Georg Simmel – Schopenhauer ve Nietzsche (2022)

İki Alman yaşam felsefesi ustasını fikirleri, çelişkileri ve tezatlıklarını oyuna dahil eden enfes bir kitap.

Georg Simmel’in çalışması, hem Schopenhauer hem de Nietzsche’nin felsefeleri üzerine yapılmış çok iyi bir açıklama ve yorum.

Nietzsche genellikle Schopenhauer’un derinden etkilediği filozoflardan biri olarak görülür.

Bu kitap da, iki düşünürün felsefi konumlarını tartışması ve karşılaştırmasıyla çok önemli.

  • Künye: Georg Simmel – Schopenhauer ve Nietzsche, çeviren: Emre Güler, Beyoğlu Kitabevi, felsefe, 2022

Sanem Yazıcıoğlu – Husserl Fenomenolojisinde Zaman Algı Bellek (2022)

Fenomenoloji, felsefi kavrayışın ilkelerini yeniden kurmaya yönelik bir projedir.

Bu kitap, felsefeyi bitimsiz bir anlama, yaşamı da bitimsiz bir deneyim alanı olarak yeniden kuran bu projeyi yakından inceliyor.

Husserl fenomenolojisiyle olanaklı hâle gelen bu yeni kavrayış, kitapta zaman, algı ve bellek kavramlarının ayrılmaz birliği içerisinde inceleniyor ve konuya kapsamlı bir bakış sunuyor.

Zaman deneyimi her bir anın deneyimi ile başlar.

Ancak tıpkı bir melodide olduğu gibi, süreklilik ve devamlılık, zamanı da, bilinci de bir akış olarak kurmamızı sağlayan anahtar kavramlardır.

Algı ve bellek arasında ‘bilincin oyun alanı’ olarak betimlenebilecek bir ilişki vardır.

Algı ‘şimdi’ye, anımsama ve unutma gibi bilinç etkinlikleri ise ‘geçmiş’e aittir.

Fakat geçmiş, olup bitenin orada kaldığı durağan bir alan değil, bellekte etkin bir biçimde yeniden kurulan bir alandır.

Husserl’in geliştirdiği ve Çağdaş Kıta felsefesine yön veren fenomenolojinin zaman, algı ve bellek üzerinden bu okuması, Heidegger’den Derrida’ya çağdaş kuramları anlamak bakımından da önemli bir başlangıç zemini sağlıyor.

  • Künye: Sanem Yazıcıoğlu – Husserl Fenomenolojisinde Zaman Algı Bellek, Fol Kitap, felsefe, 272 sayfa, 2022

François Recanati – Dil (ve zihnin) Felsefesi (2022)

Dil felsefesi ve zihin felsefesi artık ayrışmaz bir bütün oluşturur.

Dilsel anlatım “anlam içerir”.

Peki, bu ne anlama gelir?

François Recanati üç olası yanıtı birbirinden ayırt eder.

Birinci yanıta göre anlam içermek, (dilsel bir anlatım için) zihinsel temsillerle ilişkilendirilmektir.

İkici yanıta göre anlam içermek, “atıfta bulunmak” ve dünyada bir şeye –dil dışı bir gerçekliğe– gönderme yapmaktır.

Üçüncü yanıta göre ise anlam içermek, söz denilen bu toplumsal etkinlikte ayırt edici bir rol oynamaktır.

Birinci yanıt zihinsel temsillere gönderme yapar.

Ancak zihinsel temsil için bir içeriğe sahip olmak ne demektir?

Asıl soru daha geneldir diye bir düşünceye yöneliriz:

Anlam içermek ya da bir içeriğe sahip olmak ne demek?

(Dilsel ya da zihinsel) bir temsil nedir?

Çağdaş filozoflar, düşüncenin yanı sıra dile de uygulanabilecek kadar geniş bir içerik kuramı arayışındadırlar.

Recanati bunların çabalarını bize tanıtıp Wittgenstein’dan ilham alınmış “pragmatik” yaklaşım lehinde bir sonuca ulaşır.

Düşünceyi ve dili dünyayı temsil ettiren şey, her şeyden önce düşünce ve dilin dünyada olması, ‘burada’ bir yere sahip olması ve ‘burada’ bir rol oynamasıdır.

  • Künye: François Recanati – Dil (ve zihnin) Felsefesi, çeviren: Ayşe Meral, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 191 sayfa, 2022

Kemalettin Özden – Otorite ve Öteki (2022)

Kıtlık ve savaş, insan davranışlarında büyük travmalar yaratır.

Kemalettin Özden, yaşamı derinden etkileyen COVID-19 pandemi krizinin insan davranışlarında ne tür refleksleri ortaya çıkardığını ve insan doğasının karmaşık yapısının arkasında yatan dinamikleri tartışıyor.

Kitapta, otorite, iktidar ilişkileri, komplo teorilerinin beslendiği alanlar, antroposen çağı, maske kullanımının farklı anlamları, salgın filmlerinin belli başlı temaları ve Ötekileştirme kavramları üzerine bir tartışma gerçekleştiriyor.

Özden bununla da yetinmeyerek, günümüzde yaşananlardan esinlenerek gelecekte bizleri bekleyen muhtemel davranış kalıplarını belirliyor.

Yazara göre, salgın bağlamında ortaya çıkan davranışlar dar anlamda düşünülmemeli, diğer büyük felaketlerde de ortak temaları yansıtabileceği akılda tutulmalıdır.

  • Künye: Kemalettin Özden – Otorite ve Öteki: Salgın Çağında İnsan Doğası, Yeni İnsan Yayınevi, felsefe, 248 sayfa, 2022

Arthur Asa Berger – Kültür Eleştirisi (2022)

İletişim alanının önde gelen profesörlerinden, felsefi romanlarıyla da bildiğimiz Arthur Asa Berger’in ‘Kültür Eleştirisi’, kültür kavramına dair netlik kazanmak isteyen herkesin ve özellikle öğrencilerin, deyim yerindeyse, imdadına koşuyor.

Edebiyat teorisinden Marksizme, psikanalizden göstergebilim ve sosyolojiye kadar pek çok kavram bu çalışmada son derece sade ve anlaşılır bir dille çok sayıda örnekle anlatılıyor.

Kitabın meramı yazarın şu sözlerinde de ifade buluyor:

“Etrafınızdaki dünyayı farklı görmeye başladığınızda ya da bu kitapta öğrendiklerinizi medyaya, politikaya, sanata, popüler kültüre ve gündelik yaşamın çeşitli yönlerine uygulayabileceğinizi düşündüğünüzde bu yapıt amacına ulaşmış olacaktır.”

  • Künye: Arthur Asa Berger – Kültür Eleştirisi: Kültürel Kavramlara Giriş, çeviren: Özgür Emir, Alfa Yayınları, kültürel çalışmalar, 232 sayfa, 2022

Kolektif – Emek ve Mülkiyet (2022)

Aristoteles’e göre kendi yaşamlarına hizmet eden her araç insanlar tarafından mülk edinilebilir; hatta köleleştirilmiş diğer insanlar da buna dâhildir.

Locke’a gelindiğinde mülkiyet hâlâ özgürlükle ilintili sayılmakla birlikte, emek ve çalışma değersiz olmaktan çıkmış, bizzat Tanrı tarafından herkes için emredilen şeyler hâline gelmiştir.

Ona göre emek, dünyanın ham ve insan için yararsız malzemesini değerli kılan dönüştürücü güçtür.

Rousseau uygarlığın da yozlaşmanın da başlangıcını özel mülkiyetin ortaya çıktığı âna tarihler.

Rousseau’nun tersine, Hegel, uygarlığın gelişmesi ile insanın olumlu niteliklerini gerçekleştirerek iyileşmesi arasında doğrusal bir ilişki olduğuna inanır; toplumsal yaşam içerisinde mülkiyeti en temel hak olarak görür ve mülkiyetin kaldırılması düşüncesine şiddetle karşı çıkar.

Marx’a göre insanlık tarihinin hareket ettiricisi, emeğin sorumluları ile mülkiyetin sahipleri arasındaki çelişki ve gerilimdir.

Anarşist kuramcı Proudhon’a göre emek asla mülkiyet hakkı yaratmaz; o bunu “Mülkiyet hırsızlıktır!” sözüyle ifade eder.

Bu kitapta, Platon’dan Locke’a; Hegel’den Marx’a ‘emek’ ve ‘mülkiyet’ kavramlarının felsefi soykütüğüne girişiliyor.

Filozoflar arasındaki benzerlik ve farklılıklar gösterilerek, felsefe tarihinin hem kendi içinde çelişen hem de bütünleşen yapısı açık bir dille sergileniyor.

  • Künye: Kolektif – Emek ve Mülkiyet: Aristoteles, Locke, Rousseau, Hegel, Marx, Proudhon, editör: Işıl Bayar Bravo ve Hamdi Bravo, Fol Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2022

Özgür Taburoğlu – Varlık İzleri (2022)

“Varlık hiçbir zaman dolaysız, kendi hâlinde açığa çıkmaz.”

Her zaman varoluşun ve varolanların arasına gömülmüş olarak izlerini belli eder.

Varlıkla yüzleşen ve ‘müstesna’ bir fail olan Dasein’a kendisini duyuran izler, onun çeşitli ruh hâllerine bürünmesine neden olur.

Varlık, ona doğru sorular soranlara, bir çeşit olay gibi açılır.

Ama aydınlandığı anda yeniden karanlığa gömülür.

‘Varlık İzleri’, klasik bir sözlük çalışması değildir, Heidegger’in yapıtına bir bakış denemesi.

Genel bir değerlendirmeden çok, ışık ve ses gibi temel fenomenler etrafında düşünürün temel kavramlarını yorumlama çabası.

Özgür Taburoğlu, Heidegger’in temel eseri ‘Varlık ve Zaman’dan önceki ve sonraki varlık anlayışlarının geçirdiği değişimlerin de işaretlerini takip ediyor.

Öncesinde kararlı ve iradeli bir duruşla varlığın önündeki perdeleri aralamaya çalışan Dasein’ın, sonrasında varlık hakkında daha çok düşündüğünü, onu seyre daldığını ortaya koyuyor.

Varlığa teknik çerçeveler, hazır görüşlerle yaklaşmanın tehlikelerini sergileyerek, ona, şiirli ve sabırlı biçimde eşlik ediyor.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Varlık İzleri: Işık ve Ses Heidegger’de Temel Kavramlar, Fol Kitap, felsefe, 272 sayfa, 2022

William James – Radikal Ampirizm Üzerine Denemeler (2022)

Felsefenin iki büyük kampı olan rasyonalizm ile ampirizmin deneyim ve bilginin konumuna dair kavgası, düşünce sahnesinde kapanmış bir geçmişin silik bir anısı gibi görülür.

Oysa bugün dahi, beşeri bilimler pratiğinin sahasından teorisine, doğa bilimlerinin deneylerinden büyük kozmolojik iddialara kadar her alanda, “deneyim”, “bilgi”, “özne”, “nesne”, “gerçeklik”, “doğruluk” gibi terimlerin müphem kullanımıyla sıklıkla karşılaşılır.

Bu kitapta William James, rasyonalizm ve ampirizm arasındaki kadim tartışmada salt ampirizmden taraf olmakla kalmıyor, ayrıca iki kampın deneyime dair ortak bir yanlış kavrayıştan hareketle konumlarını inşa ettiklerini göstererek yeni ve “radikal” bir ampirizm geliştiriyor.

Hem psikoloji pratiğinden gelen birikimini hem de bir yazar olarak polemikçi üslubunu ustalıkla kullandığı bu müdahalesinde James, öne sürdüğü “saf deneyim” ilkesinden hareketle bir yandan bütün bir felsefi sahneyi yeniden biçimlendirmeye girişiyor, diğer yandan da kurucusu olduğu radikal ampirizm ile diğer ekoller arasında (pragmatizm, Bergsonculuk, hümaniizm) yeni bağlar kurmaya çalışıyor.

Bugün de felsefeye, bilime, sanata ve politikaya dair akıl yürütmelere musallat olan gerçek problemleri, yetkin bir filozof ve keskin bir yazarın derin kavrayışıyla sunan bu kitap, bütün güncelliğiyle keşfedilmeyi bekliyor.

  • Künye: William James – Radikal Ampirizm Üzerine Denemeler, çeviren: Oğuz Karayemiş, Heretik Yayıncılık, felsefe, 202 sayfa, 2022

Heinz Heimsoeth – Ahlak Denen Bilmece (2022)

Alman filozof Heinz Heimsoeth’ün Türkiyeli okurları için özel olarak kaleme aldığı ‘Ahlak Denen Bilmece’, felsefenin vazgeçilmez bir dalı olan ahlak felsefesi alanına kısa bir giriş yapıyor.

Yazarın ustaca derlediği eski ve yeni öğretiler üzerinden ahlak alanında tartışılan başlıca sorunları irdelediği ve şaşırtıcı açmazlara parmak bastığı bu değerli çalışma, ahlak felsefesine ilgi duyan her düzeyde okur için temel bir kaynak teşkil ediyor.

Ahlaka ilişkin başlıca akımların, ahlaktanımazlık, görecilik, yararcılık ve törebilimciliği oluşturan düşüncelerin irdelenip ahlak felsefesinin otorite, norm, yasak, buyruk, bireysellik, birlikte yaşama gibi temel kavramların sergilendiği kitap, ahlak tartışmalarına yön veren Platon, Aristoteles, Kant, Schopenhauer, Nietzsche, Stirner, Mandeville, Rousseau, Piaget gibi düşünürlerin ahlak açısından önemli bazı görüşlerine de değiniyor.

  • Künye: Heinz Heimsoeth – Ahlak Denen Bilmece, çeviren: Nermi Uygur, Fol Kitap, felsefe, 2022

Robin George Collingwood – Din ve Felsefe (2022)

Collingwood bu kitabıyla din kavramına, yaygın olarak ele alındığı biçimiyle bir dogma olarak değil, felsefi bir problemin eleştirel bir çözümü olarak yaklaşıyor.

Başka bir deyişle düşünür, dini bir felsefe olarak ele alıyor ve çeşitli öğretileri metafizik, etik veya teoloji olarak adlandırılabilecek tek bir fikrin farklı yönleri olarak görüyor.

Yöntem ise açıkça diyalektiktir.

O, bir yandan dini, bilimsel analize elverişsiz kılan nitelikleri ortaya koyarken, diğer yandan bunu; felsefe ile en sıkı yakınlığı bizzat dinin kurduğunu ileri sürerek gerçekleştirir.

Din ve felsefeyi, deneysel psikolojinin müdahalelerinden korumayı deneyen Collingwood; psikoloji ve felsefenin karşılıklı bağımlılığını sürdürmeye de çalışıyor.

Tartışmalar; onda kişisel bir tona bürünmez, belirli düşünürlerce temsil edilme hâllerinden çok düşünme biçimlerine odaklanır.

Dinin genel mahiyeti, felsefe ve tarihle ilişkisi, madde-zihin düalizmi, kötülük problemi, kişilik, enkarnasyon, kefaret ve mucize konuları, bu sıkı metinde bütüncül bir kavrayış zeminine oturuyor.

  • Künye: Robin George Collingwood – Din ve Felsefe, çeviren: Fulya Kılınçarslan, Akademim Yayıncılık, felsefe, 232 sayfa, 2022