Ali Mezarcıoğlu – Çingeneler Kitabı (2010)

Şair Ahmet Haşim, çingeneler için “İnsanın tabiata en yakın şeklidir.” demişti.

Ali Mezarcıoğlu da ‘Çingenelerin Kitabı’nda, çoğunlukla önyargıların egemen olduğu romanlar hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan okurlarına, onların kültürleri, kökenleri ve onlara dair güncel tartışmalar hakkında detaylı bilgiler sunuyor.

Mezarcıoğlu’nun çalışmasında, göçebe zanaatçılıkla hayatını kazanan romanların kim olduğu, muhtelif adları, roman usulü geçim yolları, bağlı ve bağımsız romanlar, gacolar, romanlar hakkında uydurulan sahte tarihsel anlatılar, romanların tarihe katkıları, roman dilleri, kentleşme ve sanayileşme sürecini romanların nasıl deneyimledikleri gibi birçok konu yer alıyor.

Yazar ayrıca, romanların gözünden insanlık tarihini vererek, alternatif bir tarih okuması da sunuyor.

  • Künye: Ali Mezarcıoğlu – Çingenelerin Kitabı, Cinius Yayınları, kültür, 212 sayfa

Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi 5 (2010)

‘Özel Hayatın Tarihi’ serisi, hatırlanacağı gibi Roma İmparatorluğu dönemiyle başlamıştı.

Serinin elimizdeki beşinci cildi ise, özel hayatın tarihini Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze uzanan süreçte ele alıyor.

Birçok tarihçinin yazılarıyla yer aldığı serinin bu cildi, modern çağa özgü sorunlarla dolu özel hayatı, Fransız, İsveç ve Amerikan toplumlarını mercek altına alarak anlatıyor.

Burada, iki büyük savaş geçiren ve soykırımlara tanık olan bir toplumun yanı sıra, radyonun yaygınlaştığı, televizyonun icat edildiği, özel/kamusal alan ayrımının yapılmaya başlandığı ve bireyciliğin hız kazandığı bir çağın kendine has özellikleri irdeleniyor.

  • Künye: Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi 5: Birinci Dünya Savaşı’ndan Günümüze, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 687 sayfa

Detlef Bluhm – Tütün (2019)

Bir keresinde Sigmund Freud, puronun simgeselliğine dair bir şeyler söyleyen ve psikanalitik bir yorum üzerinde ısrarla durmak isteyen bir kadına şöyle demişti:

“Bazen, madam, bir puro yalnızca bir purodur.”

Freud’un bu sözüne farklı itirazlar gelebilir, fakat bunların en güçlüsü, kuşkusuz tiryakinin itirazı olacaktır.

Zira tütün, hiçbir zaman sadece tütün değildir; bir kültürdür, deneyimdir, keyiftir, hatta bu dünyaya tahammül etmenin bir yoludur.

Detlef Bluhm’un bizde yeniden basılan bu kitabı ise, tütünün kültürel tarihi hakkında muazzam bir çalışma.

Edebiyatla tarih arasında köprüler kuran kitap, George Sand, Charles Baudelaire, Honoré de Balzac, Robert Musil, Albert Einstein, Thomas Mann, Friedrich Dürrenmatt, Paul Auster ve daha pek çok ünlü ismin tütünle ilgili düşüncelerini sunuyor.

Bluhm bununla da yetinmeyerek,

  • Tütünün Amerika’da keşfi ve Avrupa’ya yayılması,
  • Polisiye romanlarda tütün tiryakileri ve tütünle işlenen suçlar,
  • Piponun yaygınlaşması,
  • Enfiye çekmenin hazzı,
  • Tütün çiğnemenin zevki,
  • Tütün vergisinin çıkarılması ve tütün tiryakilerinin uğradığı kovuşturmalar,
  • ve 19. yüzyılda tütün tiryakisi kadınlar,
  • Kadın özgürlüğü ve tütün arasındaki ilişki,
  • Tütün tiryakisi gezginler,
  • Puro ve devrim arasındaki ilişki,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitapta bunun yanı sıra, bir mini puro sözlüğünün de bulunduğunu söyleyelim.

  • Künye: Detlef Bluhm – Tütün: Kolomb’dan Davidoff’a, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, Kolektif Kitap, tarih, 176 sayfa, 2019

Aylin Sayın – Hindistan Günlüğü (2010)

Aylin Sayın, bir yıla yakın bir süre Hindistan’da kalmış.

Elimizdeki ‘Hindistan Günlüğü’ de, Sayın’ın bu süre zarfındaki deneyimlerini paylaşıyor.

Sayın, bu ülkeye turist olarak değil, yaşamak için gitmiş olmasının, ülkeye dair beklentileriyle hesaplaşmasını sağladığını söylüyor.

Yazar, Bollywood, danslar, renkler, kamasutra ve festivallerin ülkesi olarak bilinen Hindistan’ın yanı sıra, kapitalizmin vahşice hüküm sürdürdüğü, ailelerin sokakta yaşadığı, tüm yoksulluklara rağmen insanların yine de paylaşmaktan vazgeçmediği gerçek Hindistan’ı da gözler önüne seriyor.

Sayın, Durga Puja festivali, Hinduizm, Hindistan’da kadın, Hindistan mutfağı, Kathakali dansı, Rajasthan’daki çingeneler, Khajuraho’nun aşk tapınakları, kara kent Agra, Işıldayan saray Tac Mahal, Hindistan’daki komünist yönetimler ve Hint sineması gibi birçok konuyu, akıcı ve renkli bir üslupla anlatıyor.

  • Künye: Aylin Sayın – Hindistan Günlüğü, Kalkedon Yayınları, gezi, 156 sayfa

Mehmet Ömür – Kadehteki Aşk: Şarap (2010)

Mehmet Ömür, Tempo Dergisi ve Vatan Gazetesi’ndeki ‘Şarabi’ başlıklı köşesinde, şarap ve şarap kültürü konusunda yazılar kaleme alıyor.

İşte bu yayınlarda yer almış yazıları bir araya getiren ‘Kadehteki Aşk’, şarap sever bir yazarın tutkusunu okurlarıyla paylaşma çabasının bir neticesi olarak elimizde duruyor.

Ömür, şarabın sınırlı tüketildiğinde sağlığa yararlı olduğu gerçeğinden hareketle, şarabın sağlıkla ilişkisini, şarabın tarihini, bağcılığı, şarapçılığı, tadım notlarını, iyi şaraplık üzümleri, kısacası şaraba dair meral edilen bilgileri detaylı bir şekilde anlatıyor.

Kaliteli baskısı ve zengin görsel malzemesiyle de dikkat çeken kitapta, pratik bir şarap sözlüğü de yer alıyor.

  • Künye: Mehmet Ömür – Kadehteki Aşk: Şarap, Zigana Yayınları, kültür, 232 sayfa

Sinan Cömert – Şeytan Arabasının Yolcuları (2019)

Bisiklet, insanoğlunun şu ana kadar yaptığı en güzel icatlardan biri.

O yalnızca ucuz bir ulaşım aracı değildir, başlı başına bir tavırdır, bir kültürdür.

Kendine yetmektir, tüketim kültürüne karşı tavır almaktır, spordur, doğaya saygı duymaktır, kendiyle barışık olmaktır…

Sinan Cömert’in bu kitabı da, bisikletin neden vazgeçilmez olduğu üzerine şahane bir çalışma.

Kitap, bisiklet üzerine yazılmış yazıları, onun hakkında yapılmış yorumları ve özlü sözleri bir araya getiriyor.

Sadece bisiklet tutkunlarına değil, bisiklete ilgi duyan yahut aklından bisiklet geçen her okura ziyadesiyle hitap edecek türden.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bisiklete zevk için binmiyorum. Bir yere ulaşmak için sürüyorum, ama evime ulaşmak anlamında söylemiyorum. Demek istediğim, kendimi bir yere ulaştırmak için sürüyorum.” –William Saroyan

“Hemen bir bisiklet edinin. Hayatta kalırsanız, asla pişman olmazsınız.” –Mark Twain

“Hayat, bisiklet sürmek gibidir. Dengede durmak için hareket hâlinde olmak gerekir.” –Albert Einstein

  • Künye: Sinan Cömert – Şeytan Arabasının Yolcuları, Dost Kitabevi, kültür, 247 sayfa, 2019

Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü (2010)

Antropolog ve tarihçi Jack Goody ‘Çiçeklerin Kültürü’nde, çiçeğin dinsel sembolizmdeki anlamlarını, yaşamdaki rolünü ve bu rolün tarihsel arka planını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Çiçeklerin dünyasına farklı perspektiflerden bakan çalışma, çiçeklerin adları ve sınıflandırılmasıyla yetinmeyerek, bunların Yahudi, Hıristiyan ve İslam kültürlerinde aldığı biçimleri de ele alıyor.

Goody çiçeklerin yanı sıra, buketler, çelenkler, çobanpüskülü ve sarmaşık gibi dekorasyon amaçlı kullanılan bitkileri de anlatıyor.

Yazar çalışmayla, Doğu ve Batı toplumlarında çiçek kullanımı ve çiçek sembolizmini ele alarak, önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

  • Künye: Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü, çeviren: Mehmet Beşikçi, Ayrıntı Yayınları, kültür, 630 sayfa

Michael Reufsteck ve Joches Stockle – House Hakkında Her Şey (2010)

‘House’, ilk bölümü 2004’te yayınlanmış, bizde de beğeniyle izlenmiş bir Amerikan televizyon dizisi.

Bugüne kadar altı sezondur oynayan dizinin başkarakteri Doktor Gregory House, alışılmışın dışında, hastalıklı bir karakter olmasıyla öne çıkar.

Kendine hayranlığı, takıntıları, insanları önemsememesi ve kayıtsızlık gibi özelliklerine rağmen House, yine kendine has nitelikleri nedeniyle pek çok kimse tarafından sevilir.

İki yazarlı elimizdeki kitap, bu dizinin ilk üç sezonuna odaklanarak dizideki mekânları, müzikleri, konuk oyuncuları, adresleri, takma isimleri ve hastalıkları, meraklısı için ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Kitap, bir nevi House izleme rehberi niyetine okunabilir.

  • Künye: Michael Reufsteck ve Joches Stockle – House Hakkında Her Şey, çeviren: Filiz Karahasanoğlu, Kırmızı Kedi Yayınevi, popüler kültür, 320 sayfa

Bekir Onur – Oyuncaklı Dünya (2010)

Bekir Onur ‘Oyuncaklı Dünya’da, oyuncağın toplumsal tarihini anlatıyor.

Ağırlıklı olarak sanayi ürünü oyuncakların tarihini ele alan Onur, dünya oyuncak tarihini izliyor ve aynı zamanda dünyadaki oyuncak ve çocuk müzelerini de geziyor.

Yazar ayrıca, Türkiye’nin belli başlı kentlerini gezerek, oyuncak sanatından, imalatından geriye ne kaldığını da araştırıyor.

Kitabının giriş bölümünde, çocuğa yapılacak bir yatırım için neden oyuncak müzesinin gerekli olduğu sorusunun yanıtını arayan Onur, Anadolu’nun oyuncak varlığını, arkeoloji müzelerindeki oyuncakları ve Anadolu’daki folklorik oyuncakları da anlatıyor.

Yazar ardından, oyuncağın Türkiye’deki ve dünyadaki serüvenini masaya yatırıyor.

  • Künye: Bekir Onur – Oyuncaklı Dünya, İmge Kitabevi, inceleme, 547 sayfa

Wade Graham – Rüya Şehirler (2019)

 

Şehir dediğimiz mekân, özellikle 19. yüzyıldan başlayarak kimi zaman ütopik çoğu zamansa sıra dışı tasarım fikirlerine beşiklik etti.

Dubai, Tokyo, Los Angeles ve Londra, bu tür sıra dışı örnekleri gördüğümüz şehirlerden bazıları.

Wade Graham da burada, kentlere yepyeni bir çehre kazandırmış yedi tasarım fikrinin peşine düşüyor ve bunu yaparken, o tasarımları doğuran vizyonerleri, fikirleri, kültürü ve ekonomiyi derinlemesine irdeliyor.

Söz konusu sıra dışı tasarımların uygulandığı şehirlerin planlarının ve tasarımlarının mimari akımlardan yola çıkarak sağlam bir analizini yapan Graham, bugünkü şehir formlarımızın nereden geldiğini ve bizim onlarla nasıl ilişki kurduğumuzu ele alıyor.

Kitapta, Bertram Goodhue’nun barok fantastik köylerinden Le Corbusier’nin Işıyan Şehir’ine, lüks yeşil banliyölerden şehir merkezindeki gökdelenlere, boş arazilerin ortasında yapayalnız dikilen yüksek bloklardan alışveriş merkezlerine, eko-sitelerden meydanlara ve otoyollara pek çok örnek yer alıyor.

‘Rüya Şehirler’, kentler ve kültür tarihi üzerine çok iyi bir inceleme.

  • Künye: Wade Graham – Rüya Şehirler: Dünyayı Şekillendiren Yedi Tasarım Fikri, çeviri: Ümit Hüsrev Yolsal, Koç Üniversitesi Yayınları, 296 sayfa, 2019