Michel Foucault – Öznenin Yorumbilgisi (2019)

Michel Foucault’nun 1970-1984 arasında Collège de France’ta verdiği dersler, burada.

Bizde şimdi ikinci baskısına ulaşan bu dersler, Foucault’nun felsefe ve tarih arasında kurduğu dikkat çekici bağlarla özellikle öne çıkıyor diyebiliriz.

Burada,

  • Kendilik kaygısı,
  • Antik Yunan’da paranın tesisi,
  • Neoliberalizmin insan kavrayışı,
  • yüzyıl Fransa şehirciliği,
  • Antik felsefi ve ahlâki yaşam buyruğu olarak kendilik kaygısı,
  • Kendilik kaygısının modernite tarafından kendilik bilgisi lehine devre dışı bırakılmasının nedenleri,
  • Kendiliğin belirlenimsiz doğası ile siyasi getirisi,
  • Çağdaş Batı felsefe tarihçiliğinin yanılsamaları,
  • Psikiyatrik iktidar,
  • Modern devlet aklı,
  • Ve Hıristiyan öznellik biçimleri gibi pek çok önemli konu tartışılıyor.

Kitabın Türkçe çevirisinde, Foucault’un sistemi hakkında aydınlatıcı bir önsözün de yer aldığını ayrıca belirtelim.

  • Künye: Michel Foucault – Öznenin Yorumbilgisi, çeviren: Ferda Keskin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 522 sayfa, 2019

Lee McIntyre – Hakikat Sonrası (2019)

Hakikat-sonrası mefhumu, hakikatin gölgede bırakılması anlamına gelir.

Hakikat kavramının kendisine yönelik pek çok ciddi meydan okumayla geçmişte de karşılaştık, fakat bu meydan okumaların hiçbiri, gerçekliğin siyaseten ikincil konuma itilmesini öngören bir strateji olarak bu kadar açık biçimde benimsenmemişti.

Özetle, olgular ve hakikat, günümüz siyaset alanında büyük tehlike altındadır.

İşte Lee McIntyre’ın bu önemli çalışması, her şeyin birkaç günde olup bitiverdiği, olguların yerini duyguların aldığı kapitalist modernite çağının hakikat-sonrası rejiminin ne olduğunu, nesnel gerçekleri göz ardı etmenin yarattığı tehlikeleri ve bunlara karşı nasıl mücadele edebileceğimizi tartışıyor.

Ampirik meseleler hakkındaki inançlarımızın şekillenmesinde olguların hislerimize nazaran daha önemsiz olduğu gerçeğinin altını çizen McIntyre, buradan yola çıkarak hakikat-sonrasına gelişimizin felsefi, sosyolojik ve tarihsel dinamiklerini irdeliyor.

Yazar, kapitalist modernite çağında, devlet aklına ve onun otoriter siyasal tahayyüllerine muhtaç olmayan bir karşı duruş geliştirebilmenin yolları, başka bir deyişle, sosyal adaletin, özgürlüğün ve demokrasinin özüne tehdit oluşturan popülizm ve yalanlarla nasıl baş edebileceğimiz üzerine düşünüyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Sokrates’e göre cehalet tedavi edilebilirdir; eğer kişi cahilse tedris edilebilir. Asıl tehdit, hakikati zaten bildiğini düşünecek kadar kibirli olanlardan gelir çünkü o zaman yanlışa dayanarak harekete geçecek kadar fevri olabilirler.”

“Bir düzeyde hepimiz, içinde yer aldığımız grup tarafından kabul edilmeyi gerçeklikten daha çok önemsiyoruz. Ama derdimiz hakikat ise, buna karşı durmak da boynumuzun borcudur.”

“Neye inanacağımızı bilemez hale geldiğimizde, suistimale açığız demektir artık. Hakiki propaganda belki de daha sonra, ona inanıp inanmamamızın herhangi bir önemi kalmadığında gelecektir.”

“Hakikat-sonrasıyla savaşmak için atılacak ilk adım, onun kökenini kavramakta yatar.”

  • Künye: Lee McIntyre – Hakikat Sonrası, çeviren: Mehmet Fahrettin Biçici, Tellekt Kitap, felsefe, 168 sayfa, 2019

Ivan Illich ve Barry Sanders – ABC: Aklın Modernleşmesi (2015)

Ivan Illich’in ‘Gölge İş’te ele aldığı vernaküler alanın yok edilmesi ve öğretilmiş anadilin hâkim kılınması temasını devam ettiren bir çalışma.

Illich ve Barry Sanders burada, dil, metin ve bunların tarihsel ve dinsel kaynakları ile modernleşmenin kaynağındaki yerini derinlemesine tartışıyor.

  • Künye: Ivan Illich ve Barry Sanders – ABC: Aklın Modernleşmesi, çeviren: İsmail Avcı ve Ümit Şahin, Yeni İnsan Yayınevi, felsefe, 176 sayfa, 2015

Nicholas Rescher – 101 Anekdotta Felsefe Tarihinde Yolculuk (2019)

Felsefe, insan doğamıza ve dünyadaki şeylerin düzeni içindeki yerimize ilişkin “büyük sorular”la ilgilenen bir soruşturma alanıdır.

Nicholas Rescher de bu kitabında, felsefeyle ilgilenen, paradokslara ve bulmacalara meraklı okurlar için pek çok felsefi anekdot sunuyor.

Antik çağlardan günümüze uzanan kapsamlı bir felsefi anekdotlar seçkisi olarak okunabilecek kitap, filozofların felsefi meseleleri nasıl ele aldıklarını ortaya koyarak, okurun karşısına felsefe tarihinin önde gelen düşünürlerini ve metinlerini çıkarıyor.

Ksenophon’un “Hayvan teologları”ndan İbn Rüşd’ün “Hakikatine”, Platon’un “Devlet”inden Thomas Aquinas’ın “Kanıtlar”ına, Kant’ın “Kendinde şeyler”inden Borel’in “Maymunlar”ına, Spinoza’nın “Solucan”ından Collingwood’un “Tarih kapanı”na pek çok paradoks ve bulmacayı açıklayan kitap, tarih boyunca filozofların felsefenin temel meselelerine nasıl yaklaştıklarını ortaya koymasıyla önemli.

Buradaki anekdotların felsefi düşünceyi teşvik etmek için nasıl kullanılabileceğini de gösteren Rescher, böylelikle çok özgün bir felsefe tarihi okuması yapıyor.

  • Künye: Nicholas Rescher – 101 Anekdotta Felsefe Tarihinde Yolculuk, çeviren: Gökçe Çiçek Çetin, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 368 sayfa, 2019

Hüseyin Batuhan – Bilimsel Düşünüşe Giriş (2019)

Bilim felsefesi alanında yetkin bir eser arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Hüseyin Batuhan, yeni bir baskıyla yayımlanan bu kitabında, hayali karakteri Uğur’un deneyimleri üzerinden bilimsel bilgi ve düşünüşün ne olduğunu açıklıyor ve bununla da yetinmeyerek okurunun bilimsel düşünme alışkanlığını nasıl geliştirebileceğini adım adım anlatıyor.

Kitapta,

  • Teorik felsefenin temel problemleri olarak bilgi ve inanç,
  • Soru ve sorun arasındaki fark,
  • Bilginin Antik kökenleri,
  • Mantık ve önermeler,
  • Pratik felsefe ve çağımızda izdüşümleri,
  • Bilimsel ve bilimdışı inançlar,
  • Belgeleme,
  • Evrim teorisi ve demokrasi,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Bütün bu sorun ve konulara eleştirel ve bilimsel düşünüş ile bakabilmenin nasıl mümkün olduğunu anlatan Batuhan’ın kitabı, felsefenin ne tür bir düşünsel uğraş olduğunu öğrenmeye meraklı kişilere ziyadesiyle hitap edecek türden.

  • Künye: Hüseyin Batuhan – Bilimsel Düşünüşe Giriş, Fol Kitap, bilim, 328 sayfa, 2019

Ahmet Arslan – İbni Haldun (2019)

Arnold Toynbee’nin de övgüyle bahsettiği İbni Haldun, neden bu denli önemli?

Birincisi, İbni Haldun özgün “umrân bilimi” kavramıyla, insanın toplumsal hayatını ve örgütlenmesini başlı başına bağımsız bir bilimin konusu yapmayı düşünen ilk filozoftur.

İkincisi ise, İbni Haldun, çağdaş anlamda tarih biliminin ve tarih felsefesinin, ayrıca sosyolojinin kurucularından biri olarak kabul edilir.

Ahmet Arslan’ın şimdi dördüncü baskıya ulaşan elimizdeki eseri de, İbni Haldun’un sistemi hakkında bizde yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri.

Arslan burada, İbni Haldun’un toplumbilimi, tarih ve siyaset konularındaki görüşleri, din-felsefe ilişkileri üzerine çözümlemelerini derinlemesine bir şekilde masaya yatırıyor.

  • İbni Haldun ve tarih,
  • İbni Haldun’da tarih ve felsefe,
  • Umrânın aşamaları,
  • Uygarlığın çöküşü ve asabiye,
  • Umrânın devlete ve dine bakışı,
  • İbni Haldun öncesi İslam’da din ve felsefe ilişkileri,
  • İbni Haldun’da felsefe-din ilişkileri,
  • Ve daha fazlası…

Batı dünyasında İbni Haldun üzerine önemli çalışmalar yapılmış olsa da, bizde bu konu yeteri kadar işlenmemiştir.

Arslan’ın çalışmasını, bu muazzam boşluğu dolduran usta işi bir analiz olarak öneriyoruz.

  • Künye: Ahmet Arslan – İbni Haldun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 451 sayfa, 2019

Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri (2019)

Toplumsal ekoloji felsefesi önemli isimlerin katkılarıyla ortaya çıktı.

Bu alanın önde gelen üç ismi ise, Lewis Mumford, René Dubos ve Murray Bookchin’dir.

Brian Morris’in bu nitelikli çalışması ise, yaşamın nasıl büyük bir tehlike altında olduğunu ortaya koyan ve alternatif bir hayatın mümkün olduğunu gözler önüne seren bu üç ismin fikirlerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Morris, bu isimlerin “ekolojik insancıllık” adını verdiği bir gelenek ortaya koyduğunu belirtiyor.

Yazara göre “ekolojik insancıllık”, doğayla tekrar hemhal olmuş bir toplum ile ekolojik, eşitlikçi ve demokratik bir kent ve kültürü tahayyül eder ve bunun teorik/pratik koşullarını açıklar.

Konuyu oldukça anlaşılır bir üslupla ele almasıyla her seviyeden okurun rahatlıkla okuyacağı çalışma, Mumford, Dubos ve Bookchin’in fikirlerini açıklarken insanın doğasının dışında bir yaşama nasıl sürüklendiğini; doğayı denetim altına almanın neden bizzat insanın denetim altına alınması anlamına geldiğini; kentlerin ortaya çıkışı, gelişim ve dönüşüm dinamiklerini ve bütün bunların da doğanın bugün karşı karşıya kaldığı büyük tahribatla ilişkisini gözler ününe seriyor.

Ekoloji, siyaset ve felsefenin iyi bir bireşimi olan çalışma, sokaktaki eylemciye de, akademisyene de, ekologa da hitap ediyor.

  • Künye: Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri: Mumford, Dubos, Bookchin, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 2019

Jozef Maria Bochenski – Çağdaş Avrupa Felsefesi (2019)

Bu enfes kitap, Avrupa düşüncesinin 20. yüzyılın başından bugüne gelişimine daha yakından bakmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

Jozef Maria Bochenski, bu süreçte ortaya çıkmış felsefi akımlar ile Husserl, Russell, Heidegger, Sartre, Wittgenstein ve Whitehead gibi filozofların felsefi sistemlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yazar, yeni-Kantçılık, Bergsonculuk ve pragmatizm gibi Avrupa düşüncesinde önemli yeri olan akımları açıkladığı gibi, okurunu çağdaş felsefenin kökenleri ve büyük felsefi akımların tarihsel dinamikleri hakkında da aydınlatıyor.

Çalışma, bilhassa Avrupa düşüncesini kuşbakışı görmek ve felsefe akımları hakkında berrak fikirler edinmek için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Jozef Maria Bochenski – Çağdaş Avrupa Felsefesi, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 304 sayfa, 2019

Henri Lefebvre – Marksizm (2019)

Henri Lefebvre’in bu kitabı, Marksizmin felsefe, ahlak, sosyoloji, tarihsel materyalizm, ekonomi ve siyasete yaklaşımını dört dörtlük bir şekilde ortaya koyan, bu alanda klasikleşmiş bir yapıttır.

Vedat Günyol’un harika çevirisiyle Türkçeye kazandırılan yapıt, gerçekte çok geniş ve karmaşık olan bu doktrinin özünü açık bir şekilde ortaya koymasıyla öne çıkıyor.

Çalışmasını, Marksizmin incelemesine dair her türlü ayrıntıdan, alıntı ve referanslardan arındıran Lefebvre, Marksizmi tüm kapsamı ve bütün argümantasyon gücüyle sunuyor.

Lefebvre kitabında, Marksizm karşıtlarının argümanlarına da cevap veriyor.

Fakat bunu yapmaya çalışırken, tartışmayı en üst düzeye; nesnel, rasyonel ve duygulardan arındırılmış bir şekilde hakikat arayışı düzeyine yerleştiriyor.

Kitabın bu alanda en önemli çalışmalardan biri olmasının asıl nedeninin de, bu dogmatizme boğulmayan yönü olduğunu özellikle belirtmeliyiz.

Kitaptan bir alıntı:

“İnsan, ancak insanca bir dünya yaratarak insanlaşır. Eseriyle aynılaşmadan ama yine de ondan ayrılmadan, kendi eserinde ve eseri aracılığıyla insan olur.”

  • Künye: Henri Lefebvre – Marksizm, çeviren: Vedat Günyol, Sel Yayıncılık, siyaset, 104 sayfa, 2019

Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi (2019)

Çağdaş özgürlükçü düşüncenin harikulade yapıtlarından biri olan ‘Özgürlüğün Ekolojisi’, aynı zamanda yazarı büyük düşünür Murray Bookchin’in de en önemli çalışmalarındadır.

Kitap, şimdi üçüncü baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Bookchin burada, çağımızın teknokratik çevreciliğine ve mistisizme batmış ekofeministlere sert eleştiriler yöneltmekle kalmıyor, aynı zamanda çevre/ekoloji sorunlarına çözüm üretirken kapitalizmin ekonomist mantığını ısrarla devam ettiren Marksistlere karşı da cephe alıyor.

Bookchin, gezegenimizdeki yoğun ekolojik tahribatın ardında, insanın insan üzerindeki tahakkümünün, insanın doğa üzerinde de hakimiyet kurma isteğine de yol açtığı “tahakküm mirası”nın ve bu isteği tam anlamıyla gerçekliğe dönüştüren rekabetçi kapitalizmin bulunduğunu söylüyor.

Bu tarihsel hakikat ortada iken, bizzat akla, teknolojiye ve bilime saldırmanın ucuz bir gericilik olduğunu düşünen Bookchin, hem toplumsal hem de doğal özgürlüğün, ancak söz konusu tarihsel hakikatle yüzleşilmesiyle sağlanabileceğini belirtiyor.

Buradan yola çıkarak tarihteki çeşitli özgürlük deneyimleri üzerine düşünen Bookchin, “özgürlük mirası” şeklinde kavramsallaştırdığı yaklaşımıyla doğa ile insan toplumunun yeni bir ekolojik duyarlılık içinde nasıl yeniden uzlaşabileceğini derinlemesine irdeliyor.

Bookchin’in burada ele aldığı tarihteki özgürlük deneyimlerinden bazıları ise şöyle:

  • İlksel toplumlarda “indirgenemez asgari”, “eşitsizlerin eşitliği” ve “yararlanma hakkı”,
  • Antik Yunanların sınır ve denge anlayışlarıyla doğrudan demokrasi pratikleri,
  • Hıristiyanlığın evrensel insanlık vurgusu,
  • Ortaçağın konfederasyon ilkesi…

Künye: Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi: Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 484 sayfa, 2019