İrfan Yalçın – Fareyi Öldürmek (2017)

İrfan Yalçın’ın ilkin 1980’de yayımlanan, yakın zamanda ‘İçimdeki İnsan’ adıyla sinemaya da uyarlanan romanı, iyi bir insanlık durumu hikâyesi.

Romanın başkahramanı Sabri, yıllardır bir devlet dairesinde çalışan küçük bir memurdur.

Yaşamı, evden işe gitmekten ve işten eve dönmekten ibarettir.

Fakat günün birinde Sabri, büyük bir bunalıma girer.

Bu bunalım esnasında kahramanımız, dairedeki şefini, başına ağır bir nesneyle vurarak öldürür.

Peki, aklı başında görünen, kurallara riayet etmeyi hayatının amacı bellemiş, toplumun değerlerine körü körüne bağlı Sabri’yi bir katile dönüştüren etkenler nelerdir?

Roman, ilk olarak Sabri’nin arkadaşlarının tanıklığıyla, ardından bizzat Sabri’nin çocukluğundan bugüne yaşadıklarının izini sürerek bunun nedenlerini adım adım aydınlatır.

Sabri, hayatı boyunca çektiği tüm acılara, yediği tüm kazıklara ve engellenmiş tüm hayallerine rağmen iyi olmaya çalışmıştır.

Fakat kahramanımız, bir yerde bu yükü taşıyamamış ve geçmişte yaşanan trajediler olanca ağırlığıyla üzerine çökmeye başlamıştır.

Sabri’nin yanı sıra Nuri, Şükran, Necla, Sabahat, Deli Naci, Yüksel ve Murat gibi özgün karakterler barındıran ‘Fareyi Öldürmek’, iyilik ve kötülüğü ilgi çekici bir boyutta tartışan, insana dair bize çok şey söyleyebilecek bir roman.

  • Künye: İrfan Yalçın – Fareyi Öldürmek, h2O Kitap, roman, 144 sayfa

Michel Tournier – Cuma ya da Yaban Yaşam (2017)

Sömürgecilik ve kıyım üzerinde yükselmiş beyaz adam imgesinin üzerine inşa edilmiş Robinson mitini paramparça eden, kapitalizmin tüketime tapan zaman ve düzen saplantılı sistemini yerden yere vuran sorgulayıcı bir metin.

Michel Tournier’nin ‘Cuma ya da Yaban Yaşam’ı, ıssız bir adaya düşen “Beyaz adam”ı ve onun doğayla ve “medeniyetle” hesaplaşılmasına dair çarpıcı bir hikâye sunuyor.

Tournier’nin buradaki Robinson’u, bu sefer muktedir Batılı fatihi anlatmak yerine, Cuma’dan ve doğadan dersler alan ve böylece bir yönüyle sömürgecilikle öte yandan Batı’nın diğer coğrafyalarla kurduğu hiyerarşik ilişkiyle yüzleşen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.

Jean-Claude Götting’in hikâyeye eşlik eden resimleri de kitaba ayrı bir zenginlik katıyor.

  • Künye: Michel Tournier – Cuma ya da Yaban Yaşam, resimleyen: Jean-Claude Götting, çeviren: Orçun Türkay, Metis Yayınları, roman, 160 sayfa

John Berger – Kral: Bir Sokak Hikâyesi (2017)

Kral adlı köpeğin gözünden, insanlık durumunun bir alegorisi.

Bizde ilk baskısı 2001’de yapılan ‘Kral’da, usta yazar John Berger, bizi bu sefer, toplumdan dışlanmış bir gecekondu semtine ve buradaki girift ilişkilere götürüyor.

Bir otoyolun kenarında, şehre uzak bir çöplük bölgesinde yer alan bu mahallenin sakinlerinin hikâyesi, aynı zamanda zengin ile yoksul arasındaki uçurumun devasa şekilde büyüdüğü modern kapitalist dünyanın hikâyesidir.

Joachim, Anna, Vico ve Vica gibi karakterlerin karşımıza çıktığı bu dünyada, Kral adlı köpeğimiz de, bu mahallede var kalma mücadelesi veren bu insanların bekçiliğine soyunmuştur.

Berger’in hikâyesinin, trajik bir şekilde sonlanıyor olsa da, bugünkü dünyamızın adaletsizliği konusunda çarpıcı tasvirler sunması ve artık egemenliğini iyiden iyiye oturtmuş bir barbarlık çağının hakiki bir panoramasını sunmasıyla oldukça etkileyici olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: John Berger – Kral: Bir Sokak Hikâyesi, çeviren: Müge Gürsoy Sökmen, Metis Yayınları, roman, 192 sayfa

Marco Tosatti ve Flavia Amabile – Musa Dağ Direnişi (2017)

Franz Werfel 1943’te yayımlanan ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ adlı ünlü romanında, Ermeni tehcirine karşı canları pahasına direnen bir avuç köylünün görkemli hikâyesini anlatmıştı.

Werfel’in romanı, bu süreci belgesel bir üslupla vermesinin yanı sıra, edebi dehası ve kabiliyetiyle de büyük beğeni toplamış ve halen zevkle okunmaya da devam ediyor.

Şimdi de iki İtalyan yazar, Marco Tosatti ve Flavia Amabile, tarihe geçmiş bu efsanevi direnişi bu sefer bizzat tanıkların da anlatımlarından yola çıkarak yeniden kaleme alıyor.

Tarih: 1915…

Yer: Hatay, Antakya’daki Musa Dağ’ın etekleri…

Sıkıntılı ve zorlu günlerin yaşandığı bu tarihte, Ermenilere tehcir emri gelmiştir.

Fakat Musa Dağ’ın eteklerine kurulu altı köy, bu emre itaat etmeyi reddeder.

Onlar, doğup büyüdükleri, atalarının topraklarından gitmek yerine, kalıp direnmeyi ve ne olursa olsun onurlarına sahip çıkmayı tercih eder.

Roman, bu tarihi direnişi, orada bulunmuş isimlerin tanıklıklarından yola çıkarak anlatırken, aynı zamanda bölgede yaşayan Ermenilerin gündelik hayatı, kültürü, ritüelleri, gelenekleri ve birbirleriyle ilişkileri hakkında belgesel niteliğinde ayrıntılar da sunuyor.

  • Künye: Marco Tosatti ve Flavia Amabile – Musa Dağ Direnişi, çeviren: Suna Kılıç, Aras Yayıncılık, roman, 176 sayfa

Louis-Ferdinand Céline – Taksitle Ölüm (2017)

Keskin, korkusuz ve coşkun üslubuyla bildiğimiz Louis-Ferdinand, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de asıl olarak ‘Gecenin Sonuna Yolculuk’un yazarı olarak haklı bir üne sahip.

Edebiyat tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen bu başyapıtında yazar, konuşma dilini ve argoyu kullanmasıyla edebiyatta bir devrim yaratmıştı.

Bilindiği gibi, Céline’in ‘Profesör Y ile Konuşmalar’ adlı kitabı da Türkçeye çevrilmiş durumda.

Bu iki kitaba eklenen, Céline’in ‘Taksitle Ölüm’ü ise, yazarın dilimizdeki külliyatına önemli bir katkı.

Bu roman ilk olarak 1936 yılında yayımlandığında, dönemin eleştirmenleri tarafından adeta topa tutulmuştu.

Fakat aradan geçen zaman, romana dair algıyı dönüştürdü.

Öyle ki günümüzde eleştirmenler, ‘Taksitle Ölüm’ü Céline’in başyapıtı olarak kabul ediyor.

Yazar, yoğun otobiyografik izler barındıran bu romanında da, bu sefer karşımıza ezeli kaybeden Ferdinand’ı ve onun yaşadığı olayları getiriyor.

Adım adım yok oluşa, tükenişe doğru yol alan Ferdinand, bizi dönemin Paris sokaklarında bir gezintiye çıkarıyor ve buradaki hayat kadınlarının, kötülerin, kaybedenlerin, suçluların dünyalarından ilgi çekici portreler sunuyor.

‘Taksitle Ölüm’, kaybedenlerin, kaybetmeyi tercih etmiş olanların çarpıcı hikâyesidir.

  • Künye: Louis-Ferdinand Céline – Taksitle Ölüm, çeviren: Simlâ Ongan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 544 sayfa

Christopher Isherwood – Gelip Geçerken (2017)

Kimilerinin Christopher Isherwood’un en iyi romanı olarak övdüğü ‘Gelip Geçerken’, 1920’lerden 1950’lere Batı dünyasının sıkıntılı dönemlerinden hikâyeler sunuyor.

Almanya, Yunanistan, İngiltere ve Amerika gibi farklı coğrafyalarda geçen, aynı zamanda kozmopolit vurgularıyla öne çıkan roman, sıra dışı karakterleri, şaşırtıcı kurgusu ve ilginç olaylarıyla dikkat çekiyor.

Bir Alman şehrinde yalnız başına, kendini işine adayarak yaşayan Mr. Lancaster,

Doğup büyüdüğü İngiltere’den bir Yunan adasına kaçarak burada kendine yepyeni bir yaşam kuran Ambrose,

En büyük tutkusu macera olan, eğlenmeyi ve gezmeyi seven masum ruhlu Waldemar,

Ve renkli bir gece hayatı yaşayan, eğlence ortamlarının vazgeçilmez ismi Paul, romanda karşımıza kimi karakterler.

Romanın anlatıcısı, gördüğü bu birbirinden farklı karakterlerin dünyasına iniyor ve Avrupa’yı bir uçtan diğer uca kat ederek dönemin şahane bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Christopher Isherwood – Gelip Geçerken, çeviren: Yeşim Seber, Yapı Kredi Yayınları, roman, 332 sayfa

Fyodor Gladkov–Çimento (2017)

Sovyet ekonomisini çöküşten kurtarmak amacıyla Lenin tarafından 1921’den itibaren uygulamaya konan, daha çok NEP adıyla bilinen Yeni Ekonomi Politikası, hem Rusya hem de sosyalizm tarihinde önemli dönüşümlere neden oldu.

Fyodor Gladkov’un ‘Çimento’ romanı ise, Ekim Devrimi ve sonrasında yaşanan iç savaş sürecinden Rus toplumunun bu süreçte geçirdiği dönüşüme, NEP’in uygulanmasıyla beraber yaşanan tartışmalardan erkekliğin Rus toplumundaki değişimine pek çok temayı barındırıyor.

Romanın başkahramanı, askerliğini bitirip köyüne geri dönmüş bir işçidir.

Bu karakterin yaşadıklarından yola çıkan roman, devrimle beraber ülkede yaşanan değişime, kadınların yeni toplumda aldıkları önemli rollere, işçilerle parti yöneticileri arasındaki çatışmalara, kendini devrime karşılıksız adamış olanlarla avantacılara ve NEP’in yol açtığı sorunlara uzanıyor.

Özgün ve hareketli bir kurguya sahip roman, tarihteki kritik bir dönemin hem nitelikli hem de keyifle okunan bir resmini çizmesiyle önemli.

  • Künye: Fyodor Gladkov – Çimento, çeviren: Erdoğan Tokatlı, Yordam Kitap, roman, 384 sayfa

Federico Axat – İyi Adam (2017)

Ted’in sıra dışı intihar deneyimini konu edinen, ilginç bir psikolojik gerilim.

Hayatında istediği her şeye kavuşan Ted, günün birinde kendisini pençesinden kurtaramadığı bir bunalıma girer.

Kahramanımızın bu bunalımdan kurtulmak için bulduğu çare, oldukça basittir: İntihar etmek.

Fakat Ted, intihar etmek üzereyken, kapı çalmaya başlar, ardından kapının altından atılan bir not ilişir gözüne.

Kâğıtta, “Kapıyı aç. Tek çıkışın bu,” yazmaktadır.

Üstelik bu not, asla hatırlayamadığı şekilde, bizzat kendi el yazısıyla yazılmıştır.

Ted, merakla kapıyı açar, karşısındaki adamı hayatı boyunca görmemiştir.

Bu gizemli adamın Ted’e sıra dışı bir teklifi vardır: İntihar etmek yerine, intihara karar vermiş birini öldürecek ve böylece zincire dâhil olacaktır.

Fakat bu zincir, Ted’in tahmin ettiğinden daha korkutucudur.

Zira yabancı adam, Ted’in hayatını tümüyle kontrolüne alacak ve kahramanımız da, kendini, her seferinde daha derine çekileceği korkunç bir bataklığın içinde bulacaktır.

  • Künye: Federico Axat – İyi Adam, çeviren: Mehmet Gürsel, Domingo Kitap, roman, 384 sayfa

F. Scott Fitzgerald – Cennetin Bu Yakası (2017)

Birinci Dünya Savaşı sırasında yetişen “kayıp kuşak” neslinden F. Scott Fitzgerald’ın henüz yirmili yaşlarında yazdığı, yoğun otobiyografik detaylar barındıran ilk romanı.

Roman, toy ve fazlasıyla hayalperest üniversite öğrencisi Amory Blaine’in arayış ve büyümeyle örülü hikâyesini sunuyor.

Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı büyük karmaşaya doğan kuşaktan gelen Blaine, bu sıkıntılı dönemde adeta düşe kalka yönünü bulmaya çalışmaktadır.

Kahramanımız âşık olacak, yenilecek, kaybedecek; fakat bu travmaların tümü, onun kendisini keşfetmesini, başka bir deyişle büyümesini sağlayacaktır.

Dünya savaşlarından ilkinden sonra doğan bireylerin hassas dünyasına daha yakından bakmak isteyenlere…

  • Künye: F. Scott Fitzgerald – Cennetin Bu Yakası, çeviren: Ayşegül Pomakoğlu, Maya Kitap, roman, 311 sayfa

Maya Angelou – Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim (2014)

Amerika’daki ırkçılık nefretini, iki kardeşin sürgünü ekseninde işleyen bir otobiyografik roman.

Bir modern klasik.

Maya Angelou, kardeşiyle birlikte büyükannesinin yanına, Arkansas’a taşınır.

Kardeşler bu yeni hayatlarında, bir yandan gurbette olmanın acılarını yaşayacak, öte yandan da sınır ve izan tanımayan ayrımcılıkla boğuşacaktır.

  • Künye: Maya Angelou – Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim, çeviren: Sinem Er, Everest Yayınları