Arif Koşar – Robotlar İşimizi Elimizden Alacak mı? (2022)

  • Teknolojik yenilikler ve otomasyon toplam istihdamda bir azalmaya yol açma eğiliminde mi, değil mi?
  • Çalışma ya da “işin sonu”na mı geldik?
  • Teknolojik gelişmeler sonucunda işçi sınıfı küçülen ve giderek marjinal hale gelen bir toplumsal kategori mi?

Bu sorulara verilecek yanıtlar sadece istatistiksel bir gösterge olmanın ötesinde, son yarım yüzyıldır emeğin ve işin önemini yitirdiği, kapitalizmin temel çelişkilerinin silikleştiği, sınıf ve sınıf mücadelesi gibi kavram ve olguların çağdışı hale geldiği biçimindeki iddiaların temelinde yatan varsayımların analizi için elzemdir.

Arif Koşar, bu ve bunun gibi sorulara ufuk açıcı yanıtlar veriyor.

  • Künye: Arif Koşar – Robotlar İşimizi Elimizden Alacak mı?: Teknoloji, Emek, Gelecek, Kor Kitap, inceleme, 264 sayfa, 2022

Aaron Benanav – Otomasyon ve İşin Geleceği (2022)

Kapitalist çürümenin tek gelecek olmadığına inanan herkes bu kitabı okumalı.

Otomasyonun işi ortadan kaldırdığı fikrini çürüten Aaron Benanav, robotların tüm işi yapmasını beklemekten çok neye ihtiyacımız olduğuna kolektif olarak karar verip ekonomiyi planlayabileceğimizi söylüyor.

  • Gelişen otomasyon teknolojilerinin işyerleri ve emek (piyasası) üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirmek gerekir?
  • Küresel emek talebini baskılayan şey teknoloji kaynaklı iş yıkımı mıdır?
  • Üretimin tam otomasyonu (şayet mümkünse) bizleri kıtlık sonrası bir geleceğe ulaştırabilecek mi?

Benanav bu sorulara yanıt ararken süreğen düşük emek talebine odaklanarak son elli yılda dünya ekonomisine ve işgücüne olanların kısa bir tarihini ortaya koymaya çalışıyor.

Tarihsel ve kuramsal yolculuğunda otomasyon kuramcılarının da sıklıkla uğrağı olan bilim kurgu edebiyatını  ziyaret ediyor ve mevcut gerçekliğimizin zenginlerin korunaklı, iklim denetimli topluluklarda yaşadığı, geri kalanımızın geleceği olmayan işlerde çalışarak, akıllı telefonlarda video oyunlar oynayarak zamanımızı çarçur ettiği, sokak satıcılarının ve çekçek çekicilerinin kafalarının üzerinde uçan mikro drone’ların olduğu sıcak bir gezegen olarak distopik bilim kurgulara benzediğini belirtiyor.

Benanav, kıtlık sonrası dünyaya bizi götürecek olanın ne teknolojik ilerleme ne de teknokratik reformun olacağını, bunu ancak toplumsal yaşamın radikal bir yeniden yapılanmasını zorlayan toplumsal hareketlerin baskısının yapabileceğini belirtiyor ve tekno-belirlenimci popüler pek çok yayının düştüğü tuzağa düşmeyerek gerçek “özne”nin kim olduğunu bizlere hatırlatıyor.

  • Künye: Aaron Benanav – Otomasyon ve İşin Geleceği, çeviren: Diyar Saraçoğlu, Nota Bene Yayınları, inceleme, 138 sayfa, 2022

Johann Hari – Çalınan Dikkat (2022)

Gazeteci-yazar Johann Hari, son yıllarda bir şeylere odaklanmakta ne kadar zorlandığını fark ettiğinde suçu önce kendisinde aramış.

Ama sonra aslında çoğu insanın aynı sorundan mustarip olduğunu görmüş.

Böylece meseleyi araştırmaya, uzmanlarla görüşmeye başladığında çok daha derin ve kapsamlı nedenlerin söz konusu olduğunu keşfetmiş.

‘Çalınan Dikkat’te Hari, bu nedenleri detaylarıyla ele almanın yanı sıra, dikkatimizi geri kazanmanın yollarına kafa yoruyor.

Bireysel çabaların, yani sırf kendi hayatlarımızda birtakım değişiklikler yaparak sorunu çözmeye çalışmanın ancak bir yere kadar etkili olabileceğini vurgulayan Hari, “dikkatimizi bizden çalan kuvvetlerle kolektif olarak yüzleşip onları değişime zorlamamız gerektiğini” belirtiyor.

Bunun ise acil bir mesele olduğunu, çünkü dikkati dağılmış bir toplumun, önündeki en önemli sorunlara bile odaklanamayacağını ve çözüm üretemeyeceğini söylüyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Böyle az uyuyup çok çalışan, üç dakikada bir faaliyet değiştiren, zaaflarımızı öğrenip manipüle etmek için tasarlanmış sosyal medya siteleri tarafından takip edilip gözlemlenen, stres fazlalığından aşırı tetikte yaşayan, enerjinin sıçrayıp çakılmasına yol açan bir şekilde beslenen, her gün beyne zarar veren toksinlerle dolu bir kimyasal çorbası soluyan bir toplum olmaya devam ettiğimiz takdirde – ciddi dikkat sorunları yaşayan bir toplum olmaya da devam edeceğiz, evet. Ama bunun bir alternatifi var. Örgütlenip karşı koymak – dikkatimizi ateşe veren kuvvetlerle mücadele edip yerlerine iyileşmemize yardımcı olacak kuvvetler geçirmek.”

  • Künye: Johann Hari – Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz?, çeviren: Barış Engin Aksoy, Metis Yayınları, inceleme, 320 sayfa, 2022

Kâzım Gündoğan – Alevileş(tiril)miş Ermeniler (2022)

“Ermeniyseniz Hıristiyan(mı)sınız!”

“Biz konuşan dilsiz, gören körüz” cümlesi ne anlama gelir, bilir misiniz?

Kiminin “gâvur”, kiminin “dola Hermeni” (Ermeni dölü) dediği bu insanlar, Ermeni mezarlığında niçin Kuran okur, kilisede neden “ya Hızır ya Düzgün Bava” diye dua eder?

Kâzım Gündoğan bu önemli çalışmasında, “Biz İsa’ya tabiyiz, ama Ali’ye de mecburi” cümlesini kuran Alevilevmiş Ermenilerin dünyasına iniyor.

Devletin, yerel mütegallibenin, kilisenin ve diasporanın ayrı ayrı vurduğu bu “kuyruklu Ermeniler”in kuşaklar boyu acının imbiğinden geçirdiği kırılgan hikâyesinin üzerine cesaretle giden duyarlı ve açık yürekli bir kitap.

  • Künye: Kâzım Gündoğan – Alevileş(tiril)miş Ermeniler, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 528 sayfa, 2022

Edward Dutton – Neden İnsanları Dış Görünüşlerine Göre Yargılarız? (2022)

“İnsanları dış görünüşlerine göre yargılayamazsın!”

Bu söz daha çocukluğumuzdan itibaren beynimize işlenmiştir ancak bu kitapta da okuyacağınız üzere tamamen yanlıştır.

Edward Dutton, insanları dış görünüşlerine göre yargılamak üzere evrildiğimizi gösteriyor.

İnsanların karakterlerini ve zekâlarını dış görünüşlerine bakarak kesin olarak okuyabiliriz ve hatta hayatta kalmak istiyorsak okumalıyız da.

Dutton bize vücut şekli, kıl oranı, göz yapısı, parmak uzunluğu, hatta kadınların memelerinin büyüklüklerinin ve daha fazlasının karakter, zekâ ya da ikisine birden açılan pencereler olduğunu gösteriyor.

Bu kitabı okuduktan sonra insanlara bir daha aynı gözle bakamayacaksınız.

  • Künye: Edward Dutton – Neden İnsanları Dış Görünüşlerine Göre Yargılarız?, çeviren: Ayşe Betül Kum, Liberus Yayınları, inceleme, 100 sayfa, 2022

Charles Kenny – Salgın Döngüsü (2022)

Salgın hastalıklar tarih boyunca sadece milyonlarca insanın kaderini belirlemekle kalmadı uygarlıkların, imparatorlukların, devletlerin, şehirlerin gelişim çizgilerine de olumlu ya da olumsuz şekil verdi.

Gerek hayat koşullarının, gerek hijyen yaklaşımlarının iyileştirilmesiyle ve tıp alanındaki devrimlerle salgınlarla mücadelede yüzyıllar içinde önemli yol alındı.

Ancak, COVID-19 pandemisinin de gösterdiği gibi, her zaman bir tehdit olan salgınlar insanlığın gündeminden hiçbir zaman tam olarak da düşmüyor.

Charles Kenny, günümüze dek getirdiği ‘Salgın Döngüsü’nde insanlığın bulaşıcı hastalıklarla, salgınlarla mücadelesinin canlı, kapsamlı, özlü ve kolaylıkla anlaşılır bir dökümünü sunuyor.

Tarihsel ilerlemeler, ekonomi, küreselleşme, kültür, halk sağlığı ve bulaşıcı hastalıklar arasındaki ilişkinin haritasını çıkaran Kenny, alınacak derslerle dolu olduğu kadar gelecek için önerileri de içeren bir bakış sunuyor.

  • Künye: Charles Kenny – Salgın Döngüsü: İnsanlığın Bulaşıcı Hastalıklarla Bitmeyen Savaşı, çeviren: Şule Ölez, İletişim Yayınları, inceleme, 316 sayfa, 2022

Helen Pluckrose ve James Lindsay – Alaycı Teoriler (2022)

Dilin şiddet ve bilimin cinsiyetçi olduğunu hiç duydunuz mu?

Size hiç obez olmanın sağlıklı olduğu, biyolojik cinsiyet diye bir şeyin olmadığı veya sadece beyazların ırkçı olabileceği söylendi mi?

Bu fikirler kafanızı karıştırabilir.

Bunlar Batı toplumunun mantığına güçlü şekilde meydan okumaktadır.

Bu cesaretin nereden kaynaklandığını merak ediyor musunuz?

Helen Pluckrose ve James Lindsay, bu kitapta bu fikirleri besleyen dogmaların, Fransız postmodernizmindeki kaba kökenlerinden, aktivist akademik alanlardaki inceliklerine kadar nasıl bir evrim geçirdiğini gözler önüne seriyorlar.

Bugün bu dogmalar, ana akım medyada, sosyal medyada, üniversite amfilerinde ve kampüslerinde karşı konulamaz ilke ve değerler olarak kabul ediliyor: Bilgi sosyal bir inşadır; bilim ve akıl, baskı araçlarıdır; tüm insan etkileşimleri, baskıcı gücün oyun alanlarıdır ve dil tehlikelidir.

Pluckrose ve Lindsay’a göre bu Aydınlanma karşıtı inançların kontrolsüz çoğalması, sadece liberal demokrasi için değil, aynı zamanda modernliğin kendisi için de bir tehdit oluşturuyor.

‘Alaycı Teoriler’, uygulamalı postmodernizmin postkolonyal teori, queer teori, eleştirel ırk teorisi, dördüncü dalga feminizm, toplumsal cinsiyet çalışmaları, şişmanlık çalışmaları ve yetenekçilik gibi pek çok alandaki akademik yaklaşımlarını aşırı ve tutarsız bulmakta ve bunları eleştirmektedir.

  • Künye: Helen Pluckrose ve James Lindsay – Alaycı Teoriler: Aktivist Akademisyenler Nasıl Her Şeyi Irkla Toplumsal Cinsiyetle ve Kimlikle İlişkilendirir ve Bu Niçin Herkese Zarar Verir?, çeviren: İhsan Çapcıoğlu, Bahadır Metin ve Rüveyda Çınar, Episteme Yayınları, inceleme, 341 sayfa, 2022

Kolektif – Bu da Biter, Ya Sonra? (2022)

Bu önemli derleme, pandeminin ekonomi, siyaset edebiyat, sanat, medya, eğitim ve sağlık üzerindeki etkilerini derinlemesine izliyor.

Dünyayı sarsan COVID-19 pandemisinden sonra hayatlarımız, olağan akışına kaldığı yerden aynen geri dönecek mi?

Çocuk, genç, yaşlı milyarlarca insan ne yaşadı?

Ne yaşadık?

Bizleri bundan sonra neler bekliyor?

Salgın sırasında her vatandaşımızın günlük hava durumu tahminleri kadar içselleştirip, düzenli takipçisi olduğu istatistiklere olan genel ilgi, salgın uzadıkça düştü.

Salgın fırtınasında her hanede hayat, A’dan Z’ye değişip başka bir şeye dönüştükçe; salgın konuşulmaz oldu.

Toplumun gündemi, salgının artçıl etki ve sonuçlarıyla öylesine meşgul ki, kimse tüm bu sorunların asıl malum nedeni olan COVID-19 hakkında artık düşünmek, konuşmak istemiyor.

Acılar öyle uzun, öyle derin, öylesine yaygın ki, unutmak ve hiç adını anmamak en kolayı!

Oysa pandeminin sebep ve sonuçlarının tam da şimdi bir analize ihtiyacı var.

İnsanlığın yaşadığı son salgının içinden, salgın sonrasına bakarak hayatı yorumlayan bu kitap şu soruya cevap arıyor: Bu da biter, ya sonra?

Biyoloji, ekoloji, ekonomi, edebiyat, kültür, sanat, iletişim, eğitim, sağlık gibi hayatın çok farklı alanlarında çalışan, üreten, düşünen, bu soruya cevap arayan yazarlar bu kitap için buluştu, tartıştı ve okuyucuya kendi başlangıçları için ilham vermek istedi: “Daha iyi bir dünya mümkün.”

Kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Ahmet Atalık, Arif Altun, Aysun Gezen, Aziz Çelik, Bayazıt İlhan, Berna Diclenur Uluğ, Betül Urhan, Dilek Aslan, Emre Kongar, Engin Yılmaz, Fatih Yaşlı, Fazilet Mıstıkoğlu, Ferhunde Öktem, Gülriz Erişgen, Haluk Özen, İlhan Can Özen, Meltem Dengelen, Mutlu Binark, Önder Algedik, Özden Şener, Özlem Ece, Selçuk Dağdelen, Süreyya Karacabey ve Şükrü Erbaş.

  • Künye: Kolektif – Bu da Biter, Ya Sonra?: Covid 19 ve A’dan Z’ye Yeni Hayat, editör: Selçuk Dağdelen, Dilek Aslan ve Bayazıt İlhan, Literatür Yayıncılık, inceleme, 292 sayfa, 2022

Kolektif – Sosyal Bilimlerde 101 Temel Kitap (2022)

Bu kitap, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sosyal bilimlerin gelişimine yıl yıl damga vurmuş 101 kitabın bir yeniden okumasını sunuyor.

Kitapta birçok konuyu, kişileri, tartışmayı ya da üzerinde uzlaşılmış kavramı bulmak mümkün.

Kitap boyunca bugün toplumsal dünyayı içselleştirme ve yorumlama biçimlerimizin temelini oluşturan kavramların ortaya çıkışına tanıklık ediyor, sık dokunmuş düşünce ağlarının izini sürüp bu ağdan kopanları da göreceğiz.

Adorno, Butler, Agamben, Lévi-Strauss, Arendt, Barthes, Said, Bourdieu, Derrida, Mauss, Sartre ve Foucault gibi büyük düşünürlerin eserlerini merkeze alan bu zengin ve nitelikli derleme, alanında uzman araştırmacıların bakışıyla yeni boyutlar kazanıyor.

Antropolojiden sosyolojiye, mikrotarih çalışmalarından dilbilime, sanat tarihine, edebiyat araştırmalarına, felsefeye ve coğrafyaya uzanan bu geniş sahayı –anakronizme ve etnosentrizme düşmeksizin– titizlikle ele alan makaleler sosyal bilimlerin yüz yıllık süreçte aştığı engebeli yolları bu kolektif bilimsel üretim aracılığıyla kayda geçiriyor.

Farklı tarihsel dönemler, kültürel iklimler, çatışmalar, uzlaşılar arasında sosyal-tarihsel, özgür bir panorama sunmasının yanı sıra güncel tartışmalara yön verebilecek temel bir kılavuz…

  • Künye: Kolektif – Sosyal Bilimlerde 101 Temel Kitap, derleyen: Cyril Lemieux, çeviren: Zeynep Turan, Sel Yayıncılık, inceleme, 340 sayfa, 2022

Giorgio Van Straten – Kayıp Kitapların İzinde (2022)

Kayıp kitaplar, yazarının tamamlayamamış da olsa yazdığı; birilerinin gördüğü hatta okuduğu fakat sonradan yok edilen veya ardında neredeyse hiç iz bırakmadan yok olan kitaplardır.

Giorgio van Straten, onları okumamış olanlara onları hayal etme, haklarında hikâyeler anlatma ve yeniden yazma imkânı sunan bu kitapların peşine düşüyor ve bize tarihin farklı dönemlerinden sekiz vaka sunuyor.

Aralarında Lord Byron, Ernest Hemingway, Bruno Schulz, Nikolay Gogol, Walter Benjamin ve Sylvia Plath gibi yazar, şair ve düşünürlerin olduğu sekiz ismin kayıp eserlerine odaklanan kitap, adeta polisiye bir roman gibi okunabilir.

  • Künye: Giorgio Van Straten – Kayıp Kitapların İzinde, çeviren: Merve Yalçın Pelit, Everest Yayınları, inceleme, 84 sayfa, 2022