Andrew Leigh – Kısa İktisat Tarihi (2024)

Bu küçük kitap büyük bir hikâye anlatıyor.

‘Kısa İktisat Tarihi’ antik çağlardan modern dünyaya savaşın, yeniliklerin ve toplumsal dönüşümün ardındaki gizli ekonomik güçleri ortaya çıkarırken, kapitalizm ve piyasa sisteminin nasıl ortaya çıktığının izini sürüyor ve ekonomi disiplinini şekillendiren temel fikirleri ve kişileri tanıtıyor.

Andrew Leigh, Monopoly oyununun kökenlerini, sabanın icadının neden cinsiyet eşitsizliğine yol açtığını, bazı hastalıkların sömürgeciliğin kalıplarını nasıl şekillendirdiğini, gökdelenin ilk olarak Amerikan kentlerinde ortaya çıkmasının nedenlerini ve çok daha fazlasını ortaya koyuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Birçoğumuz iktisat araştırmacısı olmayacağımıza göre iktisadın bize en büyük katkısı, daha iyi bir hayat yaşamamıza yardımcı olmasıdır. Bir konuda kararsız kaldığınızda maliyetler ile faydaları kıyaslayın. Fırsat maliyetlerini dikkate alın; nelerden vazgeçiyorsunuz? Marjı da düşünün; bir şeyden bir tane daha almanıza değip değmeyeceğini kendinize sorun. Elbette dışsallıkları, yani kararlarınızın diğer insanlara olumlu ya da olumsuz etkilerini de değerlendirmeyi unutmayın. Eğitimden girişimciliğe, sosyalleşmekten hisse piyasasına, her alanda iktisat daha iyi bir hayat yaşamanızı sağlayabilir.”

  • Künye: Andrew Leigh – Kısa İktisat Tarihi, çeviren: Ramazan Kılınç, Say Yayınları, iktisat, 224 sayfa, 2024

Öner Günçavdı – Nasıl Büyüdük? (2024)

Öner Günçavdı bu çalışmasında, 2017 yılına kadar olan zaman zarfında AKP iktidarının uyguladığı ekonomik büyümenin teorik temellerini inceliyor.

Bu dönemden sonra ekonominin maruz kaldığı dışsal şokların etkisiyle ortaya çıkan kurumsal dönüşümün ekonomide yol açtığı sonuçlar, bu kitaba dahil edilmemiş.

Kuralların yerine daha çok durumsal yönetimin öne çıktığı bugünün Türkiyesi’nde herhangi bir büyüme pratiğinin tutarlı teorik bir çerçeve içinde ele alınması neredeyse imkânsız.

Bu kitapta, bir dönem başarılı bulunan ekonomik uygulamaların, aslında bugünkü sorunlarımızın kaynağını oluşturduğu analitik bir çerçevede anlatılıyor.

O günlerde amaçlanan yüksek büyümenin büyük ölçüde dışarıdan borçlanılan mali kaynaklarla, yapılan harcama tercihlerinin ve uygulanan para politikasının kurumsal çerçevesinin de sonucu olduğu gösteriliyor.

Ayrıca ‘Nasıl Büyüdük?’ ekonomi öğrencileri ile ekonomiye ilgi duyan ve AKP’nin ilk yıllarındaki ekonomik büyümenin nedenlerini ve doğurduğu sonuçları anlamak isteyenler için kaynak niteliğinde.

Kitap, Türkiye’nin 21. yüzyılda ekonomik performansını alışılagelenden farklı bir gözle değerlendiren, beraberinde kullandığı teorik araçları da okuyucuya tanıtan özgün, kapsamlı ve öğretici bir çalışma.

Özellikle ülkenin iki ezeli (ve ebedi) sorunu, yani enflasyon ve dış açıkla büyüme dinamikleri arasındaki karşılıklı karmaşık ilişkiler üzerine önemli gözlem ve analizler sunuyor.

Türkiye ekonomisi son yirmi yılda bir yandan büyürken öte yandan da önemli yapısal sorunlar biriktirdi.

Günçavdı ayrıntılı ve özgün araştırmalarıyla bu gelişmeleri en yakından izleyen iktisatçılardan biri.

Bu çalışmasında son dönemde derinleşen iktisadi sorunların uzun dönemli nedenlerini inceliyor, izlenen politikaların, yapılan siyasi ve iktisadi tercihlerin sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Hem bugünkü Türkiye ekonomisini daha iyi anlayabilmek hem de yaşadığımız sorunların nedenlerini doğru teşhis edebilmek ve bunların nasıl aşılabileceği konusunda daha sağlıklı düşünebilmek için okunması gereken önemli bir kitap.

  • Künye: Öner Günçavdı – Nasıl Büyüdük?: 2001 Sonrası Ekonomik Büyümenin Analitik Bir İncelemesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 298 sayfa, 2024

Pyotr Alekseyeviç Kropotkin – Tarlalar, Fabrikalar ve Atölyeler (2024)

Kropotkin, en önemli eseri sayılan ve bugün de geçerliliğini koruyarak tarım ve küçük ölçekli sanayiler üzerine bilimsel araştırma yapanlar için çok zengin bir ansiklopedik bilgi kaynağı olmaya devam eden bu kitabında, daha sürdürülebilir ve eşitlikçi bir toplum yaratmak için insanları sıkıcı ve anlamsız işlerde çalışmaya zorlayan katı bir iş bölümü yerine tarımın sanayi ile zihinsel emeğin de beden gücüyle birleştirilmesi fikrine dayalı bir toplumsal örgütlenme modeli ortaya koyuyor.

Kropotkin, bu farklı emek biçimlerinin birbirinden ayrılmasının emekçilerin sömürülmesine, çevrenin bozulmasına ve zenginliğin bir azınlığın elinde toplanmasına yol açtığını savunurken, yerel toplulukların ihtiyaçlarına öncelik verecek, rekabet yerine iş birliğine dayanan ve karşılıklı yardımlaşmayı teşvik eden yerinden yönetimli, ürün ve gıda üretiminde kendi kendine yeterli olarak ithalat ve ihracatı devre dışı bırakan bir üretim sistemi öneriyor.

  • Künye: Pyotr Alekseyeviç Kropotkin – Tarlalar, Fabrikalar ve Atölyeler, çeviren: Murat Erenel, Öteki Yayınevi, siyaset, 454 sayfa, 2024

Claude Meillassoux – Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler (2024)

‘Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler’ kitabını antropoloji ve iktisadın kesişiminde önemli kılan nedir?

Hiç kuşkusuz, teorik ve ampirik ayakları güçlü bir çifte köprü kurması: bir yandan, kendi kendine yeterli tarımsal topluluklar özelinde üretim ve üreme ilişkileri arasında (Birinci Bölüm), diğer yandan da bu topluluklarda üretilen/yeniden üretilen emek gücünün ve artı emeğin mevsimlik göçler yoluyla kapitalist sistem tarafından hem artı değer hem de emek rantı biçiminde sömürülmesi ve modern kölelik formları arasında (İkinci Bölüm).

Geçimlik besin üretimi ve üreticilerin yeniden üretimi gibi, insan faaliyetinin en belirleyici yönlerinden hareket eden ve bu manada diyalektik materyalizmin en yaratıcı örneklerinden birini sunan Claude Meillassoux, çalışmasında Lévi Strauss’un yapısalcılığının keskin bir eleştirisine de girer.

Kadın, yapısalcı antropoloji dâhilinde sadece ittifak temelli mübadelelerin konusu olarak ele alınırken, burada bir üretim ilişkisine dönüşmüş üreme ilişkilerinin, babayanlı soy ilişkilerinin tesisinde üreme fonksiyonu gereğince aranan, el konulan, boyun eğdirilen bir figür; eril bir kolektif siyasal girişimin nesnesi olarak karşımıza çıkar.

Bu açıdan bakıldığında, ‘Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler’, Marksizm ile uzlaşılabilecek bir feminizm ve feminizm ile uzlaşabilecek bir Marksizm için, tıpkı toplumsalın ve sömürünün karmaşık kıvrımları hususunda naif olmaması gereken bir teorinin yapması gibi, iyi tasarlanmış bir başlangıç noktası teşkil eder.

  • Künye: Claude Meillassoux – Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler, çeviren: Levent Ünsaldı, Heretik Yayıncılık, antropoloji, 267 sayfa, 2024

Mark Koyama, Jared Rubin – Dünya Nasıl Zenginleşti? (2024)

Bugün, atalarımızdan çok daha zenginiz ve bu servetimizin neredeyse tamamını son iki yüzyılda kazandık.

  • Peki, bu zenginliği nasıl elde ettik?
  • Zenginlik bir kader mi yoksa bir dizi etkenin bir araya gelmesinin sonucu mu?
  • Sanayi Devrimi neden 18. yüzyıl Britanyası’nda başladı?
  • Bazı ülkeler neden yenilikleri takip etme ve ekonomik büyüme konusunda geride kaldı?

Tüm bu sorulara onlarca yıldır cevaplar aranmış ve birçok önemli düşünür tarafından teoriler geliştirilmiştir.

Ekonomi tarihi uzmanlarından Jared Rubin ve Mark Koyama, ‘Dünya Nasıl Zenginleşti?’ kitabında bu soruları, bugüne kadar yapılmış araştırmaları ve ortaya konulan tüm teorileri inceleyerek cevaplıyor.

İlk olarak mevcut teorilere değinen yazarlar; coğrafyanın, iklimlerin, siyasi kurumların, kültürlerin, demografik yapının ve sömürgecilik faaliyetlerinin ekonomik büyümedeki rollerini tarihten örnekleriyle ele alıyor.

Dahası ‘Dünya Nasıl Zenginleşti?’ geçmişin, toplumların yoksulluktan nasıl kurtulabileceklerine dair bir rehber olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu kitap, dünyadaki ekonomik büyüme ve yoksulluğun geleceğini merak edenler için eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Mark Koyama, Jared Rubin – Dünya Nasıl Zenginleşti?, çeviren: Uğur Gülsün, Antre Kitap, ekonomi, 400 sayfa, 2024

Jacob Goldstein – Paranın Öyküsü (2024)

Para, yalnızca hepimiz ona inanmayı kabul ettiğimiz için işe yarar.

Jacob Goldstein Antik Yunanistan’da madeni paranın ortaya çıkışından, 16. yüzyılda Amsterdam’da oluşan ilk borsaya ve 21. yüzyılda gölge bankacılığın ortaya çıkışına kadar paranın toplumları şekillendiren faydalı bir kurgu olduğunu gösteriyor.

Hikâyenin merkezinde parayı yeniden tasarlayan düşünürler ve dünya liderleri bulunuyor.

Moğol İmparatoru Kubilay Han kâğıt parayı yarattı, bir kumarbaz ve katil olan John Law Fransa’ya modern parayı getirdi.

Bir grup bilgisayar programcısı Bitcoin’in yolunu açtı.

Hepsinin de farkına vardığı tek bir şey vardı: Neyin para sayıldığı ya da sayılmadığı yaptığımız seçimlerin bir sonucudur.

İlginç ayrıntılarla dolu ‘Paranın Öyküsü’, bu seçimlerin hikâyesidir.

  • Künye: Jacob Goldstein – Paranın Öyküsü: Uydurma Bir Şeyin Gerçek Hikâyesi, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, iktisat, 248 sayfa, 2024

Ha-Joon Chang – Tadında Ekonomi (2023)

Ha-Joon Chang’in mitolojisi bile sarımsakla yoğrulmuş Güney Kore’den çıkıp üzerinde sarımsağın doğmadığı Birleşik Krallık’a geldiği 1980’ler, İngiliz mutfağının o şanlı yavanlığından sıyrılarak, farklı tatlarla zenginleşmeye çalıştığı bir dönemdi.

Dünya ise aynı dönemde yavanlaşma pahasına tek bir fikrin hâkimiyetine geçiyordu: serbest piyasa ekonomisi.

Ünlü ekonomist, yazar ve mutfak tutkunu Ha-Joon Chang’in, ekonomide farklı bakış açılarına açık olmanın, en az farklı mutfaklara açık olmak kadar sağlıklı olduğu fikrinden yola çıkarak kaleme aldığı ‘Tadında Ekonomi’, zorlu iktisadi fikirleri, dünyanın dört bir yanından yiyeceklerin hikâyeleriyle aynı tabakta servis ederek ekonomik tercihlerimizin yaşadığımız dünyayı nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor.

Masum bağımlılığımız çikolatanın, post-endüstriyel bilgi ekonomilerine –ve işsiz bir geleceğe– dair de bir şeyler anlattığını ya da Güney Amerika yemeklerinden gumbo’yu ağızda eriyecek kadar yumuşacık yapan bamyanın, kapitalizm ile özgürlükler arasındaki karmaşık ilişkiyi de temsil ettiğini gösteriyor.

Chang, mutfağında yemek pişirirken eline aldığı malzemeler üstünden ücretsiz ev işlerinin gizli maliyetinden iklim krizine, serbest piyasanın yanıltıcı dilinden havuçların turunculaşma hikâyesine kadar uzanarak, bizlere cesur fikirlerle dolu ve sindirimi kolay bir ziyafet sunuyor.

Ezber bozan ve esprili anlatımıyla ‘Tadında Ekonomi’, ekonomiyi kavramanın bir yemek tarifi öğrenmeye benzediğini gösteriyor: Eğer onu iyice anlarsak, değiştirebiliriz de.

  • Künye: Ha-Joon Chang – Tadında Ekonomi: Aç Bir Ekonomistin Gözünden Dünya, çeviren: Gökçe Çakmak, Domingo Kitap, ekonomi, 224 sayfa, 2023

Ivan T. Berend – 19. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi (2023)

On dokuzuncu yüzyıl dünyanın çehresini değiştiren uzun bir yüzyıldı.

Günümüzün önemli iktisat tarihçilerinden Ivan T. Berend, ’19. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi’nde, şu önemli sorunun yanıtını arıyor: Niçin Avrupa’nın bazı ülkeleri ve bölgeleri 19. yüzyılın daha erken dönemlerinde ileri bir gelişme seviyesi yakalarken, diğerleri geride kaldı?

Avrupa’daki ekonomik kalkınmayı uluslar ötesi bir ölçekte ele alan bu karşılaştırmalı çalışma, bölgesel farklılıkların ülkelerin ekonomik güzergâhında nasıl belirleyici bir etki yapabileceğini gösterirken, ilerlemenin ve geri kalmanın tarihsel nedenlerini de tartışmaya açıyor.

Akademik yaşamı boyunca iktisadi geri kalmışlık ve periferi ekonomileri üzerine çalışan Berend, bu kitapta sosyal, politik, kurumsal ve kültürel etkenleri bir arada ele alırken, bilgi, devlet ve kurumların iktisadi kalkınmadaki rollerini de inceliyor.

’19 Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi, o uzun yüzyılın makroekonomik eğilimlerini ve çeşitli iktisat teorilerini masaya yatırırken, ayrıca günümüze de ışık tutuyor.

  • Künye: Ivan T. Berend – 19. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi: Çeşitlilik ve Sanayileşme, çeviren: İsmail Ferhat Çekem, İş Kültür Yayınları, iktisat, 512 sayfa, 2023

Hadas Thier – Halk İçin Kapitalizm Reheri (2024)

‘Halk İçin Kapitalizm Rehberi’, kapitalizmin krizlerinin yükünü neden her zaman yoksulların ve işçi sınıfının çektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kapitalist eşitsizliğin gizemini herkes tarafından anlaşılır bir anlatımla gözler önüne seren Hadas Thier, finansal krizlerin temel nedenlerini anlamamıza yardımcı oluyor.

Anaakım iktisatçılar kapitalizmi gezegenimizi süsleyen en büyük sistem olarak tanıtıp, ardından piyasanın sihirli güçlerini anlama işini “uzmanlara” bırakmamız gerektiğini söylüyorlar.

Bu anaakım yorumcuların bizi bu yönde ikna etme çabalarına rağmen, birçoğumuz bu sistemin neden bu kadar büyük bir eşitsizlik ve kendi çevresel yıkımına karşı ahlâksızca bir umursamazlık ürettiğini sorguluyoruz.

‘Halk İçin Kapitalizm Rehberi’, Marksist kavramlara bir giriş niteliğinde olmanın ötesinde, radikal bir ekonomi kuramına dayanarak tam da bu sorulara herkesin anlayacağı yanıtlar öneriyor.

  • Künye: Hadas Thier – Halk İçin Kapitalizm: Rehberi Marksist İktisada Giriş, çeviren: İsmail Ferhat Çekem, İletişim Yayınları, siyaset, 359 sayfa, 2024

Walter Scheidel – Büyük Düzleyici (2024)

‘Büyük Düzleyici’ gelir ve servet eşitsizliğinin tarihsel dinamiklerine ilişkin harikulade bir çalışma.

İnsanların yerleşik hayata geçtiği günden beri maddi eşitsizlik uygarlıkların en temel ve belirgin özelliklerinden biri olageldi.

Çok büyük bir zenginlik çok küçük bir zümrenin elinde toplanırken diğerleri kitleler hâlinde açlık ve sefalet içinde hayatta kalma mücadelesi verdiler.

Bu durum o kadar yaygın biçimde kanıksandı ve dünyanın olağan hâli olarak görüldü ki herkesin kapısını er ya da geç çalacak olan ölüm, birçok kültürde her türlü eşitsizliği en sonunda ortadan kaldıran tek gerçek eşitleyici olarak algılandı.

Hatta insanın ölümlü oluşu eşitsizliğin mağdurlarına zaman zaman huzur bile verdi.

  • Peki, tarihte maddi eşitsizliklerin ortadan kalktığı zamanlar olmadı mı?
  • Bundan sonra olamaz mı?
  • Olursa bunun bedeli ne olacak ve biz buna hazırlıklı mıyız?

Walter Scheidel, birçok ödül kazanan, maddi eşitsizlik sorununa sarsıcı bir bakış getirdiği bu abidevi çalışmasında, işte bu temel sorulara bir yanıt arıyor.

Tarih boyunca eşitsizliği ortadan kaldıran, zengin ile yoksulu ayıran servet dağlarını dümdüz eden, yüz yüze gelenlere kıyamet saatinin geldiğini düşündüren mahşerin gerçek dört atlısıyla bizi tanıştırıyor: büyük savaşlar, devrimler, salgınlar ve devletlerin yıkılışı.

Primat atalarımızın yaşadığı Afrika’nın savanlarından, Amerika’nın en eski yerli uygarlıklarına, Uzakdoğu ve Mezopotamya’nın kültürlerinden Avrupa’nın Ortaçağına ve bugünün modern dünyasına kadar, bu yıkıcı güçlerin bireylerin ve ulusların kaderini nasıl durmaksızın yeniden şekillendirdiğini ve oyun alanını nasıl eşitlediğini gözler önüne seriyor.

Bir anlatıdan ziyade manifesto niteliği taşıyan bu kitap, herkesin bildiği sırları ifşa etmenin ne denli zahmetli bir iş olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Walter Scheidel – Büyük Düzleyici: Taş Devri’nden Bugüne Şiddet ve Eşitsizliğin Tarihi, çeviren: S. Erdem Türközü, Fol Kitap, siyaset, 696 sayfa, 2024