Brigitte Labbé ve P. F. Dupont-Beurier – Olmak ve Sahip Olmak (2015)

İnsanın sahip olduğu karakter özellikleri zamanla nasıl dönüşür?

Bu kitap, gelecekleri üzerine düşünen çocuklar için, felsefenin olmak ve sahip olmak kavramlarına nasıl yaklaştığını açıklıyor, farklı bakış açılarını sunarak karakter özelliklerine dair klişeleri sorguluyor.

Bir şeye sahip olma tercihini yaparken bir şey olmayı da seçtiğimizi ifade eden yazar, bir insanı belli bir özellikle etiketlemenin yanlış olduğunu, zira insanın her zaman değişme potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Brigitte Labbé ve P. F. Dupont-Beurier – Olmak ve Sahip Olmak, resimleyen: Jacques Azam, çeviren: Azade Aslan, Günışığı Kitaplığı

Friedrich Nietzsche – Deccal (2015)

‘Deccal’, Nitzsche’nin din karşıtı metinlerinin en güçlülerinden.

Hıristiyanlığın gerçekleri çarpıttığını, böylece insanlığı yozlaştırdığını savunan Nietzsche’den bir hesaplaşma metni.

Düşünür “Hıristiyanlığı mahkûm ediyorum; Hıristiyan kilisesine, bir savcının şimdiye dek ağzından çıkmış en korkunç suçlamayı yöneltiyorum.” diyor ve madde madde Hıristiyanlık karşıtı yasasını açıklıyor.

  • Künye: Friedrich Nietzsche – Deccal, çeviren: Firuzan Gürbüz, Alfa Yayınları

Ian Hacking – Olasılık ve Tümevarım Mantığına Giriş (2015)

Çok boyutlu düşünmek, kimilerine göre aşırı uyaranlarla zihnimizin bulandığı modern zamanlarda oldukça zordur.

Oysa zihin eğitilebilir ve ayrıca, çok yönlü düşünmememizin altındaki başlıca etken uyaran fazlalığından ziyade düşünmek konusundaki tembelliğimizdir.

Bu kitap, olasılıkları, riskleri ve istatistiği anlamamıza ve onu faydalı bir şekilde kullanmamıza yardımcı olan bir rehber.

Ian Hacking’in çalışması, hem elimizdeki kanıtların bize yeterince bilgi vermediği zaman ne yapabileceğimizi göstermesi hem de olasılıkla ilgili birçok felsefi problemi yanıtlamasıyla ilgiyi hak ediyor.

  • Künye: Ian Hacking – Olasılık ve Tümevarım Mantığına Giriş, çeviren: İrfan Özdabak, Alfa Yayınları

Simon Critchley – Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? (2018)

Gırtlağına kadar yozlaşmış kalantorların yönettiği FIFA’yı ve kara para ile fonlanan, kirli ilişkilere batmış kulüpleri dışarıda bırakırsak, futbol dayanışmasıyla, yarattığı coşkuyla ve farklı dil ve kültürel aidiyetlerden gelen oyuncuların beraberinde getirdiği zenginlikle, çok güzel bir oyundur.

Ünlü felsefeci Simon Critchley de bu çalışmasında, felsefenin penceresinden bu güzellik üzerine derinlemesine bir bakışla düşünüyor.

Futbol düşünürken aslında ne düşünürüz?

Bu sorunun yanıtı aslında oldukça basit: Futbol, karmaşık, çelişkili, çatışmalı pek çok detayı bünyesinde barındırır ve bu nedenle futbol ile hafıza, tarih, mekân, toplumsal sınıf, toplumsal cinsiyet, aile ve kimlik arasında çok yoğun bağlar vardır.

Critchley, fenomenoloji yöntemini kullanarak, futbolun gündelik varoluşumuzdaki yerini sorguluyor.

Crictchley, futbolun dünyayı görmemize nasıl etki ettiğini irdeliyor ve zamanın, mekânın, dramanın ve futbolun farklı hallerinin harmanlandığı bir futbol poetikası sunuyor.

“Futbol bizi bir yandan cezbedip keyiflendiren, diğer yandan da deli edip iğrendiren bir oyun.” diyen yazar, keyif ve iğrenmenin bu oyuna verilen aynı ölçüde haklı iki tepki olduğunu belirterek, futbolun keyif ve poetikası üstünde duruyor, bu güzel oyunun bir fenomenolojisini yapıyor.

  • Künye: Simon Critchley – Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz?, çeviren: Oğuz Tecimen, Metis Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2018

Albert Einstein – Benim Gözümden Dünya (2009)

Albert Einstein, dünyayı sıradan insanlardan çok farklı görenlerdendi.

‘Benim Gözümden Dünya’, kendisi için “Hem kendi hem de türdeşlerinin hayatının anlamsız olduğuna inanan, sadece bahtsız değil, aynı zamanda neredeyse bu hayattan diskalifiye olmuş biridir,” diyen Einstein’ın hayata, yaşadığı dünyaya ve bilimsel çalışmalarına dair felsefi ve siyasi yazılarından oluşuyor.

Yazılar, bugün kendi maksadına aykırı bir biçimde, siyasî ihtirasın ve günümüz tarihinin girdabına çekilen Einstein’ın insani portresini vermeleriyle dikkat çekiyor.

Kitap insanlığa, karşılıklı yardımlaşma üzerine kurulu barışçıl bir dünyaya ve bilimin yüce misyonuna inanmış Einstein’ın ruhuna açılan bir kapı.

  • Künye: Albert Einstein – Benim Gözümden Dünya, çeviren: Demet Evrenosoğlu, Alfa Yayınları, felsefe, 115 sayfa

Michaël de Saint Cheron – Emmanuel Levinas ile Söyleşi (2015)

Bilhassa etik ve ontolojiyle ilgili çalışmalarıyla tanınmış Emmanuel Levinas ile yapılmış uzun soluklu bir söyleşi.

Levinas ile 1983-1994 arasında yapılmış uzun soluklu söyleşileri bir araya getiren kitap, “yüzün epifanisi”, “ölüm ve başka”, “kopuş felsefesi” ve “tanrı sorunu” gibi Levinas felsefesinin öne çıkan kavramlarını irdelediği gibi, filozofun beslendiği düşünsel kaynakları da ortaya koyuyor.

  • Künye: Michaël de Saint Cheron – Emmanuel Levinas ile Söyleşi, çeviren: Işık Ergüden, Alfa Yayınları

Umut Koloş – Foucault, İktidar ve Hukuk (2015)

Türkiye’de daha önce benzeri yapılmamış, Michel Foucault’nun hukuka ilişkin tespit ve iddialarını hukuk felsefesi bağlamında analiz eden bir çalışma.

Umut Koloş çalışmasında, Foucault’nun felsefeyi ele alış metodolojisini irdeledikten sonra, iktidar sorununu ve Foucault’nun iktidar analizinde hukukun yerini tartışıyor.

  • Künye: Umut Koloş – Foucault, İktidar ve Hukuk, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Martin Loughlin – Kamu Hukukunun Temelleri (2018)

Kamu hukukunun Ortaçağ’dan modern devletin ortaya çıkışına uzanan bir süreçte irdeleyen, alan için önemli bir rehber.

Martin Loughlin burada,

  • Kamu hukukunun oluşumunu sağlayan etkenleri,
  • Kamu hukukunun gelişiminde Ortaçağ hukukçularınca yürütülen tartışmaların hayati payını,
  • Ortaçağ temel hukuk düşüncesinin sekülerleşmesi ve rasyonelleşmesini,
  • Kamu hukukunun modern yönetim anlayışına nasıl yetke ve meşruiyet kazandırdığını,
  • Devlet, anayasa ve hükümet gibi, kamu hukukunun üç temel öğesinin işlevlerini,
  • Ve siyaset, teknoloji ve bilim alanında yaşanan gelişmelerin kamu hukukunu nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.

Loughlin bu konuları da, on altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyılın başına uzanan bir zaman diliminde ve Bodin, Althusius, Lipsius, Grotius, Hobbes, Spinoza, Locke, Montesquieu, Rousseau, Kant, Fichte, Smith ve Hegel gibi pek çok ismin kamu hukukuna dair fikirleri ekseninde irdeliyor.

  • Künye: Martin Loughlin – Kamu Hukukunun Temelleri, çeviren: Dilşad Çiğdem Sever ve Kıvılcım Turanlı, Dipnot Yayınları, hukuk, 407 sayfa, 2018

Walter Benjamin – Walter Benjamin Kitabı (2018)

Kısa bir ömür sürmesine rağmen Walter Benjamin, ortaya koyduğu fikirlerle yirminci yüzyıl Batı düşüncesinin en etkili isimlerindendi.

Ve etkileri hiç sonlanmadı, bilakis son zamanlarda kendisine artan ilgide önemli bir artış da söz konusu.

Hannah Arendt’in “Zengin ve garip olan şeyleri, derinliklerindeki incileri ve mercanları alıp su üstüne çıkarmak için denizin dibine kadar inen bir inci avcısı,” dediği Benjamin, bir felsefeci ve eleştirel kuramcı olarak çok çeşitli alanlarda kalem oynattı.

İşte bu kapsamlı kitap da, Benjamin’in seçme yazılarını bir araya getiriyor.

Bu yazılar, estetik kuramından kültür kuramına, siyasal teolojiden Alman Romantizmine ve film kuramına, Benjamin’in ne denli zengin bir alanda düşünce ürettiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Walter Benjamin – Walter Benjamin Kitabı: Seçme Yazılar, hazırlayan ve çeviren: Tunç Tayanç, Dipnot Yayınları, felsefe, 542 sayfa, 2018

Simon Blackburn – Etik (2018)

Belki yozlaşmanın sınır tanımadığı günümüzde etik, kimi zaman pek karşılığı olmayan bir kavram ve olgu olarak görünebilir.

Öyle ya, Tanrı’nın olmadığının ilan edildiği günümüzde, ayrıca bilim de insanın hepten bencil, çıkarcı ve saldırgan bir varlık olduğunu her fırsatta yüzümüze vurmuşken.

Oysa etik, tam da zorlu zamanlarda sınanır ve asıl önemini ve vazgeçilmezliğini de böylesi zamanlardan alır.

Simon Blackburn, elimizdeki kitabında tam da bunu anlatıyor.

Yazar, şimdiye kadar arzu, mutluluk, özgürlük ve ölüm gibi temalar etrafında yürütülmüş etik tartışmaları bir baştan diğer başa kuşatıyor.

Blackburn bunu yaparken, hayatın anlamı üzerine bizi düşünmeye davet ediyor ve yaşadığımız dünyanın dehşetine ve yarattığı karamsarlığa rağmen etik değerler konusunda neden ümidimizi yitirmememiz gerektiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Blackburn – Etik, çeviren: Erkan Uzun, Dost Kitabevi, felsefe, 194 sayfa, 2018