Kolektif – Mekânsal Ağlar (2020)

Anadolu’nun arkeolojik, kültürel mirası ve kimliği hakkında çok önemli bir haritalama.

Daha önce burada ‘Lydia Arkeolojisi‘ adlı önemli bir kitabına da yer verdiğimiz Christopher Roosevelt’in derlediği bu derleme yayın, bunu da, geçmişi incelemek için Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve diğer analitik araçların kullanıldığı araştırma projelerine odaklanarak yapıyor.

Arkeoloji ve kültürel miras alanlarında görece yeni tekniklere de odaklanan çalışma, veri koleksiyonlarını mekânsal boyuta taşıyan ve web tabanlı haritalamaya yönelik çalışma yapan farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiriyor.

Kitapta yer alan makaleler, Ortaçağ Anadolu’sundaki Yahudi toplulukların haritalanması, Hrant Dink Vakfı’nın Türkiye Kültür Varlıkları Haritası, Osmanlı dönemindeki bostancıbaşı kayıtlarından yola çıkarak İstanbul kıyı şeridindeki sosyo-mekânsal farklılıkların araştırılması gibi farklı konuları ele alıyor.

  • Künye: Kolektif – Mekânsal Ağlar: Araştırma ve Kamu Erişimi İçin Anadolu’nun Geçmişinin Haritalandırılması, derleyen: Christopher H. Roosevelt, çeviren: Duygu Çamurcuoğlu ve N. Pınar Özgüner, Koç Üniversitesi Yayınları, arkeoloji, 224 sayfa, 2020

Sheila Margaret Pelizzon – Kadının Konumu Nasıl Değişti? (2021)

Toplumsal cinsiyet, yaygın bilinenin aksine feodalizmden ziyade kapitalizmin bir yapısal öğesidir.

Bunu bütün netliğiyle ortaya koyan Sheila Margaret Pelizzon’un çalışması, modern çağın ürettiği ataerkinin kadını nasıl ev kölesine dönüştürdüğünü gösteriyor.

Genel kanıya göre, ataerki kurumu feodalizmden kalma bir zihniyete aittir ve modern çağın başlamasıyla kadınlar özgürleşmiştir.

Pelizzon, Ortaçağ’da ve erken modern çağda Batı Avrupa’da kadının evlilik, aile, miras, çalışma hayatı ve kamusal alandaki konumunda meydana gelen değişimi inceleyerek bu tezin doğruluğunu araştırıyor.

Yazar, bundan çok daha farklı bir sonuca ulaşarak, toplumsal cinsiyet sorunuyla kapitalizm sorununun gerçekte nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.

Modern çağın ürettiği ataerkinin, kadını aile ve toplum içinde tâbi bir konuma ittiğini belirten Pelizzon, ataerkinin, erkeklerin kapitalist düzene desteğini sağladığını, kadını ucuz işgücüne dönüştürdüğünü ve böylece sermaye birikimine destek olduğunu ispatlıyor.

Kitap bu yönüyle, kadınların evden çıkıp üretime katılmakla tâbi olma sorunlarının çözüleceği yolundaki görüşü de zayıflatıyor.

Kadının toplumsal konumunu tarihsel maddeci yöntemi ustaca kullanarak inceleyen Pelizzon’un çalışması, Ortaçağ ve erken modern Avrupa tarihçilerinin, tarihle ilgilenen sosyologların, çalışma ilişkilerini inceleyen tarihçilerin, toplumsal cinsiyet araştırmacılarının ve bütün tarih meraklılarının ilgisini çekecek türden.

  • Künye: Sheila Margaret Pelizzon – Kadının Konumu Nasıl Değişti?: Feodalizmden Kapitalizme, çeviren: İhsan Ercan Sadi ve Cem Somel, İmge Kitabevi, inceleme, 448 sayfa, 2020

Pierre Broué – Almanya’da Devrim (2021)

1917’den 1923’e kadar, devrimcilerin Almanyası’nda mücadele, sokak savaşlarıyla, barikat saldırılarıyla yürüdü.

Fakat aynı zamanda ve özellikle fabrikalarda, madenlerde, halk evlerinde, sendikalarda ve partilerde, mitinglerde ve komite toplantılarında, politik-ekonomik grevlerde, sokak gösterilerinde, fikir savaşlarında, kuramsal tartışmalarda kendini gösterdi.

Daha önce ‘İspanya’da Devrim ve İç Savaş‘ adında çok önemli bir yapıtına da yer verdiğimiz Pierre Broué’nun bu eşsiz çalışması da, Almanya’daki işçi sınıfının bağrındaki bu kıyasıya kavgayı başından sonuna değin izliyor.

Tam 869 sayfalık bu oylumlu kitap, o dönemde Alman devrimcilerinin “solculuk” ile “oportünizm”, “bağnazlık” ile “revizyonizm”, “aktivizm” ile “eylemsizlik” arasında geleceğe doğru giden zorlu yollarının kapsamlı bir dökümünü yapıyor, Rus yoldaşlarının başarılı deneyimlerinden de yola çıkarak kendi ülkelerinde iktidarın işçi sınıfı tarafından ele geçirilmesini sağlama almanın yollarını keşfetme çabasını ele alıyor.

  • Künye: Pierre Broué – Almanya’da Devrim 1917-1923, çeviren: Şule Çiltaş, Ayrıntı Yayınları, tarih, 896 sayfa, 2021

Jean-Paul Roux – Türklerin ve Moğolların Eski Dini (2021)

Orta-Doğu ile Asya üzerine ve karşılaştırmalı din tarihi hakkında pek çok çalışmaya imza atmış Jean-Paul Roux’nun önemli eserlerinden biri olan ‘Türklerin ve Moğolların Eski Dini’, Türk ve Moğol toplumlarının Antik dönemde ve Ortaçağ’daki dinleri üzerine ilk monografi.

Roux burada, köken söylencelerinden kozmogonilerine, Şamanizme duydukları inançtan maddi hayatın oluşumuna kadar Türklerin ve Moğolların dinsel anlayışlarının usta işi bir dökümünü yapıyor.

Yazar çalışması için şu ana kadar gün ışığına çıkarılmış bütün yazıtların yanı sıra, Oğuzname, Kutadgu Bilig, Irk Bitig ve benzeri temel kaynaklar ile seyyahların anılarından ve Bazin, Barthold, Harva, Pelliot, Vladimirtsov gibi uzmanların çalışmalarına kadar pek çok kaynaktan yararlanmış.

  • Künye: Jean-Paul Roux – Türklerin ve Moğolların Eski Dini, çeviren: Aykut Kazancıgil, Dergah Yayınları, tarih, 349 sayfa, 2021

Serdar Korucu – Sancak Düştü (2021)

Fransız idaresi altındaki İskenderun Sancağı’nın 1939’da Türkiye’ye iltihakı sırasında Türkiye basınında yayımlanan ve Ermenileri merkeze alan haberlere, makalelere ve röportajlara odaklanan önemli bir çalışma.

Serdar Korucu, gazetelerden yansıyanları anılar, döneme ve bölgeye dair akademik çalışmalar ve arşiv belgeleriyle birleştirerek çalışmasını bir anlamda bütünlüklü bir anlatıya dönüştürmüş.

Özellikle de Ermenilere odaklanarak.

Bu tercihin ne kadar yerinde olduğu da görülüyor.

Zira görüleceği gibi bu dönemde, Türkiye basını için Ermenilerle ilgili her şeyin tartışma konusu, spekülasyon alanı olmuştu.

Kitap bu yönüyle, sadece Hatay meselesini değil, Cumhuriyet’in ilk dönemini anlamak için de değerli bir kaynak.

  • Künye: Serdar Korucu – Sancak Düştü: İskenderun Sancağı’ndan Hatay’a “Ermeni Meselesi”, Aras Yayıncılık, tarih, 224 sayfa, 2021

Lerna Ekmekçioğlu – Bir Milleti Diriltmek (2021)

1915 ve sonrasında nüfusunun büyük bir kısmını ve aydın sınıfını kaybetmiş Ermeniler, o süreçte ne tür stratejiler ve yöntemlerle kendi kendini diriltmeye çalıştı?

Lerna Ekmekçioğlu’nun bu harikulade çalışması, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasını, işgal altındaki İstanbul’u ve İstanbul’da ve hayatta kalan Ermenileri mercek altına alarak Ermeni milletinin hangi siyasi, ekonomik ve toplumsal adımlarla kendini yeniden inşa etmeye çalıştığını ve bu süreçte toplumsal cinsiyet rollerinin hangi şekillerde yeniden üretildiğini araştırıyor.

Bunu yaparken de, dönemin kadın hareketinin önde gelen ismi Hayganuş Mark tarafından 1919-1933 arasında yayımlanan ve birçok feministin katkıda bulunduğu kadın dergisi Hay gin’i merkeze alan Ekmekçioğlu, kadınların ve özellikle de feministlerin bu süreçte nasıl hayati bir rol üstlendiğini gözler önüne seriyor.

‘Bir Milleti Diriltmek’, Ermenilerin, Osmanlı İmparatorluğu Türkiye Cumhuriyeti’ne evrilirken yaşadığı dönüşüme ilişkin eksik bırakılan temel, hayati bir anlatıyı tamamlıyor.

  • Künye: Lerna Ekmekçioğlu – Bir Milleti Diriltmek, 1919-1933: Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Türkiye’de Ermeniliğin Yeniden İnşası, çeviren: Serdar Aksoy, Aras Yayıncılık, inceleme, 264 sayfa, 2021

Bob Jessop – Devlet: Dün, Bugün, Gelecek (2021)

Devletin rolü ve niteliği hakkında tartışmalar modern politikaların merkezinde yer alsa da, devletin kendisini tanımlamak zordur, zira devlet kavramı bir dizi tarihsel yoruma tabidir.

Bob Jessop’ın 5 Mart’ta yeni bir baskıyla raflardaki yerini alacak değerli incelemesi, tam da böylesi bir tarihsel yorum ekseninde devleti anlamaya çalışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitapta, devletin soy kütüğü, ulus-devlet, devlet formasyonları, devletlerin dönemleştirilmesi, çağdaş devletler ve mevcut devlet yapılarının geleceği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitabın devamında ise,

  • Devletin en iyi şekilde; zor kullanma kapasiteleri, kurumsal mahiyeti, sınırları, içsel işleyişleri ve uluslararası sistem içerisindeki egemen konumu üzerinden tanımlanıp tanımlanmayacağı,
  • Devletin sosyal ilişki ya da siyasal eylem yönelimine yardımcı olup olmadığı,
  • Ve devlet ve siyaset, devlet ve hukuk, devlet ve sivil toplum, özel ve kamu, devlet iktidarı ve mikro iktidar ilişkileri arasında ne tür bağların olduğu gibi konular tartışılıyor.

Her yerde olan devleti anlamak, bilmek ve bunu daha iyi yorumlamak için, yaşayan en önemli devlet kuramcılarından biri olan Bob Jessop’ın bu incelemesine muhakkak bakılmalı.

Kitap, Jessop’ın daha önce yayınlanmış ‘Kapitalist Devletin Geleceği’ ve ‘Devlet Teorisi’ adlı kitaplarıyla başladığı üçlemenin son cildi.

  • Künye: Bob Jessop – Devlet: Dün, Bugün, Gelecek, çeviren: Atilla Güney, Nika Yayınevi, siyaset, 408 sayfa, 2021

Alexander Anievas ve Kerem Nişancıoğlu – Batı’nın Egemenliği Nasıl Kuruldu? (2020)

Kapitalizmi küresel hâkimiyete taşıyan etkenler nelerdi?

Alexander Anievas ve Kerem Nişancıoğlu’nun özgün tezler barındıran bu çalışmaları, kapitalizmin kökenlerini ve tarihini uluslararası ve jeopolitik bir çerçeveden izliyor.

Tarihsel bir üretim biçimi olarak kapitalizmin temelinde bu “uluslararası olma halinin” yattığını belirten yazarlar, kapitalizmin ayrıksı bir üretim biçimi olarak ortaya çıkmasına imkân sağlayan “Avrupa dışı” jeopolitik koşulları ve faillik biçimlerini ele alarak, bu varsayımlarını destekliyor.

Yazarlar, yaygın kanıların aksine, kapitalizmin kökenlerinin kültürel ve coğrafi açıdan Avrupa’nın sınırlarına hapsedilemeyeceğini iddia ediyor ve buradan yola çıkarak Moğol istilalarının dünyayı birleştirmesinden vebanın yıkıcı ve yaratıcı etkilerine, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa üzerindeki jeopolitik baskısından Amerika ve Asya’daki sömürgelerin sınıfsal ve toplumsal cinsiyete dayalı ilişkilerin ortaya çıkışındaki tarihsel rolüne, kapitalizmi yaratan farklı süreçleri birbirleri ile ilişkileri içerisinde analiz ediyor.

  • Künye: Alexander Anievas ve Kerem Nişancıoğlu – Batı’nın Egemenliği Nasıl Kuruldu?: Kapitalizmin Jeopolitik Kökenleri, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, tarih, 384 sayfa, 2020

Ali Arayıcı – Kemalist Türkiye’de Eğitim Sorunu ve Köy Enstitüleri (2020)

Kemalist dönem Türkiye’sinin eğitim-kültür politikaları ve bunların günümüz Türkiye’sindeki yansımaları üzerine iyi bir eleştirel analiz.

Köy Enstitüleri tartışmasını da konuya dâhil eden Ali Arayıcı’nın kitabı, bugün nasıl bir eğitim sistemi istediğimiz sorusuna yanıt olabilecek türden.

Kemalist dönem Türkiye’sinin eğitim-kültür politikaları, arayışları ve kırsal alanda eğitim üzerine önemli tezler içeren kitap, ilk olarak eğitimin sınıfsal niteliğinden hareketle, kapitalist ve sosyalist eğitim sistemlerini karşılaştırıyor.

Arayıcı ardından, Türkiye’nin eğitim serüvenini, Cumhuriyetin kuruluş yıllarından Köy Enstitüleri’ne kadar izliyor, daha sonra da Türkiye’nin bugünkü eğitim sisteminde öne çıkan sorunları ele alıyor.

Kitap, özellikle Köy Enstitüleri bağlamında bazı kesimler tarafından bilinçli yahut bilinçsiz şekilde saptırılan konulara açıklık getirmesiyle de önemli.

  • Künye: Ali Arayıcı – Kemalist Türkiye’de Eğitim Sorunu ve Köy Enstitüleri, Doruk Yayınları, tarih, 382 sayfa, 2020

Peter Burke – Erken Modern Dünyada Kimlik, Kültür ve İletişim (2021)

Peter Burke, erken dönem modern Avrupa tarihin yanı sıra, sosyal ve kültürel tarih alanlarında da öncü isimlerden biridir.

Bu kitap ise, Burke’ün dilin toplumsal tarihi ile kentlerin kültürel tarihini iletişim teması bağlamında bir araya getirdiği makalelerini sunuyor.

Kitap, ele aldığı pek çok konuyla dikkat çekiyor.

Örneğin burada nezaket kültürünün yanı sıra çevirmenlik, kentlerin duyumsal tarihi ve kentlerdeki şiddet gibi konular, Burke’ün kendine has analitik ve yalın üslubuyla karşımıza çıkıyor.

Kent ve kimlik arasındaki ilişki üzerine ilgi çekici ayrıntılar barındıran çalışma, bilhassa çevirmenlerin de ilgisini çekebilecek muhtevaya sahip.

Zira kitapta, erken modern dünyada çevirmenin kimliği, çevirmenlik mesleğinin kuralları, kültürler arasında köprü işlevi gören çevirmenlerin faaliyetleri gibi önemli konular tartışılıyor.

  • Künye: Peter Burke – Erken Modern Dünyada Kimlik, Kültür ve İletişim, çeviren: Turgay Sivrikaya, Islık Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2021