Noam Chomsky – Propaganda ve Toplumsal Zihin (2014)

Noam Chomsky’nin düşünsel serüveninin belli başlı duraklarını izlemek için şahane bir fırsat.

Düşünür, dil ve zihin hakkındaki görüşleri ile dilbilim teorilerini açıklıyor, günümüz medyası ve toplumsal alanda siyasetin inşa edilmesiyle ilgili tartışmalara da katkı sunuyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Propaganda ve Toplumsal Zihin, söyleşiler: David Barsamian, çeviren: Zahit Atam, İthaki Yayınları, felsefe, 320 sayfa

Mustafa Oral – Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e İktidar Odaklı Aydınlar (2017)

Meşrutiyet ve Cumhuriyet gibi Türkiye’nin siyaset, kültür ve düşünce tarihinde önemli dönüşümler yaratmış iki tarihsel dönemin ülkenin aydınları üzerindeki etkileri nasıl oldu?

Mustafa Oral’ın bu soru anlamında büyük önem arz eden elimizdeki çalışması,  bu dönemin aydınlarını en iyi temsil eden on iki ismin düşünce ve tutumlarını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Antonio Gramsci, “Bütün insanlar entelektüeldir, ama toplumda herkes entelektüel işlevi görmez.” demişti.

Bu toprakların aydınının neden sesinin hiç çıkmadığını, neden hayır diyemediğini ve neden uzun yıllardır süren bir inzivaya çekildiğini merak edenler bu kitabı kaçırmasın.

Kitapta portrelerine yer verilen isimler ise şöyle:

Ziya Gökalp, M. Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Tuncer Baykara, Mükrimin Halil Yinanç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Tansel, Falih Rıfkı Atay, Halide Edip Adıvar, İsmail Habip Sevük ve Faruk Nafiz Çamlıbel.

  • Künye: Mustafa Oral – Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e İktidar Odaklı Aydınlar, Yeni İnsan Yayınevi, tarih,

Gamze Yücesan-Özdemir ve Ali Murat Özdemir – Sermayenin Adaleti (2008)

Gamze Yücesan-Özdemir ve Ali Murat Özdemir, ‘Sermayenin Adaleti’nde, Türkiye’deki emek ve sosyal politika ilişkisini inceliyor.

Kitabın ‘Emek Sürecinin Örgütlenmesi’ başlıklı ilk bölümü, Türkiye’de son dönem emek örgütlenmesi ve bu alanda yapılan çalışmaları,

‘Bir Baskı Aracı Olarak Emek Piyasası’ başlıklı ikinci bölüm, Türkiye emek piyasasını, yapısını, işleyişini, içerdiklerini ve dışladıklarını,

‘Sosyal Politikanın Dönüşümü’ başlıklı üçüncü bölüm ise Türkiye’de sağlık ve sosyal güvenlik gibi sosyal politikanın temel alanlarındaki dönüşümü inceliyor.

Ekonomi politik yöntemi benimseyen çalışma, emeği tekrar akademinin gündemine almasıyla önemli.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir ve Ali Murat Özdemir – Sermayenin Adaleti, Dipnot Yayınları, siyaset, 239 sayfa

Andrey Vladimiroviç Anikin – Marx Öncesi Siyasal İktisat (2008)

Sovyet İktisatçı Andrey Vladimiroviç Anikin’in, siyasal iktisat hakkında uzmanlık bilgisine sahip olmayan genel okura hitap eden çalışması ‘Marx Öncesi Siyasal İktisat’, köleci toplumun siyasal iktisadından 19. yüzyıl ortalarının siyasal iktisadına giden yolu anlatıyor.

Anikin’in çalışması, 1975 yılında yayınlandığından bu yana, bu alandaki en önemli eserlerden biri sayılıyor.

Bunun başlıca nedenlerinden biri de, yazarın kolay anlaşılabilir, popüler bir dil kullanması.

Bunun dışında, siyasal iktisadın tüm devrelerinin, ilk zamanlarından başlayarak derli toplu bir şekilde sunulması, kitabı nitelikli kılan başlıca etkenlerden.

  • Künye: Andrey Vladimiroviç Anikin – Marx Öncesi Siyasal İktisat, çeviren: Aydemir Güler, Yazılama Yayınları, siyaset, 418 sayfa

Michael Lebowitz – Bugünden Kuralım: 21. Yüzyıl İçin Sosyalizm (2008)

Güney Amerika’daki sol hükümet deneyimleri, günümüzün sol siyaseti için büyük bir umut kaynağı oldu.

İşte İktisat profesörü Michael Lebowitz’in ‘Bugünden Kuralım’ isimli bu kitabında yer alan makalelerin çoğu, Venezuela’da yaşanan somut gelişmeler üzerinden, sol siyasetin geleceği kurmasının ne şekilde mümkün olabileceğine kafa yoruyor.

Venezuela’da bizzat bulunarak, buradaki yeni oluşumu inceleyen Lebowitz, bir sosyalizm tasavvuru için anti-kapitalizmin ötesine geçmenin bir zorunluluk olduğunu ve bunun şartlarının da Venezuela’da yaşanan çarpıcı süreçte çok net bir şekilde görülebileceğini söylüyor.

  • Künye: Michael Lebowitz – Bugünden Kuralım: 21. Yüzyıl İçin Sosyalizm, çeviren: Pelin Üçer ve İbrahim Akbulut, Yordam Kitap, siyaset, 159 sayfa

Vilfredo Pareto – Demokrasinin Dönüşümü (2016)

İtalyan iktisatçı ve sosyolog Vilfredo Pareto dünyada olduğu gibi Türkiye’de de asıl ününü ‘Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü’ isimli muazzam kitabıyla kazanmıştı.

Bu kitap, siyaset sosyolojisi alanında o denli etkili oldu ki, alan için halen en önemli kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor.

‘Demokrasinin Dönüşümü’ adlı elimizdeki kitap ise, Pareto’nun son çalışması.

Yazarın bu nitelikli çalışması, bizi demokrasinin kabiliyetleri, sınırları ve tehlikeleri hakkında uyarıyor.

Kitabında bir sosyal fenomenler teorisi ortaya koyan Pareto, demokrasinin gelişimini kapsamlı bir bakışla irdeliyor, fakat öte yandan da en modern yönetim biçimlerinden biri olan demokrasinin hangi tehlike ve tehditlere açık olduğunu ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

“Bir merkezi hükümet ancak güçlü olduğu, sorunları çözme iradesi gösterdiği ve adalet dağıttığı zaman otorite sahibi olur.” diyen Pareto, vatandaşların merkezi hükümetin kendilerini koruyacağına güvenmezlerse eğer hükümetin meşruiyetini kaybedeceğini söylüyor.

Kitaptan bir alıntı:

  • “Hükümetler açgözlü yandaşlarını memnun etmek ve politik karşıtlarını yatıştırmak için kaynakları tüketirler. Gün be gün yük büyür. Sonunda yük daha fazla kaldırılamayacak bir noktaya erişir. Politik alanın ekonomiye hakim olması böyle gerçekleşir. Aynı olaylar modeli, Roma İmparatorluğu’nun nihai yıkımında da görüldü. Aynı şey bugün yine olabilir.”

Siyaset sosyolojisi alanına büyük katkılar sunan ‘Demokrasinin Dönüşümü’, Pareto’nun sistemini aydınlatan bir anahtar niteliğinde.

  • Künye: Vilfredo Pareto – Demokrasinin Dönüşümü, çeviren: Kadir Zeki Tezer, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 144 sayfa

Max Boot – Görünmeyen Ordular (2014)

Tarihte iktidarların olduğu her yerde baş göstermiş, açıklık yerine kuytu yerlerde savaşmayı tercih etmiş, gayrinizami ve asimetrik savaş taktikleri uzmanı gerilla hareketleri.

Tarihöncesi çağların kabileler arası savaşlarından Marksist gerilla gruplarına ve radikal İslamcı hareketlere kadar uzanan kapsamlı bir rehber.

  • Künye: Max Boot – Görünmeyen Ordular, çeviren: Fethi Aytuna, İnkılap Kitabevi, inceleme, 712 sayfa

Sibel Hürtaş – Canına Tak Eden Kadınlar (2014)

Bu ülkede erkeğin pervasız şiddeti dur durak bilmiyor.

İşin vahim yönü, bu şiddet artık kanıksanmış durumda.

Fakat buna eyvallah demeyenler de var.

Sibel Hürtaş bu kitabında, bu toprağın derinlerine dek işlemiş şiddeti, kocalarını öldüren kadınların hikâyelerini izleyerek gözler önüne seriyor.

Devlet erki, yasalar ve polis, erkek şiddetinin üstesinden gelmekte acizken, bu şiddetin hedefindeki kadınların artık canına tak ediyor.

Çalışma, kocalarını öldüren kadınlarla yapılan birebir görüşmelere dayanmasıyla alana büyük bir katkıda bulunuyor.

Bu kadınları cinayet işlemeye götüren toplumsal, siyasi ve kültürel etkenleri analizi açısından çok değerli ve önemli bir çalışma.

  • Künye: Sibel Hürtaş – Canına Tak Eden Kadınlar, İletişim Yayınları, kadın, 192 sayfa

 

Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek (2014)

Dokuma tezgâhları veya otomobil fabrikaları nasıl kapitalizmin bir döneminin çalıştırma biçimlerinin öne çıkan formlarıysa, çağrı merkezleri de, çalışma hayatının şirketler lehine gün geçtikçe daha bir pervasızlaştığı neoliberal kapitalizmin simge iş mekânlarından.

Gamze Yücesan-Özdemir de yerinde bir tanımlamayla, çağrı merkezi çalışanlarını “21. yüzyılın proletaryası” olarak tanımlıyor.

Saha araştırmasıyla zenginleşen kitap, çağrı merkezlerinde emek-sermaye ilişkilerini, buradaki ağır sömürüyü kavramak açısından nitelikli bir kılavuz, alana yapılmış önemli bir katkı.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek, Yordam Kitap, inceleme, 304 sayfa

Faruk Yalvaç – Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı: Dünya Tini, Devlet ve Savaş (2008)

Faruk Yalvaç, ‘Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı’nda, düşünürün uluslararası ilişkiler, savaş ve devlet kuramlarını bir araya getiriyor.

Hegel için devlet, tanrısal ve ahlaki bir kurumdur.

Dolayısıyla devletler arasında bir anlaşmazlık olduğunda, bu anlaşmazlığın gerekirse savaşla çözülebileceğini söyler.

Hegel, insanın kendisini ahlaki amaçlar için feda etmesi gerektiğini söyleyerek, savaşa katılan bireyin de bencil çıkarların ötesinde daha ahlaki amaçlara yöneldiğini savunur.

Yalvaç’ın çalışması, hem düşünürün yukarıdaki konular hakkındaki fikirlerini detaylı bir şekilde serimliyor hem de onun düşüncelerini Rousseau’nun düşünceleriyle karşılaştırıyor.

  • Künye: Faruk Yalvaç – Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı: Dünya Tini, Devlet ve Savaş, Phoenix Yayınları, felsefe, 120 sayfa