Soner Tuna – Çizgilerle Rosa (2015)

Marksist düşünce tarihinin önde gelen isimlerinden Rosa Luxemburg’un çizgili hayatı.

Soner Tuna, özgün çizimleriyle Luxemburg’un gençliğini, aşklarını, dönemin devrimci liderleriyle ilişkilerini, 1. Dünya Savaşı’ndaki barışçı tutumunu, liderliğini yaptığı Spartaküs Grubu’nun ortaya çıkışını ve Luxemburg’un Karl Liebknecht’le birlikte katledilişini adım adım izliyor.

  • Künye: Soner Tuna – Çizgilerle Rosa, Yordam Kitap

Chris Bambery – Aktivistler için Rehber: Gramsci (2019)

Erken dönem İtalyan komünizminin en parlak simalarından olan Antonio Gramsci’nin bir Marksist olarak evriminde doğduğu ülkenin ve siyasî olgunluğa eriştiği şehrin çok büyük etkisi vardır.

Başka bir deyişle Gramsci, 1911 yılında üniversite eğitimi almak için gittiği Torino’dan bağımsız düşünülemez.

Bu dönemde Torino’da, tüm zamanların en mücadeleci işçi sınıflarından biri yaşıyordu ve bu durum, Gramsci’nin geleceğine tümüyle yön verecekti.

İşte Chris Bambery, Gramsci’nin hayatının dönüm noktalarını takip ederek onun kişisel, siyasi ve düşünsel serüvenini kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kısa olmakla birlikte özlü bir Gramsci biyografisi olarak okunabilecek metin, Gramsci’nin doğduğu Sardinya adasını, Torino günlerini, devrimci mücadeleye katılışını, entelektüel gelişiminin ana duraklarını, İtalyan Komünist Partisi’yle ilişkilerini, hapishane günlerini, hapishanede kaleme aldığı kült eseri ‘Hapishane Defterleri’nin yazılış sürecini ve bunun gibi, Gramsci’ye dair birçok aydınlatıcı bilgiyi okurlarına sunuyor.

Gramsci’nin mücadelesine ve mirasına daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Chris Bambery – Aktivistler için Rehber: Gramsci, çeviren: Roni Margulies, Z Yayınları, siyaset, 64 sayfa, 2019

Foti Benlisoy – Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler (2019)

Milli Mücadele veya Kurtuluş Savaşı sürecinde Yunanlılarla yaşanan savaş, Türkiye tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Fakat bu konuda, özellikle Yunan askerlerinin içinde bulunduğu durum hakkında bildiklerimiz, resmi tarihin sunduklarının ötesine geçmiyor.

Foti Benlisoy’un şimdi ikinci baskısını yapan bu harika çalışmasının asıl katkısı da, bu süreçte yaşanmış Yunan askerlerinin savaş karşıtı direnişlerini gözler önüne sermesi.

1919-1922 zaman aralığında Yunan ordusundaki komünist propaganda, grev ve isyanların izini süren Benlisoy, bu dönemdeki “asker grevi” ve bu grevin sebep olduğu “terhis isyanı”nın savaşın sonunu nasıl tayin ettiğini ortaya koyuyor.

Yunan komünist askerlerin savaş karşıtı eylemlerinin Türk-Yunan harbinin sonucunu tayin etmedeki rolünü açıklığa kavuşturmasıyla büyük önem arz eden çalışma, cephede komünist askerlerin yürüttüğü savaş karşıtı propaganda ve faaliyetlerin, askerlerin cephedeki grev ve isyanını mümkün kılmakta ne derece etkili olduğunu gösteriyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, bizim Milli Mücadele veya Kurtuluş Savaşı dediğimiz, Yunanlıların Küçük Asya Seferi dedikleri söz konusu süreçte, Yunan ordusunun içinde bulunduğu karmaşık durumun sağlam bir fotoğrafını çekmesi.

  • Künye: Foti Benlisoy – Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler: Milli Mücadele’de Yunan Ordusu’nda Komünist Propaganda, Grev ve İsyan (1919-1922), İstos Yayın, tarih, 192 sayfa, 2019

Ralf Dahrendorf – Demokrasinin Bunalımları (2015)

Günümüz demokrasisi, siyasal iktidarın kullanımına meşruiyet kazandırmaya devam ediyor mu? Ralf Dahrendof, Avrupa’nın önde gelen düşünürlerinden Antonio Politi ile yaptığı bu aydınlatıcı söyleşide, demokrasisinin bugünü ve geleceğine hem gerçekçi hem de eleştirel bir pencereden bakıyor.

Dahrendorf ve Politi bunu yaparken de “Toplumlarda şiddete başvurmadan değişim yaratmayı nasıl sağlayabiliriz?”, “İktidar uygulayıcılarını nasıl denetleyebiliriz?” ve “Halk, iktidarın kullanımına nasıl ortak olabilir?” gibi çok önemli sorulara yanıt arıyor.

Demokrasinin anayasal temellerini yeni baştan düşünmek açısından önemli değerlendirmeler sunan çalışma, bugünkü “post-demokrasi” dünyasında, yeni bir demokrasi projesi üzerine derinleşmek için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Ralf Dahrendorf – Demokrasinin Bunalımları, çeviren: A. Emre Zeybekoğlu, İthaki Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2015

Alain Badiou – Biliyorum, Çok kalabalıksınız (2019)

Bu kitabı oluşturan iki metin, Alain Badiou’nun çoğunlukla gençlerden oluşan bir kitleye hitap ettiği iki ayrı konferansa dayanıyor.

İlk metin “Öteki”, ikincisi ise “Siyaset” üzerine ve Badiou, bu iki konu arasında incelikli ve sıkı bağlar kuruyor.

Badiou’nun ‘Gerçek Yaşam’ adlı kitabının devamı olarak da okunabilecek bu eser, kendisinin deyimiyle “gençliği yoldan çıkarmak” amacını güdüyor.

Badiou burada, insanlığın tüm farklılıklarına rağmen müşterek özelliklere sahip olduğunun altını ısrarla çiziyor ve devamında da,

  • Irkçılık belasının müşterekliklerimizi nasıl aşındırdığını,
  • “Fark”ın kutsanıp “aynı”nın düşünce sahasının dışında bırakılmasına neden itiraz etmemiz gerektiğini,
  • Birini diğerine tercih etmektense ikisinin birlikte hareketine odaklanan bir düşünce kurmanın gerekliliğini ve özgürlüğe giden yolun neden bu diyalektik sayesinde inşa edilebileceğini,
  • Sermayenin ayakta kalmak için savaşa nasıl muhtaç olduğunu,
  • Ve olumsuz sloganlara sıkışmış muhalefetin eylem kapasitesini arttırmak için ne gibi taktikler geliştirilebileceğini tartışıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Umut edelim, eyleme geçelim. Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir kişi –mevcut metnin belirttiği anlamda– doğru siyaseti yapmaya başlayabilir. Sonra da bunun etrafında, yaptığının etrafında konuşabilir.”

“Devlet, hangi biçimde olursa olsun, hiçbir durumda özgürleşme siyasetini temsil edemez ya da tanımlayamaz.”

“Siyaset her koşulda insanlarla birlikte yapılır. Kapitalizmin örgütlediği çeşitli toplumsal ayrımcılık biçimlerine boyun eğilmesi kabul edilemez.”

“Yakın geçmişin en önemli deneyimlerini hatırlamak ve bunların yenilgileri üzerinde düşünmek gerekir.”

  • Künye: Alain Badiou – Biliyorum, Çok kalabalıksınız, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, siyaset, 64 sayfa, 2019

Asef Bayat – İslâm’ı Demokratikleştirmek (2015)

Mısır ve İran’da siyasetin nasıl şekillendiğini; siyasal güçlerin tarihsel, siyasal, sınıfsal ve dinsel kökenlerini irdeleyen ufuk açıcı bir inceleme.

Toplumsal hareketler ve toplumsal değişim, din ve siyaset, İslâm ve modern dünya, kentsel mekân ve siyaset gibi alanlarda çalışan önde gelen isimlerden Asef Bayat, bu iki ülkede son 20-30 yıldaki dinsel hareketlerin mücadele pratiklerini ortaya koyarken, Türkiye’deki post-İslamcı siyasetlerin mantığına dair bize de çok şey söylüyor.

Müslüman Ortadoğu bağlamında, farklı hareketlerin, toplumsal ve siyasal değişim yaratabilmek, otoriter bir iktidarı meşrulaştırmak ya da tam tersine demokratik bir yönetim biçimini kucaklayan kapsayıcı bir inanç inşa etmek üzere dine anlam yükleyen hareketlerin pratiklerini inceleyen, çok önemli bir eser.

  • Künye: Asef Bayat – İslâm’ı Demokratikleştirmek, çeviren: Özgür Gökmen, İletişim Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2015

Rıza Zelyut – Muaviye’den Erdoğan’a Din ve Siyaset (2015)

Siyaset ve din kavramlarını bilimsel olarak tahlil eden, dinin nasıl istismar edildiğini gözler önüne seren bir çalışma.

Muaviye devrinde başlayan din istismarı, dinin Alevilere karşı kullanılması ve siyasal İslamcılığın önde gelen simalarından Erbakan ile Erdoğan’ın dine yaklaşımları gibi konularda aydınlanmak için iyi bir kaynak.

  • Künye: Rıza Zelyut – Muaviye’den Erdoğan’a Din ve Siyaset, Kaynak Yayınları

Chantal Mouffe – Sol Popülizm (2019)

Günümüzde neoliberal hegemonik yapı krizle boğuşuyor.

Chantal Mouffe de, bu krizin daha demokratik bir düzenin inşa edilme olasılığına kapı araladığını ve belirtiyor.

Mouffe ‘Sol Popülilzm’de, son otuz yıldır maruz kaldığımız dönüşümlerin doğasını irdeliyor ve bu dönüşümlerin demokratik politika açısından sonuçlarıyla yüzleşmemizin şart olduğunu söylüyor.

Mouffe’un buradaki temel argümanı, içinde bulunduğumuz hegemonik krize müdahil olabilmek için bir politik sınır inşa etme gerekliliğidir, “halk” ve “oligarşi” arasında inşa edilecek politik sınırın söylemsel bir stratejisi olarak anlaşılabilecek sol popülizmin mevcut konjonktürde demokrasiyi iyileştirmek ve derinleştirmek için gereken tarzda bir politikayı oluşturmasıdır.

Yazar, sol popülist bir stratejinin, toplumlarımızın politik muhayyilesinde demokratik söylemin oynadığı hayati rolü kabul ederek ve tabiiyet karşısında konumlanan türlü çeşit mücadeleler arasında bir eşdeğerlik zinciri tesis etmesiyle, insanların büyük bölümünün özlemlerinde yankı uyandıracağını söylüyor.

Zira Mouffe, önümüzdeki birkaç yıl içinde, politik çatışmanın temel ekseninin sağ popülizm ve sol popülizm arasında konumlanacağını iddia ediyor.

Yazar ayrıca, politik sınırların yeniden yaratılması durumunda, “popülist moment”in, post-politikanın revaçta olduğu onca yıldan sonra “politik olanın geri dönüşü”ne işaret edeceğini de savunuyor.

Bu geri dönüşün, liberal demokrasinin kurumlarını zayıflatan rejimler vasıtasıyla otoriter çözümlere meydan verebileceğini ama demokratik değerlerin yeniden tasdik edilmesinin ve

genişlemesinin yolunu da açabileceğini belirten Mouffe, her şeyin, politik güçlerin mevcut demokratik talepleri hegemonik hale getirmekte başarılı olup olamamasına ve post-politikaya galebe çalan bir tür popülizmin su yüzüne çıkmasına bağlı olduğunu söylüyor.

Kitabın sonunda, Ahmet İnsel’in Mouffe ile yaptığı aydınlatıcı bir söyleşinin yer aldığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Chantal Mouffe – Sol Popülizm, çeviren: Aybars Yanık, İletişim Yayınları, siyaset, 136 sayfa, 2019

Kolektif – Yurttaş Gazetecilik (2019)

Bu güzel derleme, yurttaş gazetecilik retoriğinin ötesindekileri, yoğun ve sıkı tartışmalar ile yüklü 21 bölümde irdeliyor.

Zengin bir çeşitliliğe sahip bu bölümler, dünyadaki yurttaş gazetecilik biçimlerini, yurttaş gazeteciliğin farklı kriz durumlarında oynadıkları rolü teoriye döküyor, belgeliyor ve analiz ediyor.

Aynı zamanda yurttaş gazeteciliğin dünya çapında farklı ülkelerde ve siyasi yapılarda hızlı yükselişinin nedenlerini de açıklayan çalışma, yurttaş gazeteciliğin ulusaşırı veya “küresel haber arenası” içindeki küresel duruşunu inceliyor.

Kitap, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Avrupa ve Avustralya bağlamında Batı’daki yurttaş gazeteciliği, bunun yanında da Brezilya, Çin, Hindistan, İran, Irak, Kenya, Filistin, Güney Kore, Vietnam ve hatta Antarktika gibi ülkelerde farklı ulusal bağlamlarda ortaya çıkan yurttaş gazeteciliğin gelişimini daha yakından kavramak açısından çok önemli bir çalışma.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, yurttaş gazeteciliğin kriz muhabirliğine katkısını değerlendirip yeni diyalog biçimlerini teşvik etmesi ve bunun gelecekte nasıl geliştirilebileceğini tartışması.

  • Künye: Kolektif – Yurttaş Gazetecilik: Küresel Perspektifler, derleyen: Einar Thorsen ve Stuart Allan, çeviren: İlkay Sevgi Temizalp, Kafka Kitap, medya/basın-yayın, 352 sayfa, 2019

Senem Aydın-Düzgit – Türklük, Müslümanlık, Doğululuk (2015)

AB’nin Türkiye söylemlerinin, Avrupa kimliğinin söylemsel inşasını nasıl sağladığını tartışan bir kitap.

Avrupalı milletvekilleriyle yapılmış mülakatlara dayanan kitap, Türkiye’nin AB üyeliğine dair yürütülen ideolojik, ulusal ve kurumsal tartışmaların kapsamlı bir dökümü.

Kitap, temelde Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve üç Avrupa Birliği ülkesinin (Fransa, Almanya, İngiltere) Türkiye üzerine söylemlerini inceliyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Uluslararası ilişkilerde kimlik,
  • Türkiye’nin üyeliği bağlamında, genişleme politikası yoluyla Avrupa’nın inşası,
  • AB-Türkiye ilişkilerindeki başlıca meseleler,
  • Bir güvenlik topluluğu olarak Avrupa,
  • Medeniyetler çatışmasına deva olarak Türkiye,
  • Avrupa için potansiyel bir güvenlik tehdidi olarak Türkiye,
  • Demokratik değerlerin savunucusu olarak Avrupa,
  • Türkiye demokrasisindeki belli başlı sorunlar,
  • Türkiye ve bir siyasi proje olarak Avrupa,
  • Avrupa’nın kültürel homojenliğini seyrelten veya Avrupa’da kültürel çeşitliliğe katkı yapan bir ülke olarak Türkiye…

Künye: Senem Aydın-Düzgit – Türklük, Müslümanlık, Doğululuk: AB’nin Türkiye Söylemleri, çeviren: Barış Cezar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 217 sayfa, 2015