Vladimir İlyiç Lenin – Yenilgicilik ve Enternasyonalizm (2009)

Ferit Burak Aydar’ın derleyip çevirdiği ‘Yenilgicilik ve Enternasyonalizm’, Validimir İlyiç Lenin’in bu iki konu hakkındaki yazılarını, mektuplarını ve konferans konuşmalarını bir araya getiriyor.

Aydar’a göre Lenin, “yenilgicilik” ya da “bozgunculuk” sloganlarıyla, temelde, emperyalist savaşta işçi sınıfı açısından kendi ülkesinin (zaferindense) yenilgisinin ehven-i şer olduğunu ve askeri yenilgilerin söz konusu rejimi zayıflatarak devrimi kolaylaştırabileceğini anlatmak ister.

Elimizdeki kitapta, Lenin’in hem “yenilgicilik” hem de “proletaryanın devrimci enternasyonalizmi” konularındaki görüşleri sunuluyor.

  • Künye: Vladimir İlyiç Lenin – Yenilgicilik ve Enternasyonalizm, derleyen ve çeviren: Ferit Burak Aydar, Agora Kitaplığı, siyaset, 328 sayfa

Aksu Akçaoğlu – Zarif ve Dinen Makbûl (2018)

AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte muhafazakâr kesimde de önemli bir dönüşüm yaşandı.

Bu dönüşüm sonucunda, burjuva kültürüyle barışık muhafazakâr bir orta sınıf beğenisi yaygınlaştı.

Bu yeni muhafazakâr beğeni de asıl olarak, eski bir gecekondu mahallesi olan Çukurambar’daki sosyo-mekânsal dönüşümle özdeşleşti.

Peki, Türkiye’nin tek kurtuluş yolu olarak Milli Görüş Hareketi’nin adil düzen programını gören muhafazakârlar yirmi yıl sonra bugün nereye buharlaştı?

İşte Aksu Akçaoğlu’nun bu önemli çalışması, Kasım 2012 – Haziran 2013 tarihleri arasında Çukurambar’da yürütülmüş bir etnografik araştırmaya dayanarak, muhafazakâr siyasetteki dönüşümün, muhafazakâr orta sınıf hayat tarzları ve stratejileri üzerindeki etkilerini sorguluyor.

Kitap, İslâmcı muhalefetin kapitalizm tarafından nasıl massedildiğini bizzat İslâmcıların gündelik hayat deneyimleri üzerinden izlemek isteyenler için harika bir çalışma.

  • Künye: Aksu Akçaoğlu – Zarif ve Dinen Makbûl: Muhafazakâr Üst-Orta Sınıf Habitusu, İletişim Yayınları, inceleme, 172 sayfa, 2018

Ahmet Tuncer Sümer – Adsız Kahramanlar (2018)

Gülay Ünüvar (Özdeş), Hüseyin İnan, Sinan Cemgil, Yusuf Aslan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan, Kadir Manga ve Tuncer Sümer’le birlikte THKO’nun (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) kuruluş çalışmalarına katılır ve ilk kurucuları arasında yer almış bir isimdir.

Ayrıca Ünüvar, ODTÜ’deki öğrenciliği sırasında hem uzun bir süre ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü (SFK) içinde farklı çalışmalarda bulunur hem de uzun sürmese de Türkiye İşçi Partisi’nin de (TİP) üyesi olur.

İşte bu kitap, Ünüvar’ın öğrencilik yılları ile THKO dönemine ilişkin anılarından oluşuyor.

Ünüvar burada, bu döneme ilişkin anılarını bizimle paylaşırken, aynı zamanda o dönemde mücadelenin içinde bulunmuş, adı sanı bilinmeyen pek çok adsız kahramanı karşımıza çıkarıyor.

Böylece çalışma, Türkiye yakın tarihinin çok yakıcı bir döneminde yaşananlara ışık tuttuğu gibi, söz konusu adsız kahramanları da okurlarına bir kez daha hatırlatmasıyla çok önemli.

  • Künye: Ahmet Tuncer Sümer – Adsız Kahramanlar: Gülay Ünüvar (Özdeş) Kitabı, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 208 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman – Akışkan Hayat (2018)

Savaşlar, kitlesel göçler, çevresel tahribatlar…

Hayatın büyük krizlerle boğuştuğu bugün, ayrı ayrı bireyler olarak nasıl bir küresel sorumluluk alabiliriz?

Zygmunt Bauman, tam da çaresizliğimizin doruğa ulaştığı bu dönemde ne gibi çıkış yolları yaratabileceğimiz üzerine düşünüyor.

Bauman “Akışkan hayat”ı, kısaca, sürekli belirsiz koşullarda yaşanan kararsız, riskli bir hayat olarak tanımlıyor.

Akışkan bir toplumda, eylemin koşulları ve bunlara karşılık versin diye tasarlanmış stratejilerin hızla eskidiğini, aktörler bunları düzgünce öğrenecek fırsatı dahi bulamadan köhnediğini söyleyen Bauman’a göre, geçmişte başarıyla hayata geçirilmiş stratejilere ve taktiksel hamlelere dayanmak amacıyla deneyimlerden dersler çıkarmanın, bundan dolayı hatalıdır.

Kitaptan birkaç alıntı:

“‘Akışkan modernlik’, içinde üyelerinin davranışlarını alışkanlıklara ve rutinlere dönüştürme fırsatı dahi bulamadan hızla değiştirdiği bir toplumdur. Hayatın ve toplumun akışkanlığı birbirini besler ve pekiştirir. Akışkan yaşam, aynı akışkan modern toplum gibi uzun süre biçimini veya rotasını koruyamaz.”

“Akışkan bir modern toplumda, bireysel başarılar katılaşıp kalıcı varlıklara dönüşemez çünkü kısa sürede varlıklar yükümlülüklere, beceriler engellere dönüşüverir.”

“Akışkan modern toplumda, atık imha endüstrisi, akışkan yaşamın ekonomisi içinde belirleyici konumları ele geçirir. Bu toplumun bekası ve üyelerinin refahı, hangi ürünlerin atılacağını hızla belirlemeye ve atıkların hızlı, etkin bir şekilde imha edilmesine bağlıdır. Bu toplumda evrensel kullan-at ilkesinden muaf kalabilecek hiçbir şey yoktur ve hiçbir şey onun kollarından kurtulamaz.”

“Akışkan modern toplumda yaşam, gerçek hayatta oynanan kötü ve sinsi bir sandalye kapmaca oyunudur. Yarışın esas ödülü, yok edilenlerin saflarına atılmaktan (geçici surette) kurtulmak ve atıkların arasına konmaktan kaçınmaktır. Ve rekabetin küreselleşmesiyle birlikte, koşu artık küresel bir pistte yapılmak zorundadır.”

“Merkezcil ve merkezkaç, yerçekimsel ve itici güçler; huzursuz olanları yerine tutmak ve hoşnutsuzluğun huzursuzluğa dönüşmesini engellemek üzere bir araya gelirler. Karşılarına yığılan zorlukları yenmeye çalışacak kadar öfkeli ve çaresiz olanlar yasadışı ilan edilme ve toplumdan dışlanma riskini alırlar. Cesaretlerinin bedelini de bedensel ıstıraplar ve fiziksel travmalarla öderler.”

  • Künye: Zygmunt Bauman – Akışkan Hayat, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2018

Guglielmo Carchedi – Başka Bir Avrupa İçin (2009)

Avrupa’nın ekonomik bütünleşmesinin sınıfsal tahlili açısından

AB oluşumunu Marksist perspektifle analiz eden Guglielmo Carchedi, Avrupa’nın ekonomik bütünleşmesinin sınıfsal tahlilini yapıyor.

Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu ve böylece birleşme sürecini hem oluşturan hem de sınırlayan birbirine bağlı üç olgunun varlığı, kitabın temel tezi.

Carchedi bunları, AB’nin hem eski hem de yeni emperyalizmin bazı özelliklerini kendi içerisinde yeniden üretmesi; AB’nin üye olmayan ülkelere karşı güçlü bir ekonomik blok haline gelmesi ve işçi sınıfının, AB’nin oluşum sürecinden olabildiğince dışlanması şeklinde özetliyor.

  • Künye: Guglielmo Carchedi – Başka Bir Avrupa İçin: Avrupa’nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili, çeviren: Mustafa Topal, Yordam Kitap, iktisat, 519 Sayfa

Ömer Ödemiş – AKP’nin Suriye Yenilgisi ve Esad (2015)

AKP’nin Suriye politikası, şimdilerde kıyasıya eleştiriliyor.

Bizzat Ortadoğu’da bulunup uzun yıllardır burada gazetecilik yapmış Ömer Ödemiş bu çalışmasında, Suriye savaşı hakkındaki büyük yalanları, Türkiye dış politikasındaki saldırgan tutumu, cihatçılara tahsis edilen kampları, Türkiye üzerinden cihatçılara yapılan silah sevkiyatlarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ömer Ödemiş – AKP’nin Suriye Yenilgisi ve Esad, Tekin Yayınevi

Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim (2018)

Son iki yüzyıllık siyasi tarihini merkeze alarak İran’ı, Batıdışı bir modern devlet oluşum tecrübesi olarak analiz eden harika bir çalışma.

İran’daki mevcut rejime karşı yıllarca muhalefet etmiş tarihçi Behrooz Moazami’nin kapsamlı çalışması, Kaçar Devleti’nin merkezi bürokratik iktidarını kurmasından Pehlevilere, oradan Şii ulemanın kurumsallaşmasına, ardından İslam devriminin oluşumu ve sonrasına ve nihayet bugünün demokratik reform taleplerine uzanıyor.

1979 Devrimi ve sonrasında devlet oluşumu ve dinin kurumsallaşmasının yakınlaşması konusunda Moazami’nin yürüttüğü tartışma, İran Anayasası’nın cumhuriyetçi ve dinî (teolojik) bir belge olarak ikili doğası ve İran Devleti’nin “teolojik bir güvenlik devleti” olarak tanımlanması İran’daki görünürde tartışmalı rejimin doğasına ve onun bölgedeki güçlü askerî varlığına ışık tutmasıyla önemli.

1979 Devrimi’nin bitmediğini ileri süren ve İran’daki siyasi ve dinî alanlardaki dönüşümleri bölgedeki daha geniş siyasi ve toplumsal istikrarsızlıklara bağlayan çalışma, İran’daki siyasi ve toplumsal karmaşanın yeni bir bölgesel siyasi yapı gelişene kadar devam edeceğini savunuyor.

Moazami’nin eserini, İran’ın devlet, din ve devrim tarihinin doğasına dair bir arka plan ve kavrayış sağlayarak kullanışlı bir analitik araç olarak tavsiye ederiz.

  • Künye: Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim: 1796’dan Bugüne, çeviren: Bahar Bilgen, İletişim Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2018

Ayşe Düzkan – 05 17 (2018)

1980’li yıllardan itibaren Türkiye’deki feminist hareketin içinde yer almış ve bu alanda önemli çalışmalara imza atmış Ayşe Düzkan’ın, bir anlamda ülkedeki feminist hareketin dönüm noktalarını ve güncel sorunlarını saptayan yazıları, bu kitapta.

Feminist ve Kadınlara Mahsus Gazete Pazartesi gibi feminist fikriyat ve eylemi Türkiye’de görünür kılan yayınların da kurucularından olan Düzkan’ın daha önce yayınlanmamış kimi yazılarını da barındıran ‘05 17’de, şiddet ve tacizle mücadeleden kadın cinayetlerine, Kürt sorunundan eğitim meselesine, Aydın Doğan’ın medyadan çekilmesinin sonuçlarından Türkiye feminizminin güncel sorunlarına pek çok konu tartışılıyor.

Kitabın başlığı olan ‘05 07’ ise, yirminci yüzyıl tarihinde çok önemli iki gelişmeye, yani 1905 Nisan Devrimi ile 1917 Ekim Devrimine işaret ediyor.

Düzkan, feminizm konusunda kendisini yazmaya sevk eden nedenler hakkında şöyle diyor:

“Bu hareket, bu hareketin ilham ettiği fikir ve bakış açısı olmasaydı bu kadar yazma ihtiyacı duymazdım. O yılların, o yıllarda yasladığımız dışlanmanın birçok açıdan kişiliğimi de şekillendirdiğini, bana ve yol arkadaşlarıma tarifsiz bir güç katığını düşünüyorum. Bugün ne yazarsam yazayım, feminist metodolojiye, insiyaki bir biçimde başvurduğumu görüyorum.”

  • Künye: Ayşe Düzkan – 05 17, Güldünya Yayınları, feminizm, 279 sayfa, 2018

Memet Kara – Ordulu Emin’in “Kurtuluş” Tarihi (2015)

1970’lerin ve 80’lerin sosyalist hareketi içinde yer almış sıra dışı bir figürün, Ordulu Emin’in devrimci sosyalist mücadele ortamına dair, ilgiyle okunacak anı ve gözlemleri.

Polisin sürekli peşinde olduğu, kavgadan hiç kaçmamış Emin, aynı zamanda “Cesaret korkmamak değil, yapacağını korka korka yapmaktır.” diyecek kadar da samimi.

  • Künye: Memet Kara – Ordulu Emin’in “Kurtuluş” Tarihi, İletişim Yayınları, anı, 259 sayfa, 2015

Etienne Copeaux ve Claire Mauss-Copeaux – Taksim! (2009)

‘Taksim!: Bölünmüş Kıbrıs’ başlıklı elimizdeki eser, yazarların Kuzey Kıbrıs Türk cemaatindeki on yıllık araştırmalarının ürünü.

Yazarlar çalışmalarında, Kıbrıs’ın iki kesimi arasındaki tarihsel çatışmanın izlerini sürüyor.

Kıbrıs’ta yaşanan çatışmalar, 1974’te imzalanan Taksim anlaşmasıyla yeni bir evreye girdi.

Zira Ada’yı ikiye bölen anlaşma, bu coğrafyanın toplumsal dokusunu da büyük tahribata uğrattı.

İşte, Copeaux çiftinin Türk kesiminden insanlarla yaptığı söyleşilerden oluşan çalışmaları, iki halk arasındaki ayrışmanın, yaşanan trajik çatışmaların derli toplu bir tarihini vermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Etienne Copeaux ve Claire Mauss-Copeaux – Taksim!: Bölünmüş Kıbrıs, 1964-2005, çeviren: Ali Berktay, İletişim Yayınları, inceleme, 310 sayfa