Carlo Ginzburg – Tahta Gözler (2009)

California Üniversitesi’nde İtalyan Rönesansı Araştırmaları profesörü olarak çalışan Carlo Ginzburg, ‘Tahta Gözler’de, bireyle şeyler arasındaki ilişkide mesafenin, uzaklıkla yakınlık arasındaki dengenin nasıl kurulacağına odaklanıyor.

Katolik bir ülkede doğup büyümüş bir Yahudi olduğunu ve Yahudilik kimliğinin baskı sonucu ortaya çıktığını söyleyen Ginzburg, mesafe üzerine düşünmeye, ait olduğu çoklu geleneği irdelemekle başlamış.

Aşinalık, yadırgatıcılık, perspektif, temsil, imge ve mit kavramlarından hareket eden yazar, ilkçağdan günümüze değin, dengeli mesafenin kurulabilme imkânlarını araştırıyor.

  • Künye: Carlo Ginzburg – Tahta Gözler: Mesafe Üzerine Dokuz Düşünce, çeviren: Aysun Şişik, Metis Yayınları, felsefe, 278 sayfa

Doğan Şenocak – Doktorluk Sanatı (2018)

Prof. Dr. Doğan Şenocak’ı bilen bilir.

Kendisi çok, çok iyi bir doktordur.

Mesela, sizi muayene etmeden önce, artık bugünün doktorlarında pek göremediğimiz şekilde, iyice bir dinler, kendisinin tabiriyle, “hikâyenizi” öğrenir.

İyi bir dinleyicidir, muayenesi sohbetle, muhabbetle devam eder.

Bu muhabbetin içinde kitaplar vardır, sanat vardır ve hayatı güzel, anlamlı ve estetik kılan başkaca birçok şey daha vardır.

İşte Şenocak’ın, alt başlığı “Ars longa vita brevis…”, yani “Sanat uzun, hayat kısa…” olan bu kitabı da, tam da o güzel muhabbeti yazıya döken, doktorluğun neden yalnızca tıbbi bilgiden ibaret olmadığını, tamı tamına bir sanat olduğunu anlatan bir metin olmasıyla değerli.

Kitabını, tam de kendisine yakışır şekilde Hipokrat’ın özdeyişleriyle harmanlayan Şenocak, tıbbın neden bir sanat olduğunu ve tüm bir yaşamın bu sanatı öğrenmek için neden yetemeyeceğini, kendi doktorluk sürecinden edindiği deneyimlerle zenginleştirerek anlatıyor.

“Doğru doktorluk nasıl olmalı?” sorusunun yanıtını arayan her okurun ve söylemeye bile gerek yok, mesleğini bir sanat olarak icra etmek isteyen her hekimin okuması gereken bir yapıt.

  • Künye: Doğan Şenocak – Doktorluk Sanatı, Doğan Kitap, sağlık, 200 sayfa, 2018

Spinoza – Politik İnceleme (2018)

‘Politik İnceleme’ (Tractatus Theologico-Politicus), Spinoza’nın yaşarken yayınlandığını göremediği, 1670 yılında Amsterdam’da imzasız olarak yayınlanan, kendisinin kaleme aldığı son yapıtıdır.

Spinoza bu eserinde, monarşik, aristokratik ve demokratik devletleri yeniden yorumlayarak “en iyi yönetim biçimi nedir?” sorusuna yanıt arıyor.

Düşünür bunu yaparken de, doğal hak, egemen güçlerin hakkı, kamu işleri, bir devlet için mümkün en iyi durum, monarşi, aristokrasi ve demokrasi konu ve kavramlarını derinlemesine tartışıyor.

Spinoza için devletin amacı, insandır ve devlet dediğimiz yapı da, işlerini yurttaşlardan gizli saklı yürütmemelidir.

Zira devlet yönetiminin kayıtsız şartsız biçimde yöneticilere emanet edilmesi, özgürlük açısından son derece tehlikelidir ve hem devlete hem de yurttaşlara yapılacak asıl kötülük de budur.

  • Künye: Spinoza – Politik İnceleme, çeviren: Murat Erşen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 156 sayfa, 2018

Arthur Schopenhauer – Aşkın Metafiziği (2018)

Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dâhilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar; çünkü her zaman içinde bulundukları ana sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler.

Arthur Schopenhauer’un klasik yapıtı ‘Aşkın Metafiziği’, insan doğasında en güçlü itki olarak tanımladığı aşkı enine boyuna tartışıyor.

Schopenhauer, aşkın insandaki en güçlü ve yaygın itki olmakla birlikte, gizli ve irrasyonel olduğunu, bize acı veren eylemlerde bulunmamıza neden olduğunu savunuyor.

Bizim için yıkıcı olsalar ve tatmin edilmeleri kısa süreli ve anlık olsa bile aşk dürtüsüne neden teslim oluruz?

Başka bir deyişle, aşk deneyiminin sonucu her seferinde hayal kırıklığı olduğu halde, neden ısrarla aptallığımızı sürdürürüz?

Schopenhauer, temel olarak bu sorunun yanıtını arıyor.

Aşk için üremeden başka hiçbir amacın olmadığını ve üreme için de türün hayatta kalmasından başka hiçbir amacın olmadığını belirten düşünüre göre, her birey tür uğruna ürer ve üreme görevini yerine getirdikten sonra ıskartaya çıkarılır ve ölüme teslim edilir.

Bu önemli kitabın elimizdeki baskısı, metnin dilimize çevirilerinde daha önce yer almayan, “paderastie”, yani “oğlancılık” üzerine olan son bölümünü de barındırıyor.

Schopenhauer burada da, iradenin içine düştüğü bir tür çıkmaz sokaktan söz ediyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Aşkın Metafiziği, çeviren: Veysel Atayman, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 80 sayfa, 2018

Chris Bateman – Kaos Etiği (2017)

Ahlaki çürüme, toplumun ve onun bir kolu olarak siyasetin çöktüğünün ilanıdır.

Böyle bir durumda, verili ahlak yasasının artık hiçbir hükmü kalmamıştır.

İşte Chris Bateman bu önemli kitabında, hem etik yasasındaki geriye doğru gidişin nedenleri hakkında kapsamlı analiz hem de her şeye rağmen, etik ilkelere neden sahip çıkmamız gerektiği konusunda bir tartışma sunuyor.

Bateman kitabında, Kant, Nietzsche, Levinas, Mary Midgley, Alasdair MacIntyre, Alain Badiou, Isabelle Stengers ve Bruno Latour gibi filozofların düşüncelerini yoğun bir şekilde tartışarak, ahlak tartışmasına zengin bir katkıda bulunuyor.

Yazar, etik düşüncedeki çeşitliliğin her zaman yararımıza olduğunu, ahlak konusundaki kesin yargıların faydadan çok zarara yol açtığını ve erdemli olmanın yeni yollarını bulmanın neler olabileceğini anlatıyor.

  • Künye: Chris Bateman – Kaos Etiği, çeviren: Senem Babaoğlu, Doruk Yayınları, felsefe, 424 sayfa, 2017

Leo Huberman ve Paul Sweezy – Sosyalizmin Alfabesi (2018)

İlk olarak 1953’te yayınlanmış, bizde de uzun yıllar ‘Sosyalizmin ABC’si adıyla çevrilmiş ‘Sosyalizmin Alfabesi’, güçlü argümanları ve kapsamlı oluşuyla, sosyalizme giriş konusunda bugün klasik haline gelmiş durumda.

Bu Türkçe basımda, yazarların gözetiminde yayınlanan 1968 tarihli basım esas alınmış.

Kitapta, sermaye birikiminden artık değere, tekelden gelir dağılımına, bunalım ve durgunluktan emperyalizm ve savaşa pek çok konu ele alınıyor.

Kapitalizmin neden akla ve adalete aykırı olduğunu ve sosyalizmin hayatımızdaki etkilerinin neler olacağını merak edenler bu çalışmayı kaçırmasın.

Kitapta, sosyalizmin özgürlüğe nasıl baktığı ve Sovyet deneyiminden ne gibi dersler çıkarabileceğimiz gibi güncelliğini yitirmeyen konular da ele alınıyor.

  • Künye: Leo Huberman ve Paul Sweezy – Sosyalizmin Alfabesi, çeviren: Mehmet Selik ve Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, felsefe, 192 sayfa, 2018

Kolektif – İslam Düşüncesinde Süreklilik ve Değişim (2015)

Klasik sonrası dönem İslam düşünürlerinden Seyyid Şerif Cürcânî’nin Şerhu’l-Mevâkıf eserini merkeze alarak İslam düşüncesinin aldığı seyri irdeleyen makaleler.

Bu kapsamlı çalışma, İslam düşüncesinin klasik döneminde kelâm, felsefe ve tasavvuf gibi alanlardaki gelişmeler ile bunun sonraki dönemi nasıl etkilediğini görmek için iyi bir vesile.

  • Künye: Kolektif – İslam Düşüncesinde Süreklilik ve Değişim, editör: M. Cüneyt Kaya, Klasik Yayınları

Georg Wilhelm Friedrich Hegel – Felsefe Tarihi 1 (2018)

Hegel’in Heidelberg Üniversitesi’nde verdiği derslerin ürünü olan ‘Felsefe Tarihi’nin bu ilk cildi, Grek felsefesini bir baştan diğer başa kuşatan, altın değerinde bir kaynak.

Hegel, Thales’ten Platon’a, Parmenides’ten Plotinus’a ve Aristo’ya, bu özgün felsefenin ana aktörlerini ve bu felsefi anlayışının beslendiği ana kaynakları irdeliyor.

Yunan felsefesine ilişkin buradaki değerlendirmenin, tam da bu büyük düşünüre yakışır cinsten olduğunu ayrıca vurgulamamız gerekiyor.

Zira Hegel, 2 bin 500 yıllık felsefe tarihinde bir dönüm noktası olan Grek felsefesinin temel yönelim ve eğilimlerini ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda dönemin felsefesini ve filozoflarını felsefe tarihi içindeki yerlerini açıklığa kavuşturuyor, bunları sıkı bir ilişkisellik içinde tartışıyor.

  • Künye: Georg Wilhelm Friedrich Hegel – Felsefe Tarihi 1: Thales’ten Platon’a Grek Felsefesi, çeviren: Doğan Barış Kılınç, Nota Bene Yayınları, felsefe, 440 sayfa, 2018

Kolektif – Komünizm: Yeni Bir Başlangıç (2015)

Dünya çapındaki isyanları küresel kapitalizmin bütünlüğü içinde konumlandıran ve bu ortamda komünizmin nasıl bir perspektif sunacağını irdeleyen makaleler.

2010 Berlin Konferansı’na sunulan makalelerden oluşan ve daha önce yine Metis tarafından yayınlanmış, ayrıca burada de yer verdiğimiz ‘Komünizm Fikri’, komünist eylem ve pratiğinde gerçleştirilmesi gereken reformlardan küresel kapitalizme karşı mücadele etmek isteyenler açısından komünizmin bugün ne anlama gelebileceğine kadar pek çok konu tartışılmıştı.

Söz konusu serinin ikincisi olan elimizdeki kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Slavoj Žižek, Alain Badiou, Étienne Balibar, Bruno Bosteels, Susan Buck-Morss, Jodi Dean, Adrian Johnston, Frank Ruda ve Emmanuel Terray.

Kitapta, özellikle Alain Badiou ve Emmanuel Terray imzalı makalelerin dikkat çekici perspektifler sunduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Kolektif – Komünizm: Yeni Bir Başlangıç (Komünizm Fikri 2), hazırlayan: Slavoj Žižek, çeviren: Nil Pınar Arın, Arda Çiltepe ve Anıl Aşkın, Metis Yayınları

Zygmunt Bauman – Retrotopya (2018)

Zygmunt Bauman’ın kısa ama etkili kitabı ‘Retrotopya’, düşünürün hayatı boyunca ilgilendiği temel kavramları, aradan geçen uzun bir süreden sonra yeniden yorumluyor.

2017’de yayınlanan kitabında Bauman, eşitsizlik, toplumsal değişim, teknik, teknoloji, iletişim çağı ve sosyal medya, parçalanma, geçmiş, gelecek, ütopya ve distopya gibi birbirinden farklı ve zengin konularda değerlendirmelerde bulunuyor.

“Geleceğe uzanan yol, tekinsiz görünen bir çürüme ve yozlaşma yolu gibi görünmeye başlıyor. Acaba geriye, geçmişe uzanan yol geleceklerin her şimdiye dönüştüklerinde sebep oldukları hasarlardan arınma patikasına dönüşme şansını kaçırır mı?” diyen Bauman, kapitalizmin gelişmesiyle geçmişle kurduğumuz ilişkinin dönüşümünden ulus devletlerin işlevsizleşmesinin yarattığı krize, politik istikrarsızlıktan sosyal bozulmaya birçok güncel konuyu kendine has tarzıyla tartışıyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Retrotopya: çeviren: Ali Karatay, Sel Yayıncılık, felsefe, 164 sayfa, 2018