Haluk Yurtsever – Neyi, Nasıl Okumalı? (2015)

1960’lardan bu yana Marksist klasikleri okuyan Yurtsever, kendi okuma deneyiminden çıkardığı kimi dersleri bizimle paylaşıyor.

Gazetelere yazılmış tanıtım/eleştiri metinlerini bir araya getiren kitap, Marksist tarih, kapitalizm, Marksizm ve sosyalizm, din ve laiklik, Ortadoğu konularında aydınlanmak yahut bilgilerini tazelemek isteyen okurlara önerilir.

  • Künye: Haluk Yurtsever – Neyi, Nasıl Okumalı?, Yordam Kitap

Masis Kürkçügil – Bir Başka Tarih Mümkün müydü? (2018)

Türkiye’de tarihçiliğin en büyük sınavlarından biri Ermeni meselesidir.

Tehcir miydi soykırım mıydı konusunda sürüp giden tartışma, ülkenin tarihyazımını da anlamsız bir kısırdöngüye mahkûm etti ve etmeye de devam ediyor.

Peki, başka bir yol mümkün müydü?

İşte Masis Kürkçügil ‘Bir Başka Tarih Mümkün müydü?’ adlı bu önemli kitabında, tarihe Marksist bir perspektifle yaklaşarak, Ermenilerin bu topraklarda yaşamış oldukları büyük trajedinin tarihyazımında nasıl yansıtıldığını ve bunun sonuçlarını irdeliyor.

Kürkçügil’in Ermeni meselesiyle ilgili yazılarını ve söyleşilerini bir araya getiren kitap,

  • Ermeni siyasi partileri Hınçaklar ve Taşnakların tarihsel serüvenini,
  • Taşnaklar ile İttihat ve Terakki Partisi arasındaki ilişkileri,
  • İttihatçılar ile Ermeni örgütleri arasında 1908’de kurulan ittifak ve bu ittifakın sonuçlarını,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli tarihi olayı tartışıyor.

Kürkçügil’in kitabı ayrıca, Paramaz’dan Manuşyan’a, Rakovski’den Rosa Luxemburg’a, Armen Garo’dan Hagop Babigyan’a, Talat Paşa’dan Cemal Paşa’ya ve Hrant Dink’e, Ermeni meselesini geniş bir tarihsel bağlamda ele almasıyla alan için büyük öneme haiz.

  • Künye: Masis Kürkçügil – Bir Başka Tarih Mümkün müydü?: Ermeni Meselesi Üzerine Yazılar, Edebi Şeyler Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2018

Paolo Gerbaudo – Maske ve Bayrak (2018)

Dünya çapında sağ iktidarlar yükselişe geçti, fakat bize umut veren en önemli husus, bu yükselişin karşısında güçlü bir direniş hattının da örgütlenmiş olması.

Bu kitabın yazarı Paolo Gerbaudo da ‘Maske ve Bayrak’ta, Dünya çapındaki sokak hareketlerini izleyerek bugünün ve yarının muhalif hareketleri için nitelikli bir çerçeve oluşturuyor.

Gerbaudo bu amaçla Tunus ve Mısır, İspanya’da Öfkeliler (Indignados), Yunanistan’da Aganaktismenoi, ABD’de Wall Street’i İşgal Et, Türkiye’de Gezi, Brezilya’da Haziran Hareketi ve Fransa’da Gece Ayakta (Nuit Debout) hareketlerini inceliyor.

Kitap, insanları meydanlara çıkaran saiklerin neler olduğunu, bu hareketlerle birlikte sokağın nasıl dönüştüğünü, aktivistlerin ne gibi iletişim araçları kullandığını, bu hareketlerin neoliberal kemer sıkma politikalarına karşı nasıl bir direniş ağı ördüğünü ve bu yeni mücadele biçiminin daha önceki toplumsal hareketlerle, özellikle de Küreselleşme Karşıtı Hareket’le nasıl benzerlikler ve farklılıklar taşıdığını ortaya koyuyor.

Bu hareketlerin ideolojisini “Yurttaşçılık” olarak tanımlayan Gerbaudo, “Yurttaşçılık”ın beslendiği iki ana damarın da neo-anarşizm ve popülizmin olduğunu belirtiyor.

Meydanlar hareketini ortaya çıkaran özgün özgün siyasal dinamikler ve bu yeni ilerici siyasetin başarıları ile karşılaştığı zorluklar hakkında aydınlanmak isteyenler bu kitabı kaçırmamalı.

Gerbaudo’nun, incelediği hareketlere dair gözlemlerinin, birebir görüşmeler yaptığı 140 kişinin fikirlerine yaslandığını, ayrıca yazarın, Gezi zamanında Türkiye’ye gelip burada protestocularla görüşmeler gerçekleştirdiğini de belirtelim.

  • Künye: Paolo Gerbaudo – Maske ve Bayrak: Popülizm, Yurttaşçılık ve Küresel Protesto, çeviren: Diyar Saraçoğlu, Kafka Kitap, siyaset, 320 sayfa, 2018

Ferman Salmış – Türkiye’nin Dil Hafızası (2015)

Türkiye’deki dil meselesini politik alanın dışına çekerek daha nesnel bir bakış açısıyla inceleyen bir çalışma.

Ferman Salmış’ın çalışması, dillerin doğuşu, Türkiye’de dil politikaları, Kürtçe başta olmak üzere yasaklanmış dillere yönelik yaklaşımlar, anadilde eğitim ve Abhazca, Lazca ve Çerkezce gibi bugün bu ülkede hâlâ konuşulmakta olan dillerin ölümlerinin önüne nasıl geçilebileceği üzerine kafa yormak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Ferman Salmış – Türkiye’nin Dil Hafızası, Librum Kitap

August H. Nimtz – Lenin’in Seçim Stratejisi, Cilt: 1–2 (2018)

Dünya tarihine yön veren Ekim Devrimi’nin arkasında, Lenin’in ve Bolşeviklerin dehası yatar.

Bu nedenle, Bolşevik örneği, yerkürenin herhangi bir köşesinde günümüz protestocularına potansiyel olarak zengin dersler sunuyor.

İşte August Nimtz’in bu şahane kitabı, tam da bu derslerin neler olduğunu bu iki ciltlik kapsamlı çalışmasında bizlere sunuyor.

Tamı tamına 704 sayfa bulan çalışmasının ilk cildinde Nimtz, Marx ve Engels’ten yola çıkıp 1905 Devrimi’ne uzanarak seçim kampanyalarının nasıl yürütüleceğinden vekillerin partiye karşı sorumluluklarının ne olması gerektiğine ve bütün bu seçim çalışmalarının Ekim Devrimi’ne giden yolda ne denli büyük önem teşkil ettiğine odaklanıyor.

Kitabın ikinci cildi ise, 1905’ten 1917’ye uzanarak 3. ve 4. Duma deneyimlerini, Alman sosyal demokrasisi ile yaşanan ayrımları, 1. Dünya Savaşı koşullarını, Troçki ve Stalin’in seçim stratejilerini ve bunun gibi, o süreçte yaşanmış daha pek çok konuyu irdeliyor.

Lenin, Ekim Devrimi’nden tam üç yıl sonra, parlamentoda yer almanın sadece yararlı değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu da söylemişti.

Bu önemli, çünkü Rus devriminin işçi sınıfının devlet iktidarına tırmanmasında parlamenter alanı kullanan tarihteki ilk devrim olduğu anlamına geliyor.

Peki, Lenin, parlamentoda olmaktan tam olarak neyi kastediyordu?

İşte Nimtz’in çalışması tam da “Sandık mı, sokak mı, her ikisi mi?” sorusuna yanıt vermesi ve bu yönüyle Bolşevik devriminin günümüz protestocularına potansiyel olarak nasıl zengin dersler sunduğunu gözler önüne sermesiyle çok önemli.

  • Künye: August H. Nimtz – Lenin’in Seçim Stratejisi, çeviren: Deniz Tuna, Yordam Kitap, siyaset, 2 Cilt, 704 sayfa

Serhat Halis – Bir Sınırda Hapsolmak: Ulus (2018)

Marx’a ait, fakat bilerek veya bilmeyerek eksik aktarılmış ünlü bir lafı vardır: “Din halkın afyonudur.”

Bu afyona, futbolu ve milliyetçiliği de eklediğimizde, ortaya sıradan insanı zil zurna edecek bir karışım çıkarmış oluruz.

Bugün, bütün iktidarların elindeki en etkili “iksir” de budur.

Bu kitabın yazarı Serhat Halis ise, toplumda rıza üretme araçlarından biri olarak milliyetçiliğin, yani ulusçuluğun bu üçlüden en etkili faktör olduğunu belirtiyor.

Yazar kitabında, tarihyazımı, ideoloji ve ulusçuluğun birbirini besleyen sıkı birlikteliklerini gözler önüne seriyor ve buradan hareketle geleneksel Marksist tarihyazıcılığının ulusçuluk ekseninde şekillendiğini, dolayısıyla egemen Marksist tarihyazımının bir sağ sapma içinde bulunduğunu savunuyor.

Yazar tezini şu mantıkla kuruyor:

Ulusu, ulusçuların ona yüklediği anlamları yükleyerek tanımlamak, bu tanımı yapan özneyi de ulusçu yapar.

Bu bağlamıyla egemen Marksist tarihyazımı, ulusu ve ulusçuluğu, egemen doğruluk ölçütlerinin belirlediği hak ve meşruiyet ölçütlerinin dışına çıkarak tanımlamadığı müddetçe, egemen düşüncenin tesirinde kalmış bir sağ sapma örneğini teşkil eder.

Öte yandan Halis, bu tartışmayı Kürt ulusal hareketini de kapsayacak şekilde genişletiyor.

Yazar, ezilen de olsa her ulusçuluğun, gelişiminin belirli bir aşamasında, bir “resmi ideoloji” ve “resmi tarih” yarattığını, ezilen de olsa, ulusçulukların kurguda türdeş, siyasal/sosyal pratikte karşıt olduklarını iddia ediyor.

Kitap, ulus, ulusçuluk, ulus-devlet, ezilen ulus milliyetçilikleri ve ulusların kaderini tayin hakkı gibi meselelerle ilgili Marksizm içi tartışmalara daha yakından bakmak isteyenlere önerilir.

Künye: Serhat Halis – Bir Sınırda Hapsolmak: Ulus – Sağ Marksizmle Polemik, Nota Bene Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2018

Şener Aktürk – Etnisite Rejimleri ve Milliyet (2015)

Almanya, Rusya ve Türkiye örneği bağlamında, etnisiteye yönelik devlet politikalarındaki devamlılık ve değişimleri açıklayan özgün bir karşılaştırmalı siyaset incelemesi.

Çalışma Türkiye’nin Kürt sorunu bağlamında gündeme gelen, kimliklerden etnik köken ibaresinin kaldırılması girişimlerinin dinamiklerini de saptıyor.

  • Künye: Şener Aktürk – Etnisite Rejimleri ve Milliyet, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Sosyal Bilimler “Ne İşe Yarar?” (2015)

Boğaziçili hocalar ile öğrencileri bir araya getirerek akademik dünyanın sorunlarını tartışan ufuk açıcı bir çalışma.

Sosyal bilimler disiplinlerinin kendilerine yönelik eleştirilerini barındırmasıyla dikkat çeken kitap; Yıldız Silier’den Zeynep Gambetti’ye, Meltem Ahıska’dan Vangelis Kechriotis’e birçok akademisyenin katılımıyla ortaya çıkmış.

Sosyal bilimlerin güncel sorunlarına vakıf olmak isteyenlere önerilir.

  • Künye: Kolektif – Sosyal Bilimler “Ne İşe Yarar?”, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Ailenin Karanlık Yüzü: Ensest (2018)

Türkiye toplumu olarak, can yakıcı sorunları halının altına süpürerek görmezden gelme gibi kötü bir huyumuz var.

Bu durumun en bariz örneği ise, çocuğa cinsel istismarın en korkunç biçimlerinden biri olan ensest.

Ensestin, bizzat çocuğu koruyacağı varsayılan ailede gerçekleşiyor olması da, bu durumu daha da içinden çıkılamaz hale getiren asıl etken.

Peki, ensestin önüne geçmemizin yolu nedir?

Bu kitabın da açıkça ortaya koyduğu gibi, ensestle mücadeledeki ilk adım, bireyi ailenin önüne koyan bir yaklaşımla hareket etmek.

Başka bir deyişle, her ne pahasına olursa olsun aileyi korumayı merkeze alan yaklaşımlar, ensest failini cezalandırmamakta, bu da sorunun daha da büyümesine neden olmaktadır.

İşte bu kitap, adli tıp, demografi, eleştirel medya çalışmaları, hukuk, kadın araştırmaları, pediatri, psikiyatri, psikoloji ve sosyoloji alanlarından gelen uzmanların araştırma, uygulama ve gözleme dayalı birikimlerini bir araya getiriyor ve böylece hem konuyu geniş bir kapsamda ele alması hem de çözüm önerileri sunmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitapta,

  • Rakamlarla ensest ve çocukluk döneminde cinsel istismar,
  • Uzmanların gözünden, Türkiye’de ensest sorununun aldığı boyutlar,
  • Çocuk cinsel istismarcıları ve ensest saldırganlarının özellikleri,
  • Ensest mağdurlarının anneleri olarak kadınlar,
  • Ensest gebeliği ve travma döngüsü,
  • Ensest vaka ve suçların medyada temsil edilmemesi sorunu,
  • Ensest olgularında adli-tıbbi değerlendirmeler ve hekim sorumluluğu,
  • Ensest olgularında hastane temelli çocuk koruma merkezlerinin rolü,
  • Ve tanıklıklar eşliğinde, yasalarda ve uygulamada cinsel istismar gibi çok önemli konular ele alınıyor.

Kitap, bu büyük sorunu kapsamlı bir çerçevede irdelediği gibi, ensest saldırılarında başvuru yollarını ve başvurulacak kurumları da anlatıyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: İlknur Yüksel-Kaptanoğlu, Alanur Çavlin, Ece Koyuncu, Filiz Kardam, Altan Sungur, Ayşen Ufuk Sezgin, Zeynep Belma Gölge, Emine Bademci, Gonca Çelik, Ayşe Avcı, Ayşegül Tahiroğlu, Hanife Aliefendioğlu, M. Şevki Sözen, Birgül Tüzün, Figen Şahin Dağlı, M. Ayşin Taşar ve Türkay Asma.

  • Künye: Kolektif – Ailenin Karanlık Yüzü: Ensest: Türkiye’den Araştırmalar, Saptamalar, Örnekler ve Öneriler, hazırlayan: Alanur Çavlin, Filiz Kardam ve Hanife Aliefendioğlu, Metis Yayınları, sosyoloji, 288 sayfa, 2018

Eirik Løkke – Mahremiyet: Dijital Toplumda Özel Hayat (2018)

Birçok ütopik romana ve filme konu olmuş gözetleme toplumu, günümüzde gerçek haline mi geldi?

Bu şüphe, yeni değil, daha 2013’te, dünya çapında infial yaratan NSA sızıntısından hemen sonra The Guardian’da yayınlanan bir makalede dile getirilmişti.

Şurası bir gerçek ki, bugün mahremiyetin yok edildiğinin çok az insan farkında ve bunun yarattığı veya yaratması muhtemel sorunların çok az insan bilincinde.

Oysa, her şey bir yana, yalnızca bu kitap yayınlandıktan sonra ortaya çıkan Facebook kişisel veri skandalına baktığımızda dahi, kişisel verilerimizin kaydedildiğini ve bunların hem istihbarat örgütlerine hem ticari işletmelere ve hem de manipülasyon için kullanmaları amacıyla kimi siyasi kuruluşlara pazarlanıyor.

Peki, bunun önüne geçilmesi için hem bireylerin hem de yasa koyucuların üstüne düşen görevler nelerdir?

Eirik Løkke, özel yaşamımızın korunması için hangi yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu, faydalı teknolojileri ve hizmetleri öne çıkarıp zararlı olanlarını ortadan kaldıracak bir dengenin nasıl kurulabileceğini ve tabii, kişisel olarak mahremiyetimizi korumamız için neler yapmamız gerektiğini anlatıyor.

  • Künye: Eirik Løkke – Mahremiyet: Dijital Toplumda Özel Hayat, çeviren: Dilek Başak, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyal medya, 160 sayfa, 2018