Galileo Galilei – Dante’nin Cehennemi Üzerine Dersler (2009)

Galileo Galilei, henüz yirmi dört yaşındayken, ünlü Floransa Akademisi üyelerine Dante’nin ‘İlahi Komedya’da tasvir ettiği cehennem üzerine iki ders verir.

Bu derslerde, Dante’nin cehenneminin biçimi, konumu ve büyüklüğünü irdeleyen Galileo, ‘İlahi Komedya’nın ilk bölümünde anlatılan cehennem çukurunu geometrik bir bakış açısıyla incelemek ve Dante’nin belirlediği boyutları keşfedip açıklamak istiyordu.

Şu ana kadar pek üzerinde durulmamış bu dersler, başarılı bir bilim insanının habercisi niteliğinde.

Kitap, genç Galileo’nun, edebiyat ile sanat alanındaki yeteneğini ve bilimsel konulara merakının başlangıcını görmek isteyenlere hitap ediyor.

  • Künye: Galileo Galilei – Dante’nin Cehennemi Üzerine Dersler, çeviren: Murat Sirkecioğlu, Bilge Kültür Sanat, Yayınları, inceleme, 167 sayfa

Kolektif – Klasik Filoloji Seminerleri, 1-3 (2016)

2003 yılından bugüne İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı tarafından düzenlenen Klasik Filoloji seminerleri bu üç ciltlik muazzam çalışmada bir araya getirilmiş.

Bizdeki klasik filoloji çalışmaları alanında çok önemli yeri olan söz konusu seminerler, bu kitapla birlikte bu alanda çalışanların kütüphanelerinde yer alabilecek.

Burada,

  • Roma’da entelektüelliğin temeli,
  • Anadolu’da diller ve gelişimleri,
  • Eskiçağda felsefe ve bilimin ortaya çıkışı,
  • Antikçağ eserlerinin günümüze ulaşma serüveni,
  • Eski Önasya’da müzik aletleri,
  • Antik Yunan vazo resimlerinde müzik aletleri,
  • Antikçağ yaşantısında müzik sanatının yeri,
  • Antik Yunan oyunlarının çağdaş yorumları,
  • Yirminci yüzyıl felsefesinin Antikçağ kökenleri,
  • Avrupa resminde müzikli mitolojik figürler,
  • Ritüel ve tiyatro,
  • Erken Hıristiyanlık döneminde manastır sisteminin doğuşu,
  • Roma cumhuriyet dönemi sikkelerinin Roma tarihine dair bize söyleyebilecekleri,
  • Anadolu’da Roma hâkimiyeti,
  • Ve bunun gibi, birbirinden önemli konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Çiğdem Dürüşken, Ali Dinçol, Ş. Teoman Duralı, Şafak Ural, Cemil Güzey, Bedia Demiriş, Cengiz Çakmak, Belkıs Dinçol, Sedef Çokay Kepçe, Ekin Öyken, Sema Bulutsuz, Elif Tül Tulunay, Kerem Karaboğa, Sanem Yazıcıoğlu, Zühre İndirkaş, F. Deniz Özden, Hasibe Kocabay, Ayça Tiryaki, Mustafa Hamdi Sayar, Oğuz Tekin ve Gürkan Ergin.

  • Künye: Kolektif – Klasik Filoloji Seminerleri, editör: Eyüp Çoraklı, Pelin Atayman Erçelik ve Ekin Öyken, Alfa Yayınları, inceleme, 3 cilt, 629 sayfa, 2016

 

Minsoo Kang – Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri (2015)

Avrupa düşüncesinde bir kavram olarak “otomaton”, yani “canlıyı taklit eden makine” kavramı üzerine tarihsel bir inceleme.

Modern öncesinden 20. yüzyıla kadar uzanan zaman diliminde, kavramın hayali ve fiili formlarda belli başlı tezahürlerini ve sembolik gücünü açıklayan bir eser.

Minsoo Kang’ın burada ortaya koydukları, bir anlamda bugün sıklıkla yürütülen yapay zeka tartışmalarına katkı sunacak türden olmasıyla da önemli.

  • Künye: Minsoo Kang – Avrupa İmgeleminde Otomatlar Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri, çeviren: Orhan Düz, İthaki Yayınları, inceleme, 496 sayfa, 2015

İlkay Kara – Açık Yaranın Sesi (2019)

Ahmet Kaya, bundan 18 yıl önce aramızdan ayrıldı, ama her büyük sanatçı gibi şarkıları, olanca çarpıcılıklarıyla yaşamaya devam ediyor.

Kaya, politik müziğe yepyeni bir soluk getirdi.

Buna rağmen Türkiye onun kıymetini takdir etmedi, onu şiddetli bir yalnızlığa, yabancılığa ve dilsizliğe sürükledi, onu yaşatamadı.

İlkay Kara’nın doktora tezi olan ve şimdi kitap halinde yayımlanan bu çalışması da, Ahmet Kaya şarkılarının sözlerini içinde bulunduğu politik-kültürel ortam içinde yeniden okuyarak Türkiye’nin politik müziği üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kara buradan yola çıkarak kültür tartışmalarından müzik meselelerine, dünyada çığır açmış müzik türlerinden bizdeki “milli musiki” tartışmalarına uzanıyor.

Ahmet Kaya’nın biyografik hayatından detaylarla da zenginleşmiş İlkay Kara’nın çalışmasını nitelikli kılan hususlardan biri de, Ahmet Kaya’nın şarkıları üzerinden bir alternatif Türkiye yakın tarihi okuması yapması.

  • Künye: İlkay Kara – Açık Yaranın Sesi: Bir Politik Anlatı Olarak Ahmet Kaya Şarkıları, İletişim Yayınları, inceleme, 191 sayfa, 2019

Tzvetan Todorov – Aydınlanma Zihniyeti (2019)

❝Sorumluluk sahibi varlıklar olarak davranmak için yalnızca söylemimizi değil eylemlerimizi de temellendirecek kavramsal bir çerçeveye ihtiyacımız var. Böyle bir çerçeve arayışıyla yola koyulduğumda bir düşünce ve duyarlılık akımına, Aydınlanma’nın hümanist tarafına vardım.❞

Tzvedan Todorov bu kısa ama etkileyici kitabında, Aydınlanma’yı müşterek yaşamımızı üzerine inşa edeceğimiz entelektüel ve ahlaki bir temel olarak inceliyor.

Aydınlanma ile birlikte, tarihte ilk kez insanlar, yazgılarını kendi ellerine almaya ve eylemlerinin nihai amacını insanlığın esenliği olarak belirlemeye karar verdiler.

Todorov da, Aydınlanma projesinin temelinde özerklik, eylemlerimizin insani amacı ve evrensellik olduğunu belirterek kitabının ilk bölümünde bu kavramları ortaya çıkaran tarihsel sürecin analizini yapıyor.

Aydınlanma düşüncesine yönelik eleştirilerle çalışmasına devam eden Todorov, ardından da Aydınlanma düşüncesinin laik veya seküler bir toplumun ortaya çıkışına nasıl katkıda bulunduğunu tartışıyor.

Kitabın bir diğer önemli yönü ise, Aydınlanma düşünürlerinin bugünün sorunlarının daha iyi kavranmasına ne gibi katkılarının olabileceğini incelemesi.

Böylece Todorov, bakışını içinde yaşadığımız çağdan ayırmadan, geçmiş ile şimdi arasında sürekli bir ileri-geri hareket içinde Aydınlanma düşüncesinin ana hatlarını ortaya çıkarıyor.

  • Künye: Tzvetan Todorov – Aydınlanma Zihniyeti, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Bgst Yayınları, inceleme, 112 sayfa, 2019

A. Ahat Andican – Osmanlı’dan Günümüze Türkiye ve Orta Asya (2009)

1980’lerden itibaren Sovyet Bloku üzerine çalışmalar yapan Ahat Andican, 1990’lı yıllarda Avrasya-Türkiye ilişkilerinin kurulmasına da katkı sağladı.

Andican, deneyimlerinin bir ürünü olan elimizdeki kitabında, bölgeyi çok boyutlu bir bakışla inceliyor.

Türkiye ve Orta Asya arasındaki ilişkilerin 700 yıllık tarihsel sürecini irdeleyen Andican, bu ilişkileri günümüz koşullarında değerlendiriyor.

Osmanlı’nın güçlü bir devlet olmasında, Orta Asya kaynaklı etkenler; Osmanlı’nın kimlik arayışında bölgenin etkisi; İttihat ve Terakki’nin Panislamizm hayallerinin Türkistan’daki etkileri ve Mustafa Kemal’in dış Türkler politikası, Andican’ın odaklandığı konulardan.

  • Künye: A. Ahat Andican – Osmanlı’dan Günümüze Türkiye ve Orta Asya, Doğan Kitap, inceleme, 625 sayfa

Kolektif – İsyankâr Neşe (2015)

Her biri, Soysal’ın dünyasına farklı pencerelerden bakan önemli makaleler.

Kitap, Soysal’ın hayatını feminist tarih içinde konumlandıran biyografik metinlerin yanı sıra, yazarın romanlarını, hikâyelerini ve düzyazılarını konu edinen makalelere de yer veriyor.

Sevgi Soysal’da kadınlık durumu ve kadınlık bilincinden yazarlığın politik hallerine pek çok konu tartışıldığı kitap, bir nevi Sevgi Soysal okuma kılavuzu.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Seval Şahin, Funda Soysal, Ayşegül Yaraman, Veysel Öztürk, Meltem Ahıska, Reyhan Tutumlu, Tülin Ural, Çimen Günay-Erkol, Fatih Altuğ, Zeynep Uysal, Didem Ardalı Büyükarman, Devrim Dirlikyapan, Sevda Başlı, Sibel Kır, Pelin Aslan Ayar, Hülya Bulut, Birgül Oğuz, Pelin Başcı, Ayşe Sibel Erol, Arzuhan Birvar, Jale Özata Dirlikyapan, Sennur Sezer, Adnan Binyazar, Adnan Özyalçıner, Deniz Kandiyoti, Ebru Aykut, Necmiye Alpay, Hilmi Tezgör, Tamer Kütükçü ve Said Çangır.

  • Künye: Kolektif – İsyankâr Neşe, hazırlayan: Seval Şahin ve İpek Şahbenderoğlu, İletişim Yayınları

Richard Sennett – Zanaatkâr (2009)

Kentli ailelerin ve çalışanların hayatı ve psikoloji üzerine kaleme aldığı kitaplarıyla bilinen sosyolog Richard Sennett, Türkiyeli okurlarca da takip edilen yazarlardan.

Sennett, maddi kültür alanında kült olabilecek yapıtı ‘Zanaatkâr’da, becerikli el emeğiyle, eşyaları güzel bir şekilde yapanların hikâyesini anlatıyor.

Fakat Sennett zanaatkârlığın, silinmekte olan bir hayat tarzı ve el emeğinden öte, temel bir insani içgüdüyle ilgili olduğunu belirtiyor.

Sennet bu amaçla, antikçağın duvar ustalarından Rönesans’ın sarraflarına ve Aydınlanma dönemindeki Paris matbaalarına uzanarak, konuyu derinlemesine tartışıyor.

Zanaatkârlığın, “Temel insan dürtüsüne, kendi iyiliği için bir görevi güzel yapma arzusu”na dayandığını söyleyen Sennett, Batı uygarlığının zanaatkârlık eğilimindeki sıkıntıları; becerinin gelişimini ve motivasyon ile hünerin genel sorunlarını irdeliyor.

Kitabında, zanaatkârın çalışma tarzının maddi gerçeklikte insanlara ne tür güvenlik sağlayabildiğini de değerlendiren Sennett, bir yerde şöyle diyor:

“Becerikli el emeğine kıyasla, zanaatkârlık çok daha cakalıdır: bilgisayar programcısının, doktorun ve ressamın işine yarar; yurttaşlık ve ebeveynlik dahi ustalıklı bir hüner olarak yaşama geçirildiğinde daha etkin olur.”

  • Künye: Richard Sennett – Zanaatkâr, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 395 sayfa

Kolektif – Halkla İlişkiler Üzerine (2009)

‘Halkla İlişkiler Üzerine’ başlıklı elimizdeki derleme, alanın yeri ve işlevine odaklanan disiplinlerarası yaklaşımları bir araya getiriyor.

Akademik bir çalışma alanı olarak halkla ilişkiler konusuna odaklanan kitap, Türkiye’de alanın kavranışına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Çalışmada, Türkiye’de halkla ilişkiler alanının mevcut durumu; halkla ilişkiler alanında en çok bilinen ve üzerine en çok söz söylenen iki-yönlü simetrik iletişimi temel alan mükemmellik teorisi; halkla ilişkilerde medyatikleşme ve profesyonelleşme konuları değerlendiriliyor.

  • Künye: Kolektif – Halkla İlişkiler Üzerine, derleyen: Fatih Keskin ve B. Pınar Özdemir, Dipnot Yayınları, inceleme, 302 sayfa

Serhat Güney – Zor İsimli Çocuklar (2015)

❝Kreuzberg, hayatı tersten kat edenlerin mekânı olmuştur hep; yoksulların, solcuların ve toplumun kıyısına savrulmuşların semti. Belki bu nedenle Türkiyeli göçmenler için en uygun sığınaktır.❞

Almanya’ya işçi göçünde önemli bir durak olan Berlin Kreuzberg’de doğup büyümüş Türkiyelilerin gurbet hikâyeleri.

Hem bu ilk diaspora kuşağının tarihini, iş yaşamını, gündelik hayatını, kaygı ve beklentilerini aydınlatan hem de onların müzik, spor, ticaret ve kültür alanlarındaki yaratımlarını ortaya koyan bir çalışma.

Serhat Güney’in çalışması, İkinci Dünya Savaşı sonrası yıkılan Kreuzberg’den başlayarak Türkiye’den işçi göçüne ve buradan da ilk diaspora kuşağının hayat akışına değinmesiyle çok büyük öneme haiz.

  • Künye: Serhat Güney – Zor İsimli Çocuklar: Bir Gurbet Hikâyesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 178 sayfa, 2015