Kolektif – Kültür-Sanat ve Sermaye-İktidar (2023)

Kültür ve sanat eğer arkasında yeterli iktisadi ve siyasi güç yoksa uzun süre ayakta kalamıyor, görünür olamıyor.

Kültür ve sanatın ya da kültürel ve sanatsal ürünün-eserin üretimi, takipçisine ulaştırılması iktisadi ve siyasi kurumların, yapıların varlığını gerekli kılar.

Hem piyasa mekanizması hem de devlet müdahalesi sanatçılar arasındaki gelir dağılımından, sanatın propaganda ya da kapitalist vitrin olarak kullanılmasına, devletin kendi görüşünü dikte etmesinden, kültür ve sanatta demokratikleşmeye, sanatçı emeğinin sömürülmesinden, malikanelerde lüks yaşantılarını sürdüren sanatçılara kadar birçok konuyu etkiler.

Politik iktisat bu etkilerin nasıl ortaya çıktığını araştırır.

Heterodoks yaklaşım da kapitalizmin doğasını saklayan neo-klasik iktisada önemli bir rakip yöntemi ve analiz araçlarını kullanır.

Bu kitapta bu konular hakkında ayrıntılı gözlemler, akıl kurcalayan sorular, provokatif cümlelerin arkasından gelen derinlemesine analizler yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Kültür-Sanat ve Sermaye-İktidar: Heterodoks Bir Yaklaşım, derleyen: Sacit Hadi Akdede, çeviren: Özgür Emir, Alfa Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2023

Zafer Karademir – Osmanlı Yeni Çağı’nda Tarımsal Gelişim (2023)

Modern çağlarda yüzleşmek istemediğimiz sorunlar arasında, teknik tarımın doğaya verdiği zarar önemli bir yer ediniyor.

Antroposen Çağı olarak bahsedilen bu zararlı dönemin çok önceden başladığı kabul ediliyor.

Sanayi Devrimi sonrası adeta kutsallaştırılan entansif tarımın, artan dünya nüfusunu çılgınca beslemek için toprak ve su başta olmak üzere doğal kaynakları hoyratça yok etmesi, bunları zehirleyerek kirletmesi oldukça tahrip edici gelişmelerdi.

Bu sürecin bir aşamasından sonra modern tarımın gerçekte bir kurtarıcı olup olmadığı sorusu sorulmaya başlandı.

Modern insanın bir hayli değer atfettiği entansif tarımın bütün yönleriyle hayran olunacak bir yöntem sayılamayacağı; diğer bir ifadeyle geleneksel tarımın tümüyle olumsuz sayılamayacağı daha iyi anlaşılmaya başlandı.

Bu kitap, tarımsal gelişim sürecinde daha çok geleneksel yapılardan kurtulamamış olan Osmanlı tarım emekçilerinin ve sermayedarlarının, modern çağlar öncesinde Yeni Çağ’daki “geri kalmışlık” sorununu yakından inceleme çabasıyla oluşturulmuş.

Çalışmanın temelinde yukarıda ana çerçevesi çizilen düşünce ciddi bir yer edindiğinden, Osmanlı çiftçisinin ekstansif tarıma bağlılığı katı bir eleştirel dille ve tavırla değil, çağın ve imparatorluğun şartları düşünerek incelenmiş.

“Geleneksel” hatta “ilkel” diye biraz da küçümser bir bakış açısıyla eleştirilen Osmanlı tarım sektörünün, hububat (özelde buğday) ziraatı sahasının, görece statik yapıda olsa bile sınırlı ve uzun soluklu bir gelişme çabası içinde olduğu tezi üzerinde konuya yaklaşılmış.

Tüm gelenekselliği ya da ilkelliğine rağmen hemen her zaman yabancıların buğday kaçırdığı bir memleket olarak Osmanlı’nın tarım emekçilerinin kendi şartları elverdiği ölçüde verimlilik artışına yönelik gayretleri kitapta dikkat çeken ayrıntılardan biri.

  • Künye: Zafer Karademir – Osmanlı Yeni Çağı’nda Tarımsal Gelişim: Ziraat, Hasılat, Ticaret, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 322 sayfa, 2023

Luc Ferry – Transhümanist Devrim (2023)

‘Transhumanist Devrim’de Luc Ferry iç içe geçip birbirini tamamlayan ve yakın geleceğe damgasını vuracak dört temel teknolojinin insanlığın önüne çıkaracağı olanakları ve yeni risk unsurlarını değerlendiriyor: nanoteknolojiler, biyoteknolojiler, enformatik (büyük veri ve nesnelerin interneti) ve bilişsel bilim (yapay zekâ).

Tıp alanındaki gelişmeler ABD’de transhümanizm adı altında ortaya çıkan ve web dünyasının Google gibi devleri tarafından desteklenen bir ideolojinin etki alanını genişletecek şekilde ilerliyor.

Amaç, tedaviye yönelik onarıcı tıbbın çok ötesine geçmek; en son bilimsel araçlar ve muazzam teçhizatlar yardımıyla insanlık durumunu “yükseltmek”, insan ömrünü ve gençliği mümkün mertebe uzatmak, genetik mühendisliğiyle nesilden nesile aktarılan genlere müdahale etmek ve son noktada insan-makine hibritleri üreterek “insan sonrası” çağını başlatmak.

Ekonomi alanında ise bağlı nesneler, sosyal ağlar ve büyük veri gibi yeni olanakları, yani transhümanizmin harekete geçirdiği teknolojilerin bir kısmını hizmet olarak sunan Uber, BlaBlaCar, Airbnb ve benzeri uygulamalar taksilerle, otellerle veya büyük mağazalarla rekabet eder hale geldiler.

Meslek sahiplerinin aradan çıkarılarak şahıslar arası ilişkiler kurulmasına dayanan bu “paylaşım ekonomisinin” transhümanist ideolojiyle derin bağları olduğuna dikkat çeken Ferry’ye göre her iki durumda da söz konusu olan sosyal demokrasiye bulanmış belli bir liberalizm, hatta bireylere dayatılan geleneklerin ve mirasların ağırlığından ne pahasına olursa olsun kurtulmak isteyenleri yanına çeken saf ve katı bir ultraliberalizmdir.

  • Künye: Luc Ferry – Transhümanist Devrim: Tekno-tıp ve Dünyanın Überleşmesi Hayatlarımızı Nasıl Altüst Edecek?, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2023

Kolektif – Vergi Devletlerinin Yükselişi (2022)

Yok ÖTV’si, KDV’si, yok MTV’si…

Halk vergiler altında eziliyor.

Vergiler, “modern devleti” oluşturan fabrika niteliğindeki ekonomik sistemlerin en önemli dişlisidir.

Hollanda’dan Osmanlı İmparatorluğu’na, Japonya’dan Hindistan’a 1500 ila 1914 yıllar arasında Avrasya’da şekillenen Vergi Devletlerini inceleyen bu kitap, bir dizi karmaşık tarihî soruna yeni cevaplar arıyor.

Her devlet hakkında o konunun en büyük iktisat tarihçisinin bir bölüm kaleme aldığı bu kitapta, Vergi Devletlerinin öne çıkan özellikleri, rekabet teknikleri, bunun Avrupa’nın genişlemesine ve uluslararası ticarete etkileri gibi konular ele alınıyor ve küreselleşmenin nasıl bir süreçle işlediği gözler önüne seriliyor.

Karşılaştırmalı bir çerçevede tüm Vergi Devletlerini inceleyen kitap, sürecin dünya tarihi için nasıl merkezi bir konum üstlendiğini ortaya koyuyor ve modernleşmenin ne şekilde vuku bulduğunu devletlerin hazine politikaları üzerinden ele alıyor.

Ülke-vaka çalışması şeklinde dizayn edilen 18 yazının yer aldığı bu kitapta Şevket Pamuk, John F. Richards, Luciano Pezzolo ve Kent G. Deng gibi dünyanın en büyük iktisat tarihçilerinin çığır açan yazıları bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Vergi Devletlerinin Yükselişi: Alternatif Bir Dünya Tarihi, editör: Bartolomé Yun-Casalilla, Patrick K. O’Brien ve Franciso Comín Comín, çeviren: Nihat Bulut, Selenge Yayınları, tarih, 560 sayfa, 2022

Erinç Yeldan – Kapitalizmin Derinleşen Krizleri ve Türkiye (2022)

Kriz bahane edilerek emeğin sosyal kazanımlarına yönelik büyük bir saldırıyla karşı karşıyayız.

Erinç Yeldan, kapitalizmin dünyada ve Türkiye’de içinde bulunduğu verili koşullar içinde bize yol gösterecek gerçekçi ve somut alternatif öneriler sunuyor.

Nihai çözümün kapitalist sitemin dışında, sosyalizmde olduğunu belirten Yeldan, kitleleri bu yönde ikna etmek ve onları mücadele için bir araya getirmek için Sol’un nasıl bir perspektif edinmesi gerektiğini tartışıyor.

‘Kapitalizmin Derinleşen Krizleri ve Türkiye’, hem bize nasıl bir cehennemi hayat dayatıldığı hem de insana yakışır bir dünyanın nasıl olacağı üzerine derinlemesine düşünmek isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir kitap.

  • Künye: Erinç Yeldan – Kapitalizmin Derinleşen Krizleri ve Türkiye, Telgrafhane Yayınları, iktisat, 208 sayfa, 2022

Oded Galor – İnsanlığın Serüveni (2022)

Ülkelerin yoksulluk tuzağından kurtulup zenginleşmesini sağlayan kültürel, teknolojik ve eğitimsel güçlere kapsamlı bir bakış.

  • İnsanlar neden asgari geçim tuzağından günümüze çok yakın bir zamanda kurtulup diğer tüm canlılardan çok daha yüksek bir yaşam standardına sahip olabilen tek canlı türüdür?
  • İnsanlığın ilerlemesi neden dünya çapında böylesi adaletsiz bir şekilde gerçekleşti?
  • Geçmişte elverişli coğrafi özelliklerden yararlanan ve zengin çeşitliliğe sahip olan kimi topluluklar nasıl oldu da refaha giden yolda ilerlerken dezavantajlı konuma düştüler?
  • Uluslar arasında bugün var olan büyük eşitsizlikler neden ortaya çıktı?
  • Hepimizi zengin ve başarılı kılacak bir yol var mı?

İnsanlığın ortaya çıkışından günümüze dek uzanan büyüleyici bir serüveni anlatan ekonomist ve düşünür Oded Galor insanlığın iki büyük gizemi olan zenginlik ve eşitsizliğe ilgi çekici bir çözüm sunuyor.

Galor’un muazzam ve şaşırtıcı bağlantılarla dolu bu sürükleyici anlatımı teknoloji, nüfus büyüklüğü ve adaptasyonun sadece iki yüz yıl önce insanın hikâyesinde nasıl çarpıcı bir hâl değişimine yol açtığını gösteriyor.

Galor aynı serüven boyunca zamanda geriye doğru giderek bizi eşitsizliğin nihai nedenlerine dair bir açıklamaya da götürüyor.

Kolonicilik, siyasal kurumlar, toplumsal yapı, kültür gibi etki katmanlarını birer birer açığa çıkarıyor.

Dünyanın dört bir yanında ekonomik, sistemik ve ekolojik krizle yüz yüze olduğumuz bu günlerde hem umut verici hem de derinlikli dersler içeren ve önemli hakikatleri sunan ‘İnsanlığın Serüveni: Zenginliğin ve Eşitsizliğin Tarihi’, geçmişten hareketle ileriye dönük kalıcı bir reçete sunuyor.

  • Künye: Oded Galor – İnsanlığın Serüveni: Zenginliğin ve Eşitsizliğin Tarihi, çeviren: Mehmet Arif Taşkıran, Kronik Kitap, tarih, 288 sayfa, 2022

Verónica Gago ve Lucí Cavallero – Borcun Feminist Reddi (2022)

“Biz değer üretenler olarak diyoruz ki: Bir Kadın Daha Eksilmeyeceğiz, Hayatta Kalmak ve Borçsuz Olmak İstiyoruz!”

İşte tam da feminist hareketin yükselttiği bu sloganın izini sürüyor elinizdeki kitap.

Borç mekanizmasının nasıl da yaşamın her alanına sızdığını, yeni itaat ve sömürü biçimleri ürettiğini, böylece emeğin güvencesiz, esnek ve kötü çalışma koşullarına nasıl da mahkûm edildiğini gözler önüne seriyor.

İktidarın borç yoluyla uyguladığı şiddeti, mülksüzleştirme pratiklerini, bireyselliğe hapsedilmeyi ilk elden yaşayanların diliyle ifade ediyor.

Borç yükünün özellikle de kadınların, lezbiyenlerin, transların ve non-binary’lerin üzerinde yarattığı olumsuz etkileri, kaygıları, yalnızlıkları, yabancılaşmaları anlatıyor.

Borç yüzünden “sıfır noktasında” yaşayanların, kırılgan bedenlerin, yaşamı üretenlerin direnişini, reddini ve isyanını dile getiriyor.

  • Künye: Verónica Gago ve Lucí Cavallero – Borcun Feminist Reddi, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, 148 sayfa, 2022

Mehmet Kuru – Osmanlı’nın Para ile İmtihanı (2022)

Osmanlı’nın sınırlarının çok hızlı genişlemesi önemli bir para krizinin temellerini attı.

Mehmet Kuru, bu özgün çalışmasında, 16 ve 17. yüzyıllarda yaşanan para krizlerinde yaşananları ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.

600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu siyasi, toplumsal, askerî gibi pek çok alanda derin krizleri atlattı.

Krizlere her dönemde pragmatik çözümler bulmayı başaran imparatorluk, para krizi için de yüzyıllar içinde farklı çözümler üretti.

Her krizin farklı dönüştürücü etkileri olsa da 16. yüzyıl itibaren hem krizler hem çözümler ayrı bir dönemi işaret eder.

Mehmet Kuru, 16 ve 17. yüzyıllarda yaşanan para krizlerinde hem devlet yöneticilerinin hem de halkın çözümlerini irdeleyerek Osmanlı’yı anlamanın yeni anahtarlarını sunuyor.

  • Künye: Mehmet Kuru – Osmanlı’nın Para ile İmtihanı: XVI. – XVII. Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun Para Krizi, Fol Kitap, tarih, 192 sayfa, 2022

Arif Koşar – Robotlar İşimizi Elimizden Alacak mı? (2022)

  • Teknolojik yenilikler ve otomasyon toplam istihdamda bir azalmaya yol açma eğiliminde mi, değil mi?
  • Çalışma ya da “işin sonu”na mı geldik?
  • Teknolojik gelişmeler sonucunda işçi sınıfı küçülen ve giderek marjinal hale gelen bir toplumsal kategori mi?

Bu sorulara verilecek yanıtlar sadece istatistiksel bir gösterge olmanın ötesinde, son yarım yüzyıldır emeğin ve işin önemini yitirdiği, kapitalizmin temel çelişkilerinin silikleştiği, sınıf ve sınıf mücadelesi gibi kavram ve olguların çağdışı hale geldiği biçimindeki iddiaların temelinde yatan varsayımların analizi için elzemdir.

Arif Koşar, bu ve bunun gibi sorulara ufuk açıcı yanıtlar veriyor.

  • Künye: Arif Koşar – Robotlar İşimizi Elimizden Alacak mı?: Teknoloji, Emek, Gelecek, Kor Kitap, inceleme, 264 sayfa, 2022

Friedrich A. von Hayek – Paranın Özelleştirilmesi (2022)

Günümüzde devletlerin ölçüm birimi ve ödeme aracı olarak kullanılacak parayı sağlaması bir çeşit “dogma” olarak kabul görmektedir.

Buna karşın gittikçe yaygınlaşan kripto paralar, devletlerin para arzındaki tekeli hakkında çeşitli tartışmalara yol açıyor.

Kripto paraların ortaya çıkışından yaklaşık 30 yıl önce Friedrich A. von Hayek, para arzında devlet tekeline karşı çıkarak bunun finansal istikrarsızlık ve enflasyon ile neticelendiğini öne sürmüş; piyasa şartlarında rekabet eden para birimlerinin küresel ekonomik istikrarın sağlanmasında etkili olacağını savunmuştu.

Bu düşünceleriyle hem kripto paraların iktisadi fikir öncüsü olmakta hem de tüm dünyada güncel ve yaygın bir sorun olan enflasyona sıra dışı bir çözüm önerisi sunuyor.

  • Devlet, özel teşebbüsler tarafından piyasaya arz edilecek olan “para”nın kullanılmasına izin verirse ne olur?
  • Kişilerin günlük hayatta kullanacağı para birimini tercih edebileceği bir sistem, hayatımızda ne gibi değişikliklere neden olur?

Hayek, ‘Paranın Özelleştirilmesi’nde bu gibi güncel sorulara yanıt aramakta ve çeşitli önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Friedrich A. von Hayek – Paranın Özelleştirilmesi, çeviren: Muhammet Durdu, Albaraka Yayınları, iktisat, 178 sayfa, 2022