Tony Blackshaw – Zygmunt Bauman (2022)

Dünyayı değiştirmek için sosyolog olan Zygmunt Bauman hakkında çok önemli bir kitap.

Tony Blackshaw, aynı zamanda Bauman’ın sosyolojisini daha iyi kavramamız için önemli ipuçları da sunuyor.

Bauman gündelik yaşamın ritmini, kendisini sosyolojik tahayyüllere kazıyan bilge ve eleştirel bir pratiğe dönüştürür.

Çoğumuz belki de Bauman’ın sosyolojisinde ele aldığı temaların çoğunu ayırt edebiliriz ama Bauman onları gerçek insanlar ve onların yaşamlarıyla ilgili anlatılara dönüştürme üstadıdır.

Bu kitap, yazarının tabiriyle “dünyayı değiştirmek için sosyolog olan” bir kuramcı hakkında.

Bauman’ın sosyolojisi yaşadığımız dünyanın karmaşıklığını tek bir modelle açıklamaya çalışmayan, insani deneyimlerin tümünü kucaklama iddiasında bulunmayan bir modernite eleştirisi.

İnsanların toplumsal ilişkilerini hem mikro hem de makro ölçekte eleştiren, aralardaki geçişleri neredeyse pürüzsüz ve ilmek ilmek dokuyan bir sosyolog Bauman.

Bu eser çalışmalarını daha iyi anlamaya, fikirlerine yeni merceklerle bakmaya, dünyamızı ve toplumumuzu eleştirel bir gözle değerlendirmeye meraklı okurlar için başucunda tutulması gereken bir çalışma.

  • Künye: Tony Blackshaw – Zygmunt Bauman, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 256 sayfa, 2022

Bircan Değirmenci – Keskin Bir Hayat: Eren Keskin (2022)

Eren Keskin, çok az insanın ses çıkarabildiği zamanlarda muazzam cesaretiyle göğsümüzü kabartan bir insan hakları savunucusu.

Yıldırım Türker’in de önsözüyle katkıda bulunduğu bu kitap, Keskin’in hayatına ve mücadelesine yakından bakıyor.

Bircan Değirmenci’nin çalışması, Keskin’in insan hakları mücadelesinin her cephesinde süren hayat hikâyesini kat ediyor.

Mutlu bir çocukluk geçirmenin armağanıyla başlayan, bütün mağdurlarla dayanışmanın, her haksızlığın, insan onurunu zedeleyen her şeyin karşısına dikilmenin sorumluluğuyla yaşanan bir hayat…

Faili meçhul cinayetlerden, katliamlara, cinsel şiddet görenlere, Ermeni meselesine, “herkesin avukatı” olma bilinciyle yürütülen bitimsiz bir hakikat ve adalet uğraşı…

Baskılar, karalamalar karşısında dostluklarla sağalarak…

Keskin’in “insanlık kahramanlığına” örnek hayat hikâyesini sunan ‘Keskin Bir Hayat’, aynı zamanda Türkiye insan hakları hareketinin yaklaşık otuz yıllık bir döneminin muhasebesi olarak okunabilir.

Yıldırım Türker’in önsözünden bir alıntı:

“Solcu bir işkence mağdurunu savunurken bölücü örgüt üyesi, türbanlı kızın hakkını savunurken irticacı, travestiyi savunurken ahlâk düşmanı ilan edilirler. Bir yere kaçmazlar. Hep burada, inadına vahşetin menzilinde dikilirler.”

  • Künye: Bircan Değirmenci – Keskin Bir Hayat: Eren Keskin, İletişim Yayınları, biyografi, 347 sayfa, 2022

Bruno Doucey – Diktatörlüğe Hayır: Victor Jara (2022)

Şarkıları bugün de dillerden düşmeyen Victor Jara, Pinochet diktatörlüğü tarafından henüz 41 yaşındayken vücuduna 43 kurşun sıkılarak katledildi.

Bruno Doucey, Jara’nın çarpıcı hayatını ve mücadelesini anlatıyor.

Tarih boyunca dünyanın tüm coğrafyalarında adaletsizlik, temel hakları gasp, ötekileştirme ve sömürü düzeni süregelmiştir.

Ancak bunların yanında tüm canlıların refahı için mücadele veren insanlar da var.

Alfa Yayınları da ‘Hayır Serisi’yle bu yolda savaşan, direnen ve inandığı doğruların arkasında canı pahasına duranların hikâyesini anlatıyor.

Hâlâ dillerden düşmeyen şarkılarıyla Victor Jara, manifestosunu dimdik okuyor, ezilenlerin sesini müziğiyle duyuruyor.

Gencecik bedenini bu dünyadan koparan 43 kurşun fikirlerine işlemiyor.

“Nasıl dehşet saçıyor faşizmin yüzü!

Asla inanmazdım bir insana böyle vurulabileceğine.”

  • Künye: Bruno Doucey – Diktatörlüğe Hayır: Victor Jara, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, biyografi, 80 sayfa, 2022

Bekir Şahin Baloğlu – Tanburi Cemil Bey (2022)

Dahi müzisyen Tanburi Cemil Bey’in hayatı ve çalışmaları üzerine sağlam bir sosyolojik inceleme.

Bekir Şahin Baloğlu’nun enfes çalışmasının en özgün katkılarından biri de, Tanburi Cemil Bey’le ilgili efsanelerle hesaplaşması.

Tanburi Cemil Bey, Türk müziğinin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e aktarımında, yaptığı ses kayıtlarıyla en büyük aracılardan biri.

O, yaşadığı dönemin bir müzisyeni olmasının ötesinde, değişimin farkına varıp bu değişime besteleri, yazıları ve en önemlisi bıraktığı ses kayıtlarıyla bizatihi katkıları olmuş bir portredir.

Eski ve yeninin tam merkezinde bulunan Tanburi Cemil Bey, hem “eski”nin hem “yeni”nin göstergelerine sahip.

Bu vasfıyla Cemil Bey, geçmişte yaşamış herhangi bir tarihi karakter olarak anlaşılmamış; kimi zaman mevcut müzik mirasını muhafaza eden yönüne bakılarak geleneksel ve kimi zaman da sadece değişime yönelik tercihleri görülerek modern bir portre olarak algılanmıştı.

Bu kitap ise, Cemil Bey’in müziğinin nasıl yapıldığından çok hangi sosyolojik şartlarda yapıldığını ve sanatçının böylesi bir icraya yönelmesinin sebeplerini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte döneminin sosyokültürel atmosferinin ötesinde Cemil Bey’in, sanatın belli bir zaman ve toplumsal düzen içinde ölçülemeyen sınırsızlığına yaptığı atıfları anlamak adına kullandığı bazı müzikal unsurların analizlerine de yer verilmiş.

Dâhi müzisyen Tanburi Cemil Bey, çalışkanlığı, yaşadığı dünyayı algılayışı ve tepkileriyle; ayrıca taksimleri, eser icrası, besteleri, sahip olduğu her tür müziğe açık bakış açısı, multi-enstrümantalist vasfı, yeni enstrüman icatları gibi ortaya koyduğu yüksek müzikal başarı ile örnek bir müzisyen prototipi olarak halen yaşıyor.

  • Künye: Bekir Şahin Baloğlu – Tanburi Cemil Bey: Efsane ve Realite Arasında Bir Portre, Dergah Yayınları, biyografi, 336 sayfa, 2022

Miguel Herráez – Julio Cortázar (2021)

Yirminci yüzyıl dünya edebiyatının devlerinden Julio Cortázar’ın hayatı ve yazarlık serüveni hakkında muhteşem bir biyografi.

Akademisyen, gazeteci, yazar Miguel Herráez, yazarın Brüksel’de başlayan ardından Buenos Aires ve Paris’te devam eden yaşamında ve yazarlık serüveninde soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor.

Herráez’in saysız mektup, gazete yazısı ve birebir yapılan görüşmeleri temel alarak yazdığı bu detaylı inceleme, Cortázar’ın ailesi, öğretmenlik serüveni, aşkları, çevirmenlik kimliği, dostlukları, yolculukları, siyasal aktivizmi gibi yaşamının birçok farklı katmanına ışık tutarken bir yandan da hayatı boyunca ona hep eşlik eden edebiyatla ilişkisini de çok kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Son olarak Herráez’in, öyküleri ve romanları bugün hâlâ sayısız okuyucuya ulaşan Cortázar’ın çocukluğundan başlayıp son günlerine dek geçirdiği değişimlere odaklanıyor ve bu değişimlerin eserlerini nasıl şekillendirdiğini anlayabilmesi için okuyucuya eşsiz bir fırsat sunuyor.

  • Künye: Miguel Herráez – Julio Cortázar, çeviren: Çağla Işıl Soykan, Everest Yayınları, biyografi, 2021

Kevin J. Hayes – Herman Melville (2021)

Amerika’dan çıkmış en büyük yazarlardan biri olan Herman Melville’in çarpıcı hayatı ve eserleri hakkında usta işi bir çalışma.

Kevin Hayes imzalı kitabın en özgün katkılarından biri de, Melville’in eserlerinin yaşadığı dönemde nasıl alımlandığını da irdelemesi.

Roman yazarı ve şair Herman Melville, pek çok kişi tarafından Amerika’dan çıkmış en yetkin yazar olarak değerlendirilir.

1819 yılında New York’ta dünyaya gelen Melville, biçime yönelik cüretkâr yenilikçi tavrıyla dünya edebiyatının da en iyi yazarlarından biri olarak anılır.

Nitekim başyapıtı ‘Moby Dick’ de dünyanın dört bir yanından okurları kendine çekmeye devam ediyor.

Hayes bu akıcı çalışmasında, Melville’in başlıca eserlerini değerlendiriyor, iş hayatının ve özel yaşamının ilginç hikâyesini anlatıyor.

Hayes’e göre Melville’in eserlerinin otoriteler ve okurlarca keşfedilmesi, I. Dünya Savaşı’nın bilançolarının görüldüğü ve modernizmin yükselişe geçtiği zamanlara denk gelir.

Romanları, hikâyeleri ve hayatının son kırk yılında yazdığı şiirleri de dâhil olmak üzere Melville’in bütün eserlerinin yapılarını inceleyen Hayes, bununla yetinmeyerek bu eserlerin yazıldıkları dönemde nasıl alımlandıkları meselesine de eğiliyor.

Melville’in hayatına ve içerisinde yaşadığı döneme dair bol bol yeni bilgi içeren bu biyografide, dünyaca tanınan ve fakat çoğu zaman yanlış anlaşılan yazarın en az kendi eserleri kadar merak uyandıran hikâyesini bulacaksınız.

  • Künye: Kevin J. Hayes – Herman Melville, çeviren: Arlet İncidüzen, Runik Kitap, biyografi, 197 sayfa, 2021

Marcello Musto – Karl Marx’ın Son Yılları (2021)

Marx’ın son yıllarında yazmaya son verdiği yahut Avrupa-merkezci olduğu iddialarına yanıt veren eşsiz bir kitap.

Marcello Musto, Marx’ın son yıllarında döneminin yeni antropolojik keşiflerinden nasıl sonuçlar çıkardığını gözler önüne seriyor.

Marx yaşamının son yıllarında, hayatını kaybettiği 1883’ten önce, bakışını farklı yönlere de çevirdi: Dönemin yeni antropolojik keşiflerinden sonuçlar çıkararak kapitalizm öncesi toplumlardaki komünal mülkiyet biçimlerini analiz etti, Rusya’da yükselen halkçı hareketi inceledi, Hindistan, İrlanda, Cezayir ve Mısır’daki sömürgeci baskıya eleştirilerini yöneltti.

Musto, ‘Karl Marx’ın Son Yılları’nda bütün bunları gözler önüne sererek Marx’ın çalışmaları hakkındaki iki yanlış algıyı kırmayı da hedefliyor

Bu algılardan ilki Marx’ın son yıllarında yazmaya son verdiği, ikincisi ise Marx’ın bir Avrupa-merkezci olduğu ve yalnızca sınıf çelişkisine odaklandığı.

Musto, Marx’ın son elyazmalarına, defterlerine ve mektuplarına başvurarak, çağdaş eleştirmenlerinin ve takipçilerinin çoğu tarafından resmedilenden farklı bir Marx çıkarıyor karşımıza.

Böylece, bu çalışma, Marx’ın yaşamına dair eksik bırakılmış bir dönemi okurlara sunarken, büyük düşünür ve eylemci hakkındaki önyargıları ve yanlış değerlendirmeleri de karşısına alıyor, onun bazı temel kavramlarının yeniden ve daha derinlemesine bir araştırmasını yapıyor.

  • Künye: Marcello Musto – Karl Marx’ın Son Yılları: Entelektüel Bir Yaşam Öyküsü, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, biyografi, 240 sayfa, 2021

Şaban İba – Hüdai (2021)

68’li yılların devrimci gençlik liderlerinden Hüdai Arıkan, 30 Mart 1972’de yoldaşları Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Saffet Alp, Ömer Ayna, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan ve Ahmet Atasoy ile birlikte devlet güçleri tarafından katledildi.

Şaban İba, devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde iz bırakan bu önemli ismin yaşamını ve mücadelesini anlatıyor.

Bir devrimcinin yaşamı söz konusu olduğunda nasıl devrimci olduğu, kimlerden etkilendiği, kendi kulvarında nasıl yürüdüğü, hangi yol ayrımlarından geçtiği ve ondan geriye nelerin kaldığı önemlidir.

İba burada, Mahir’lerin cezaevi firarından itibaren İstanbul’da başlayan örgütsel ayrışmayı, bölünmeyi, Ankara üzerinden Karadeniz’e gidiş sürecini ve özellikle de Ünye eylemini ve Kızıldere Direnişi’ni yeniden irdeliyor.

  • Künye: Şaban İba – Hüdai: Hüdai Arıkan’ın Yaşamı ve Mücadelesi, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 208 sayfa, 2021

Andrew Graham-Dixon – Caravaggio (2021)

Barok resmin büyük üstadı Caravaggio’nun sanatı ve çalkantılı, çelişkilerle dolu hayatı üzerine harikulade bir çalışma.

Andrew Graham-Dixon, Caravaggio’nun resimlerini, çağdaşlarının duygu ve düşünceleri üzerinden okuyor.

Caravaggio’nun kısa hayatı ibadet ve kavgalar, kardinaller ve fahişeler arasında, kiliselerde ve düellolara sahne olan sokaklarda mekik dokuyarak geçti.

Barok resim sanatının ilk ve en önemli temsilcilerinden Caravaggio, resimlerinde çalkantılı hayatının iniş ve çıkışlarının izlerini, dikkatli bakan gözlerin sezebileceği incelikle yansıttı.

Graham-Dixon’ın bu enfes çalışması, her şeyden önce görme sanatı üzerine heyecan verici bir ders, Caravaggio’nun bazen şiddetli ama her zaman inançlı dünyasının gölgelerinin duyusal bir keşfi.

  • Künye: Andrew Graham-Dixon – Caravaggio: Dinsel ve Dünyevi Bir Hayat, çeviren: Bora Kamcez,  Alfa Yayınları, biyografi, 500 sayfa, 2021

Rüdiger Safranski – Heidegger (2021)

Martin Heidegger’e hakkını da veren, eleştirisini de sakınmayan kapsamlı bir çalışma.

Rüdiger Safranski, 668 sayfalık bu çalışmasında, Heidegger’in hayatını ve felsefi gelişimi üzerine usta işi bir çalışmaya imza atmış.

Heidegger, 20. yüzyılın en etkili filozoflarının başında gelir.

O olmaksızın Sartre’dan, Foucault’dan ya da Frankfurt Okulundan da bahsetmenin kolay olmayacağı, üzerinde hemfikir olunan bir görüş.

Buna karşılık, Hitler yönetimiyle kurduğu ilişki Heidegger’i aynı zamanda en sert eleştirilerin de merkezine oturtmuştur.

Safranski’nin elinizde bu çalışması, Heidegger’in yaşamını onun felsefi gelişimi, dostlukları, hırsları, geri çekilmeleri ve yüzyılın olayları temelinde ortaya koyuyor.

Kitapta Heidegger’in Herakleitos, Platon, Kant gibi filozoflar üzerinden gerçekleşen felsefi gelişiminin, Almanya’nın I. Dünya Savaşı yenilgisi sonrası muhafazakârlığa olan trajik yönelimi paralelinde anlatılması Heidegger’e ilişkin çok yönlü ve bütünsel bir kavrayış imkânı sunuyor.

Safranski’nin çalışmasının belki de en özgün yanı, Heidegger’in hayatının ve felsefesinin âdeta Almanya’nın hikâyesinin, iyi ve kötü, ihtişam ve körlük gibi iç içe geçmiş özelliklerini taşıdığını yetkinlikle ortaya koyabilmesi.

  • Künye: Rüdiger Safranski – Heidegger: Almanya’dan Bir Usta, çeviren: Ali Nalbant, Alfa Yayınları, felsefe, 668 sayfa, 2021