Saba Mahmood – Dindarlığın Siyaseti (2022)

‘Dindarlığın Siyaseti’, İslam, feminizm ve postmodernite tartışmalarına çok değerli bir katkı.

Antropolog Saba Mahmood, toplumsal cinsiyet, inanç ve siyasetin ilişkisini 90’lı yıllarda Kahire’de yapmış olduğu Kadın Camii Hareketi üzerinden inceliyor.

Türkiye’de bu kesişim etrafında üretilen söylemler, tartışmanın öznesi konumundaki dindar kadınları dışarıda bırakma eğilimindeler.

Mahmood çalışmasında sözü dindar kadınlara vererek yepyeni bir çığır açılmasına vesile oluyor.

Etnografik saha çalışmasını bir başlangıç noktası olarak alan araştırma, Mısırlı kadınların içinde yaşadıkları ataerkil toplumla olan ilişkilerini nasıl müzakere ettiklerini, siyasal islam ile nasıl ilişkilendiklerini ve inançları üzerinden nasıl toplumsal faallik alanları yaratıklarını inceliyor.

Türkiye de halen son derece kutuplaştırıcı olmaya devam eden başörtüsü tartışmalarına yepyeni bir perspektif katan kitap, toplumsal alanda kısırlaşmış tartışmaları çözümleyebilmek için temel bir metin niteliğinde.

  • Künye: Saba Mahmood – Dindarlığın Siyaseti: İslami Uyanış ve Feminist Özne, çeviren: Aslı Altınışık, Islık Yayınları, feminizm, 320 sayfa, 2022

Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş (2021)

‘Tanrı Adına Savaş’, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamda, korkunç örneklerine tanık olduğumuz köktendincilik hakkında iyi bir inceleme.

Karen Armstrong, bizi, militan dindarlığı ciddiye almaya ve onunla baş etmeye yönelik stratejiler geliştirmeye davet ediyor.

Geniş kapsamı kadar ayrıntılarıyla da önem arz eden çalışma, köktendinciliğin zorla kontrol altına alınamayacağını ve eğer yenilgiye uğratılmak isteniyorsa öncelikle anlaşılmak zorunda olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Konuyu orta çağdan 19. yüzyıla ve oradan 20. yüzyılla uzanarak irdeleyen Armstrong’un çalışması, din ve politikayla çok az ilgisi olanlara da hitap edecek türden.

  • Künye: Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamda Köktendincilik, çeviren: Murat Erdem, Alfa Yayınları, inceleme, 625 sayfa, 2021

Padovalı Marsiglio – Seküler Yönetim Üzerine Yazılar (2021)

Laiklik, kabaca din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değil, ifade özgürlüğü, ilerleme ve demokrasiyle birebir ilişkilidir.

Bu gerçeği henüz Orta Çağ’da keşfetmiş Padovalı Marsiglio’nun bu klasik yapıtı, daha sonraki yüzyıllarda ortaya çıkacak olan seküler yönetim tarzının temel taşlarını oluşturdu.

Orta Çağ Avrupası’nın önemli fikir adamlarından biri olan Padovalı Marsiglio’nun kaleme aldığı Seküler Yönetim Üzerine Yazılar isimli bu eser, yazıldığı dönemde dinî otorite ile siyasi otorite arasındaki iktidar mücadelesinin detaylarını ortaya koyarken yazarın tercihini siyasi otoriteden yana kullandığını gözler önüne sermektedir. Yazar, bu tercihini gerekçelendirirken de oldukça detaylı bir şekilde dünyevi otoritenin gerekliliği ve üstünlüğünden bahsetmektedir.

Kitap, ‘Defensor Minor’ ve ‘De Translatione İmperii’ isimlerini taşıyan iki ayrı çalışmanın Cambridge University Press tarafından ‘Writings on the Empire’ adıyla bir araya getirilmesiyle meydana gelmiş.

Yazıldığı dönem için oldukça aşırı gibi görünen bu düşünceler daha sonraki yüzyıllarda ortaya çıkacak olan seküler yönetim tarzının temel taşlarını oluşturdu.

Bu eser, Batı siyaset düşüncesini derinden etkileyen klasik metinlerin başında gelir.

Orta Çağ’da Kilise ile İmparatorluklar arasındaki güç mücadelesinin siyasi ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerinden yola çıkarak imparatorlukların yanında yer alan ve bu pozisyonunu yazdığı eserlerle sağlamlaştıran önemli bir isimdir Padualı Marsiglio.

Bu çalışmasında da Orta Çağ Avrupası için oldukça dikkat çekici ve rahatsız edici bulunan dinin dünyevi olan üzerindeki etkisinin azaltılması fikrini ortaya atmış ve detaylandırarak savunmuş.

Padualı Marsiglio’nun, imparatorluklar ile Papalık kuruşu arasındaki çekişmelerin yaşandığı bir dönemde, imparatorlukların haklı olduğunu ortaya koymak için kaleme aldığı metinleri, ilerleyen dönemlerde çizgileri netleşen laik yönetim anlayışının çerçevesini de çizdi.

Kitaptan bir alıntı:

“Ayrıca dünya hayatında mücbir yasalar oluşturma veya vaz etme veya bir şeyi yapma veya terk etme adına dünya hayatındaki insanları sıkıştırarak, bu yasalar doğrultusunda canlara veya mallara verilen ceza vasıtasıyla mücbir yargılamada bulunma otoritesi veya yetkisi, toplu veya müstakil olmaları fark etmeksizin, hiçbir piskoposa veya presbitere, ne de onlardan oluşan münferit bir meclise de ait değildir.”

  • Künye: Padovalı Marsiglio – Seküler Yönetim Üzerine Yazılar, çeviren: İbrahim Gezer, Timaş Yayınları, siyaset, 144 sayfa, 2021

Marquis de Sade – Tanrıya Karşı Söylev (2021)

Bir Tanrı varsa bile, bizim saygı ve sevgimize layık bir varlık mıdır?

Zihnimizde unutulmaz yer edinmiş Marquis de Sade, kendine has tarzıyla Tanrı üzerine düşünüyor.

Fransız edebiyatçı ve de Sade’ın kitabı, Tanrı’yı özgün ve benzersiz bir durumdan yola çıkarak düşünüyor.

Ona göre ateizm, şiddetli ve çelişik bir fetihtir; çocukluğumuzun korkunç oyuncaklarının insanlığın yüreğinden ve belleğinden tamamen sökülüp atılmasıdır.

  • Ne Tanrı ne de din varsa evreni yöneten kimdir?
  • Maddenin sürekli hareketi her şeyi açıklar mı?
  • ‘Doğamız gereği’ ölümsüz olmayı arzulamamız sonsuzluğun bir kanıtı mıdır?
  • Peki, bizi ürküten bu karanlık, bu sonsuz yok oluş korkusunu ne yapmalı?

Dönemin karmaşası ve anlam kargaşası içerisinde de Sade, “Felsefe her şeyi söylemelidir” diyor; sansüre ve her tür despotizme karşı her şeyi söylemelidir.

Bu kitap ile yazar, okuru, hapishane hücresinin yalnızlığından taşan felsefi bir tutarlılık arayışına davet ediyor.

  • Künye: Marquis de Sade – Tanrıya Karşı Söylev, çeviren: Işık Ergüden, Fol Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2021

John Renard – A’dan Z’ye Dinler Tarihi (2021)

Dört dörtlük bir dinler tarihi çalışması arayanları bu tarafa alalım.

John Renard’ın 40 yılı aşan çalışmalarının ürünü olan bu kapsamlı kitap, dünyadaki sekiz büyük dini geleneği ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

  • Davut Yıldızı nedir?
  • Bu kadar çok farklı Hıristiyan kilisesi nasıl ortaya çıktı?
  • Ahiretle ilgili İslami kavramlar nelerdir?
  • Taoculukta cennet ve cehennem inançları var mıdır?
  • Dalay Lama kimdir ve neden Budistlerin gözünde büyük önem taşır?

Renard kitabında Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık, Budizm, Hinduizm, Taoculuk, Konfüçyüsçülük ve Şinto gibi dünyadaki sekiz büyük dini geleneğin tarihi, inançları, sembolleri, ritüelleri, liderleri ve gelenekleri hakkında 1000’i aşkın soruya yanıt veriyor.

‘A’dan Z’ye Dinler Tarihi’, yanlış bilgileri ve yanlış anlamaları ortadan kaldırması, ayrıca kültürel ve tarihsel farklılıkları açıklamaya yardımcı olarak okuyucuya dünyanın büyük dinleri hakkında kapsamlı bir kavrayış sağlamasıyla çok önemli.

  • Künye: John Renard – A’dan Z’ye Dinler Tarihi, çeviren: Funda Sezer, Say Yayınları, tarih, 568 sayfa, 2021

Menderes Çınar – Siyasal Bir Sorun Olarak İslamcılık (2021)

Siyasal İslamcılığın nasıl bir çıkmaz olduğunu görmek için Türkiye’nin son 20 yılına bakmak dahi yeter de artar.

Menderes Çınar, 40 yıl önceki Milli Görüş hareketinden bugüne uzanarak siyasal İslamcılığın demokrasiye ve siyasete indirdiği ağır darbeleri gözler önüne seriyor.

Çınar’ın çalışması, siyasetin konjonktür, mekan ve ajan üçlüsünün eklemlenmesi ile yarattığı ivmeyi 40 yıl öncesine giden Milli Görüş hareketinden başlatarak son

19 yılın siyasal ve sosyal evrenini tamamen kaplayan İslamcı bir siyaset özelinde tartışıyor.

Çınar, son dönem iktidarlarının siyasete indirdiği ağır yaralayıcı darbelerin ülke insanında yarattığı umutsuzluğu da yas tutmadan, açıklayıcı ve umut verici bir tartışmayla ele alıyor.

  • Künye: Menderes Çınar – Siyasal Bir Sorun Olarak İslamcılık: AKP’nin 20 Yılı, Nika Yayınevi, siyaset, 264 sayfa, 2021

Kurtuluş Cengiz, Önder Küçükural ve Hande Gür – Türkiye’de Spiritüel Arayışlar (2021)

Son yıllarda özellikle de büyükşehirlerde, yoga-meditasyon stüdyoları çoğalmaya başladı.

Peki, insanlar neden bu tür inanç ve pratiklere ilgi duyuyorlar?

İşte ‘Türkiye’de Spiritüel Arayışlar’ araştırması, geleneksel dinî pratiklerden ziyade kişisel/öznel deneyimi öne çıkaran bu tür arayışların nedenlerini ortaya koyuyor.

Çalışma, 1 Ekim 2018’de başlayıp 1 Mart 2020’de biten “Türkiye’de Spiritüel Arayışlar” adlı projenin sonuçlarını barındırıyor.

Kitabın asıl özgünlüğü, bu hareketleri yalnızca farklı, ilginç ve renkli faaliyetler olarak görmeyip başta din olmak üzere Türkiye’de toplumsal değişmenin önemli bir semptomu olarak ele alması.

Çalışma bu yönüyle, büyük çoğunluğu Müslüman olan, resmî dinî örgütlenmesi (Diyanet İşleri Başkanlığı) bütünüyle İslâm’ın Sünni/Hanefi yorumu çerçevesinde şekillenmiş bulunan ve bu nedenle de diğer dinler bir yana İslâm’ın farklı mezheplerine bile olumlu bir gözle bakmayan bir dinî atmosfer içinde yaşayan Türkiye’de bireysel/öznel dinî inanç ve pratiklerin nasıl yaşandığı, bu hareketlere duyulan ilginin toplumsal olarak ne anlama geldiği ve neye denk düştüğünü gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kurtuluş Cengiz, Önder Küçükural ve Hande Gür – Türkiye’de Spiritüel Arayışlar: Deizm, Yoga, Budizm, Meditasyon, Reiki vb., İletişim Yayınları, inceleme, 365 sayfa, 2021

Nagihan Doğan – Dinin İktidarı İktidarın Dini (2021)

Nagihan Doğan’ın bu nitelikli incelemesi, İslam tarihinin 750-833 yılları arasını merkeze alarak din-siyaset ilişkisini tarihsel bir analizle ele alıyor.

Bu tarih, bir din olarak İslâm ve onun temsilcisi konumundaki ulemanın siyasete yön verme çabası ile siyasi faillerin dini kendi çıkar ve ilgilerine göre biçimlendirme çabası arasındaki mücadele ve etkileşimin tarihidir.

Dört halife dönemine uzanan dinî-siyasi ayrışmalara, Sünni-Şii hizipleşmesine ve bu hizipleşme içinde Abbasilerin Emevi geçmişini Sünni geleneğe oturtma stratejisine eğilen analiz, sonra Abbasilerin Sünni hilafet doktrinini kendi yönetimlerini meşrulaştıran bir kaynak olarak geliştirmelerine odaklanıyor.

Doğan bununla da yetinmeyerek, Abbasi iktidarının kendi koyduğu “İslâmî yönetim” ölçütlerine ne kadar uyduklarını da inceliyor.

İktidarlarla ulema arasındaki mücadele ve din âlimlerinin maruz kaldığı baskı deneyimi, kitapta başlı başına ilgiye değer bir fasıl oluşturuyor.

İslâm tarihi kadar, genel olarak devletin ve iktidarın tarihine ilgi duyanlara da yoldaşlık edecek bir kaynak kitap.

Kitaptan bir alıntı:

“Din ve devletin ikiz kardeşler olması ne Kurânî bir tasvir ne de var olan gerçekliğin izahıdır. Geçerliliğini ve kutsiyetini temel İslâmî kaynaklardan alan ideal devlet şekli olarak gösterilen hilafet de, aslında beşerî ve tarihsel bir müesseseden fazlası değildir. Ne temel İslâmî kaynaklar yeryüzünde tanrısal düzenin garantörü olarak hilafetten söz etmiş ne de din ile siyaset klasik İslâm yazınında sunulduğu kadar iç içe olmuştur. Siyasetin … Müslümanların içtihadına terk edilmiş bir alan olduğu çok açıktır. Bu bakımdan, İslâm toplumlarında din-siyaset ya da din-iktidar ilişkisi, sadece teolojinin değil aynı zamanda ve hatta daha çok tarihin konusudur.”

  • Künye: Nagihan Doğan – Dinin İktidarı İktidarın Dini: Hilafet, Siyaset ve İslâm (750-833), İletişim Yayınları, siyaset, 336 sayfa, 2021

Bernard Lewis – İslam’ın Siyasal Söylemi (2021)

İslam dininin siyasi alan içerisinde geliştirmiş olduğu söylemi tarih içinde nasıl gelişti?

Bernard Lewis, İslam dünyasındaki siyasi yapının unsurlarını sosyolojik, dilbilimsel, etimolojik, siyasal ve tarihsel bir okumaya tabi tutuyor.

Kitapta, “Cihat aslında ne demektir?”, “Müslümanların kanun anlayışı nedir?” ve “İslam’ın kâfirlere karşı tutumu nedir?” gibi önemli soruların yanıtları aranıyor.

Edebi ve tarihi kaynakları ele alan Lewis, İslam’ın siyasal söyleminin gelişiminin, Peygamber’in zamanından günümüze kadar izini sürüyor, bunun yanı sıra, Arapça, Türkçe ve Farsça belgeleri inceleyerek İslam’ın siyaset düşüncesi ile Batı siyaset teorisi arasındaki farkları ortaya koyan Lewis, bununla birlikte İslam dünyasındaki siyaset algısına, tartışmalarına ve uygulamalarına ışık tutuyor.

Günümüzde İslam’ı siyasal söyleminden ayrı, hatta siyasal söylemi olmaksızın düşünebilmek olanaksız hale geldi.

Hatta İslam’ın siyaset sahasında ileri sürdüğü konular ve başlıklar bugün, belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar ön planda ve sorgu altında.

Tarihçi ve İslam bilimleri uzmanı Lewis, meseleyi ustaca çevreleyen bu kitabında, İslam dininin siyasi alan içerisinde geliştirmiş olduğu söylemi inceliyor.

‘İslam’ın Siyasal Söylemi’nde yazar, İslam dünyasındaki siyasi yapının unsurlarını sosyolojik, dilbilimsel, etimolojik, siyasal ve tarihsel bir okumaya tabi tutuyor ve bu yapının yüzyıllar içerisinde atılan temellerini ele alıyor.

İslam uygarlığının siyaset sahasında geliştirdiği dile ait örnekleri irdeleyerek kökenine dair kaynaklara işaret eden Lewis’in İslam siyasetine ait unsurlar ile Batı siyaset teorisi ve pratiğini kıyaslaması kitabı özellikle önemli kılıyor.

‘İslam’ın Siyasal Söylemi’, İslam siyaset dilinin tarih içerisindeki serencamını kısa ve öz biçimde sunuyor.

  • Künye: Bernard Lewis – İslam’ın Siyasal Söylemi, çeviren: Ünsal Oskay, Kronik Kitap, siyaset, 224 sayfa, 2021

Özge Demir – Laiklik İlkesi Bağlamında Türkiye’de Zorunlu Din Dersi ve Muafiyet Sistemi (2021)

Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet, fakat paradoksal biçimde din dersleri zorunludur.

Avukat Özge Demir, laiklik ilkesine aykırı olarak verilen ve insan haklarını ihlal eden zorunlu din dersinin neden müfredattan kaldırılması gerektiğini tane tane açıklıyor.

Zorunlu din dersi, cumhuriyetin kuruluşundan beri laiklik ilkesi bağlamında en çok tartışılan konulardan biri oldu.

Söz konusu ders 1939 yılından 1980 yılına kadar kimi zaman zorunlu olarak kimi zaman seçmeli olarak müfredatta yer aldı, kimi zaman ise müfredattan kaldırıldı.

Nihayetinde, anayasada başka hiçbir dersin zorunlu olarak müfredatta yer alacağı belirtilmezken, din kültürü ve ahlak bilgisi 1982 Anayasası’nın 24. maddesi uyarınca ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu derslerden olacağı belirtiliyor.

Demir’in çalışması, tüm bu sürece odaklanırken, ilk bölümde laiklik ilkesi bağlamında zorunlu din dersine nasıl yaklaşılması gerektiğini, ikinci bölümde zorunlu din dersinin tarihsel sürecini, yasal dayanaklarını, içeriğini ve uygulanışını, üçüncü bölümde ise, çocuğun bu dersten muaf tutulması için ebeveynlerin yapması gerekenleri ve zorunlu din dersinden muafiyet hakkında mahkemelerin kararlarını içeriyor.

Çalışma sonuç olarak, laiklik ilkesine aykırı olarak verilen ve insan haklarını ihlal eden zorunlu din dersinin müfredattan kaldırılması gerektiğini savunuyor.

Zorunlu din dersinin müfredattan kaldırılmaması halinde ise, dinlerini açıklamaya mecbur bırakılmadan ebeveynlerin talepleri doğrultusunda çocuğun tamamen ve uygun bir şekilde dersten muaf tutulması gerekir.

Bununla birlikte, din dersinden muaf tutulan çocuğun, ayrımcılığa maruz kalmaması konusunda devletin gerekli önlemleri de doğal olarak alması gerekiyor.

  • Künye: Özge Demir – Laiklik İlkesi Bağlamında Türkiye’de Zorunlu Din Dersi ve Muafiyet Sistemi, On İki Levha Yayınları, hukuk, 146 sayfa, 2021