Walter Benjamin – Teknik Olarak Yeniden Üretilebilirlik Çağında Sanat Eseri (2023)

Walter Benjamin’in Paris’te sürgünde olduğu dönemde yazdığı ‘Teknik Olarak Yeniden Üretilebilirlik Çağında Sanat Eseri’ ilk olarak 1936’da kısaltılmış Fransızca çevirisiyle yayımlandı.

Benjamin’in “materyalizmin adına layık ilk sanat kuramı” olarak tanımladığı bu metin, 60’lı ve 70’li yıllarda yeniden keşfedildi.

80’lerden beri de modern kültür ve medya teorilerinin temel metinlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Benjamin bu denemesinde, sanatın ve sanatın alımlanışının, özellikle fotoğraf ve filmin gelişimiyle kaçınılmaz olarak dönüşüm geçirdiğini, kitlesel yeniden üretim olanaklarının artmasıyla sanat eserinin “aura”sını, özgünlüğünü ve kültürel otoritesini yitirdiğini savunuyor.

Yeniden üretilebilirlik sayesinde oluşan kolektif estetik, bir yandan toplumsal özgürleşme yolunda gelişim olanağı sunarken diğer yandan faşizmin yükselişinden de anlaşılacağı gibi siyasetin güdümüne girme tehlikesini de içinde barındırıyor.

  • Künye: Walter Benjamin – Teknik Olarak Yeniden Üretilebilirlik Çağında Sanat Eseri, çeviren: Ogün Duman, Can Yayınları, sanat, 48 sayfa, 2023

Edmund Husserl – Geometrinin Kökeni (2023)

Fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl, 1936 yılında başlıksız kısa bir metin kaleme alır, bu el yazması Eugen Fink tarafından ‘Geometrinin Kökeni’ başlığıyla 1939 yılında yayınlanır.

Husserl geometrinin kökenini ele alıyor gibi görünse de aslında bir bilimin esas anlamını ve hem ortaya çıkışının hem de geleneğinin transandantal koşullarını inceler.

Çağdaş Fransız felsefesinin sıra dışı isimlerinden Jacques Derrida ise bu kısa metni alır, diğer nüshalarla karşılaştırır ve ayrıntılı bir “Önsöz” yazar, ki bu kitabın ortaya çıkmasına vesile olan da zaten bu “Önsöz”dür.

Derrida’nın amacı, devasa sorunlarla ilgilenen ama gayet kısa olan Husserl’in bu kısa ve yoğun metnini anlaşılır kılmaktır.

Derrida, bir yandan Husserl’in tarihsel araştırma yönteminden yola çıkar, diğer yandan ise fenomenolojinin yapısökümcü eleştirisini aşamalı biçimde ortaya koyar.

Husserl’in metniyle birlikte Derrida’nın bu “Önsöz”ü, sadece filozofları değil, başta antropologlar ve matematikçiler olmak üzere çeşitli temel bilimlerden birçok araştırmacının ilgisini çekmeye devam ediyor.

  • Künye: Edmund Husserl – Geometrinin Kökeni, önsöz: Jacques Derrida, çeviren: Ayşe Meral, Albaraka Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2023

Galenos – Ruhun Duygulanımlarının ve Hatalarının Teşhis ve Tedavisi (2023)

İyi bir tabip filozof olmalı, aynı zamanda erdemli biri de olmalı.

Antik Roma’nın en önemli hekimlerinden olan Bergamalı Galenos bu eşsiz kitabında, bizzat kendi hayatından da yola çıkarak ideal insanın ve ideal hekim/filozofun resmini çiziyor.

Galenos, tıp ilmi ve tabip kimliğiyle felsefeye yeni bir yaklaşım geliştirmeye çalışması yanında, diğer yandan felsefe formasyonuyla tıp ilmi ve hekimliğe de yeni bir vizyon getirmeye çalışmıştı.

“İyi bir tabibin filozof olması gerektiği” şeklinde, hakkında müstakil risale de kaleme aldığı iddiası, fizik ve fizik ötesi araştırmayı birbirinin tamamlayıcısı olarak gördüğünün bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Galenos, bu iki veçheye son olarak ahlakı da ekler.

Ona göre filozof ve tabip, aynı zamanda erdemli de olmalıdır. Duygulanımlarına yenik düşmeyen ve kontrollü bir filozof ve tabip, Galenos’un ideal insanı gibi görünmektedir.

Bu kitapta da aslında bu ideali kendi hayatında nasıl gerçekleştiğinin ipuçlarını veriyor, tabiri caizse kendisinin söz konusu ideal insan olarak görülebileceğinin işaretlerini sunuyor.

  • Künye: Galenos – Ruhun Duygulanımlarının ve Hatalarının Teşhis ve Tedavisi, çeviren: Hümeyra Özturan, Albaraka Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2023

Katrina Forrester – Adaletin Gölgesinde (2023)

‘Bir Adalet Teorisi’, 1971’de yayımlandığında, yazarı John Rawls’u İngilizce konuşulan ülkelerin en ünlü siyasal düşünürü haline getirmişti.

‘Adaletin Gölgesinde: Savaş Sonrası Liberalizm ve Siyasal Felsefeyi Yeniden Şekillendirmek’, liberalizmin yükselişi ve Anglo-Amerikan siyaset felsefesi üzerindeki John Rawls etkisi üzerine eleştirel bir inceleme.

Kitap, liberal siyaset felsefesinin yirminci yüzyılın ikinci yarısında nasıl dönüştüğüne odaklanıyor.

Katrina Forrester, adalet, eşitlik, yükümlülük ve devlet üzerine bir fikirler dizisi olarak liberal eşitlikçiliğin, savaş sonrası ABD ve İngiltere’nin siyasi ve ideolojik bağlamında nasıl ortaya çıkıp baskın hale geldiğini gösteriyor.

Sivil haklar hareketi ve Vietnam Savaşı’nın ardından Rawls’un ‘Bir Adalet Teorisi’, belirli bir tür liberalizmi siyaset felsefesi için gerekli kılmıştı.

Forrester, kapsamlı bir arşiv çalışması eşliğinde, yüzyıl ortasında Amerikan devlet karşıtları ve İngiliz eşitlikçileri arasında alevlenen tartışmaların kökenlerini inceleyerek bu liberalizm biçiminin yükselişini ve mirasını ele alıyor.

1960’lı yıllardan başlayarak, adalet, eşitsizlik, sivil itaatsizlik, haklı savaş, küresel ve nesiller arası adalet ile nüfus etiği üzerine çağdaş teorilerin izini sürüyor.

Bu yıllarda, siyaset felsefecileri, hem soldaki hem de sağdaki meydan okuma ve alternatiflere cevap ararken bu liberalizmi genişletip geliştirmiş ve yeniden şekillendirmişti.

Bu düşünürler, siyaset felsefesinin gidişatını değiştirmede önemli bir rol oynadılar.

Liberalizmin ihtirasına ve sınırlarına dair titiz bir inceleme olan ‘Adaletin Gölgesinde’, geç yirminci yüzyılın siyasi düşünce tarihini yeniden yazarken dönemin önde gelen siyaset felsefesi düşünürleri ve katkıları hakkında yeni yorumlar ve bakış açıları getiriyor.

  • Künye: Katrina Forrester – Adaletin Gölgesinde: Savaş Sonrası Liberalizm ve Siyasal Felsefeyi Yeniden Şekillendirmek, çeviren: Onur Aslan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 454 sayfa, 2023

Ward Farnsworth – Sokratik Yöntem (2023)

Nasıl daha iyi felsefe yapabiliriz konusunda, bu işin piri Sokrates’ten öğreneceğimiz çok şey var.

Hukuk Profesörü Ward Farnsworth’ün, esasında zihnin nasıl işlediğini irdelediği bu kitabı, yüzlerce alıntıdan faydalanarak Sokratik yöntemin ne olduğunu ve nasıl kullanılacağını anlatıyor.

Sokratik yöntem dürüstlüğün ve ahlakın kalbinde yer alır.

Bundan 2500 yıl kadar önce Platon, Sokrates’i başkalarıyla sohbet ederken betimleyen bir dizi diyalog kaleme aldı ve bu diyaloglarla Sokrates’in geometri bilmeyen birine nasıl problem çözdürdüğünü anlattı.

Sokrates, insanları nasıl sorgulayacağımızı göstermek için sorgulamadı, bunu bize nasıl düşünmemiz gerektiğini öğretmek için yaptı.

Sokratik yöntem, korkusuzca soru sormak ve soruları yanıtlamak, kendi düşüncelerimizi dile getirmek ve başkalarının düşüncelerini duyduğumuzda öfkeye kapılmamak, gerçeği sevmek ve onu bilip bilmediğimiz konusunda alçakgönüllü davranmak demektir.

Sokratik yöntem, bir teknikten daha fazlası, bir sabır, sorgulama, tevazu ve şüphe ahlakıdır.

Özellikle günümüzde daha iyi düşünmek için bir araç olan bu yöntem, ister hukukta, politikada, eğitimde, ister mutfak masasında tartışılan önemli konularda olsun zihnin kötü alışkanlıklarının ilacıdır.

Hukuk Profesörü Ward Farnsworth, bu kitapla yüzlerce alıntıdan faydalanarak Sokratik yöntemin ne olduğunu ve nasıl kullanılacağını anlatıyor.

Bu kitap, felsefeye Sokrates gibi yaklaşanlar, hayattan ve onun nasıl yaşanması gerektiğinden anlam çıkarmayı günlük bir aktivite haline getirenler ve Sokrates’in nasıl daha iyi felsefe yapabileceğimize dair söylediklerini bilmek isteyenler için eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Ward Farnsworth – Sokratik Yöntem: Düşünmeye Dair Bir Kullanıcı Kılavuzu, çeviren: Müge Kocaman Özçelik, Beyaz Baykuş Yayınları, felsefe, 328 sayfa, 2023

George L. Kline – Sovyet Felsefesinde Spinoza (2023)

İlkin 1952’de yayımlanan bu kitap, Spinoza yorumunun çatışan Marksist okulların ortaya çıkışı da dahil olmak üzere, 1920’ler ve 30’larda Sovyetler Birliği’nde Spinoza biliminin yeniden canlanması üzerine çok sayıda çalışmayı bir araya getiriyor.

Bu çalışma, bağlama dair referanslar sağlayan uzun bir girişle birlikte, 1923-1932 yılları arasında Spinoza üzerine yayımlanan yedi nitelikli makalenin Kline tarafından yapılan çevirilerini içeriyor.

Bu gelişmeler, bir Batı Avrupa diline önceden çeviri yapılmaması nedeniyle Rusya dışında genellikle bilinmiyordu.

Spinoza’nın Marksist yorumu, yalnızca Batı biliminin baskın geleneklerinden değil, aynı zamanda Devrim öncesi Rusya’nın eleştirel ve olumsuz görüşlerinden de bir kopuşu temsil ediyor.

Bu kitap hem Sovyet felsefesinde Spinoza’nın hem de Spinoza aracılığıyla Sovyet felsefesinin incelenmesini sağlıyor.

  • Künye: George L. Kline – Sovyet Felsefesinde Spinoza, çeviren: Akın Sarı, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2023

Ülker Gökberk – Hafıza Kazısı (2023)

  • Bilge Karasu ile Walter Benjamin arasında bir bağ olabilir mi?
  • Birbirinden farklı ve uzak görünen bu iki isim arasında ortak noktalar var mıdır?
  • İkisini karşılaştırmak mümkün müdür?

‘Hafıza Kazısı’ Bilge Karasu’nun ‘Lağımlaranası ya da Beyoğlu’ başlığı altında toplanmış metinlerini Walter Benjamin’in ‘Bin Dokuz Yüzlerin Başında Berlin’de Çocukluk’ ve hafıza ile ilgili diğer metinleriyle birlikte okuyan ve Karasu’nun metinlerindeki tarihsel hafıza katmanlarını araştıran bir çalışma.

Ülker Gökberk kişisel olarak da tanımış olduğu Bilge Karasu’nun anlatılarında kurmacayla birlikte var olan gerçeklik parçalarını bulup çıkarmaya çalışırken ‘Lağımlaranası’nı kişisel ve kolektif hatıraların yansımış olabileceği bir Beyoğlu anlatısı olarak okuyor.

Gökberk “hafıza kazısını” bağlamına oturturken Benjamin’in yanı sıra Freud, Bergson, Ricoeur, Barthes gibi düşünürlerin geliştirdiği yaklaşımlardan yararlanıyor, bunlara ek olarak Türkiye’nin yakın tarihinde Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül Olayları gibi önemli konuları ele alıyor.

Walter Benjamin’le diyaloğa soktuğu Bilge Karasu’yu dünya edebiyatının bir parçası olarak yorumlayan ‘Hafıza Kazısı’, Karasu hakkındaki eleştirel yazına kapsamlı bir katkı.

  • Künye: Ülker Gökberk – Hafıza Kazısı: Bilge Karasu’nun İstanbul’u Walter Benjamin’in Berlin’i, çeviren: Kübra Kelebekoğlu, Metis Yayınları, inceleme, 2023

Alfred North Whitehead – Doğa ve Yaşam (2023)

Alfred North Whitehead’in 1933’te Chicago’da verdiği iki konferanstan oluşan bu eser, doğadaki değişimler ve süreklilikler arasındaki ilişkiselliği ve bütünsel bir yaşam mefhumunun temellerini konu alıyor.

Birinci konferansta Whitehead, doğayı, ortodoks öğretiler dediği klasik mekân anlayışları dışındaki bir düşünce sahnesinde yeniden düşünmenin olanaklarını araştırıyor.

Klasik mekân anlayışlarının ve genel olarak atomcu öğretinin boş mekân ile onu dolduran madde zerreleri arasında kurduğu bağlantının zayıflığını sergiledikten sonra, faaliyet ve süreç eksenlerine oturan bir doğa mefhumu geliştiriyor.

Bu yeniden düşünme, doğayı bir süreç olarak kavrama girişiminde duyu-algısını temel hareket noktası olarak alıyor ve modern ontolojinin bazı ana dayanaklarına itiraz ediyor.

Bu eleştiri ve argümanlarla bağlantılı olarak ikinci konferansta ilişkisel bir yaşam mefhumu geliştiren Whitehead’e göre doğa ve yaşam, modern felsefenin başlangıcından beri bir bölünme içine sokulmuştur.

Özne, kendini, bedeninden ve maddi doğadan bağımsız bir varlıkmışçasına kurmuştur.

Bedeni yok sayan felsefi geleneğin ruhsuzlaştırdığı dünya, süreç ve faaliyet olarak kavranmalıdır.

İşte yaşam, ancak o zaman, içerisinde dinamik bir evren ilkesi şeklinde işleyen karşılıklı bağlantılar ve bir dayanışma bloğu olarak anlaşılabilir.

  • Künye: Alfred North Whitehead – Doğa ve Yaşam, çeviren: Sercan Çalcı, Say Yayınları, felsefe, 64 sayfa, 2023

Wilhelm Windelband – Antik Yunan Felsefesi Tarihi (2023)

Avrupa felsefesinin temelini oluşturan fikirlerin geçirdiği evrimin ayrıntılı ve yoğun bir anlatımı.

Çalışmasına felsefeyi ve felsefe tarihini tanımlayarak başlayan Wilhelm Windelband, Batılı anlamdaki felsefenin temel problemleriyle uğraşarak tarih sahnesinde kendilerine sarsılmaz bir yer edinen Yunan düşünürleri ve ortaya koydukları fikirleri kozmolojik, antropolojik ve sistematik gibi farklı yönleriyle irdeliyor.

Sadece geçmişin entelektüel dünyasını anlamak için değil, çağımızı meşgul eden soruları farklı bir perspektiften ele alabilmek için de felsefe tarihleri her zaman kütüphanelerimizin en güzide konukları oldular.

Windelband’ın bu eseri gibi, bir kısmı yazıldıkları günden beri alanın vazgeçilmez başvuru kaynaklarından oldular.

Yeni Kantçı Baden Okulunun kurucusu kabul edilen Windelband, “Felsefe Tarihi”nin bu ilk kitabında, tarih sahnesinde kendilerine sarsılmaz bir yer edinen Yunan düşünürleri ve ortaya koydukları fikirleri kozmolojik, antropolojik ve sistematik dönem başlıkları altında inceliyor.

Kozmolojik dönemde, “Tüm değişimlerin değişmeden kalan kaynağı nedir?” sorusu Antik dünyanın düşünürlerini uzunca bir süre meşgul etmiş ve dışarıdaki dünyayı anlama çabaları bilimin içeriğinde belirleyici olmuştu.

Antropolojik dönemde Sofistler ve Sokrates ile birlikte bilim, insanın içsel etkinlikleriyle ilgilenmeye başlayarak pratik bir önem kazandı.

Demokritos, Platon ve Aristoteles ise bu iki döneme ait düşünceleri kendi felsefelerinde bir araya getirmiş olduklarından, Windelband tarafından Antik felsefenin sistem filozofları olarak ele alındı.

Milet Okulunun doğa bilimcileri Thales, Anaksimenes, Anaksimandros’un evrenin kumaşını arayışları; Kynik ve Kyrene okullarının haz anlayışı; ‘karanlık’ Herakleitos’un değişim yasası; Parmenides’in ‘varlık’ öğretisi; Pythagorasçı sayı teorisi; Leukippos’un atomculuğu; Zenon’un paradoksları; Protagoras’ın bilgi kuramı bu kitabın sunduğu başlıca tartışma konuları.

  • Künye: Wilhelm Windelband – Antik Yunan Felsefesi Tarihi, çeviren: Ayşe Çevik, Fol Kitap, felsefe, 248 sayfa, 2023

Yıldız Silier – Felsefenin Bahçesinde (2023)

Felsefe ne işe yarar?

Cevaplarımızı değil sorularımızı arttırıp aklımızı karıştırıyorsa, gereksiz ve hatta zararlı değil mi?

Bu kitapta felsefe tarihindeki ünlü filozofların kuramlarının özetleri yok.

Bu kitap, felsefenin ana binasına girmeden, bahçesinde dolaşmaya davet ediyor gençleri.

Hayatımıza değen, bize kendimizle ve dünyayla yüzleşme cesareti veren bir felsefe yapma yordamı geliştirmeye çalışıyor.

Nefes alıp veren, aklı yüceltmeyen bir felsefe yapış tarzıyla felsefi bir yaşamı nasıl inşa edebiliriz sorusuna yöneliyor.

Kitabın yaklaşık yarısı Yıldız Silier’in Boğaziçi ÜniversitesiRndeki dokuz öğrencisinin bu kitap için yazdığı felsefi diyalog ve öykülerden oluşuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet Aktaş, Ege Asova, Burak Barıtlı, Leyla Bozan, Elif Dilber, Derin Güçer, Maide İdil İspir, Ulaşcan Kurt ve Sibel Nisan Namlı.

  • Künye: Yıldız Silier – Felsefenin Bahçesinde, Yordam Kitap, felsefe, 128 sayfa, 2023