Michael Löwy – Marksistler ve Ulusal Sorun (2017)

Türkiye’nin Marksist geleneğinin farklı bileşenlerinin, ülkenin Kürt sorunu bağlamında uzun zamandır yürüttüğü tartışma biliniyor.

Oysa ulusal sorun, Türkiye’yi bir yana bıraksak da, bilhassa Ortadoğu’nun içinden geçtiği süreç düşünüldüğünde yakıcı bir hal almış durumda.

İşte önde gelen Marksist felsefeci ve sosyolog Michael Löwy’nin bu kitabı, her şeyden önce Marksizm’in ulusal soruna bakışını, bu bakışın tarihsel evrimini ve Marksistlerin ulusal sorun konusunda dünyanın farklı yerlerinde aldığı pozisyonları kapsamlı bir şekilde ele almasıyla konuya muazzam bir katkı sunuyor.

Hem derli toplu oluşu, hem kapsamı hem de niteliğiyle Löwy’nin yapıtının, alanda şimdiden bir klasik haline geldiğini de belirtelim.

  • Künye: Michael Löwy – Marksistler ve Ulusal Sorun, çeviren: Kemal Ülker, Versus Kitap, siyaset, 80 sayfa

Kolektif – Laikliği Yeniden Düşünmek (2017)

Bugün Türkiye’nin gündeminde en yoğun tartışılan konuların başında laiklik geliyor.

Bundan daha 10-15 yıl önceye kadar bizim laiklikten anladığımız şey, bugün anladıklarımızdan oldukça farklı.

Bunun başlıca nedeni de, dinin toplumsal görünümünün son yıllarda daha çok artması.

İşte bu çalışmada bir araya gelen pek çok yazar, laikliğin türleri ve algılanma biçimlerinde zaman içinde gözlemlenen dönüşümleri saptamasıyla dikkat çekiyor.

Kitapta,

  • Dünyanın farklı bölgelerindeki laiklik deneyimleri,
  • Yurttaşlık ve kamusal alan tartışmaları,
  • Demokrasi ve laiklik ilişkisi,
  • Dinsel fundamentalizmin tehlikeleri,
  • İfade özgürlüğü ile laiklik ilişkisi ve bunun gibi pek çok konu tartışılıyor.

Çalışma her şeyden önce, dinin toplum içindeki yerini ve siyaset olan ilişkisini yerli yerine koymasıyla, ayrıca bunu yaparken dünya üzerinde birbirinden farklılık gösteren laiklik yaklaşımlarını karşılaştırmalı bir perspektifle ele almasıyla büyük önem arz ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Kolektif – Laikliği Yeniden Düşünmek, derleyen: Craig Calhoun, Jonathan VanAntwerpen ve Mark Juergensmeyer, çeviren: Menekşe Sözbilir, Önder Özden, S. Erdem Türközü, Noyan Özatik, Tuğçe Kılınç, Nupelda Yüce, Müge Durusu-Tanrıöver, Cemre Güneş Şengül ve Ayşegül Avcı, Nika Yayınevi, siyaset, 440 sayfa

Wang Hui – Çin’in Yirminci Yüzyılı: Devrim, Geri Çekilme ve Eşitliğe Giden Yol (2017)

Çalışmaları çağdaş Çin edebiyatı ve düşünce tarihi üzerine yoğunlaşmış olan Wang Hui, aynı zamanda Harvard’dan Bologna’ya, Edinburgh’tan UCLA’ya, dünyanın pek çok prestijli üniversitesinde dersler vermiş bir isim.

Yazar bu önemli kitabında, 20. yüzyıl Çin’ini ve bu sıra dışı ülkenin geçirdiği muazzam siyasi süreçleri serimliyor.

Çin açısından 20. yüzyılın 1911 Devrimi’yle başlayıp 1970’lerin ortalarındaki Kültür Devrimi’nin sonuna kadar süren bir süreç olduğunu belirten Hui, bu süreci siyasileşme, siyasetsizleşme ve yeniden siyasileşmeye dönme izlekleri üzerinden irdeliyor.

Hui, Çin’deki halk savaşının kırsal kesim, kentler ve ulusal kimliğin siyasi hareketliliği arasındaki ilişkileri kökten değiştirdiğini; sınıf, siyasi parti, devlet, halk gibi siyasi kavramların da halk savaşıyla dönüşerek yeniden yapılandığını belirtiyor.

Çin’in 20. yüzyıl boyunca yaşadığı politika değişikliklerine ve büyük devrimlere daha yakından bakmak isteyenlerin muhakkak okumak isteyeceği bir kitap.

  • Künye: Wang Hui – Çin’in Yirminci Yüzyılı: Devrim, Geri Çekilme ve Eşitliğe Giden Yol, çeviren: Ümit Şenesen, Yordam Kitap, siyaset, 383 sayfa

Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları (2014)

Bu kitabın yazarı Zübeyir Kındıra’nın Fethullah Gülen cemaatiyle tanışması çok eski bir tarihe, 1979 yılında genç bir polis adayı olarak adım attığı Polis Koleji ve Polis Akademisi’ne uzanıyor.

O zamanlar yoksul ailelerden gelen gençler, Kolej ve Akademi’deki “Abiler” tarafından Ankara’daki Işıkevlerine götürülür, Kındıra ise, Zülfü Livaneli dinlediği ve Cumhuriyet gazetesi okuduğu için hortumla dövülür.

1986 yılında okuldan atılan Kındıra, daha sonra gazeteciliğe yöneldi. Kendisi, o dönem yaşadıklarının ve gözlemlerinin ürünü olan ‘Fethullah’ın Copları’ adlı kitabıyla hatırlanacaktır. Yazar o kitabında, tehlikeli bir terör örgütlenmesi olduğunu söylediği Cemaat’in polis ordusunun devletin kılcal damarlarına kadar sızdığını bütün açıklığıyla ortaya koymuştu.

Fakat ne yazık ki Kındıra’nın o kitabındaki uyarılara kulak veren olmadı. Bu da yetmedi, işsiz bıraktırıldı, arabası kundaklandı, yargılandı, ölümle tehdit edildi…

Şimdi dönüp baktığımızda, Kındıra’nın uyarılarının dinlenmesi halinde, darbe girişimi de dâhil, bugün yaşadığımız pek çok korkunç olayı yaşamıyor olabilirdik.

İşte Kındıra elimizde tuttuğumuz yeni kitabında da, şu an Cemaate karşı verilen savaşta nelerin eksik yapıldığı ve gerçekte neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

Kitabın ilk bölümü, örgütü ve lideri Fethullah Gülen’i anlatıyor, tarihçe ve yapıyı irdeliyor ve imamları tanıtıyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, Cop olarak tanımlanan cemaatin polislerini, Copların görevlerini ve katıldıkları kimi eylemleri anlatıyor.

Cemaatin en etkin olduğu polis örgütlenmesine dair çok önemli bilgiler barındırmasıyla büyük öneme haiz bir çalışma.

  • Künye: Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 244 sayfa

Fikri Sönmez – Fatsa Deneyimi (2017)

Fikri Sönmez, namı diğer Terzi Fikri ve onunla özdeşleşen Fatsa deneyimi, 12 Eylül faşizmine karşı verilmiş en büyük, en akılda kalan direnişlerden biri olarak tarihte yerini almış durumda.

12 Eylül karanlığının bu sürece tepkisi fazlasıyla acımasız oldu, ama bu deneyim de adını ülkenin direniş tarihine altın harflerle yazdırdı.

İşte bu kitap, Fikri Sönmez’in mahkemedeki savunmasından ve miting konuşmalarından oluşuyor.

Kitap hem Fatsa deneyiminin ne olduğunu tam olarak ortaya koyması hem de Fikri Sönmez ve arkadaşları ile Fatsa halkının, daha iyi bir Türkiye için nasıl öncü ve cesur roller üstlendiklerini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Fikri Sönmez – Fatsa Deneyimi, Redaksiyon Yayınları, siyaset, 136 sayfa

Kolektif – Zor Zamanlarda Emek: Türkiye’de Çalışma Yaşamının Güncel Sorunları (2017)

Türkiye’deki ücretli emek, dünya çapında emek aleyhine yaşanan dönüşümlerin yanı sıra, 12 Eylül darbesinden sonraki ikinci en büyük zorlu dönemini, AKP iktidarıyla birlikte yoğun olarak uygulamaya konan neoliberal politikalarla yaşıyor.

Bu değerli kitapta bir araya gelen makaleler de, 2000’li yıllardan itibaren dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler paralelinde çalışma yaşamında gözlemlenen değişimleri farklı yönleriyle kayıt altına alıyor.

  • Sınıfsal gelir bölüşümündeki adaletsizlikler,
  • Sınıfların değişimi ve dönüşümü,
  • İşçileşme sürecinin aldığı yeni biçimler,
  • Çalışan yoksulluğunun artmasının başlıca nedenleri,
  • Göçmen işçi sorunu,
  • Sendikal haklara yönelik baskılar,
  • Güvencesiz çalışmanın beraberinde getirdiği çıkmazlar,
  • Gün geçtikçe artan işçi cinayetleri ve daha fazlası…

Türkiye’de emeğin ve çalışma şartlarının nitelikli bir fotoğrafını görmek isteyen okurların bakması gereken bir çalışma.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet Selamoğlu, Ahmet Haşim Köse, Aziz Çelik, Banu Uçkan Hekimler, Benan Eres, Can Şafak, Denizcan Kutlu, Gaye Burcu Yıldız, Korkut Boratav, Kuvvet Lordoğlu, Mesut Gülmez, Murat Özveri, Recep Kapar, Serdal Bahçe ve Seyhan Erdoğdu.

Künye: Kolektif – Zor Zamanlarda Emek: Türkiye’de Çalışma Yaşamının Güncel Sorunları, derleyen: Ahmet Makal ve Aziz Çelik, İmge Kitabevi, siyaset, 527 sayfa

Muharrem İnce – #direndemokrasi: Neden Hayır? (2017)

Referandum sona erdi, fakat gerek seçim esnasındaki şaibeler ve gerekse referendum sonucunda kabul edilen yeni anayasa ile rejimin tümüyle değiştiği yönündeki tartışmalar bitmedi.

Göründüğü kadarıyla bu konu daha uzun süre tartışılacak da.

İşte CHP milletvekili Muharrem İnce’nin bu kitabı, parlamenter sistemi tümüyle ortadan kaldırıp yerine hiçbir şekilde denetlenemeyen başkanlık sistemini getiren yeni Anayasaya neden hayır dememiz gerektiğini cümle cümle anlatıyor.

Ülkenin inişli çıkışlı demokrasi serüveninin bir analizini yaparak kitabına başlayan İnce, devamında da madde madde yeni anayasaya hangi gerekçelerle karşı çıkmamız gerektiğini irdelemekte.

Karşı karşıya bulunduğumuz durumun vahametini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan kitap, bizi şimdi yakıcı bir sınavdan geçmekte olan demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyor.

  • Künye: Muharrem İnce – #direndemokrasi: Neden Hayır?, Halk Kitap, siyaset, 168 sayfa

Onur Kartal – Başkasının Politikası: Husserl, Heidegger, Levinas (2017)

Başkalık nasıl olup da 20. yüzyıl felsefi düşüncesine yön veren isimlerin gündemine kurucu bir kategori olarak girdi?

İşte Onur Kartal’ın bu çalışması, eleştirel bir bakışla Edmund Husserl’in ‘Başkalığın Fenomenolojisi’, Martin Heidegger’in ‘Başkalığın Fundamental Ontolojisi’ ve Emmanuel Levinas’ın ‘Başkalık Etiği’ni tartışarak söz konusu soruya tatmin edici bir yanıt arıyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Heidegger’in fundamental ontolojisinde “birlikte-olma”nın insan varoluşuyla yapısal ilişkisi,
  • Husserl’in fenomenolojik metodolojisinde, başkalık sorununu epistemolojiyle ilişkilendirme şekli,
  • Levinas’ın Avrupa kültürünün krizine çözüm üretmek amacıyla, benin başkasıyla somut etik ilişkisini merkeze alışı,
  • Ve nihayet, bu üç önde gelen düşünürün merkezinde olduğu bu düşünsel mirasın, “Başkasının politikası”nı kurmak açısından bugün bize vaat ettikleri…

Kartal’ın çalışmasının diğer bir dikkat çeken katkısı da, başkalık ile kriz arasındaki ilişkiye odaklanarak kriz kavramının felsefi çözümlemesini yapması.

  • Künye: Onur Kartal – Başkasının Politikası: Husserl, Heidegger, Levinas, İletişim Yayınları, felsefe, 272 sayfa

Henri Lefebvre – Mekânın Üretimi (2014)

Marksizm içinde ayrı bir yeri bulunduğu kadar, mekân araştırmaları alanında da bir başyapıt olarak kabul edilen ‘Mekânın Üretimi’, mekânın tarih içindeki yolculuğunun sosyal ve siyasi pratikle ilişkisini ayrıntılı bir şekilde irdeliyor.

Mekân üzerine düşünürken, felsefeden tarihe, fizikten metafiziğe, psikanalizden sanata ve dilbilimden ilahiyata, matematiğe kadar pek çok alanı eleştirel bir bakışla gezinen Henri Lefebvre, mekânın toplumsal ve siyasal alana izdüşümlerini tartışıyor.

Lefebvre’in çalışması, yaşadığımız mekânın politik, toplumsal ve pratik izdüşümleri konusunda aydınlanmak ve bu konuda siyaset geliştirmek için iyi bir kaynak.

  • Künye: Henri Lefebvre – Mekânın Üretimi, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, siyaset, 447 sayfa

Yves Lacoste – Coğrafya, Her Şeyden Önce Savaş Yapmaya Yarar (2014)

Coğrafyacı ve jeopolitika uzmanı Yves Lacoste, polemiklerle ilerleyen elimizdeki incelemesinde, çağlar boyunca coğrafyanın savaş ve yıkımlarla amaçlarına ulaşan iktidarlarca nasıl kullanıldığını tartışıyor.

Uzun yıllar saha çalışmaları yapmış ve ABD’nin Vietnam savaşının sürdüğü esnada, bölgeyi bu anlamda inceleme fırsatı bulmuş Lacoste, devlet aygıtının bölgede yaşayan insanların kontrol edilmesi ve organize edilmesi açısından, coğrafyanın gerek fiziksel ve gerekse iktisadi, sosyal, demografik ve siyasi özellikleri açısından araç olduğunu savunuyor.

Yazar bu argümanını geliştirirken, dünyadan birçok örnek de sunuyor.

  • Künye: Yves Lacoste – Coğrafya, Her Şeyden Önce Savaş Yapmaya Yarar, çeviren: Selim Sezer, Ayrıntı Yayınları, coğrafya, 191 sayfa