Robert Michels – Siyasi Partiler (2021)

Siyasi partiler, sendikalar ve kooperatiflerin güç yapıları üzerine harika bir analiz.

Robert Michels, örgütlerin, hatta teoride eşitliğe ve demokrasiye bağlı olan tüm yapıların esasen küçük bir grubun hâkimiyetindeki oligarşiler olduğunu söylüyor.

Yazar, “oligarşinin tunç kanunu” olarak adlandırdığı bu olgunun, herhangi bir demokratik örgüt içinde kaçınılmaz şekilde geliştiğini belirtiyor.

Yazar çalışmasında,

  • Modern demokrasideki oligarşik eğilimlerin sosyolojik analizi,
  • Demokratik örgütlerde liderlik,
  • Liderlerin otokratik eğilimleri,
  • İktidarın icrası ve liderler üzerindeki psikolojik etkileri,
  • Ve liderlerin nüfuzunu kısıtlama girişimleri gibi konuları irdeliyor.

Kitap aynı zamanda, parti ve sendikaların gelişmişliğiyle orantılı olarak ilkesel hedeflerinin nasıl dönüştüğüne ve bu hedeflerin nasıl kaybedildiğine dair ilk sistematik analizi sunuyor.

Michels’in demokrasinin karşılaştığı çetin engellere ilişkin yüzyılı aşkın bir süre önce ortaya koyduğu iddialar güncelliğini koruyor; parti içi ve sendika içi demokrasi üzerine yapılan araştırmalar eserin temel hipotezlerini sorgulamaya devam ediyor.

İmre Sipahi’nin özenli çevirisiyle hazırlanan kitapta, Seymour Martin Lipset’in İngilizce baskı için yazdığı Giriş ile İmre Sipahi ve Toker Dereli’nin Türkçe baskı için kaleme aldıkları Türkçe Baskıya Giriş bölümleri de yer alıyor.

  • Künye: Robert Michels – Siyasi Partiler: Modern Demokrasideki Oligarşik Eğilimlerin Sosyolojik İncelemesi, çeviren: İmre Sipahi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 343 sayfa, 2021

David Graeber – Anarşizm: Lafın Gelişi (2021)

Yalnızca anarşinin tarihi üzerine değil, anarşinin çağımızdaki önemi ve geleceği hakkında da ufuk açıcı bir tartışma.

Yakın zamanda kaybettiğimiz David Graeber, anarşist ahlak üzerine de derinlemesine düşünüyor.

Graeber zamanının en önemli düşünürlerinden biri olmasının yanı sıra en etkililerinden de biriydi.

Ayrıca, dünya genelinde etkin militanlık konusunda kanıtlanmış bir sicile sahip nadir entelektüellerden biriydi.

Bu yüzden uluslararası sol üzerindeki etkisi göz ardı edilmemelidir.

Graeber, ‘Borç, Bürokrasi’ ya da ‘Tırışkadan İşler’deki yazılarıyla olduğu kadar, Amerikan akademisinden sürgününe yol açan Wall Street İşgal Hareketi’ndeki önemli katılımıyla da bizlere kapitalizmden sıyrılmanın -belki de- en güvenilir yolunu önermişti.

Görüşmeciler Mehdi Belhaj Kacem, Nika Dubrovsky ve Assia Turquier-Zauberman, Graeber’e yalnızca anarşinin tarihi hakkında değil, aynı zamanda anarşinin çağımızdaki önemi ve geleceği hakkında da sorular sordu.

Sohbetleri ayrıca antropoloji ve anarşizm arasındaki bağları ve bu bağların DNA’sının Wall Street İşgali ve Sarı Yelekliler hareketlerindeki izlerini araştırıyor.

Ayrıca Graeber sadece siyasi alanda değil; aynı zamanda sanat, aşk, cinsellik vb. alanlarda da anarşist etiğin anlamını tartışmaya açıyor.

  • Künye: David Graeber – Anarşizm: Lafın Gelişi, çeviren: Bengü Bade Baz, Aryen Yayınları, siyaset, 178 sayfa, 2021

Corinne Lepage – Başka Türlü Yaşamak (2021)

Neoliberal kapitalizmin yarattığı sosyo-ekonomik, siyasal ve ekolojik tahribatı nasıl aşabiliriz?

1995-1997 yılları arasında Çevre Bakanlığı yapmış Fransız siysaetçi Corinne Lepage, dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilecek yeni bir ekonomik ve siyasal model öneriyor.

Başka türlü yaşamanın mümkün olduğuna işaret eden Lepage, yeni üretim ve tüketim biçimleri geliştirilerek alınması gereken ekolojik önlemlerden, daha kapsayıcı demokratik yöntemlerin geliştirilmesine kadar geniş bir yelpazede, insanlığın geleceğinin iyileştirilmesi için hareket edilmesi gerekliliğinin altını çiziyor.

  • Künye: Corinne Lepage – Başka Türlü Yaşamak, çeviren: Ruşen Keleş ve Can Umut Çiner, İmge Kitabevi, siyaset, 149 sayfa, 2021

Carl Schmitt – Roma Katolikliği ve Politik Form (2021)

Roma Katolik Kilisesi, Roma sonrası Avrupa tarihini nasıl etkiledi?

Carl Schmitt yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu önemli çalışmasında, Kilisenin siyasi kudretini merkeze alarak sağlam bir Avrupa tarihi tartışması sunuyor.

Schmitt’in üzerinde yoğunlaştığı tarihi devir, Protestan ve Püriten fırkaların ona muhalefetini tevarüs eden seküler politik ve ekonomik aktörler lehine güç kaybettiği “modern zamanlar”.

Kitabın en dikkat çekici tespiti, kapitalist ekonomi çağında sermayedar patronun ve ona muhalif proleterin ekonomi merkezli dünya tasavvurları şeklindeki tezidir diyebiliriz.

Schmitt, makinenin geleneksizliğini, Protestan tüccarın yersiz-yurtsuzluğunu, hususî mülkiyeti teminat altına alan şahıs hukukunun amme hukukuna galebesini, dinî tecrübenin ve itikadın şahsileşmesiyle her şeyi hususîleştiren kapitalist hayat tarzının irtibatını; Roma Katolik Kilisesinin hâkim olmadığı bir dünyanın tezahürleri olarak meseleleştiriyor.

‘Roma Katolikliği ve Politik Form’, her ne kadar Katoliklik-Protestanlık ekseninde başlı başına bir Avrupa tarihi tartışması sunan önemli bir çalışma.

  • Künye: Carl Schmitt – Roma Katolikliği ve Politik Form, çeviren: Gültekin Yıldız, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 72 sayfa, 2021

John Keane – Yeni Despotizm (2021)

Yeni despotizmin asıl tehlikesi, bugün “demokrasi” sınıfında anılan rejimlere sızma kabiliyetidir, bu yüzden sahneyi kendiliğinden terk etmesi mümkün değildir.

John Keane, bu yepyeni tahakküm biçimlerini derinlemesine tasvir ediyor, buna karşı nasıl mücadele edebileceğimizi tartışıyor.

Dünyanın her yerinde sistemli gözetleme, polisin askerî bir güç gibi hareket etmesi, hapse atma oranlarının ve halkın toplanma hakkı üzerindeki devlet baskısının artması demokrasileri pençesine aldı.

Hukuk, demokrasi, yargı, medya, iktidar, muhalefet, rejim…

Bütün bu kavramların “bildiğimiz” anlamlarıyla toplumsal gelişmeler arasındaki makas açılıyor.

Demokratik usullerde ve prensiplerde ısrar eden kesimler, toplumsal normların dönüşümünü anlamakla normları köklü dönüşümlerle sarsan iktidar biçimleriyle mücadeleyi birlikte yürütme çabası içinde.

Keane ‘Yeni Despotizm’de bu ikili mücadeleyi verebilmenin koşulunun günümüzdeki rejimlerin ve tahakküm biçimlerinin işleyişini, kapasitesini ve mantığını anlamaktan geçtiğini öne sürüyor.

Keane, yeni despotizmin otoriterlik, totalitarizm, faşizm ve gönüllü kulluk gibi kavramlara sığmayan, “yediği şokların ardından hızla kendini toparlayabilecek kabiliyette bir hâkimiyet” türü olduğunu, bugün “demokrasi” sınıfında anılan rejimlere sızma kabiliyetiyle sahneyi kendiliğinden terk etmesinin de mümkün olmadığını hatırlatıyor.

Kitap bu yönüyle, direniş biçimleri üzerine yeniden düşünmeye de bir çağrı niteliği taşıyor.

  • Künye: John Keane – Yeni Despotizm, çeviren: İsmail Ferhat Çekem, İletişim Yayınları, siyaset, 309 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Evrensel İstisna (2021)

“Bugün tanık olduğumuz şey, ‘postmodern’ kapitalizme tanımını veren özellik, deneyimimizin doğrudan metalaşmasıdır.”

‘Evrensel İstisna’, güncel siyasi olaylar üzerine ufuk açıcı bir tartışma sunuyor.

Slavoj Žižek, burada, 3. Yol olarak da adlandırılan siyasi-felsefi tavrı genişletiyor ve böylece kapitalizm karşıtlığını farklı bir boyuta getiriyor.

Žižek, kapitalizm karşısında konumlanırken her kapitalizm-karşıtlığının da iyi olmadığı noktasında ısrar ediyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bugün tanık olduğumuz şey, ‘postmodern’ kapitalizme tanımını veren özellik, deneyimimizin doğrudan metalaşmasıdır: pazarda satın aldığımız şey sahip olmak istediğimiz ürünler (maddi nesneler) olmaktan çıkıp hayat deneyimleri haline geliyor gitgide –cinsellik, yemek, iletişim, kültürel tüketim, belli bir hayat tarzına katılım deneyimleri. Bu tür deneyimler için aksesuar görevi gören maddi nesneler bizi esas ‘deneyim metası’nı satın almaya ayartmak için bedavaya sunuluyor gitgide (bir yıllık taahhüt verdiğimiz takdirde bedava verilen cep telefonları örneğin.)”

“Piyasa mübadelesinin mantığı kendi kendisiyle ilişki kuran bir tür Hegelci özdeşlik noktasına ulaşıyor burada: artık nesne değil en nihayetinde hayatımızı (hayat zamanı) satın alıyoruz. Michel Foucault’nun kendi benliğini sanat eserine dönüştürme anlayışı beklenmedik bir onay almış oluyor böylece: spor salonlarına giderek “bedenimi” satın alıyorum; transandantal meditasyon derslerine kaydolarak manevi aydınlanmamı satın alıyorum; birlikte anılmak istediğim insanların gittiği lokantalara giderek kamusal şahsiyetimi satın alıyorum vb. Bu değişim kapitalist piyasa ekonomisinden kopuş gibi görünebilir, ama onun mantığını son noktasına götürdüğünü savunmak mümkündür.”

“Sanayiye dayalı piyasa ekonomisinde metanın alımı ile tüketilmesi arasında zamansal bir mesafe söz konusudur: satıcı açısından bakıldığında meta satıldığı anda ilişki bitmiştir –sonrasında ne olduğu (alıcının o metayla ne yaptığı, metanın doğrudan tüketimi) onu ilgilendirmez. Oysa deneyimin metalaşmasında bu mesafe kapanır ve satın alınan meta tüketimin ta kendisidir…”

  • Künye: Slavoj Žižek – Evrensel İstisna, çeviren: Barış Engin Aksoy, MonoKL Yayınları, siyaset, 416 sayfa, 2021

Kolektif – Yaralı Hafıza (2021)

“Oğlumun mahallede oynadığı, birlikte koştuğu çocuklara rastlıyorum bazen. (…) Berkin’i de böyle hayal etmek istiyorum, edemiyorum. Büyüdüğünde yüzünün alacağı şekli gözümde canlandıramıyorum. Hayalimde bile büyümüyor. Çocuk olarak kaldı o. (…) Oğlum öldürülmeseydi bugün nasıl bir hayatımız olurdu merak ediyorum ve bunu hiç bilemeyeceğim. Geleceği kaybettim.” –Gülsüm Elvan

‘Yaralı Hafıza’, kayıp yakınlarının çarpıcı, iç acıtıcı tanıklıklarına yer veriyor.

Gökçer Tahincioğlu’nun derlediği kitapta,

  • Mehtap Ceyran, Gezi protestolarında 15 yaşında öldürülen Berkin Elvan’ın annesini ziyaretini,
  • Pınar Öğünç, Muş’un Vartinis köyünde anne babası ve yedi kardeşi eve hapsedilerek yakılmış Aysel Öğüt’le konuşmalarını.
  • Sevilay Çelenk, Silopi’de 6 ve 7 yaşında öldürülen iki çocuğun babasıyla mektuplaşmalarında konuştuklarını ve konuşamadıklarını,
  • Özlem Akcan, Liceli Şiyar Kaymaz’ın sağ kurtulduğu katliamla ilgili adalet mücadelesini,
  • Sibel Oral, 2006’da Diyarbakır’da gaz fişeğiyle vurularak yaşamını kaybeden iki çocuğun ailesiyle buluşmalarını,
  • Mehveş Evin, Dargeçit’te “kaybedilen” yakınlarının önce haberini, sonra mezarlarını ve adaleti arayan aileleri,
  • Hanife Kardelen Işık, 12 Eylül davasını,
  • Ve Pelin Buzluk da, Hrant Dink’in katledilmesinin hafızadaki izini anlatı

‘Yaralı Hafıza’, yakın tarihteki katliamların, cinayetlerin, kayıpların hafızadaki izini sürerken, o hafızanın, adalet talebinin bir kaynağı olması gerektiğini bize bir kez daha hatırlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Yaralı Hafıza: Kayıpları ve Kıyımları Hatırlamak, derleyen: Gökçer Tahincioğlu, İletişim Yayınları, anlatı, 192 sayfa, 2021

Gençay Gürsoy – Bir Hayat Üç Dönem (2021)

İstanbul Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği başkanlığını yapan Gençay Gürsoy’un bu kitaptaki anıları, Türkiye’nin son altmış yılından önemli kesitler sunan, altın değerinde bir tanıklık.

‘Bir Hayat Üç Dönem, yalnızca bir nöroloji profesörünün anılarını değil, sosyalist siyaset içinde üniversite yıllarından beri yer almış bir mücadele insanının Oltu’da başlayıp, Kars’ta, İstanbul’da ve bir dönem Avrupa’da devam eden yaşamından gözlemlerini canlı bir dille aktarıyor.

Gürsoy, toplumsal gelişmelerin darbelerle kesintiye uğrayan dönemlerini ele alıyor, yanı sıra yakından tanıma fırsatını bulduğu bazı şahsiyetlerle ilgili tanıklıklarını sunuyor.

Kitapta, sağlık politikalarında kamu yararını sürekli önde tutan duruşu ve tercihlerinin yanında eşitlik, özgürlük ve barış hedefiyle katıldığı toplumsal mücadelelerin inişli çıkışlı, çoğu zaman ağır bir şiddetle bastırılan serüvenini izliyoruz.

Siyasal mücadeleyle bilimsel faaliyetleri birlikte götürmeyi başarmış, sosyalizm idealini hiç kaybetmemiş Gürsoy’a kulak veriyoruz.

Kitaptan bir alıntı:

“Çıplak bir gerçek var karşımızda, gezegenimizde yaşamın sürdürülebilmesi ve insan sağlığının barbar piyasa ahlâkına teslim edilmemesi için, eşitlikçi, katılımcı, çevreci, dayanışmacı, barışçı bir iradi müdahale kaçınılmazdır. Bu, artık sosyalistlerin siyasi mücadele perspektifi olmasının çok ötesinde, insanlık için bir varoluş sorunu haline gelmiştir.”

  • Künye: Gençay Gürsoy – Bir Hayat Üç Dönem: Anılar, Tanıklıklar (2021), İletişim Yayınları, anı, 526 sayfa, 2021

Kolektif – Eleştirel Uluslararası Politik Ekonomi (2021)

Uluslararası eleştirel politik ekonomi, tarihsel değişime odaklı daha radikal yaklaşımlar ortaya koymasıyla, anaakım uluslararası ilişkilere muazzam bir alternatiftir.

Bu özenli çalışma ise, alanın kuramsal yapısı ve temel konuları hakkında usta işi bir derleme.

Uluslararası Politik Ekonomi, Uluslararası İlişkiler disiplininin bir alt kolu olarak 1970’li yıllarda gelişti.

Uluslararası Politik Ekonomi, uluslararası ilişkilerin siyasal sorunlarına odaklanan Uluslararası İlişkiler disiplinine ekonomik bir boyut katmayı hedeflemişti, ancak bunu yaparken anaakım pozitivist Uluslararası İlişkiler disiplininin devlet merkezli tarih dışı varsayımlarından kurtulamamıştı.

Uluslararası Eleştirel Politik Ekonomi ise, Uluslararası Politik Ekonomi’nin anaakım Uluslararası İlişkiler disiplinine endeksli kuramsal yapısı ve gündemine alternatif, tarihsel değişime odaklı daha radikal yaklaşımlara verilen isimdir.

Uluslararası Eleştirel Politik Ekonomi, onların görüşleriyle sınırlı olmasa da, esas olarak Karl Marx ve Antonio Gramsci’nin görüşleri çerçevesinde, son yıllarda büyük bir ivme kazandı.

İşte iki cilt olarak tasarlanan bu çalışmanın elimizdeki cildi de, UEPE’nin kuramsal yapısını ve temel konularını ele alıyor.

Çalışmanın ikinci cildi ise, UEPE’nin bölgesel boyutunu eleştirel bir yaklaşımla inceleyecek.

Künye: Kolektif – Eleştirel Uluslararası Politik Ekonomi 1: Kuram ve Sorunlar, derleyen: Faruk Yalvaç ve Yelda Erçandırlı, Nika Yayınevi, iktisat, 408 sayfa, 2021

Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad – Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (2021)

Türkiye yakın tarihi üzerine her kitaplıkta bulunması gereken 624 sayfalık bir başvuru kitabı.

Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad, Türkiye’de 1945-1971 arasında yaşanmış önemli toplumsal, ekonomik ve siyasi gelişmelerin çetelesini tutuyor.

Yüzlerce dergi, gazete ve kitabı taranarak hazırlanan ‘Türkiye’de Çok Partili Demokrasi Politikanın Açıklamalı Kronolojisi’nde, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 71 Muhtırası’na kadarki 26 yıllık süreçte Türkiye’nin siyasal atmosferinde gerçekleşen olaylar yer alıyor.

Kitapta seçimler, kurulan kabineler, darbeler, idamlar, öğrenci hareketleri, ekonomik sorunlar, grevler, uluslararası politikaların yansımaları, tek tek ve oluş sıralarıyla aktarılıyor.

Bu kronolojide dönemin önde gelen ve sonuçları itibariyle demokrasi tarihimizi kökünden şekillendirmiş, bugüne bile etkisi olan tüm olaylar yer alıyor.

Yakın tarihimizi öğrenmek ve anlamak isteyenlerin kitaplıklarından eksik etmemeleri gereken eşsiz bir başvuru kitabı.

  • Künye: Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad – Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (1945-1971), Kırmızı Kedi Yayınevi, siyaset, 624 sayfa, 2021