri bizimle birlikteler.

Bu minik yaratıklar vücutlarımızı sömürgeleştirerek evrimimizi derinden etkiledi ve çok sayıda atamızın ölümüne neden olan salgın hastalıklara yol açarak tarihimizi şekillendirdi.

İşte mikrobiyolog Dorothy Crawford’ın bu kitabı da, mikropların ortaya çıkışı ile insan ırkının kültürel evrimi arasındaki bağlantıları araştırıyor.

Kitapta önemli salgın hastalıkların tarihsel hikâyesi ile bu hastalıklara neden olan mikroplarla ilgili en son bilgiler bir arada sunuluyor.

Yarattıkları etkiler günümüzün toplumsal ve kültürel olayları bağlamında ele alınarak bu salgın hastalıkların neden tarihin belli dönemlerinde ortaya çıktıklarına ve neden yıkıma neden olduklarına cevap aranıyor.

Mikroplar insanlara kolayca bulaşıp yayılacak şekilde nasıl evrimleştiği, avcı-toplayıcı topluluklardan tarım toplumlarına geçiş neden mikroplara yaradığı, ilk şehirler kurulduğunda hangi koşulların mikropların serpilip palazlanmasına yol açtığı, tarihte yaşanan şiddetli salgın ve kıranların insan toplum ve kültürlerini nasıl etkilediği, mikroplarla etkili bir şekilde mücadele etmeye başlamamızı sağlayan icat ve keşiflerin neler olduğu, hangi mikropları alt ettiğimizi, hangilerinin bizi alt etmeye devam ettiği ve giderek kalabalıklaşan bir dünyada bizi nasıl tehlikelerin beklediği, kitapta açıklanan kimi önemli konular.

  • Künye: Dorothy H. Crawford – Ölümcül Yakınlıklar: Mikroplar Tarihimizi Nasıl Şekillendirdi?, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2019

John Maynard Smith ve Eörs Szathmáry – Yaşamın Kökenleri (2019)

Sıcak bir karbon çorbasından başlayan yaşam nasıl virüslere, hücrelere ve bizlere evrimleşti?

John Maynard Smith ve Eörs Szathmáry’nin modern biyolojinin son keşiflerinden yola çıkarak yaşamın kökenlerine iniyor, başka bir deyişle karmaşıklığın evrimini açıklıyor.

Özellikle her seviyeden okurun zorlanmadan okuyabileceği bir eser olmasıyla dikkat çeken ‘Yaşamın Kökenleri’, Dünya üzerindeki yaşamın görünmez hücrelerden başlayarak balinalara, ağaçlara ve oradan insanlara kadar nasıl evrimleştiğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yaşamın ortaya çıkışı, yaşamın kimyasal evrimi, RNA’dan DNA’ya geçiş, cinsiyetlerin kökenleri, ortak yaşam, milyonlarca yıllık canlı evrimi ve daha fazlası, burada.

  • Künye: John Maynard Smith ve Eörs Szathmáry – Yaşamın Kökenleri: Yaşamın Doğuşundan Dilin Ortaya Çıkışına, çeviren: Avni Uysal ve Gizem Uysal, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 240 sayfa, 2019

Ken Thompson – Darwin’in En Güzel Bitkileri (2019)

Darwin’in botanik yeteneğini gözler önüne seren, bu büyük kuramcının bitkilere duyduğu tutkuyu gözler önüne seren bir çalışma.

Bilindiği gibi Darwin, evrim kuramını geliştirirken bitkilerden ziyadesiyle yararlanmış ve bu esnada, botanik bilimine de büyük katkılarda bulunmuştu.

Örneğin Darwin’in tırmanıcı bitkiler üzerine olan çalışması zamanının o kadar ötesindeydi ki, bugün neredeyse hiçbir güncellemeye ihtiyaç duyulmuyor.

Şu anda bile tırmanıcı bitkiler üzerine bildiğimiz şeylerin çoğu Darwin’in 1865 tarihli kitabına kadar uzanıyor ve eğer bugün tırmanıcı bitkiler üzerine bir doktora yapmayı planlıyorsanız, Darwin’in çalışması hâlâ temel olmaya devam ediyor.

Kendisi de bitki biyoloğu olan Ken Thompson, Darwin’in bitkilerle kurduğu ilişkinin, onlardan nasıl yararlandığının ve onlarla ilgili fikirlerinin sağlam bir incelemesini sunuyor.

Kitap, Evrim Kuramının arkasında yatan azmi, adanmışlığın ve tükenmek bilmeyen bilimsel merakı, Darwin’in neredeyse her çalışmasında bazen kendisini bile usandıracak titizlikle nasıl işlendiğini ortaya koymasıyla önemli.

Kitabı, Darwin’in bitki zekâsı, bitkilerin hızlı hareketi, bitkilerin kurdukları ortak yaşam, bitkilerin avlanması gibi konulardaki özgün fikirlerine yakından bakmak isteyenlere öneriyoruz.

  • Künye: Ken Thompson – Darwin’in En Güzel Bitkileri, çeviren: Mehmet Bona, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 176 sayfa, 2019

Ardea Skybreak – Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi (2010)

Ardea Skybreak imzalı ‘Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi’nde, evrim bilimiyle ilgili konular detaylı bir bakışla ve genel okuyucu gözetilerek kaleme alınmış.

Evrimle ilgili temel bilimsel gerçekleri ortaya koyan Skybreak, insanların evrim konusunda cahil ve şaşkın kalmasını isteyen köktendincilerin, nasıl gerici bir sosyal ve politik gündemle hareket ettiklerini de gözler önüne seriyor.

Evrimin ne olduğuyla çalışmasına başlayan yazar, hâlâ iş başında olan evrimden örnekleri, evrimin yepyeni türleri nasıl meydana getirdiğini, evrimsel yeniliklerin ortaya çıkışını, evrimin ortaya konmuş kanıtlarını ve evrim karşıtı yaratılışçılık yaklaşımını anlatıyor.

  • Künye: Ardea Skybreak – Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi, çeviren: Betül Çelik, Yordam Kitap, bilim, 395 sayfa

Charles H. Townes – Laserin Hikâyesi (2010)

Charles H. Townes, ‘Bir Bilimcinin Maceraları’ alt başlığını taşıyan ‘Laserin Hikâyesi’nde, 20. yüzyılın en büyük keşiflerinden ve icatlarından biri olan, Soğuk Savaş’ın en hararetli döneminde  keşfedilmiş lazerin (İngilizcede Laser: Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation) ortaya çıkışının arkasındaki süreci kapsamlı bir biçimde anlatıyor.

Kitabı ilginç kılan yönlerden biri, daha sonra birçok alanda kullanılacak bu çığır açıcı aracın mucidi tarafından kaleme alınmış olması.

Kitap bu yönüyle, ilginç bir bilimsel keşfin ortaya çıkışını, Townes’in hikâyesiyle harmanlayarak veriyor ve okurlarını da bilimsel keşiflerin arka planı hakkında aydınlatıyor.

Bilimsel bir fikrin nasıl ortaya çıktığı ve bilimin nasıl yapıldığı konusunda oldukça önemli bilgiler veren Townes, Laser’i keşfetmesiyle, 1964 yılında Nikolai Basov ve Alexander Prokhorov ile birlikte Nobel Fizik Ödülü’nü almıştı.

  • Künye: Charles H. Townes – Laserin Hikâyesi, çeviren: Kuthan Yelen, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 269 sayfa

Donna J. Haraway – Başka Yer (2010)

‘Başka Yer’, son yıllarda feminist kuram ve teknobilim çalışmaları alanlarında öne çıkan isimlerden Donna J. Haraway’in seçme yazılarını bir araya getiriyor.

‘Siborg Manifestosu’ dışında, Türkçede hiçbir eseri yayımlanmayan Haraway’in elimizdeki seçkisi, onun çalışma alanlarının çeşitliliğini ve düşüncesinin beslendiği temel kaynakları gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

Siborg imgesine, yirminci yüzyılın sonlarında kadınların, bilim ve teknolojiyle yeniden yapılandırılan bir dünyadaki yerlerini saptamak üzere başvuran Haraway, sosyalist feminizmden feminist bilim çalışmalarına ve teknobilimde akrabalığa kadar birçok konuyu irdeliyor.

  • Künye: Donna J. Haraway – Başka Yer, hazırlayan ve çeviren: Güçsal Pusar, Metis Yayınları, kadın, 371 sayfa