Eva Illouz ve Edgar Cabanas – Mutlu Yurttaş İmalatı (2023)

Günümüzde mutluluk baskısı, hayatlarımızın seyrini ve yönünü belirleyen temel bir etkene dönüştü.

Her fırsatta ve her alanda karşımıza çıkan pozitiflik salgınından sakınmak artık neredeyse mümkün değil.

Mutluluk tali bir hedef veya slogan olmanın ötesinde, herkesin açıkça peşinde koştuğu bir ürün gibi görülüyor.

Pozitif psikologlar, mutluluk uzmanları ve kişisel gelişim eğitmenlerinden oluşan yeni bir profesyoneller topluluğu, her fırsatta bireylere başarılı, sağlıklı ve işlevsel bir yaşama ulaşmaları için rehberlik ediyorlar.

Bu “iyi yaşam” uzmanları, kamu kurumlarının ve çokuluslu şirketlerin desteği ve işbirliği sayesinde, nihayet toplumun siyaset, sağlık ve eğitim gibi alanlarda nasıl hareket edeceğini belirleme konumuna ve kudretine eriştiler.

‘Mutlu Vatandaş İmalatı: Mutluluk Endüstrisi Hayatımızı Nasıl Kontrol Ediyor?’ haklı ve sağlıklı bir şüphecilikle, süregiden “mutluluk hastalığının” arkasında nasıl devasa bir ekonomik pazarın işlediğini tartışıyor.

Edgar Cabanas ve Eva Illouz, mutluluk reçetelerinin iktidar ile iç içe geçerek nasıl güçlü bir kontrol mekanizmasına dönüştüğünü, neoliberalizmin bu durumu nasıl lehine kullandığını tartışıyorlar.

Kitaptan bir alıntı:

“Mutluluk arayışına girmek illaki daha iyi benlikler veya daha iyi bir toplum için çalışmak anlamına gelmez, ancak her zaman mutluluğun bir kavram, iş, endüstri ve tüketimci bir yaşam tarzı olarak meşruiyeti, yaygınlığı ve gücü için çalışmayı gerektirir. Mutluluk hayatlarımızı kontrol etmeye yarar çünkü bu saplantılı arayışın hizmetkârları olmuş durumdayız.”

  • Künye: Eva Illouz ve Edgar Cabanas – Mutlu Yurttaş İmalatı: Mutluluk Endüstrisi Hayatımızı Nasıl Kontrol Ediyor?, çeviren: Tufan Göbekçin, İletişim Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2023

Baskın Oran ve Ali Dayıoğlu – 100. Yılda Lozan İhlalleri Yunanistan ile Türkiye, Azınlıklar ve Ege (2023)

24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması 8 devlet tarafından imzalandı.

Fakat asıl önemli olan bunlardan 2 tanesiydi: Türkiye ve Yunanistan.

Çünkü Lozan, 1918’de son bulan I. Dünya Savaşı’nı bitirmenin yanı sıra, 1919-22 Türk Kurtuluş Savaşı’nı da bitiren antlaşmaydı ve bu harplerden ikincisi Türkiye ile Yunanistan arasında cereyan etmişti.

Dolayısıyla, her ne kadar 30 Ocak 1923 Lozan Mübadele Sözleşmesi’yle azınlıklar karşılıklı olarak azaltılmış da olsa, kalan azınlıkların hakları, dönemin icaplarına göre Lozan Barış Antlaşması’nın “Azınlıkların Korunması” başlıklı III. Kesiminde koruma altına alındı.

Alındı ama, bu iki devletten ikisi de yaklaşık bir asır arayla (1830 ve 1923) birer ulus-devlet olarak kurulmuşlardı.

Ve ulus-devlet olgusunun 1 numaralı evrensel niteliği, “ulusal homojenlik” sağlamak adı altında azınlıkları ortadan kaldırmak idi.

Her iki ülkenin de karşı tarafın soydaşlarını/dindaşlarını (başka bir deyişle, kendi “farklı” vatandaşlarını) karşılıklı olarak nasıl ezdikleri, “Tencere dibin kara, seninki benden kara” deyimini hatırlatır biçimde bu kitapta anlatılıyor.

Anlatım burada da kalmıyor ve Lozan’ın Gayrimüslimlere ek olarak ayrıca 3 gruba da getirdiği hakları incelerken projektörü Kürtlerin ve Alevilerin üzerine tutuyor.

Lozan sonrasında Türkiye ile Yunanistan arasında bir “Ege dengesi” kurulmuştu.

Kitap bu Ege meselesini de, aynen azınlıklar meselesinde olduğu gibi, karşılaştırmalı ve tamamen tarafsız biçimde ele alıp inceliyor.

Bu tarafsız niteliğiyle de eldeki kitap, bu konudaki (şimdilik) tek kitap olma özelliğini taşıyor.

  • Künye: Baskın Oran ve Ali Dayıoğlu – 100. Yılda Lozan İhlalleri: Yunanistan ile Türkiye, Azınlıklar ve Ege, Alfa Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2023

Max Weber – Sosyalizm (2023)

Sosyolojinin ve sosyal teorinin kurucularından Max Weber pek çok sebeple kapitalizmin peygamberi kabul edilir.

Weber’in eserlerinin bilhassa sosyalizmin peygamberi kabul edilen Karl Marx’la birlikte değerlendirilmesi ortaya olağanüstü zenginlikte bir literatür çıkardı.

Fakat Marx’ın kapitalizme dair tespitleri tüm detaylarıyla bilinirken Weber’in sosyalizm hakkındaki değerlendirmeleri yeterince tartışılmadı.

Weber’in 1918’de Viyana’da yayınlanan ‘Der Sozialismus’ adlı incelemesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen Bolşevik Devriminin ardından Berlin ve Viyana’da da yükselen devrimci enerjiye istinaden Avusturya Genelkurmayına verdiği konferansın notlarına dayanıyor.

‘Sosyalizm’ başlığıyla dilimize ilk kez İrem Şalvarcı’nın kazandırdığı bu metne, yirminci yüzyılın önde gelen Weber uzmanlarından Gert H. Mueller’in kapsamlı analizi aydınlatıcı bir katkı sunuyor.

Bu kısa ama bilgi dolu eser, “burjuva Marx” olarak da nitelenen Weber’le “kızıl Prusyalı” olarak nitelenen Marx’ı, kapitalizmin mantığıyla sosyalizmin toplum tasarısını birlikte değerlendirmek isteyenler için her bakımdan zihin açıcı bir tartışma vaat ediyor.

  • Künye: Max Weber – Sosyalizm, çeviren: İrem G. Şalvarcı, Beyoğlu Kitabevi, siyaset, 80 sayfa, 2023

Özgür Sevgi Göral – Yaramız Derindir (2023)

Özgür Sevgi Göral, bir haber sitesinde kaleme aldığı ufuk açıcı yazılarını genişleterek, ayrıca bu metinler için kapsamlı bir de önsöz kaleme alarak bu kitabında yer vermiş.

Bu yazılarda Göral geçmişle hesaplaşma, adalet, sömürgecilik, Cizre JİTEM davası olarak bilinen Temizöz ve Diğerleri dosyası, inkârı içselleştirmesi anlamına gelen “sömürgeci afazya”, katliamlara yönelik resmi inkarcılık, Fransızların Cezayir’deki katliamları ve hem Fransa’da hem Türkiye’de konu sömürgecilikle ilişkili olarak işlenen devlet suçları olunca hukuk alanının faili koruma refleksiyle nasıl hareket ettiği gibi pek çok yakıcı konuyu tartışıyor.

Özgür Sevgi Göral, Türkiye’deki (muhalif) hafıza sahasının yol ve yöntemlerini yeniden değerlendirmeye davet ediyor.

Fransa’nın Cezayir’deki işgal, sömürü ve savaş deneyimiyle birlikte düşünerek, söz konusu sahanın politik çerçevesinde baskın olan hak savunuculuğu temelli; sömürgecilik ve ırkçılık kaynaklı devlet şiddeti biçimlerini bireysel hak ihlali olarak çerçeveleyen; insan hakları odaklı bir politik dilin, yükselen neofaşizmler çağındaki etkisinin sınırlarını sorgulatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Faşizm bitmiş kapanmış bir sayfa değildir; başka biçimlerde, başka kelimelerle, başka silahlarla, kahverengi yerine yeşil renkle, asker postalıyla ya da polis copuyla ama aynı zamanda parlamentoda ve mahkemelerde, savcıların iddianamelerinde, hükümet kararnamelerinde de, demokrasinin karşısında değil demokrasinin içinde her zaman yeniden, mutlaka farklı şekillerde ve çok çeşitli görüngülerle zuhur etme kapasitesine sahiptir. Felaketler, biz onlara karşı mücadele etmezsek, yeniden tekrar ederler.”

  • Künye: Özgür Sevgi Göral – Yaramız Derindir: Hafıza Sahası ve Sömürgeci Afazi, İstos Yayın, siyaset, 2023

Mustafa Demirtaş – Radikal Bir Yenilik Umudu (2023)

Badiou’nun “olay” kavramı üzerine düşünen bu kitap, olay siyasetini hâkim siyasete alternatif bir özgürleştirici ve eşitlikçi müdahale olarak ele almayı öneriyor.

Bunu yaparken de başka bir dünyanın, yeni bir dünyanın olanaklılığını işaret eden olay kavramını yine Badiou’nun “İdea”, “örgütlenme”, “özne” ve “karar” kavramlarıyla ilişkilendiriyor.

Böylece “olay”ın nasıl vuku bulduğunu, nasıl oluyor da yerleşik düzenden, kapitalizmden bir kopuş momenti olduğunu soruşturma imkânı sunuyor.

  • Künye: Mustafa Demirtaş – Radikal Bir Yenilik Umudu: Badiou ve Siyaset, Otonom Yayıncılık, siyaset, 96 sayfa, 2023

Sami Selçuk – Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne (2023)

Dünyada ve Türkiye’de çok hızlı bir değişim yaşanıyor.

Geleceğin dünyası ve Türkiyesi bambaşka olacak.

Bu değişim sadece bilim ve teknolojide, bilgisayarda, elektronikte, biyokimyada değil; ekonomide, hukukta, sosyal hayatın her kesiminde, kültürde ve en önemlisi zihinlerde ortaya çıkacak.

Peki, Türkiye bu değişimi karşılamaya hazır mı?

Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, son dönemde hukuk ve devlet felsefesi konusunda tek isim olarak öne çıkarken; temel hal ve hürriyetleri, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunan hür düşünceli, demokrat aydın tipinin önde gelen temsilcisi olarak de tanınıyor.

Selçuk, yirmi yıldan fazla süre önce kaleme aldığı eldeki kitabında, gerici anlayışı temsil eden zorba devlet durumundan, medeniyetin gereği olan hukuk devletine geçişin dinamiklerini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çoğulculuk bilincine ulaşmış, onu sindirip özümsemiş bir halk, büyük bir halktır; kimseyi ötekileştirmez. Her insanı bir hukuk öznesi olarak görür ve onun haklarını da kendi hakkı gibi savunur; savundukça çoğalacağını bilir. Gerçek tekil değil, çoğuldur. Doğa tek tip insan yaratan bir klinik değildir (…) iki binli yıllara evrilirken bu konuda hepimize düşen ödevler vardır. Ödevlerimizin ortak paydası, kuşkusuz, bilimi uygulamaya aktarmak ve demokrasiyi yerli yerine oturtmaktır.”

  • Künye: Sami Selçuk – Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne, İmge Kitabevi, hukuk, 514 sayfa, 2023

A. Mişin – Burjuva Demokrasisi (2023)

Burjuva demokrasisinin çelişkilerle dolu olduğu olgusu akıldan uzak tutulmamalıdır.

Marksizm burjuva demokrasisinin iki yönünü birbirinden ayırır.

Bir tarafta, orta çağın siyasal baskısıyla karşılaştırıldığında tarihsel olarak ilerici yönü; öte taraftan, sınıfsal sınırları ve biçimciliği vardır.

Demokrasiyi denetimi altında tutan tekelci burjuvazi, halkı yavaş yavaş demokrasiden arta kalmış olandan da yoksun bırakır.

Bugün seçmenin iradesini yanıltmanın, ya da ortadan kaldırmanın araçları, ideolojik baskı ve seçim sistemine hile karıştırılmasıdır.

Burjuva demokrasisinde, devlet iktidarı, egemen sınıfın çoğunluğunun iradesini ifade eder.

Bu çoğunluk, bir bütün olarak halkın iradesi gibi gösterilmek istenir.

Bu yanılgı kapitalist ülkelerde yaygınlık kazanmıştır.

Çünkü, yetişkin nüfusun çoğunluğunun seçim sürecine katılması, seçimde kazanan burjuva partisinin seçmenlerin çoğunluğundan bir hükümet kurma yetkisi aldığı izlenimini yaratır.

Egemen sınıfın büyük propaganda mekanizması, halkın kafasına bu yanılgıyı ekmek ve sürdürmekle meşguldür.

Aslında hiçbir kapitalist ülke, seçmene temsilcilerini gerçekten seçme fırsatı tanımaz.

Çünkü, her şeyden önce, seçmene ancak birkaç yılda bir kere başvurulur ve o zaman bile seçmen, kendisinin belirlemediği adaylar için oy kullanır.

Hükümetin asıl işi, hiçbir seçmenin birey olarak söz sahibi olmadığı kurumlarda yürütülür.

  • Künye: A. Mişin – Teoride ve Pratikte Burjuva Demokrasisi, çeviren: Mahir Ulaş Yeşil, Yar Yayınları, siyaset, 102 sayfa, 2023

 

Antonio Negri – Marx’ın Hareketi (2023)

Mücadelesinin her sıçrama anında Marx’ı kendine yoldaş bilen İtalyan Operaismo (İşçicilik) hareketi üzerine bir düşünme çabası bu kitap.

Bu hareket, hem nesnelci ve erekselci Marksist geleneğin bakış açısından hem de sermayenin diyalektik ilişkisinden kopuşuyla kendi ontolojik farkını yaratır.

İtalyan Operaismo hareketin özgünlüğü ve güncelliği üzerine düşünen bu kitap, neoliberal yeniden yapılanmaya karşı verilen tüm toplumsal mücadeleleri okurken yararlanabileceğimiz kavramsal bir harita sunuyor.

Bugün canlı emeğin figürü haline “çokluk”un, onun üretken ve yaratıcı gücünün, dolayısıyla ontolojik farkının politikleşmesinin imkânlarını araştırıyor.

  • Künye: Antonio Negri – Marx’ın Hareketi: Tarihsel ve Güncel Bağlamıyla Operaismo, çeviren: Eyüp Eser ve Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, siyaset, 232 sayfa, 2023

Yanis Varoufakis – Başka Bir Şimdi (2023)

 

Ya mevcut ekonomik sistemimiz tek seçenek değilse?

Yunanistan’ın eski ekonomi bakanı dünyaca ünlü ekonomist ve yazar Yanis

Varoufakis bu sorunun radikal cevabını bu spekülatif kitabında sunarak bizleri, ekonominin şirket çıkarları yerine demokratik karar alma mekanizmaları tarafından yönlendirildiği alternatif bir dünyayı keşfetmeye davet ediyor.

Alternatif bir şimdiki zamandan gelen bir dizi mesaj aracılığıyla, kökten farklı bir ekonomik sistemin zorlukları ve fırsatlarıyla boğuşan çeşitli karakterlerle tanışıyoruz.

Adil ücretler ve çalışma koşulları için mücadele eden bir devrimciden, daha adil bir platform yaratmaya çalışan bir teknoloji girişimcisine ve yeni kolektif mülkiyet biçimlerini deneyen bir ekonomiste kadar, bu kişiler hem tanıdık hem de temelden dönüşmüş bir dünyanın canlı bir tablosunu çiziyor.

Varoufakis karakteristik açık kalemi ve içgörüsüyle ekonominin azınlık değil çokluk için çalıştığı bir gelecek adına cesur bir vizyon ortaya koymaktan çekinmiyor. Siyaset felsefesi, ekonomik analiz ve hikâye anlatımını bir araya getiren ‘Başka Bir Şimdi’, ekonomik dönüşümün olanaklarını ve tuzaklarını anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.

  • Künye: Yanis Varoufakis – Başka Bir Şimdi: Alternatif Bugünle Yüzleşmek, çeviren: Elif Kayurtar, Epsilon Yayıncılık, iktisat, 206 sayfa, 2023

Tayfun Kahraman – Adaleti Beklerken (2023)

‘Adaleti Beklerken: Deprem, Siyaset, Kent’, 2019 yılından itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı ve Şehircilik Proje Koordinatörü olarak görev yaparken siyasi baskı ve gerekçelerle açılan Gezi Davası’nda 25 Nisan 2022’de 18 yıl hapis cezası verilerek tutuklanan ve Düşünce Mahkumu ilan edilen Dr. Tayfun Kahraman’ın ikinci kitabı.

Kahraman’ın çalışması, Silivri Kapalı Cezaevi’nde geçirdiği ilk yılda yaşanan gelişmelere, özellikle 6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerine ve 14-28 Mayıs Seçimlerine yoğunlaşırken aynı zamanda AKP iktidarının uygulamalarındaki niyet ve tercihlerini bir şehir plancısı ve imar hukukçusu olarak deşifre ediyor.

‘Adaleti Beklerken: Deprem, Siyaset, Kent’, Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyılına girerken sadece mekânsal bilimler üzerine çalışanlarla değil, güncel siyaset tartışmaları ile kenti ve doğayı savunan, adil, sağlıklı ve güvenli yaşam hakkını arayan herkesle buluşuyor.

Kahraman’ın bu kitabının önsözü ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından kaleme alındı.

  • Künye: Tayfun Kahraman – Adaleti Beklerken: Deprem, Siyaset, Kent, Çavdar Yayınları, kent çalışmaları, 162 sayfa, 2023