Sebahattin Şen – Gemideki Hayalet (2019)

Kürtlük ve Türklük, Türk sinemasında nasıl temsil edildi?

Sebahattin Şen, sinema sosyolojisi açısından bu çok önemli çalışmasında, pek çok filmi derinlemesine inceleyerek sinemada Türklüğün ve Kürtlüğün nasıl inşa edildiğini ortaya koyuyor.

Çalışma, Türklük ve Kürtlük ekseninde üretilen iktidar, tahakküm ve şiddet ilişkilerini görünür kılıyor, Türklük ile Kürtlük arasında tarihsel olarak süregelen ilişkiye egemenlik ve iktidar ilişkilerini merkeze alarak bakıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Türklüğün ve Kürtlüğün diyalektik inşası,
  • Türk Sinemasının “Doğu”yu keşfedişi ve bu süreçte Doğu’nun icat edilişi,
  • 60’larda, Kürtlüğün ve Türklüğün Kemalist imgesi,
  • 70’lerde Kürtlerin sol-popülist temsilleri ve Kürtlere ilişkin oryantalist/kolonyalist söylem,
  • Kürtlüğün etnografikleştirilmesi,
  • Cinselleştirilen Kürtlük,
  • Kürtlüğün eğretilemesine dönüşen suskun kadınlar,
  • Bir varoluş çabası olarak Kürt sineması,
  • Kürt sinemasının politikleşmesi…

Sonuç olarak ‘Gemideki Hayalet’, Türk sinemasındaki Kürtlük ve Türklük kurgularını, egemenlik ilişkileri içerisine yerleştirerek incelemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Sebahattin Şen – Gemideki Hayalet: Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu, Metis Yayınları, sinema, 360 sayfa, 2019

Kolektif – Beklerken (2019)

Bu ülkede adaletin tecelli etmesini, bu kötü gidişatın biraz olsun iyileşmesini bekliyoruz.

Hep bekliyoruz…

Sürekli bir bekleme halindeyiz…

Bu özenli çalışma da, Türkiye’de iktidarla ilişkisi “beklemek” üzerine kurulan bireylerin şimdiyi nasıl deneyimlediğini, bu süreçte geçmiş algısı ve gelecek kurgularının neye dönüştüğünü masaya yatırıyor.

Tartışmanın temel meselesi, bekle(t)menin iktidar tarafından yönetim biçimi olarak kullanıldığı durumlarda bireylerin zaman deneyimlerinin, eylem ve eylemsizliklerinin, iktidarla ilişkilerinin neye dönüştüğü.

Kitapta bu mesele, şu sorular üzerinden irdeleniyor.

  • İktidar bekletmeyi ne tür bir yönetim aracı olarak kullanır?
  • Yasal ve politik iktidar aracı olarak kullandığı durumlarda bu süreç öznenin eylem ve eylemsizliğini nasıl yapılandırır?
  • İktidar özne ilişkisini nasıl değiştirir, iktidarı neye dönüştürür?

Burada, tarihsel anlamda farklı dönemlerdeki pek çok bekletilme ve bekleme pratikleri ele alınıyor.

Erken Cumhuriyet döneminde çıkarılan Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair 677 sayılı Kanun’dan etkilenen Bektaşilerin bekle(til)me süreçlerinden 1980 dönemi sıkıyönetim mahkemesi arşivinin Kürt siyasi mücadelesine ve cezaevindeki gündelik hayat döngüsüne dair verdiği ipuçlarına, 1990’lı yıllarda Güneydoğu’da olağanüstü hal yönetimi altında yaşamanın dayattığı beklemelerden barış sürecinin belirsizliği içinde beklemek istemeyen Kürt gençlerinin şimdiki zaman eylemselliklerine ve gelecek zamana dair beklentisizliklerine, 2000-2007 arasında süren ölüm oruçları esnasındaki bekleme hallerinden Ergenekon sürecinde Silivri mahkemeleri önünde bekleyen tutuklu yakınlarına, Terörle Mücadele Yasası çerçevesinde yargılanan tutuklu öğrencilerden cinsiyet değiştirme davasında yasal izin bekleyen trans bireylere ve yasal sürecin kıskacında ülkeden gitmeyi bekleyen mültecilere…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Zerrin Özlem Biner, Özge Biner, Özlem Durmaz, Aslı İkizoğlu Erensü, Özgür Sevgi Göral, Rabia Harmanşah, Sevcan Karcı, Kemal Vural Tarlan ve Nilgün Toker.

  • Künye: Kolektif – Beklerken: Zamanın Bilgisi ve Öznenin Dönüşümü, derleyen: Zerrin Özlem Biner ve Özge Biner, İletişim Yayınları, siyaset, 229 sayfa, 2019

Hilâl Onur İnce – Muhafazakâr İdeoloji (2010)

Hilâl Onur İnce ‘Muhafazakâr İdeoloji’de, günümüzde giderek yaygınlaşan muhafazakâr söylemi bütün dinamikleriyle irdeliyor.

Yazar bunu da, ağırlıklı olarak bu söylemin “vaftiz babaları” dediği Hans Freyer, Carl Schmidt, Martin Heidegger, Arnold Gehlen ve Leo Strauss gibi düşünürlerin fikirlerini eleştirel bir gözle değerlendirerek yapıyor.

Muhafazakârlığın bir teori olmaktan çok, pragmatik bir ideoloji olduğunu söyleyen yazar, söz konusu düşünürler ile günümüzdeki muhafazakâr düşünceyi savunanların söylemleri arasındaki bağlantıları açığa çıkarıyor.

Muhafazakârlığa dair kavram karmaşasının yaşandığı günümüzde, çalışmanın, konuya netlik getirmekte başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Hilâl Onur İnce – Muhafazakâr İdeoloji: Din-Siyaset, Alan Yayıncılık, inceleme, 375 sayfa

Barbara Pusch ve Tomas Wilkoszewski – Türkiye’ye Uluslararası Göç (2010)

Elimizdeki kitap, 07-12 Mart 2007’de Goethe Enstitüsü ile Orient Enstitüsü İstanbul tarafından düzenlenen ‘Türkiye’ye Gelen Uluslararası Göçün Farklı Yönleri’ başlıklı sempozyuma sunulan bildirilerden bir seçki.

Kitapta yer alan makaleler, Türkiye’nin hem transit bir ülke hem de göç alan bir ülke olarak değişik yönlerini saptamaları ve konuya dair kapsamlı bilgiler sunmalarıyla ilgi çekecek nitelikte.

Üç bölümden oluşan kitapta ilk olarak, Türkiye’ye gelen göçün toplumsal ve siyasi koşulları ele alınıyor.

İkinci bölüm Türkiye’ye emek göçünü, yani Türkiye’de bulunan yabancı çalışanlar konusunu irdeliyor.

Kitabın son bölümü ise, Almanya’dan Türkiye’ye göç eden Almanlar, Ermenistanlı kadın göçmenler, Iraklı, Özbek, Uygur, Türkistan ve Afrikalı göçmenler gibi, Türkiye’deki yabancı topluluklara odaklanıyor.

  • Künye: Barbara Pusch ve Tomas Wilkoszewski – Türkiye’ye Uluslararası Göç, çeviren: Mutlu Çomak-Özbatır, Kitap Yayınevi, sosyoloji, 330 sayfa

Yakup Kadri Karaosmanoğlu – Ergenekon (2010)

İlk baskısı 1929 yılında yapılan ‘Ergenekon’, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Milli Mücadele dönemi yazılarını bir araya getiriyor.

Milli Mücadele sıralarında, İkdam gazetesinde yayınlanmış makalelerden, yazarın kendisinin yaptığı bir seçkiye dayanan kitap, Türkiye halklarının 1920 yılından 1923’e kadar geçirdiği sıkıntılı dönemi adım adım tasvir ediyor.

Bu kitaptaki yazılarını “kendi irademin üstünde bir kuvvetin” verdiği güçle yazmış olduğunu söyleyen Karaosmanoğlu, Türkiye’nin farklı coğrafyalarında verilen mücadelenin nabzını tutuyor.

Ayrıca, ülkenin içinde bulunduğu zor şartlardan kurtulabilmek için yapılması gerekenleri irdeleyen yazılar, iyimser bir üslupla kaleme alınmış.

  • Künye: Yakup Kadri Karaosmanoğlu – Ergenekon, İletişim Yayınları, siyaset, 272 sayfa

Eric Jones – Avrupa Mucizesi (2010)

Eric Jones, ‘Avrupa ve Asya’nın Tarihinde Çevre, Ekonomi ve Jeopolitik’ alt başlığını taşıyan ‘Avrupa Mucizesi’nde, Avrupa deneyimiyle ilgili genellemelerin esasına iniyor; Avrupa’nın ekonomik deneyiminde doğal çevrenin nasıl bir rol oynadığını irdeliyor ve ulus-devlet biçimindeki siyasal düzenlemelerin, daha önemlisi bu devletler arasındaki işlevsel ilişkilerin, Avrupa’nın ekonomik büyümesini ne ölçüde etkilediğini araştırıyor.

“Ekonomik büyüme ve kalkınma neden Avrupa’da başladı?” sorusundan hareketle çalışmayı kaleme alan Jones, modern Avrupa’yı öncelleyen koşulları, öteki büyük Avrasya uygarlıklarıyla yaptığı karşılaştırmalar ekseninde değerlendiriyor.

Jones’un ayrıntılı karşılaştırmalarında ayrıca, Çin ve Hindistan ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun da yer alması, çalışmanın Türkiye’yi ilgilendiren önemli bir yönüdür diyebiliriz.

  • Künye: Eric Jones – Avrupa Mucizesi, çeviren: Ahmet Fethi, Hil Yayın, tarih, 405 sayfa

Kolektif – Gençler Tartışıyor (2010)

‘Gençler Tartışıyor’, gençlik ve siyaset ilişkisini inceleyen makalelerden oluşuyor.

Bu bağlamda kitap, Türkiye’de gençlerin siyaseti algılayış biçimlerini, davranış yönelimlerini ve kendileri ile siyaseti nasıl ilişkilendirdiklerini irdeleyerek, bir yandan gençlerin siyasal parti yandaşlıklarının nasıl şekillendiğini araştırıyor.

Kitap ayrıca, gençlerin siyasete aktif katılımı önündeki engelleri ve bu engellerin nasıl kaldırılacağına dair gençlerin bakışlarını da görünür hale getiriyor.

Kitaba makaleleriyle katılan isimler şöyle: Kemal Kılıç, Emre Erdoğan, Yüksel Taşkın, Cemil Boyraz, Pınar Uyan Semerci, Demet Lüküslü, Volkan Yılmaz, H. Ege Özen ve Barış Gençer Baykan.

  • Künye: Kolektif – Gençler Tartışıyor, derleyen: Cemil Boyraz, Türkiye Sosyal Ekonomik ve Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES) Yayınları, siyaset, 271 sayfa

Carlos Tablada Pérez – Che’nin Ekonomik Düşüncesi (2010)

Carlos Tablada Pérez, 1987 yılında Ernesto Che Guevara özel ödülünü kazanan elimizdeki çalışmasında, Che’nin ekonomik düşüncesini, ortaya çıkış ve gelişimini sistematik bir biçimde sergiliyor.

Pérez, Marksizm-Leninizmin devrimci geleneklerine bağlı olan Che’nin, Küba’da kapitalizmin tasfiyesi ve sosyalist bir rejimin yaratılması sürecindeki teorik ve pratik faaliyetlerinin, Bütçeye Dayalı Finansman Sistemi’ni tasarlaması ve geliştirmesiyle ortaya çıktığını belirtiyor.

Yazar ayrıca, Che’nin, Küba’da planlı ekonominin, iş takibi ve denetim yöntemlerinin ve ekonomideki kadro formasyonu programının ilk uygulayıcısı olduğunu söylüyor.

  • Künye: Carlos Tablada Pérez – Che’nin Ekonomik Düşüncesi: Geçiş Döneminde Ekonomi ve Politika, yayına hazırlayan: Alp Altınörs, Akademi Yayınları, ekonomi, 206 sayfa

Assata Shakur – Assata: Bir Otobiyografi (2019)

Amerikan siyah özgürlük hareketinin simge isimlerinden olan aktivist Assata Shakur, FBI’ın en çok aradığı kadınlardan.

1979’da cezaevinden kaçtıktan sonra Küba hükümetinin kendisine siyasi sığınma hakkı tanıdığı Shakur, o tarihten beri bir firari olarak yaşıyor.

Shakur’un 1970’lerdeki fotoğrafı, siyah özgürlük hareketinin terörizmi teşvik ettiğine ilişkin görsel bir kanıt olarak FBI’ın aranıyor posterlerinde ve popüler medyada yer almıştı.

Devlet düşmanı varsayılan siyah militanlar, kapitalist demokrasiye karşı komünist bir meydan okumayla ilişkilendiriliyordu.

Assata’nın çok uzun süren aranması süreci boyunca bu denli şeytanlaştırılması, bugün birçoğu hâlâ cezaevinde olan çok sayıda siyasal aktivistin toplu hapis cezasının da mazereti olarak kullanıldı.

İşte Shakur’un bu otobiyografisi, hayatının inişli çıkışlı yıllarını ilk ağızdan anlattığı gibi, Amerikan siyah özgürlük hareketinin dinamiklerine ışık tutmasıyla çok önemli bir tanıklık.

Shakur burada, 1970’li yıllarda siyah özgürlük hareketi içinde yer alışını, bu süreçte tanık olduklarını, Nixon’lı karabasan yılları, cezaevinde geçirdiği dönemi, cezaevinden kaçışını, Küba’ya yerleşme kararını ve bütün bu yaşananlardan edindiği deneyimleri bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Assata Shakur – Assata: Bir Otobiyografi, çeviren: Ece Kıvılcım Karabacak, Ayrıntı Yayınları, otobiyografi, 384 sayfa, 2019

A. Raşit Kaya – İspanya (2019)

İspanya yalnızca Avrupa’nın değil, dünyanın en ilginç ülkelerinden biridir.

Çünkü İspanya siyasal yaşamı, siyaset biliminin jargonuna yeni kavramlar armağan ettiği gibi, toplumsal/siyasal gelişme, değişme konularına ilgi duyanlara da yeni ve farklı düşünme olanakları sunuyor.

İşte Raşit Kaya’nın elimizdeki çalışması, İspanya’nın dört dörtlük bir siyasi tarihini sunmasıyla bu alana ilgi duyanlar için kaçırılmayacak bir fırsat.

Burada, kıyım gibi bir iç savaştan sonra faşizme yenilen, faşizmin bütün baskılarına ve uzun yıllar iktidarda olmasına rağmen yine de yönünü demokrasiye dönen ve bu yönüyle özellikle Türkiye gibi ülkeler açısından ders mahiyetinde bir tarihe sahip olan İspanya’nın kendine has dinamikleri ele alınıyor.

Kitapta,

  • İspanyol Kurtuluş Savaşı ve sonrasında yaşananlar,
  • General Miguel Primo de Rivera’nın diktatörlüğü ve İspanya’da iç savaşa götüren yol,
  • İç savaşın neden olduğu yeni siyasi yapı,
  • Faşizmin zaferi ve Franco’nun iktidara gelişi,
  • İç savaş sonrası ve II. Dünya Savaşı sonrasındaki yeni düzende İspanya’nın rolü,
  • İspanya’da demokrasiye geçiş süreci,
  • İspanya’nın “Aydınlar Dilekçesi”,
  • Demokrasiye geçiş sürecinde Franco’cu Devlet’in çözülmesi,
  • İspanyolların yeni anayasası “La Magna Carta Española”nın hazırlanma süreci,
  • İspanya’nın AB’ye giriş sürecinde yaşananlar,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Künye: A. Raşit Kaya – İspanya: Faşizmden Demokrasiye, Ayrıntı Yayınları, 208 sayfa, 2019