Mehmet Ali Büyükkara – Çağdaş İslami Akımlar (2015)

Son iki yüzyılda, İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde ortaya çıkan İslami akımların kapsamlı bir analizi.

Bu akımları gelenekçi, reformcu ve modernist başlıklarında ele alan Mehmet Ali Büyükkara, Selefilikten Vehhabiliğe, Halidiye Nakşiliği’den Nurculuk’a, Süleymancılık’tan Hizbü’t Tahrir ve İhvan’a pek çok İslami akımı masaya yatırıyor.

Büyükkara, bu hareketleri tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda onların tavırlarını açıklamak üzere geniş bir teorik çerçeveye başvuruyor.

Çalışma ayrıca, bu hareketlerin nasların yorumundan siyasete, fıkıh ve mezheplerden tasavvuf ve tarikatlara, eğitim ve bilime kadar birçok konuda ortaya koydukları görüşleri derinlemesine açıklamasıyla önemli.

  • Künye: Mehmet Ali Büyükkara – Çağdaş İslami Akımlar, Klasik Yayınları, din, 360 sayfa, 2015

Lee McIntyre – Hakikat Sonrası (2019)

Hakikat-sonrası mefhumu, hakikatin gölgede bırakılması anlamına gelir.

Hakikat kavramının kendisine yönelik pek çok ciddi meydan okumayla geçmişte de karşılaştık, fakat bu meydan okumaların hiçbiri, gerçekliğin siyaseten ikincil konuma itilmesini öngören bir strateji olarak bu kadar açık biçimde benimsenmemişti.

Özetle, olgular ve hakikat, günümüz siyaset alanında büyük tehlike altındadır.

İşte Lee McIntyre’ın bu önemli çalışması, her şeyin birkaç günde olup bitiverdiği, olguların yerini duyguların aldığı kapitalist modernite çağının hakikat-sonrası rejiminin ne olduğunu, nesnel gerçekleri göz ardı etmenin yarattığı tehlikeleri ve bunlara karşı nasıl mücadele edebileceğimizi tartışıyor.

Ampirik meseleler hakkındaki inançlarımızın şekillenmesinde olguların hislerimize nazaran daha önemsiz olduğu gerçeğinin altını çizen McIntyre, buradan yola çıkarak hakikat-sonrasına gelişimizin felsefi, sosyolojik ve tarihsel dinamiklerini irdeliyor.

Yazar, kapitalist modernite çağında, devlet aklına ve onun otoriter siyasal tahayyüllerine muhtaç olmayan bir karşı duruş geliştirebilmenin yolları, başka bir deyişle, sosyal adaletin, özgürlüğün ve demokrasinin özüne tehdit oluşturan popülizm ve yalanlarla nasıl baş edebileceğimiz üzerine düşünüyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Sokrates’e göre cehalet tedavi edilebilirdir; eğer kişi cahilse tedris edilebilir. Asıl tehdit, hakikati zaten bildiğini düşünecek kadar kibirli olanlardan gelir çünkü o zaman yanlışa dayanarak harekete geçecek kadar fevri olabilirler.”

“Bir düzeyde hepimiz, içinde yer aldığımız grup tarafından kabul edilmeyi gerçeklikten daha çok önemsiyoruz. Ama derdimiz hakikat ise, buna karşı durmak da boynumuzun borcudur.”

“Neye inanacağımızı bilemez hale geldiğimizde, suistimale açığız demektir artık. Hakiki propaganda belki de daha sonra, ona inanıp inanmamamızın herhangi bir önemi kalmadığında gelecektir.”

“Hakikat-sonrasıyla savaşmak için atılacak ilk adım, onun kökenini kavramakta yatar.”

  • Künye: Lee McIntyre – Hakikat Sonrası, çeviren: Mehmet Fahrettin Biçici, Tellekt Kitap, felsefe, 168 sayfa, 2019

Chris Harman – Doğu’da Fırtına Koptu (2019)

1917-18’de üç büyük imparatorluk dört yıllık toptan savaşın yükü altında çöktüğünden bu yana, Elbe nehrinin doğusunda 1989’un son döneminde yaşananlara benzer bir politik kargaşaya tanık olunmadı.

1989 yılı sosyalist hareket için çok ama çok zor bir yıldı.

O yıl sosyalist hareketin ezici çoğunluğunun şaşkınlık dolu bakışları altında on binlerce insan “gerçekleşmiş sosyalizm ülkesi” Doğu Almanya’dan, çürüyen kapitalizmin ülkesi emperyalist Almanya’ya kaçmak için adeta birbirlerini ezerek tel örgüleri ve duvarları aşmaya başladılar.

Nihayet Batı’nın çürümüşlüğünden Doğu’yu koruyan Berlin Duvarı da bando, mızıka ve bayram havası içinde yıkıldı, parçalandı ve kapitalizmin ebedi zaferinin bir sembolü olarak küçük parçalara bölünüp parça parça satıldı.

Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Bulgaristan ve Romanya’yı yaklaşık 45 yıldır yöneten tek partili politik yapılar ekonomik kriz ve halk hareketinin baskısı altında yıkıldı.

Bu öyle şiddetliydi ki, bu ülkelerin dev komşusu SSCB de bu yıkıcı dalgadan kurtulamadı.

Ünlü İngiliz Marksist Chris Harman’ın, bu süreçten bir süre önce yayımladığı bu makalesi ise, hem Stalinist rejimleri derinlemesine bir sorgulamaya tabi tutmuştu hem de bu rejimlerin aşağıdan mücadele ile devrilip küresel kapitalizme entegre olacaklarını öngörmüştü.

Bu devletlerin çöküşü hakkında o dönem yazılmış en iyi analizlerden biri olan kitap, Berlin Duvarı’nın yıkılışına giden sürecin harika bir analizini sunuyor ve bunu yanı sıra, Gorbaçov’un o zaman pek bilinmeyen ve pek yüzeye çıkmamış hesaplarını da gözler önüne sermişti.

‘Doğu’da Fırtına Koptu’ uzun zamandır temin edilemiyordu.

Kitap şimdi, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

  • Künye: Chris Harman – Doğu’da Fırtına Koptu: Doğu Avrupa’da Stalinizmin Çöküşü, çeviren: Betül Dilan Genç, Z Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2019

Kolektif – Milliyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet (2015)

Bir siyaset tarzı, ideoloji ve siyasal-kültürel bir olgu olarak farklı biçimlerde işletilen milliyetçiliğe içkin toplumsal cinsiyet rejimlerine, Türkiye özelinde bakan makaleler.

Kitap, milliyetçilik ve toplumsal cinsiyet ilişkisini medyatik, edebi ve siyasi perspektiflerden irdelemesiyle önemli.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Popüler kültür ve milliyetçilik,
  • Kadınların milliyetçiliği,
  • Bir erkeklik fantezisi olarak Kurtlar Vadisi,
  • Haberlerde milliyetçi ve cinsiyetçi söylem,
  • Güzellik yarışmaları ve milliyetçilik,
  • Halkevi sahnelerinde kadın imajları,
  • Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Peyami Safa’nın ütopyacı gelecek kurgularında ideoloji ve toplumsal cinsiyet,
  • Milliyetçi-muhafazakâr tahayyül ve 12 Eylül filmleri…

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Suavi Aydın, Aksu Bora, Tanıl Bora, Simten Coşar, Kadir Dede, Tuba Kancı, Funda Gençoğlu Onbaşı, Eylem Özdemir, Aylin Özman, Çağla Karabağ Sarı, Burcu Şenel, Nagehan Tokdoğan, Sinan Yıldırmaz ve Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz.

  • Künye: Kolektif – Milliyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet, derleyen: Simten Coşar ve Aylin Özman, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 389 sayfa, 2015

Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi – Malta Mektupları (2015)

İttihat ve Terakki partisinin önde gelen isimlerinden, Ahmet İzzet Paşa kabinesinde Adliye nazırı görevini yürütmüş Şeyhülislam Mustafa Hayri Efendi’nin, yaklaşık bir buçuk sene sürmüş Malta sürgünü zamanındaki mektupları.

Bu mektuplar, Osmanlı’nın bir dönemine ışık tutmasıyla önemli.

Malta’dan ayrıldığı 18 Kasım 1920 tarihine kadar tutuklu kaldığı yaklaşık bir buçuk sene boyunca eşi Unise Hanım’a, oğulları Suat, Münip ve Hakkı’ya gönderdiği mektuplarda Mustafa Hayri Bey, esaret hayatının güçlüklerinden bahsediyor ve ailesine nasihatlerde bulunuyor.

1914’te şeyhülislam olan Mustafa Hayri Efendi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Harbi’ne girmesine dinen cevaz veren ünlü Cihad-ı Ekber Fetvası’nı hazırlayan isimdi.

İşgal döneminde sürüldüğü Malta’dan Kuva-yı Milliye ve Hint Müslümanlarının girişimleri sonucu kurtulan Mustafa Hayri Efendi, vatana döndükten sonra Mustafa Kemal Paşa’nın siyasete davetini kabul etmedi.

  • Künye: Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi – Malta Mektupları, hazırlayan: Ali Suat Ürgüplü, İş Kültür Yayınları, anı, 232 sayfa, 2015

Hasan Hayri Aslan – Ölümden de Öte (2015)

Hasan Hayri Aslan, 1981’in sonundan Ekim 1990’a kadar, tabutluk olarak nitelenen Diyarbakır 5 No’lu cezaevindeydi.

Aslan bu belgesel niteliğindeki kitabında, burada tanık olduğu acımasız vahşet dalgasını ve tutuklularla hükümlülerin bu insanlık dışı şiddete karşı ortaya koyduğu direnişi anlatıyor.

Cezaevindeki direnişin öncü kadrosunda yer almış Aslan’ın kitabı, 5 No’lunun bütünlüklü bir öyküsünü sunmasıyla kaçırılmayacak bir tanıklık.

  • Künye: Hasan Hayri Aslan – Ölümden de Öte, Patika Kitap

Bernard Shaw – Devrimciye Aforizmalar (2015)

Devrim ihtiyacının kendini olanca ağırlığıyla hissettirdiği tarihi anlardan birindeyiz.

Bu kitap da, tiyatro oyunları ve hiciv yazılarıyla bildiğimiz Bernard Shaw’ın, devrimcinin elinden düşüremeyeceği aforizmalarını sunuyor.

Özgürlük, eşitlik, din, evlilik, erdem, eğitim, onur ve ahlak, bu aforizmaların konusu.

  • Künye: Bernard Shaw – Devrimciye Aforizmalar, hazırlayan: Özgür Ateş, Maya Kitap, aforizma, 96 sayfa, 2015

Gülay Kutal – Emek Vererek Demokrasi (2019)

“Demokrasi ne demek?”

Gülay Kutal, 2017 yılında Norveç’teki günlük hayatından ve siyasi faaliyetlerinden örneklerle, Türkiye demokrasisi üzerine düşünüyor.

Bu kitap, özellikle Norveç’teki demokratik deneyimleri paylaşması ve daha da önemlisi, bu deneyimin Türkiye’de yaşadığımız demokrasi sorununa ne gibi çözümler sunacağını göstermesiyle çok önemli.

Katılımcı demokrasinin çok meşakkatli ama bir o kadar da gerekli olduğu, kitabın adeta her satırında karşımıza çıkan bir hakikat.

Zira Norveç örneği de bize gösteriyor ki, birlikte ilerleyebilmenin, itişe, tepişe ama insanca yaşamanın yolu birbirini dinlemek, birbirinin fikrine saygı göstermek, inandığın şeyleri başkalarına da kabul ettirebilmek için dil dökmek ve argümanlar kullanmaktan geçiyor.

Ayrıca bu kitap vesilesiyle Norveç’te tam 100 bin tane gönüllü dernek olduğunu ve Norveçlilerin her birinin ortalama 2.1 derneğe üye olduğunu da öğreniyoruz.

Bu şu anlama geliyor: Norveçliler haklarını savunmak için hemen her konuda birlik oluşturuyor, dernek kuruyorlar.

Kutal’a kulak veriyoruz:

“Demokraside her kafadan bir ses çıktığını, muazzam verimsiz ve gereksiz bir şey olduğunu, ‘bak, cahil halkın terör örgütlerine kapılıp ne hatalar yaptığını’, dolayısıyla en iyisi, ülkeyi yönetme yetkisini büyük ölçüde tek kişiye vermek olduğunu, nasıl olsa o tek kişiyi de halkın seçeceğini düşünenlere, Norveç’te mümkün olduğunu gördüğüm şeylerle bu kitapta bir cevap veriyorum: En iyisi tek değil, çok kişi olmak!”

  • Künye: Gülay Kutal – Emek Vererek Demokrasi, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2019

Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri (2019)

Toplumsal ekoloji felsefesi önemli isimlerin katkılarıyla ortaya çıktı.

Bu alanın önde gelen üç ismi ise, Lewis Mumford, René Dubos ve Murray Bookchin’dir.

Brian Morris’in bu nitelikli çalışması ise, yaşamın nasıl büyük bir tehlike altında olduğunu ortaya koyan ve alternatif bir hayatın mümkün olduğunu gözler önüne seren bu üç ismin fikirlerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Morris, bu isimlerin “ekolojik insancıllık” adını verdiği bir gelenek ortaya koyduğunu belirtiyor.

Yazara göre “ekolojik insancıllık”, doğayla tekrar hemhal olmuş bir toplum ile ekolojik, eşitlikçi ve demokratik bir kent ve kültürü tahayyül eder ve bunun teorik/pratik koşullarını açıklar.

Konuyu oldukça anlaşılır bir üslupla ele almasıyla her seviyeden okurun rahatlıkla okuyacağı çalışma, Mumford, Dubos ve Bookchin’in fikirlerini açıklarken insanın doğasının dışında bir yaşama nasıl sürüklendiğini; doğayı denetim altına almanın neden bizzat insanın denetim altına alınması anlamına geldiğini; kentlerin ortaya çıkışı, gelişim ve dönüşüm dinamiklerini ve bütün bunların da doğanın bugün karşı karşıya kaldığı büyük tahribatla ilişkisini gözler ününe seriyor.

Ekoloji, siyaset ve felsefenin iyi bir bireşimi olan çalışma, sokaktaki eylemciye de, akademisyene de, ekologa da hitap ediyor.

  • Künye: Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri: Mumford, Dubos, Bookchin, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 2019

Erdinç Obuz – Yüreğim Sol’madan (2019)

1970’lerde, Türkiye’nin doğu bölgelerinde güçlü bir devrimci mücadele vardı.

Ne yazık ki, bu sürecin yeteri kadar irdelendiği söylenemez.

Erdinç Obuz da bu önemli çalışmasında, bizzat kendisinin de içinde bulunduğu 1975-1985 arası Malatya, Erzincan, Elazığ ve Dersim bölgesindeki devrimci mücadeleyi ele alıyor.

Devrimci hareketin o zaman merkezinde bulunan isimlerin tanıklığı üzerine kurulu çalışma, bölgede o dönem olup bitenleri enine boyuna masaya yatırıyor ve böylece Türkiye’nin yakın tarihi hakkında çok önemli ayrıntılar veriyor.

Obuz’un çalışması, hareketin genel seyrini ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda, Türkiye devrimci hareketine yönelik değerlendirmeler, eleştiriler ve öneriler de sunuyor.

Kitapta görüşülen isimlerden bazıları şöyle:

Mehmet Tekin, Mehmet Biter, Nazım Doğan, Sedat Kesim, Mahmut Memduh Uyan, Yaşathak Arslan, İbrahim Ulutaş, Ziya Uncu, Ali Alfatlı, Ali İhsan Pektaş, Ali Demiralp, Muharrem Düzova, Yasin Ketenoğlu, Mehmet Ali Yılmaz, Melih Pekdemir, Haşim Aydıncak, Cemil Bal, Hüseyin Çuhadar.

  • Künye: Erdinç Obuz – Yüreğim Sol’madan: Malatya, Dersim, Elazığ, Erzincan’da Devrimci Mücadele, Nota Bene Yayınları, siyaset, 408 sayfa, 2019