Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi (2021)

Toplumlar dili yaratır, dil de toplumları.

Bu şahane kitap, dilin toplumsal tarihini 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan bir aralıkta izleyerek konu hakkında ufuk açıcı ayrıntılar sunuyor.

Toplumsal tarih yazımının önde gelen iki ismi, Peter Burke ve Roy Porter, söz konusu zaman aralığında İngiltere, Fransa ve İtalya’da dilin toplumsal ve kültürel dönüşümü çok yönlü bir bakışla izliyor.

  • Şarlatan hekimler dili bir araç olarak nasıl ustaca kullandı?
  • Fransız Devrimi, dili köktenci bir biçimde nasıl dönüştürdü?
  • İki dilli bir anlaşma tarihte nasıl büyük bir kargaşaya sebep oldu?
  • On sekizinci yüzyılda Paris’te kullanılan hakaretlerin sosyolojik zemini neydi?
  • İtalya’da okuryazarlık nasıl bir dönüşüm geçirdi?
  • Atasözleri, toplumsal tarihte neden paha biçilemez bellek işlevi görmektedir?

Bu ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konunun ele alındığı kitap, alanla ilgilenenler açısından arşivlik bir eser.

  • Künye: Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi, çeviren: Kadriye Göksel, Islık Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2021

Ellen Meiksins Wood – Kapitalizmin Kökeni (2021)

Kapitalizme alternatif düşünebilmek için kapitalizmin geçmişine ilişkin alternatif anlayışları tartmak gerekir.

İşte çağdaş Marksist düşüncenin büyük isimlerinden Ellen Meiksins Wood’un bu çalışması da, kapitalizmin kökeni ve buna ilişkin tarihsel-teorik tartışmalar üzerine eşsiz bir eser.

Wood öncelikle, konuya ilişkin başlıca tarihsel açıklamaları ve tartışmaları özetliyor, özellikle en yaygın kapitalist gelişme modeli olan “ticarileşme modeli”ni ele alarak bu modele yapılan başlıca itirazları inceliyor.

Yazar, devam eden sayfalarda da, basmakalıp görüşlere karşı çıkan alternatif bir tarihsel anlatı taslağı çiziyor ve bu bağlamda, kapitalist olmayan ticaret, kapitalist emperyalizmin kökeni, kapitalizm ile ulus devlet arasındaki ilişki üzerine özgün tezler geliştiriyor.

“Kapitalizm olarak bildiğimiz bu dinamik iktisadi sistem, nasıl oldu da feodal Avrupa’nın köylüleri ve derebeyleri arasından çıkıp gelişebildi?” sorusunun yanıtını arayan çalışma, kapitalizmin, son derece özgün tarihsel koşulların geç kalmış ve belli bir yere sıkışmış bir ürünü olduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Ellen Meiksins Wood – Kapitalizmin Kökeni: Geniş Bir Bakış, çeviren: A. Cevdet Aşkın, Yordam Kitap, tarih, 224 sayfa, 2021

Klaus Rosen – Kavimler Göçü (2021)

Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla sonuçlanmış kavimler göçü üzerine çok iyi bir giriş.

Klaus Rosen, dünya tarihine yön vermiş bu kanlı hareketliliği başından sonuna izliyor.

Kitapta, kavimler göçünün sebepleri, göçün nerede başladığı ve hangi yöne evrildiği ve baş aktörlerinin kimler olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor.

Aynı zamanda kavimler göçünün tarihyazımında nasıl suiistimal edildiğini de gözler önüne seren Rosen, Roma topraklarını işgal eden kavimlerin çoğunluğunu oluşturan Cermen unsurlara ve Avrupa tarihine vurdukları sarsıcı damgaya odaklanıyor.

Çalışma, MS 2. ile 5. yüzyıllar arasında giderek tansiyonu yükselen çalkantılı süreçte, muharebeler, işgaller, taht iddiaları, iç savaşlar, ittifaklar ve ihanetlerle örülü kargaşa yıllarında Batı Roma’yı yıkılmaya götüren ve Avrupa’da modern ulusların oluşumunun temelini atan bu olağanüstü sürece daha yakından bakmak için harika bir fırsat.

  • Künye: Klaus Rosen – Kavimler Göçü, çeviren: Mehmet Yıldırım, Runik Kitap, tarih, 132 sayfa, 2021

James McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa (2021)

Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökenini tarihöncesi dönemden bugüne Akdeniz dünyasında doğa imgesinin dönüşümü üzerinden bakan çok özgün bir çalışma.

James McGregor, Antik Akdeniz’de geleneksel tarımın, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı olmadığını, zengin olduğunu ve kendi kendini düzenleme kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.

Bu ilişkinin, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdiğini belirten McGregor, bu tarihten başlayarak tarım dünyasının doğa dünyasından ayrıldığını, bu ani ve çarpıcı değişimin de ekolojik anlayışı baş aşağı ederek halen mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sorunlara sebep olduğunu söylüyor.

Yazar böylece, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını savunuyor.

Kitap bu yönüyle, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini hatırlatıyor, doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmemizi, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmemizi telkin ediyor.

  • Künye: James H. S. McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa: Kriz Çağına Nasıl Geldik?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, tarih, 412 sayfa, 2021

Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke – Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi (2021)

Girit adası, coğrafi konumu açısından Doğu Akdeniz’in kilit noktasıdır.

Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke’nin otuz yıllık Girit çalışmalarının ürünü olan bu kitap da, Osmanlı dönemindeki Girit’i fethinden savaşlarına, toplumsal yapısından bölgede yaşanan ayaklanmalara ve adanın diplomasideki hayati yerine, konuyu çok zengin bir pencereden izliyor.

Girit kültürü kendine özgüdür.

İçinde, eski dönemlerden Miken, Minos, Roma, Hellen, Bizans ve biraz da Arap kültürü barındırır.

Ortaçağ ve hemen sonrasında, bu kadim kültürün üstüne kalın bir Venedik kültürü katmanı eklendi.

Bu senteze son olarak da Osmanlı kültürü katıldı.

Bütün bunlar Akdeniz mirasının özgün bir parçası haline gelen Girit kültürünü oluşturdu.

İşte elimizdeki kitap, bu olağanüstü tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı ayrıntılı olarak inceliyor.

Yazarların Girit kadı sicillerini de kapsayan çok geniş bir arşiv, yazma ve belge taramasının sonucu olan kitap, bilinçli popüler tarih tercihiyle, başta Giritliler olmak üzere, Osmanlı dönemi Girit tarihini merak eden tüm okuyuculara kolay okunan bir anlatı sunuyor.

  • Künye: Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke – Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi, İş Kültür Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2021

Zafer Toprak – Cumhuriyet ve Antropoloji (2021)

Erken Cumhuriyet dönemindeki antropolojik araştırmaların arkasındaki siyasi ve ideolojik saikler nelerdi?

Zafer Toprak’ın yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu nitelikli çalışması, 1930’lu yıllarda gerçekleştirilen bilimsel ve kültürel devrimin geri planında yer alan birikime odaklanıyor.

Bir anlamda, Tanzimat sonrası yüz yılı kapsayan bir bilim tarihi olarak da okunabilecek ‘Cumhuriyet ve Antropoloji’de tartışılan kimi ilgi çekici konular şöyle:

  • Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde antropolojinin doğuşu,
  • Cumhuriyet’in Ankara’da tasarladığı ilk fakülte olan 1923 tarihli İçtimaiyyat Fakültesi,
  • Antropoloji ve Türk Tarih Tezi,
  • Şevket Aziz Kansu ve antropolojinin evrimi,
  • Sosyal Darwinist tarih ve Türk Tarih Tezi,
  • Osmanlı proto-antropolojisi ve toplumsal cinsiyet ırkçılığı,
  • Erken Cumhuriyet’in doğa bilimleri,
  • Türkiye’de tarih eğitiminin evrimi,
  • 1939 Beynelmilel XVIII. Antropoloji ve Prehistorik Arkeoloji kongresindeki tartışma konuları,
  • Dil devrimi ve Sadri Maksudi,
  • Antropolojik dilbilim ve Güneş-Dil teorisi,
  • Atatürk ve ezoterik arkeoloji,
  • Toplum mühendisliği ve antropolojik ırk sorunu…

Künye: Zafer Toprak – Cumhuriyet ve Antropoloji, İş Kültür Yayınları, antropoloji, 624 sayfa, 2021

Enzo Traverso – Ateş ve Kan (2021)

Önde gelen siyaset bilimci Enzo Traverso’dan 1914-1945 arasında büyük yıkımla sonuçlanmış Avrupa iç savaşının usta işi bir otopsisi.

‘Ateş ve Kan’, tüm Avrupa’yı ateş ve kan gölüne çevirmiş devrim, yıkım ve savaş sürecini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Traverso, modern teknolojinin, soğuk idari bürokratik aklın ve ilkel şiddetin bir araya geldiği söz konusu süreçte birey ve toplumların nasıl büyük zorbalıklara maruz kaldığını, şiddetin nasıl sınır tanımaz bir seviyeye tırmandırıldığını gözler önüne seriyor, daha da önemlisi, bunların bugünden bakıldığında bize neler söyleyebileceğini tartışması.

Yazar, yalnızca bu dönemde büyük güç kazanmış faşist hareketleri değil, aynı zamanda anti-faşist hareketlerin de o dönem yaşanan trajedilerdeki sorumluluğu üzerine eleştirel düşünmesiyle de çok önemli.

  • Künye: Enzo Traverso – Ateş ve Kan: Avrupa İç Savaşı, 1914-1945, çeviren: Onur Gayretli, Heretik Yayıncılık, tarih, 400 sayfa, 2021

Bayram Koca – “Kürtler Aslında…” (2021)

1945-1980 yılları arasında uç sağın Kürt meselesine bakışı üzerine çok yönlü bir inceleme.

Bayram Koca uç sağ kavramıyla Türk sağı (milliyetçilik, muhafazakârlık ve İslâmcılık) içerisinde merkez sağ-muhafazakârlık dışında kalan İslâmcılık ve milliyetçilik akımları kastediliyor.

Koca, bu alanda yapılmış ilk inceleme olan çalışmasında, Soğuk Savaş sürecinde “güvenlik”, “kimlik” ve “kalkınma” kavramları ekseninde, doğrudan Kürt meselesine odaklanmak yerine uç sağın Kürt meselesine dair söylemini irdeliyor.

Uç sağın Soğuk Savaş sürecinde Kürt meselesini genel olarak “güvenlik”, “kimlik” ve “kalkınma” çerçevesinde tartıştığını belirten Koca’nın çalışması, Kürtlere yaklaşım konusunda uç sağın içinde hem milliyetçi ve İslâmcı cenahlar arasında ortaklıkları ve farklılıkları ortaya koymasıyla önemli.

Kitabın sunduğu bir diğer ilgi çekici katkı ise, Türkiye’de İslâmcıların Soğuk Savaş sürecinde ana akım İslâmcılar ve Radikal İslâmcılar şeklinde ikiye bölünmesinde, Kürt meselesine yaklaşımlarının önemli bir etken olduğunu ortaya koyması.

  • Künye: Bayram Koca – “Kürtler Aslında…”: Uç Sağın Kürtlere Bakışı, İletişim Yayınları, siyaset, 310 sayfa, 2021

Atilla Özsever – Mesele Teslim Olmamakta (2021)

Türkiye’nin yakın tarihi, devrimci serüveni, darbeler tarihi, dalgalı siyaseti ve gazetecilik dünyası üzerine çok iyi bir tanıklık.

12 Mart döneminde piyade üsteğmeni iken siyasi görüşleri nedeniyle re’sen emekliye sevk edilmiş, 2.5 yıl cezaevinde kalmış, 68 kuşağından gazeteci ve akademisyen Atilla Özsever hocaya kulak veriyoruz.

Kitabın ilk bölümü, Özsever’in askerlik ve 12 Mart dönemi üzerine anılarından oluşuyor.

Kitabın devamı ise Özsever’in gazetecilik yılları ve akademik yaşamına dair tanıklığını sunuyor.

Özsever kitabında, Devrimci Subaylar Örgütü, askeri okullarda eğitim, Mahir Çayan ve Sinan Cemgil gibi dönemin öne çıkan devrimci kişilikleri, OYAK bildirisi, Ziverbey Köşkü’nde işkence, Deniz’lerin idamı, cezaevi yılları, TRT’ye giriş ve TRT’den atılma, sendika uzmanlığı, kanlı 1977 Mayıs’ı, 12 Eylül Darbesi’nde yaşananlar, Hürriyet’te Çetin Emeç ve Ertuğrul Özkök çekişmesi, öğretim üyeliği yılları, üniversitelerde sözleşme sorunu, Gezi direnişi ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi, hem kişisel hayatında, hem de Türkiye yakın tarihinde iz bırakmış pek çok kişi ve olayı anlatılıyor.

  • Künye: Atilla Özsever – Mesele Teslim Olmamakta: Asker Kökenli Bir 68’linin 12 Mart, Gazetecilik ve Akademisyenlik Anıları, Ayrıntı Yayınları, anı, 320 sayfa, 2021

Hans-Lukas Kieser – Talat Paşa (2021)

İttihat ve Terakki’nin azametli parti lideri, Balkan Savaşları sırasında kurulan diktatoryal tek parti rejiminin önde gelen nâzırı ve Soykırım’ın mimarı Talat Paşa üzerine usta işi bir siyasi özgeçmiş.

Daha önce birçok kıymetli çalışmaya imza atmış Hans-Lukas Kieser, burada çok özgün tezlerle karşımıza çıkıyor.

Yazara göre, etno-milliyetçilik ve siyasal İslâmla güç kazanan Talat Paşa, Anadolu’da Türk ulus-devleti haline gelecek oluşumu inşa eden ilk kişiydi.

Nihai kurucu Kemal Atatürk ise, kadro ve merkezî kavramlar söz konusu olduğunda, alenen onun siyasi mirasçısıydı.

Kieser, Talat Paşa’nın, radikal bir ulusçuluğa yaslanan Osmanlı sonrası Türkiye’nin doğrudan doğruya atası haline geldiğini; Atatürk’ün selefi Talat’ın, siyasi İslâm’ın gücüne yaslanmaya devam ettiğini, Kemalistler için dinsel hegemonyanın dönüşünü devamlı bir tehdit haline getirdiğini belirtiyor.

Bu tehdidin Kemalizm sonrası dönemde neredeyse kaçınılmazlaştığını söyleyen Kieser’e göre, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki toplum tarihi ve siyasi kültür Talat Paşa’nın mirasını reddetmedi, bunun yerine, Atatürk’ün yaşam süresi boyunca devam eden bir sessizliğin ardından, 1940’larda resmî olarak baş üstünde tuttu.

Kitap, Talat Paşa’nın 1908 Jön Türk Devrimi’ndeki rolünden sürgüne ve orada öldürülmesine kadar uzanan bir aralıkta hayatını ele alıyor, Paşa’nın önceden fark edilmemiş gücüyle imparatorluğun fiili lideri olma yolunu izliyor.

Çalışma bunun yanı sıra, savaş dönemi İstanbulu’nu yansıtıyor ve Talat Paşa’nın başvurduğu yöntemlerin nasıl felaketle sonuçlandığını ve Ermeni soykırımının korkunç boyutlarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Hans-Lukas Kieser – Talat Paşa: İttihatçılığın Beyni ve Soykırımın Mimarı, çeviren: Ayten Alkan, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2021