Vladimir Nabokov – Nikolay Gogol (2012)

  • NİKOLAY GOGOL, Vladimir Nabokov, çeviren: Yiğit Yavuz, İletişim Yayınları, biyografi, 159 sayfa

Rus edebiyatının en önemli kalemlerinden olan Nikolay Gogol, yarattığı karakterlerle aynı kaderi paylaştı. Zira kırk üç gibi genç denebilecek bir yaşta ölen Gogol’ün hayatı, karakterlerinin kaotik ve trajik dünyalarıyla büyük benzerlikler taşır. Rus edebiyatının bir diğer ünlü ismi Vladimir Nabokov bu kitabında, Gogol’ün hayatının ve eserlerinin izini sürüyor. Nabokov kitabını, Gogol’ün ölümüyle başlatıp, onun doğumuyla sona erdiriyor. Yazar burada, ağırlıklı olarak Gogol’ün belli başlı eserlerini ayrıntılı bir bakışla incelerken, Gogol’ün Rus yazını ve Rus toplumundaki kendine has konumunu da aydınlatıyor.

Deniz Durukan (haz.) – Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’a (2012)

  • FAHRİYE ABLA’DAN ÇANAKKALELİ MELAHAT’A, yayına hazırlayan: Deniz Durukan, Everest Yayınları, inceleme, 258 sayfa

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ‘Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’a başlıklı bu ilginç çalışma, modern Türkiye şiirinde kadın imgesinin izini sürüyor. Kitabın ilk hareket noktası, Türkiye şiirinde özgün bir yeri olan Fahriye Abla, Çanakkaleli Melahat gibi önemli karakterler, ikinci hareket noktası ise Attilâ İlhan, Cemal Süreya, Ece Ayhan ve İlhan Berk gibi, şiirlerinde birçok farklı kadın karakterlere yer veren ve kadın imgesini öne çıkartan şairler ve onların şiirlerindeki kadınlar. Çalışma, Türkiye toplumunda kadının değişen yerini edebiyat üzerinden izlemesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Feridun Andaç – Romanda ve Öyküde Gerçeklik Arayışları (2011)

  • ROMANDA VE ÖYKÜDE GERÇEKLİK ARAYIŞLARI, Feridun Andaç, Varlık Yayınları, inceleme, 320 sayfa

Feridun Andaç ‘Romanda ve Öyküde Gerçeklik Arayışları’nda, tarihsel/toplumsal dönüşüm süreçlerinin Türkiye edebiyatını nasıl biçimlendirdiğini ve yazarların öykü ve romanlardaki gerçeklik düşüncelerine ne gibi etkilerde bulunduğunu inceliyor. Andaç kitabına, Türkiye edebiyatının toplumsallaşma sürecini irdeleyerek başlıyor ve bunda, Köy Enstitüleri kuşağı ile 1950’ler kuşağının payını sorguluyor. Yazar ardından, Reşat Nuri Güntekin, Sait Faik, Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Kemal Tahir, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Vüs’at O. Bener, Nezihe Meriç ve Fakir Baykurt gibi birçok yazarın üretimlerinde yer alan gerçeklik arayışlarını araştırıyor.

Kojin Karatani – Derinliğin Keşfi (2011)

  • DERİNLİĞİN KEŞFİ, Kojin Karatani, çeviren: Devrim Çetin Güven ve İnan Öner, Metis Yayınları, eleştiri, 236 sayfa

 

Düşünür, edebiyat eleştirmeni ve felsefeci Kojin Karatani’nin ‘Derinliğin Keşfi’ adlı elimizdeki çalışması, bir edebiyat tarihi çalışmasından ziyade, klasik metinleri de içeren edebiyat tarihi disiplinin sağlam bir eleştirisi. Dolayısıyla burada, “modernlik ve edebiyat” alanında süregelen tartışmalar, kitabın merkezini oluşturuyor diyebiliriz. Zira Karatani, 19. ve 20. yüzyıl Japon edebiyatını yeniden yorumlayarak “modernlik”, “edebiyat”, “köken”, “devlet” ve “ideoloji”  gibi kavramları yeniden tartışmaya açıyor. Düşünür, modernitenin kökenini Batı’nın kendisinde aramaktansa, Batı-olmayanın “Batılılaşma”sı sürecinde görmeye çalışıyor.

İnci Aral – Yazma Büyüsü (2011)

  • YAZMA BÜYÜSÜ, İnci Aral, Kırmızı Kedi Yayınları, deneme, 167 sayfa

 

Roman ve öykü kitapları yayımlanmış İnci Aral, ‘Anlar, İzler, Tutkular’ başlıklı bir deneme kitabına da imza atmıştı. Aral, elimizdeki deneme kitabında da, hayatı ve insanı anlamlandırma yolu olarak yazmak konusunu, kendi yazma sürecinden yola çıkarak ele alıyor. Kitapta yazma endişesi, sözcüklerin büyüsü, yazarın yalnızlığı, yanılsama ve fantazya arasındaki ince çizgi, yazar olabilmenin kıstasları ve yazmak ile zaman arasındaki ilişki gibi keyifli konular yer alıyor. Aral ayrıca, yazarlığın öğrenilip öğrenilmeyeceği, roman sanatı, okumak ve yazmak arasındaki ilişki ve bir roman karakterinin yaratılması gibi konuları da tartışıyor.

Semih Gümüş – Yazının Sarkacı Roman (2011)

  • YAZININ SARKACI ROMAN, Semih Gümüş, Can Yayınları, eleştiri, 289 sayfa

 

‘Yazının Sarkacı Roman’, eleştirmen Semih Gümüş’ün edebiyatın en vazgeçilmez türü olan romanı irdelediği yazılarından bir derleme. Gümüş burada, Kemal Tahir, Selim İleri, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Latife Tekin, Hasan Ali Toptaş gibi pekçok önemli ismin eserleri aracılığıyla yazarı, onun kurduğu dünyayı ve bu dünyanın barındırdığı gizli ve açık anlamları incelemeye koyuluyor. Ayrıca, romancıların Türkiye’deki sosyal hayata bakışı, roman karakterlerinin temsil ettiği sınıfların yazar tarafından aktarılış biçimi ve bir tür olarak romanın başlangıçtan bugüne Türkiye edebiyatında geçtiği yol, Gümüş’ün ele aldığı ilginç konulardan birkaçı.

Hilmi Tezgör (der.) – “Korkuyu Beklerken” Gelenler (2011)

  • “KORKUYU BEKLERKEN” GELENLER, derleyen: Hilmi Tezgör, İletişim Yayınları, inceleme, 271 sayfa

 

‘Korkuyu Beklerken’, Oğuz Atay’ın tek öykü kitabı. 1975’te yayımlanan ve Türkiye edebiyatında yeni bir dönemi başlatan bu kitap, Atay’ın okurlarıyla kurduğu özel ilişkinin önemli bir aşamasını oluşturuyor. Yalnız bu kitabın yoğun bir ilgiyle karşılanışı, 1980’lerin ikinci yarısından itibaren Atay’ın toplu eserlerinin yeniden yayımlanmasıyla oldu. İşte elimizdeki “‘Korkuyu Beklerken” Gelenler’, Atay öyküleri üzerine kaleme alınmış yazılardan oluşuyor. Buradaki makaleler, aydın eleştirisi, ironi, birey, beden temsili, varoluş krizi ve Türkiye’deki erkeklik durumu gibi, Oğuz Atay’ın öykülerinde yer almış birçok temayı analiz ediyor.

Secaattin Tural – Türk Romanında Mevlâna (2011)

  • TÜRK ROMANINDA MEVLÂNA, Secaattin Tural, Ötüken Yayınları, inceleme, 332 sayfa

 

Secaatin Tural eldeki çalışmasında, Türkiye edebiyatında Mevlâna’yı ve onun düşüncesini konu edinen beş romanı inceliyor. Değerlendirilen kitaplar, Nezihe Araz’ın ‘Aşk Peygamberi’, Cihan Okuyucu’nun ‘İçimizdeki Mevlâna’sı, Elif Şafak’ın ‘Aşk’ı, Ahmet Ümit’in ‘Bab-ı Esrar’ı ve Sinan Yağmur’un ‘Aşkın Gözyaşları’ adlı romanları. Çalışmasına, Mevlâna’nın Türkiye edebiyatında nasıl ele alındığını irdeleyerek başlayan Tural, devamında, Mevlâna’yı konu edinen romanları özetleyerek, burada sunulan belli başlı kahramanları değerlendiriyor; Mevlâna ve çevresinin roman kahramanlarına nasıl dönüştürüldüğü üzerinde duruyor. Yazar ayrıca, Mevlâna’nın hayatına ve eserlerine hakim olan “aşk”, “insan sevgisi”, “akıl-gönül” ve “sûret-mânâ âlemi” gibi tasavvufi kavramların, roman kurgusu içinde nasıl ele alındığını da araştırıyor.

George Steiner – Tragedyanın Ölümü (2011)

Türkiye okurlarının yabancısı olmadığı edebiyat eleştirmeni George Steiner, ‘Tragedyanın Ölümü’ başlıklı elimizdeki incelemesinde, Batı kültürünün en güçlü kaynaklarından olan tragedyaya odaklanıyor.

Tragedyanın, Batı dünyası için eşsiz bir sanat formu olduğunu söyleyen Steiner, M. Ö. 5. yüzyıl Atinası’nda Aiskhylos, Sofokles ve Euripides gibi isimlerce icra edilen “yüksek tragedyanın”, tamamen eşsiz olduğuna vurgu yaparak kitabına başlıyor.

Bunun yanı sıra, tragedyanın neden kan kaybettiği sorusunun yanıtını da arayan yazar, Eski Yunan’dan Elizabeth dönemine, Shakespeare’e, Racine’e ve modern tiyatro yazımına uzanarak, bizi Batı tiyatro tarihinde keyifli ve entelektüel bir yolculuğa çıkıyor.

  • Künye: George Steiner – Tragedyanın Ölümü, çeviren: Burç İdem Dinçel, İş Kültür Yayınları, edebiyat inceleme, 279 sayfa, 2011

Yücel Kayıran – Felsefi Şiir: Tinsel Poetika

  • FELSEFİ ŞİİR: TİNSEL POETİKA, Yücel Kayıran, Yapı Kredi Yayınları, eleştiri, 529 sayfa

 

‘Felsefi Şiir: Tinsel Poetika’, Yücel Kayıran’ın ‘Felsefi Şiir’ ile ‘Evet, Etik’ başlıklı kitaplarından oluşuyor. Kayıran ilk kitabında, felsefi şiiri, “şiirin gösterdiği ve şiire içkin olan tinsel evrendeki durumundan alan bir şiir,” olarak tanımlıyor. Yani Kayıran’ın deyimiyle bu tür şiir, felsefi söylem veya filozofların ortaya koydukları felsefi bilgiyle oluşturulan şiir değildir. ‘Evet, Etik’ isimli ikinci kitapta ise, bir yandan, günümüz Türk şiirindeki pragmatist zihniyetin eleştirisi sunuluyor, öte yandan da, Türk şiirindeki temel sorunlar irdeleniyor. Kayıran şiirin yapısını incelerken, bir “kamusal varlık” olarak tanımlayabileceğimiz şaire de odaklanıyor.