Ernst Mach – Viyana Çevresi (2019)

Viyana Çevresi olarak adlandırılan ekol, yaklaşık yüzyıl önce yayımlanmış bir bildiri ve bu bildiri çevresinde bir araya gelen filozofların, bilim insanlarının ve matematikçilerin katılımıyla ortaya çıktı.

Ardından Viyana Çevresi, Husserl’in kurduğu fenomenolojinin yanında, yüzyılın en önemli felsefi akımlarından biri haline geldi.

İşin en tuhaf tarafı da, bu çevrenin yazıları ülkemiz akademisyenleri tarafından göz ardı edildi ve ısrarla çevirileri de yapılmadı.

İşte, tam da bu boşluğu doldurmasıyla büyük önem arz eden elimizdeki kitap, Viyana Çevresi’nin program yazılarını Türkçeye kazandırıyor.

Kitapta yer alan üç yazı şöyle:

  • Bilimsel Dünya Anlayışı. Viyana Çevresi (1929), Ernst Mach Derneği,
  • Felsefenin Dönümü (1930), Moritz Schlick,
  • Mantıksal Dil Çözümlemesi Karşısında Metafiziğin Yenilgisi (1931), Rudolf Carnap.

Yeniden vurgulamakta fayda var: burada bir araya getirilen metinler, Viyana Çevresi’nin çalışmaları konusunda bizdeki eksikliğin aşılmasına büyük katkıda bulunacak türden.

  • Künye: Ernst Mach – Viyana Çevresi: Program Yazıları, çeviren: Hasanhan Taylan Erkıpçak, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 112 sayfa, 2019

Mehmet Akkaya – Filozofça 2 (2009)

Mehmet Akkaya, DEM televizyonunda ‘Düşünce Kervanı’ isimli programın yapımcısı.

Her hafta farklı konukları ağırlayan Akkaya, felsefe konulu nadir programlardan birine imza atıyor.

Akkaya, ‘Filozofça’ serisinin ikinci kitabında ise, Türkiye’nin düşünce ikliminde yer etmiş isimlerle yaptığı söyleşileri ve bu isimlerle ilgili değerlendirmelerini paylaşıyor.

Kitapta felsefe, sanat, tarih, edebiyat, ahlak, estetik, müzik ve tiyatro gibi konular irdeleniyor.

Kitap için söyleşi yapılan isimler ise şöyle:

Afşar Timuçin, Taner Timur, Ömer Naci Soykan, Betül Çotuksöken, Nihat Behram, Cengiz Gündoğdu, Erkan Oğur, Yıldız Silier, Haşmet Zeybek, Murat Belge, Sevim Gündüz, Sevgi İyi, Eren Omay ve Cengiz Çakmak.

  • Künye: Mehmet Akkaya – Filozofça 2, Belge Yayınları, felsefe, 407 sayfa

Geoff Boucher – İdeolojinin Büyülü Çemberi (2019)

Geoff Boucher’in bu önemli çalışması, Ernesto Laclau, Chantal Mouffe, Slavoj Žižek ve Judith Butler’ın postmarksist söylem teorilerinin eleştirel bir okumasından yola çıkarak radikal demokrasinin politik stratejisiyle tanımlanan postmarksizm eğilimini haritalandırmasıyla önemli.

Postmarksizmin doğuş momenti olarak ‘Hegemonya ve Sosyalist Strateji’ ve ‘Olumsallık, Hegemonya, Evrensellik’ kitaplarını merkeze alan Boucher, özellikle bu oluşum evresi boyunca tarihsel sorunsalın kapsamının Laclau ve Mouffe, Buttler ve Žižek’in görüşlerini tarih ve praksisin dışavurumcu ve bireyci kavramları içerisinde ne şekilde kurduğuyla ilgileniyor.

Kitabın ilk bölümü, postmarksizmi tarihsel bağlamına oturtuyor ve teorinin izafiliğinin, “Marksizmin ötesinde” bir değişimin zorunluluğu konusunda postmarksist anlayışı nasıl belirlediğini açıklıyor.

İkinci bölüm, Laclau ve Mouffe’un çalışmalarındaki postmarksizmin başlıca teorik önermelerine dönüyor ve örtük dışavurumcu bir tarih bütünlüğünün bu iki ismin sorunsalına karşılık geldiğini ortaya koyuyor.

Boucher üçüncü bölümde de, Butler’ın Foucault esinli post-Althusserci ideoloji teorisini eleştirel bir şekilde mercek altına alıyor.

Dördüncü bölümde ise, Žižek’in Lacan esinli post-Althusserci ideoloji yaklaşımındaki teorik tereddütleri, politik tersine çevirmeleri ve etik belirsizlikleri inceliyor.

Yazar burada, Žižek’in Mesihçi bir Marksizm doğrultusunda postmarksizmden kopuşunun, tarihin tek özne-nesnesini yeniden yaratma doğrultusundaki imkânsız bir arzuyla biçimlendiğini öne sürüyor.

  • Künye: Geoff Boucher – İdeolojinin Büyülü Çemberi: Laclau ve Mouffe, Butler ve Žižek’in Eleştirisi, çeviren: Akın Sarı, Doruk Yayınları, siyaset, 360 sayfa, 2019

Marquis de Sade – Yatak Odasında Felsefe (2015)

Tüm zamanların en lanetli yazarı Marquis de Sade, bu metninde genç bir kadına teorik ve pratik libertenlik eğitimini veriyor.

Felsefe, metafizik, ahlak ve tarihin sık sık bir araya geldiği 1795 tarihli yedi diyalogdan oluşan kitap, dönemin düşünce akımlarına ve cinsellik algısına sert eleştiriler yöneltmekte.

Üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen ‘Yatak Odasında Felsefe’, sınırlarımızın ne olduğu konusunda bizi düşündürmeye devam ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

❝Her yaştan ve cinsiyetten şehvet düşkünleri, bu eseri sadece sizlere armağan ediyorum: Verilen kurallarla kendinizi geliştiriniz, bu kurallar tutkularınıza destek olacaktır… Bu tatlı tutkulardan başkasına kulak asmayınız. Sizi mutluluğa taşıyacak olan tek şey bu tutkuların sesidir.❞

  • Künye: Marquis de Sade – Yatak Odasında Felsefe, çeviren: S. İpek Ortaer Montanari, İthaki Yayınları, felsefe, 224 sayfa, 2015

William James – Felsefeye Giriş İçin Bir Başlangıç (2019)

William James’in tamamlanmamış yapıtı ‘Felsefeye Giriş’, 1909’un Mart ayında yazılmaya başlandı, fakat yazarın Ağustos 1910’daki ölümü nedeniyle maalesef yarıda kaldı.

James’in amacı, felsefe okurları ve özellikle de metafizik konusuna ilgi duyan yeni felsefe okurlarıydı.

Düşünür burada, metafiziğin temel problemlerini kapsamlı bir bakışla tartışıyor.

Kitap her ne kadar tamamlanmamış olsa da, şu haliyle çok değerli olduğunu söylemeliyiz.

James, hem ele aldığı konuyu kendine has tarzıyla irdeliyor hem de okuruna, felsefenin farklı alanlarıyla köprüler kuracak bir fikir yürütme pratiğinin nasıl olabileceğini gösteriyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

❝Felsefe gözlerini diker ama akıl yürütülmüş bir çözüm getirmez, çünkü, hiçlikten varlığa mantıksal bir köprü yoktur.❞

❝İki bin yıl, insan zihni tarihi denen maceranın büyük hikâyesi içinde muhtemelen yalnızca bir paragrafla ölçülecektir.❞

❝İçinde hiç felsefe olmayan bir insan, tüm olası sosyal eşler arasında en talihsizi ve faydasızıdır.❞

  • Künye: William James – Felsefeye Giriş İçin Bir Başlangıç: Felsefenin Bazı Problemleri, çeviren: Aylin Sarıdere, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 152 sayfa, 2019

Mark Hawthorne – Vegan Etik (2019)

Mark Hawthorne’un bu eseri, hem vegan Etik hem de veganlık ve hayvan hakları konularında ufuk açıcı bir çalışma.

İnsanlara ve diğer canlılara yönelik baskıyı aşmanın yollarından biri olarak şefkati ve saygı duymayı öne çıkaran Hawthorne, şefkatin ve saygının hem bu yöndeki sorunlarımızın çözümü hem de toplumsal adaletin sağlanması konusunda bize yol gösterebileceğini anlatıyor.

Yararlı bir soru-cevap bölümü de sunan kitap, vegan etiği et, yumurta ve süt ürünleri yememenin ötesine taşıyor ve bu etiğin daha kapsamlı sorunlarla birleşerek gerçek anlamda dönüştürücü bir dünya görüşünü nasıl şekillendirebileceğini tartışıyor.

Kitabı, veganlar ve hayvan aktivistleri başta olmak üzere, dünyanın bu adaletsiz gidişatına dur demek isteyen her okura öneriyoruz.

  • Künye: Mark Hawthorne – Vegan Etik: Herkes İçin Şefkatli Bir Yaşama Kucak Açmak, çeviren: Feyyaz Şahin, Pales Yayınları, kültür, 208 sayfa, 2019

Bertell Ollman – Marksizme Sıradışı Bir Giriş (2009)

New York Üniversitesi siyaset bilimi profesörlerinden Bertell Ollman, aynı üniversitede diyalektik yöntem ve sosyalist teori üzerine dersler de veriyor.

Ollman’ın elimizdeki eseri, Marx’ın kapitalizm analizine derli toplu bir giriş niteliğinde.

Kitabında Marksizmin ve Marx’ın komünizm anlayışının ne olduğunu kapsamlı bir bakışla anlatan yazar, aynı zamanda Marksizmi gençlere öğretme konusundaki deneyimlerini de bizimle paylaşıyor.

Ollman burada, yabancılaşma, değer kuramı ve proleterya gibi, Marksizmin temel kavramlarını tanıtıyor ve akademi içinde sıkışıp kalmış Marksizm ve sosyalizmin açmazlarını anlatıyor.

Marksizmin temel kavramlarının farklı bir yorumunu sunan Ollman, bir akademisyen ve eylemci olarak dünyanın bugünü ve geleceğine dair hissettiklerini ve umutlarını da okurlarıyla paylaşıyor.

Ollman’ın konuya hâkimiyeti ve samimi üslubuyla, nitelikli bir çalışmaya imza attığını söyleyebiliriz.

  • Künye: Bertell Ollman – Marksizme Sıradışı Bir Giriş, çeviren: Ayşegül Kars, Yordam Kitap, 160 sayfa

Nathan Andersen – Gölge Felsefe (2019)

Nathan Andersen’in bu güzel kitabı, sinema üzerinden felsefenin kimi sorunlarını özgün bir bakışla izlemesiyle dikkat çekici.

Andersen, Stanley Kubrick’in en ünlü filmlerinden olan Otomatik Portakal’ı ile Platon’un ‘Devlet’ini diyaloga sokuyor ve deneyim, anlamın doğası, özgürlük, adalet, ahlak, görünüş ve gerçeklik, sanatın önemi ve görüntülerin etkileri gibi temalar üzerine derinlemesine düşünüyor.

Akademik yaklaşımdan ziyade her seviyeden okura hitap eden tarzda yazılmış çalışma, tarihsel olarak birbirinden bu kadar uzak iki eserin, nasıl olup da bir yerde evrensel olana ulaşmak konusunda ortaklaştığını gözler önüne sermesiyle önemli.

Andersen’in kitabı hem sinema hem felsefe tutkunlarının, fakat en çok da bu ikisinin bireşiminin ortaya çıkardığı zengin okumaları sevenlerin ilgiyle okuyacakları bir metin.

  • Künye: Nathan Andersen – Gölge Felsefe: Platon’un Mağarası ve Sinema, çeviren: Nalan Kurunç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2019

Ludwig Wittgenstein – Kesinlik Üstüne + Kültür ve Değer (2009)

Elimizdeki eser, Ludwig Wittgenstein’ın iki kitabını bir araya getiriyor.

‘Kesinlik Üstüne’, Wittgenstein’ın hayatının son iki yılında, ölümünden birkaç gün öncesine kadar tuttuğu notlardan derlenmiş.

Filozof burada, G. E. Moore’un bazı düşünceleri üzerinden, bilmek, inanmak, şüphe duymak, emin olmak gibi konuları irdeliyor.

‘Kültür ve Değer’ ise, Wittgenstein’ın geride bıraktığı elyazması notlardan derlenmiş.

Bu eser de, filozofun felsefe, sanat ve kültür konularındaki fikirlerini okurlara sunuyor.

Burada bir araya getirilen iki kitap da, bize, 20. yüzyılın bu en önemli filozoflardan birini daha yakından tanıma fırsatı veriyor.

  • Künye: Ludwig Wittgenstein – Kesinlik Üstüne + Kültür ve Değer, çeviren: Doğan Şahiner, Metis Yayınları, felsefe, 258 sayfa

Walter Benjamin – Estetize Edilmiş Yaşam (2015)

Faşizm kuramını daha iyi kavramak açısından özgün bir bakış açısı sunan metinler.

Düşünür, faşizm ve modern toplumların kültür yaşamı arasındaki ilişkiyi irdelediği gibi, tarih felsefesinin sınırlarını da tartışıyor.

Benjamin, yaşadığımız tarihsel sürecin olumsuzlukları karşısında neler yapacağımızı, özgürleşmek ve tarihin akışına etkide bulunabilmek için neler yapılabileceğini irdeliyor ve bunu yaparken de Alman faşizminin kuramlarındaki “Faşizm” olgusunu açıklığa kavuşturmaya çalışıyor.

Benjamin’e göre, faşizmin oluşumu da, topluma kendini kabul ettirebilmesi de, modern toplumların kültür yaşamının kendi işleyişinden ve işlevlerinden yararlanarak olmaktadır.

Kitabın diğer zenginliği de Ünsal Oskay hocamızın kapsamlı giriş yazısı barındırması.

  • Künye: Walter Benjamin – Estetize Edilmiş Yaşam, derleyen ve çeviren: Ünsal Oskay, İnkılap Kitabevi, siyaset, 176 sayfa, 2015