Taha Parla – Din, Devlet, Demokrasi (2017)

Türkiye’nin siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanının önde gelen isimlerinden Taha Parla’nın daha önce yayımlanan ‘Türkiye’nin Siyasal Rejimi: 1980-1989’ çalışması, 12 Eylül’e dair dönem yazılarının derlemesi; ‘Türk Sorunu Üstüne Yazılar: 1998-2007’ de, asker vesayetinin eski gücünü yitirdiği, AKP iktidarının adım adım yükseldiği bir dönemi kapsamlı bir perspektifle anlatıyordu.

Her iki kitap da halen, irdeledikleri dönemler hakkında aydınlanmak için birer rehber niteliğinde.

Parla’nın 2007-2016 arasında çeşitli dergiler için kaleme aldığı siyasi yazılarını bir araya getiren elimizdeki ‘Din, Devlet, Demokrasi’ ise, AKP iktidarının artık yerini sağlamlaştırdığı, AKP’nin dinci ve reaksiyoner politikalarıyla doruğa ulaşan anti-laik uygulamalarına karşı, artık eski gücü kalmamış Kemalist tortuların çatışmalarını ele alıyor.

“Dönemin dikkati çeken çok tehlikeli özelliklerinden biri AKP’nin ortadan kaldırmak istediği ve ihlal ettiği bazı evrensel norm ve değerlerin de Kemalizme yakıştırılıp, genel, yüzeysel ve sözde bir Kemalizm kritiğine dahil edilerek küpeşteden denize atılmasıydı.” diyen Parla, benzer bir yönelim sergileyen İkinci Cumhuriyetçilerin ve “liberal” “solcular”ın buna nasıl önayak olduklarını ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

  • 2007 seçimleri AKP-asker koalisyonunun tescili miydi?
  • Gülenciliğin asıl güçlenişi AKP ile yaptığı dini-siyasi ve çıkarcı ittifakla mı gerçekleşmiştir?
  • Bu dönemde yasama, yürütme yargı ilişkileri nasıl dönüştü?
  • Yeni Anayasanın beraberinde getirdiği sorunlar nelerdir?
  • AKP döneminde sivil toplum nasıl adeta bir silah olarak kullanıldı?
  • Bugün bir Türk-İslam-NATO sentezinden bahsedilebilir mi?

Parla, kitabında bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtını arıyor.

Kitapta, Türkiye’ye dair meselelerin yanı sıra, Taha Parla’nın ABD Başkanlık seçimi, ABD emperyalizminin ana hatları, kapitalizmin krizleri, otoritarizm, faşizm, laiklik ve dünya anayasalarında laiklik gibi konulara odaklandığı aydınlatıcı yazıları da bulunuyor.

  • Künye: Taha Parla – Din, Devlet, Demokrasi: Siyasi Yazılar 3: 2007-2016, Metis Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Otto von Busch – Moda Praksisi (2017)

Bu kitap her şeyden önce, Hannah Arendt’in siyaset, iktidar, şiddet, yargı ve sorumluluk üzerine fikirlerini modanın politik gerçekliğine uygulamasıyla dikkat çekiyor.

Arendt’e göre, fikirlerle meşgul olma kapasitemiz, bizi insan yapan yönümüzdür. O halde praksis, işbirliği, katılım ve toplumsal refahın sağlanması idealini de beraberinde getiren bir çeşit “toplumsal birliktelik” şeklidir.

Arendt, katılımcı demokrasinin, kapsayıcı katılım mekanizmalarıyla, modern çağın büyük bir kısmına yayılmış olan ve moda sistemlerinde de sıklıkla gördüğümüz elitist ve bürokratik politik formların aksine hareket ettiğini belirtir.

Bu kitap da, modanın çoksesli bir toplumsal birliktelik biçimi olduğundan hareketle, modayı Arendt’in “praksis” kavramıyla paralel olarak inceliyor.

Kitap, insanın ortak katılımcı gerçekliklerini vurgulayan, kapitalizmin ve toplumun akışına yön veren moda endüstrisinin yönettiği rekabetçi, dışlayıcı ve elitist moda anlayışını dengeleyen araçlar sunmayı amaçlıyor.

Kitabın asıl üzerinde durduğu nokta da, küreselleşme ve emek meseleleri gibi modanın daha yaygın siyasi yönleri değil, sevgi ve insan ilişkileri gibi, modanın daha temel unsurları ve bu unsurların siyasi içerikleri.

Kitap,

  • Günümüzde modanın neden bu kadar güçlü olduğu,
  • Modayı kimin yaptığı,
  • Modanın nerelerde yapıldığı,
  • Modayı politikleştiren unsurların neler olduğu,
  • Modanın gücünün kişisel deneyimlenmesinin nasıl gerçekleştiği,
  • Ve modanın neler yapabildiği hakkında kapsamlı bir kaynak.

Künye: Otto von Busch – Moda Praksisi, çeviren: Dilara Kılıç, Yeni İnsan Yayınevi, moda, 144 sayfa

İbrahim Ö. Kaboğlu – 15 Temmuz Anayasası (2017)

Anayasa hukukçusu Profesör İbrahim Kaboğlu, son dönemdeki KHK’lardan biriyle üniversitedeki görevinden atıldı.

Türkiye’nin anayasa çalışmaları denince ilk akla gelen isimlerden olan Kaboğlu elimizdeki önemli çalışmasında da, OHAL altında, KHK’ların gölgesinde 16 Nisan’da, sonuçlarına dair önemli şüphelerin bulunduğu bir referanduma götürülen yeni anayasayı tartışıyor.

Yazar,

  • Yeni anayasanın neden kabul edilemez olduğunu,
  • Yeni anayasanın siyasi, ekonomik ve toplumsal açılardan neler getireceğini,
  • Türk tipi başkanlık sisteminin sakıncalarını,
  • Ve yurttaşların, bütün bunlara karşı, yılların mücadelesine dayanan demokratik kazanımlarına nasıl sahip çıkabileceklerini irdeliyor.

Çalışma, yeni anayasanın beraberinde neler getirdiğini tüm açıklığıyla görmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: İbrahim Ö. Kaboğlu – 15 Temmuz Anayasası, Tekin Yayınevi, hukuk, 232 sayfa

Arzu Özsoy Özmen – Kamuda Güvencesizlik: Direniş ve Uyum (2017)

Özellikle son 10-15 yılda, neoliberal politikaların egemen oluşuyla birlikte kamu hukukunda yapılan büyük değişiklikler ve sendikal hakların yontulması sonucunda, kamuda çalışanlar açısından büyük bir güvencesizlik ortaya çıkmaya başladı.

Kapitalist piyasa ilişkilerinin tümüyle egemen olduğu günümüzde, kamu çalışma ilişkileri de aşındı.

İşte Arzu Özsoy Özmen, bizzat kendi deneyimlerinden de yola çıkan bu çalışmasında, kamuda güvencesizliğin güncel halinin kapsamlı bir analizini sunuyor.

Konuyu tarihsel, toplumsal ve hukuki boyutlarıyla ele alan çalışma, aynı zamanda memurlar, akademisyenler ve taşeron firma çalışanlarıyla yapılan birebir görüşmeler ve anketlere dayanıyor.

Alan için önemli veriler ve saptamalar barındıran sağlam bir eser.

  • Künye: Arzu Özsoy Özmen – Kamuda Güvencesizlik: Direniş ve Uyum, Nota Bene Yayınları, siyaset

İslam Can – Türkiye’de Siyasal Güven (2016)

Russel Hardin modern dönemi “güvensizlik çağı” olarak tanımlamıştı.

Bunu Türkiye’ye uygulayacak olursak, bilhassa son 10-15 yılda yaşadığımız olağanüstü durumlar nedeniyle, yurttaşların hiçbir şeye güven duymadığı hakikatiyle yüz yüze kalırız ki, güvensizlik duyulan kurumların başında da siyaset gelir.

İslam Can’ın siyaset sosyolojisi alanındaki elimizdeki nitelikli çalışması ise, Türkiye’de söz konusu siyasal güven erozyonunu kapsamlı bir bakışla tartışmakta.

Bunu, siyasi liderler, siyasi kurumlar ve siyasi süreçler üzerinden irdeleyen Can, böylece Türkiye siyasal kültürünün bir fotoğrafını çekiyor.

  • Demokratikleşme ve ekonomik gelişim siyasal güvenin düzeyini nasıl belirler?
  • Yakın tarihte yaşanmış önemli gelişmeler, yurttaştaki siyasal güveni nasıl etkiledi?

Bu iki önemli sorunun yanıtını, çözüm süreci, terör, paralel devlet, darbe ve artan korkular bağlamında arayan çalışma, saha çalışmalarına dayanan bulgulara dayanmakta.

  • Künye: İslam Can – Türkiye’de Siyasal Güven, Açılım Kitap, siyaset, 400 sayfa

Bağımsız Sosyal Bilimciler – 2008 Kavşağında Türkiye: Siyaset, İktisat ve Toplum (2008)

Neoliberal politikalara karşı toplumu bilinçlendirmek amacıyla, 2000 yılında Ankara’da kurulan Bağımsız Sosyal Bilimciler tarafından kaleme alınan ‘2008 Kavşağında Türkiye’, 1998-2007 zaman aralığındaki Türkiye’yi siyasal, ekonomik ve sosyolojik analize tabi tutuyor.

Kitapta, Türkiye’nin genel siyasal ortamı, makroekonomik politikaları, dış ekonomik ilişkileri, kamu maliyesi, tarımı, sanayisi, enerji sektörleri, eğitimi, sağlığı, sosyal güvenliği, kamu yönetimi, yolsuzlukları ve yasal düzenlemeleri, uluslararası ekonomik ve siyasal çerçeve gözetilerek değerlendiriliyor.

Kitap bu dönemi, eleştirel-muhalif bir bakışla değerlendirmesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Bağımsız Sosyal Bilimciler – 2008 Kavşağında Türkiye: Siyaset, İktisat ve Toplum, Yordam Kitap, siyaset, 335 sayfa

André Gorz – Ekolojinin Kızıl Hattı (2017)

Bireysel özerklik, devrim, gündelik hayatın ve boş zamanın iktisat alanından kurtulması üzerine görüşleri ve iktisat-üretim-yararcılık karşıtı fikirleriyle bildiğimiz André Gorz ile yapılmış ufuk açıcı söyleşiler…

Gorz’un düşünsel kaynaklarını açığa çıkaran söyleşiler, düşünürün Marksizm, fenomenoloji, varoluşçuluk, eleştirel düşünce, ekoloji, hayat, teknik, bilgi, değer ve sermaye gibi konulara dair fikirleri üzerinden ilerliyor.

Kişinin kendi özerkliğini kurmasının ekonomik, toplumsal ve politik yönleri üzerine düşünen Gorz, neoliberal kuşatmanın sınır tanımadığı günümüzde yeni mücadele yolları yaratmanın imkânları üzerine düşünüyor.

André Gorz ile söyleşi yapan isimler ise şöyle: Erich Hörl, Thomas Schaffroth ve Vladimir Safatle.

  • Künye: André Gorz – Ekolojinin Kızıl Hattı, çeviren: Nihan Özyıldırım, Sel Yayıncılık, ekoloji, 101 sayfa

Philippe d’Iribarne – Demokrasi Karşısında İslâm (2017)

Sosyoloji, antropoloji ve çok kültürlülük alanında önemli çalışmaları bulunan Philip d’Iribarne, aynı zamanda Fransız Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi’nin (CNRS) eski başkanı.

d’Iribarne’ın dinlerarası karşılaştırmalar açısından büyük öneme haiz bu çalışması da, on Müslüman ülkede yaptığı araştırmalara dayanan ve Müslüman ülkelerin Batı demokrasisi karşısındaki tavırlarını, bu tavırların söz konusu ülkelerin tarihi ve dini yapılarıyla ilişkisini ayrıntılı bir bakışla serimliyor.

Analizinde, aynı zamanda İslamiyet’in temel metinlerinden, İslam felsefesinin önemli temsilcilerinin fikirlerinden ve İslam hukukundan da iyi yararlanan d’Iribarne, konuya dair bir başucu çalışmaya imza atmış diyebiliriz.

İslamiyet’in demokrasi ve genel olarak da modernlikle inişli çıkışlı ilişkisini daha iyi kavramak için şahane bir kaynak.

  • Künye: Philippe d’Iribarne – Demokrasi Karşısında İslâm, çeviren: Ahmet Arslan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 156 sayfa

Özgür Heval Çınar – Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Vicdani Red ve Türkiye (2014)

Elimizdeki kapsamlı çalışma, uluslararası insan hakları hukukuna dair ayrıntılı bir analizle, Türkiye’nin askerlik hizmetinin vicdani reddi konusundaki durumunu saptıyor.

Yazar, Türkiye’nin hangi noktalarda yükümlülüklerinin gerisinde kaldığını ve bu bağlamda iç hukukunda yapması gereken değişiklikleri ortaya koyuyor.

  • Künye: Özgür Heval Çınar – Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Vicdani Red ve Türkiye, çeviren: Defne Orhun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 327 sayfa

Frantz Fanon – Seçme Yazılar (2017)

Frantz Fanon’un postkolonyalizmden eleştirel kurama ve Marksizme pek çok alanı derinlemesine etkileyen ‘Yeryüzünün Lanetlileri’ adlı kült eseri,

sömürgeciliğin üçüncü dünyadaki psikolojik, politik ve kültürel sonuçlarını analiz etmesiyle çığır açmıştı.

Azzedine Haddour’un hazırladığı elimizdeki nitelikli çalışma ise, Fanon’un seçme yazılarını bir araya getirmesiyle düşünürün külliyatına önemli bir katkı sunuyor.

Fanon burada, sömürgeciliğin tarihsel etkilerinin bir analizi bağlamında,

  • Sömürgeciliğin bireysel, kültürel ve siyasi etkilerini,
  • Yüzyıllara yayılan bir geçmişe ve kurumsallaşmaya dayanmasıyla silinmez izler bırakan sömürgeciliğe karşı nasıl mücadele edilebileceğini,
  • Bu mücadelede şiddetin ve demokratik siyasetin hangi roller üstlenebileceğine,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konulara odaklanıyor.

Kitabı özgün kılan bir husus da, Azzedine Haddour’un Fanon’un düşünsel ve siyasi etkilerini analiz ettiği kapsamlı bir önsöz sunması.

Üçüncü dünyada sömürgecilik bütün pervasızlığıyla sürüyor.

Bu gerçek düşünüldüğünde, analizleri, yorumları ve önerileriyle Fanon’un halen güncelliğini koruduğu bariz bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

  • Künye: Frantz Fanon – Seçme Yazılar, hazırlayan: Azzedine Haddour, çeviren: Utku Özmakas, Dipnot Yayınları, siyaset, 314 sayfa